09 Şubat 2019

ULUSAL SORUNDA HÜKÜMETİN POLİTİKASI - Şubat 1919

İzvestiya No. 30, 9 Şubat 1919
Stalin

Bir yıl önce, Ekim Devrim'inden önce, bir devlet olarak Rusya, bir çöküş tablosu sunmaktaydı. Eski "genişlemiş Rus imparatorluğu" ve bunun yanında çeşitli yönlere doğru uğraş veren bir dizi yeni küçük devletler - işte manzara buydu. 

Ekim Devrimi ve Brest barışı, bu çöküş sürecini sadece derinleştirdi ve daha da geliştirdi. Artık Rusya'dan değil, Büyük Rusya.'dan söz ediliyordu, bu arada kenar bölgelerde ortaya çıkan ve merkezdeki sosyalist Sovyet hükümeti­ne karşı düşmanlıkla dolu burjuva hükumetler, ona savaş ilan ediyorlardı. 

Hiç kuşku yok ki, bunların yanısıra kenar bölgelerdeki İşçi ve Köylü Sovyetleri'nin, merkezle birlik doğrultusun­da çabaları vardı. Ne var ki bu çabalar ülkenin içişlerine müdahale eden yabancı emperyalistlerin karşı yöndeki etki­leri ile önce istila edildi, sonra da ezildi. 

O zamanlar baş rolü üstlenen Avusturya ve Alman em­peryalistleri, eski Rusya'nın çöküşünden büyük bir beceriyle kendilerine kazanç sağladı: kenar bölgelerdeki Hükümetle­re, merkeze karşı savaşta gerekli olan her şeyi fazlasıyla ver­diler ve kenar bölgeleri yer yer istila ederek Rusya'nın nihai dağılmasına yardımcı oldular. Avusturyalıların ve Alman­ların gerisinde kalmak istemeyen Antant emperyalistleri de aynı yolu tuttular. 

Bolşevik Partinin düşmanları, dağılmanın suçunu elbet­te (elbette!) Sovyet iktidarına yıktılar. Oysa kaçınılmaz olan bu geçici dağılma sürecine Sovyet iktidarı karşı koyamamış, karşı koymak da istememiştir. Bunu kavramak hiç de zor değildir. Sovyet iktidarı emperyalist süngü zoruyla ayakta tutulan Rusya'nın birliğinin, Rus emperyalizminin yıkılışı ile zorunlu olarak dağılacağını bilmekteydi: Sovyet iktida­rının, kendi özüne ihanet etmeksizin, birliği Rus emperya­lizminin yöntemleriyle ayakta tutması olanaksızdı. Sovyet iktidarı, sosyalizmin herhangi bir birliğe değil, kardeşçe bir birliğe ihtiyacı olduğunun ve böyle bir birliğin ancak Rus­ya'da yaşayan milliyetlerin emekçi sınıflarının özgür itt­fakı ile gerçekleşebileceğinin ya da hiç gerçekleşmeyeceğı­nin bilincindeydi. 

Avusturya-Alman emperyalistlerinin yenilgiye uğratıl­ması yeni bir tablo ortaya çıkardı. Bir yanda işgalin tüm korkunçluğunu yaşamış kenar bölgelerde Rus proletaryası­na ve onun devlet inşası biçimlerine güçlü bir eğilim, kenar bölgelerdeki Hükümetlerin ayrılıkçı çabalarının önünde ça­resiz kaldığı bir eğilim ortaya çıktı. Öte yandan, işgal edil­miş bölgelerdeki emekçi yığınların, kendi politik yüzlerini göstermelerini engelleyen dış silahlı güç (Avusturya-Alman emperyalistleri) artık yoktu. Bunun üzerine, işgal edilmiş  bölgelerde başlayan muazzam devrimci kabarış ve bir dizi ulusal İşçi-Köylü Cumhuriyetlerinin kurulması, işgal edilmiş bölgelerin politik çabalarının niteliği üzerine hiçbir kuşkuya yer bırakmadı. Ulusal Sovyet Hükumetlerinin tanınma isteğiyle başvurmaları üzerine Rusya Sovyet iktidarı, ku­rulan Sovyet Cumhuriyetlerinin tam bağımsızlıklarını koşul­suz olarak tanımakla yanıtladı. Böylece Sovyet iktidarı, mil­liyetlere karşı her türlü zor kullanmayı reddeden ve milliyetlerin emekçi yığınlarının gelişimi için tam özgürlüğü talep eden eski, sınanmış politikasını izledi. Sovyet iktidarı, karşılıklı anlayışın ancak karşılıklı güven temelinde ger­çekleşebileceği ve halkların sağlam ve yıkılmaz birliğinin ancak karşılıklı anlayış temelinde inşa edilebileceği konu­sunda açıktı. 

Sovyet iktidarının karşıtları, Sovyet iktidarını, Rusya' yı parçalamak için yeni bir dönem içinde bulunmakla suçlama fırsatını kaçırmadılar. Kenar bölgelerin merkeze cazibe duyduklarını gördükten sonra, bunların arasından en gericileri, Sovyet iktidarını yıkarak "Büyük Rusya"nın -el­bette ateş ve kılıçla -yeniden kurulması şiarını ortaya at­tılar. Daha dün Rusya'yı bir dizi bağımsız karşı-devrimci ocaklara parçalamak isteyen Krasnov ve Denikin, Kolçak ve Çaykovski, bugün aniden, bir "Tüm-Rusya devlet"i "fik­ri"ne sevdalanıyorlar. Politik koku alma yetenekleri inkar edilemeyecek olan ve daha dün oyunlarını Rusya'nın dağıl­ması üzerine kurmuş olan İngiliz-Fransız sermayesinin ajan­ları, bugün oyuna öyle hızlı bir dönüşüm vermişlerdir ki, ülkemizde biri Sibirya'da, öteki de Güneyde olmak üzere tam tamına iki "Tüm-Rusya" Hükümeti kurmuşlardır. Tüm bunlar, kenar bölgelerin önüne geçilmez biçimde merkeze cezbettiklerini göstermektedir ve hem içteki hem de dıştaki karşı devrimciler, bundan yararlanma çabası içindedirler. 

Söylemeye gerek yok ki, "eski Rusya"yı (eski rejim al­tında) restore etmeye çalışanların karşı-devrimci ihtirasla­rı, Rusya'da yaşayan milliyetlerden emekçi yığınların bir­ buçuk yıllık devrimci etkinliğinden sonra, başarısızlığa mah­kumdur . Ama karşı devrimcilerimizin planları ne denli üto­pik ise, halkların karşılıklı, kardeşçe güvenine dayanan Sov­yet iktidarının politikası da o denli gerçekçidir. Dahası, bu politika şimdiki uluslararası durumda biricik gerçekçi, bi­ricik devrimci politikadır. 

Rus Sovyet Cumhuriyeti ile bir federatif bağ kurma üzerine Byelo-Rusya Cumhuriyeti  Sovyet Kongresi'nin son deklarasyonu, buna açık bir örnektir. Bağımsızlığı kısa süre önce tanınan Byelo-Rusya Sovyet Cumhuriyeti, bugün Sovyet Kongresi'nde Rus Cumhuriyeti ile beraberlik isteği­ni özgürce ilan etmektedir. Byelo-Rusya Sovyet Kongresi, 3· Şubat deklarasyonunda "bugün tüm bağımsız Sovyet Cum­huriyetlerinin emekçilerinin özgür, gönüllü ittifakının, iş­çilerin ve köylülerin tüm kapitalist dünyaya karşı savaşla­rında zaferi garantileyecek tek şey" olduğunu ilan ediyor. 

"Tüm bağımsız Sovyet Cumhuriyetlertnin emekçilerinin gönüllü ittifakı" ... Sovyet iktidarının durmadan sözünü ettiği ve şimdi mükemmel sonuçlarını gösteren halkların birleşme yolu işte bu yoldur. Byelo-Rusya Bunun dışında Sovyet Kongresi,  Litvanya. cumhuriyeti ile birleşme kararı almış ve her iki Cumhuri­yetin Rus Sovyet Cumhuriyeti ile federatif bağını zorunlu görmüştür. 

Telgraf, Litvanya Sovyet Hükümeti'nin de aynı görüşte olduğunu bildirmektedir, bu arada_. Litvanya'daki partiler içinde en etkili olan Litvanyalı komunistlerın Parti konferansında, görüldüğü kadarıyla, Litvanya Sovyet Hükümeti'nin tavrını doğru bulduğunu açıklamıştır. Şimdi Plan­lanan Lltvanya Sovyet Kongresi'nin de aynı yolu izle­yeceğini ummak için her türlü neden vardır. 

Sovyet iktidarının ulusal sorundaki politikasının doğruluğuna bir başka kanıttır bu.

Böylece Rusya halkları eski emperyalist  butünlüğün çöküşünden, bağımsız Sovyet Cumhuriyetleri yoluyla halk­ların yeni, özgür ve kardeşçe bir birliğine ulaşmışlardır. 

Bu yol, hiç kuşkusuz kolay bir yol değildir. Ne var ki bu yol, Rusya'daki milliyetlerin emekçi yığınlarının saglam yıkılmaz sosyalist ittifakına götüren tek yoldur.

İzvestiya No. 30, 9 Şubat 1919
Stalin