21 Mart 2019

III. ENTERNASYONAL BELGELER 1919-1943

III. ENTERNASYONAL BELGELER 1919-1943

Buradaki Belgeler, bu kitap dahil olmak üzere, değişik yayınlardan toparlanmıştır.
Kronolojik olarak Hermann Weber in derlemesinin Ümit KIVANÇ tarafından Türkçeye Çevirisi temel alınmıştır. 

Giriş

İki dünya savaşı arasında hareketli sosyal çalkantılarla ge­çen yıllarda, gerek devrimci gerekse tutucu güçlerin ilgisinin toplandığı merkez, en çok tartışılan konu, en çok desteklenen yada saldırılan hedef Komintern olmuştur.- III. Enternasyonal yada Komünist Enternasyonal. Bir yandan Komintern, kapitaliz­me ve emperyalizme yönelik, önemli - önemsiz, kendiliğinden yada bilinçli her türlü protesto, direniş yada ayaklanmayı des­tekleyip, bunlarla bağlantı kurmağa ve dünya devrimi hedefine tabi kılmağa çalışırken, karşı devrim cephesi de her türlü sos­yal hoşnutsuzluğun ardında onun kışkırtmasını aramıştır. Ona duyulan tepki ve düşmanlık, 1930'larda faşist devletlerce oluş­turulan Antt-Komintem Paktla noktalanmıştır.

I. Dünya Savaşma kadar Avrupa ve Amerika'nın sınıf bilin­cine sahip işçileri, —az ya da çok Marksist eğilimli— sosyalist partilerde örgütlenmişti. Bunlar da nisbeten gevşek bir örgüt olan II. Entemasyonal'de biraraya gelmişlerdi. Enternasyonal, yal­nız sosyalizm uğruna mücadele vermiyor, aynı zamanda milyon­larca taraflarıyla, bir savaşı engelleyebileceğini de düşünüyordu. Kongrelerinde de buna uygun, savaş aleyhtarı bildiriler yayın­lanıyordu. Bunların sonuncusu I9i2'de Basel’de yayınlanandı. Ama Dünya Savaşı patlak verdiğinde hemen tüm sosyalist par­tiler tavırlarını değiştirdiler ve «anayurt savunması» nutukları atmayı başladılar. Kendi devletlerini saldırıya uğramış saydılar ve daha önceleri uğrunda mücadele verilen «sınıf dayanışması­nın yerine o sırada başta bulunan kendi hükümetlerine karşı «mücadelenin bir süre için tatil edilmesi-nden (Burgfriede —iç barış) yana tavır aldılar. II. Enternasyonalin yönetici ve en güçlü partisi olan Alman Sosyal-demokrasisi 4 Ağustos 1914’de Keichstag'da (Alman İmparatorluk Meclisi) ittifakla savaş kre­dilerini kabul etti. Sosyalist Enternasyonalin iflası apaçık or­tadaydı.

Sadece Sırp ve Rus sosyalistleri bu genel savaş coşkusuna karşı çıktılar. Ama bunun hiçbir önemi olmadı. Ancak birkaç ay sonra çeşitli ülkelerdeki savaş aleyhtarları seslerini —başlan­gıçta oldukça tereddütlü olmakla birlikte— yükseltmeye başla­yınca Enternasyonal içinde bir bölünme görülür hale geldi. Tüm sosyalistlerin görünürde ititfakla savaşı kabullendikleri inancı­nın yanıltıcı olduğu. Kari Liebknecht ve Rosa Luxemburg’un «parti disiplininin bağlarından kurtulmalarından ve gruplan Spartaküs’le birlikte uluslararası ve sol geleneğin mücadelesini vermeye başlamalarından sonra ortaya çıktı. 1915’de Zimmer- wald’da ve 1916’de İsviçre'de Kienthal’de biraraya gelen pasifist- lerin (savaş aleyhtarlarının) ve sol sosyalistlerin etkisi, sa­vaş uzadığı oranda arttı. Ama sosyalistlerin çoğunluğu yeni mil­liyetçi konumlarını korudular. Ancak bir parti ve özellikle de bir kişi ta en başından beri sosyalistlerin çoğunluğunun aldığı tavırdan en keskin sonuçlan çıkarmıştı: Lenin'in önderliğindeki Rus Bolşevikleri. Lenin daha 1914 Eylülünde «İkinci Enternasyo­nalin çöküşümü saptamıştı:
«II. Enternasyonal öldü. Oportünizm yedi başını. Kahrolsun oportünizm ve yaşasın .dönekleri ve oportünizmi başımızdan atan III. Enternasyonal!!.. II. Enternasyonal Ondokuzuncu Yüz­yılın son çeyreği ile Yirminci Yüzyılın başındaki korkunç kapi­talist köleliğin uzun ‘barışçıl dönemi’ boyunca, proleter kitlele­rin örgütlenmesinde yararlı bir çalışma yapmıştır. III. Enternas­yonalin görevi proletaryayı kapitalist devletlere karşı devrimci mücadeleye, bütün ülkelerin burjuvazilerine karşı içsavaşa ha­zırlamak olacaktır. Bunu yapmaktaki amacı, kamu güçlerinin ele geçirilmesi ve sosyalizmin zaferidir.»
Savaşın, kapitalizmin derin bir bunalımının sonucu olduğunu saptayan Lenin, dünya durumunun yeni bir anaJizini yapar. Ge­lecekte Komünist Enternasyonalin izleyeceği taktik, temel ola­rak, 1916’da yayımlanan eseri Emperyalizm - Kapitalizmin En Yüksek Aşaması'na dayanıyordu. Burada Lenin, 20. yüzyıl kapi­talizmini, iç yapısı açısından tekelci kapitalizm, dış siyasal et­kinliği açısından emperyalizm ve tarihi anlamı açısından çürü­yen, ölen kapitalizm ve «yaklaşan dünya devriminin habercisi» olarak nitelendiriyordu. Lenin'e göre emperyaiizm dönemiyle bir­likte devrimin merkezi de kıta Avrupa’sından kaymıştı: Avru­pa’nın büyük devletlerindeki kapitalistler önde gelen işçi taba­kalarını («işçi aristokrasisi») sömürgelerden elde ettikleri kârlarla satın almışlar ve böylelikle bu tabakaları devrime yabancılaş­tırmışlardı. Dünya kapitalizmi «zinciri»nin kırılması gereken en zayıf «haika»lan Avrupa’nın kenar ülkeleri, yan-sömürgeler v.b.’dir. Dünya devriminin artan önemine ilk işaret eden Lenin’- dir. Ona göre sömürge halkların da katkısıyla III. Enternasyo­nal, gerçek bir dünya partisi olacaktı.

Savaş uzadıkça Bolşeviklerin ve müttefiklerinin yürüttüğü radikal propagandaya daha çok kişi inanıyordu. Bolşevikler, Zimmerwald ve Kienthal uluslararası kongrelerinde henüz tecrit edilmiş durumdayken ve hattâ Alman Spartakistleri birçok konu­da onlara karşıyken, bu durum, özellikle Rusya’daki 1917 Ekim Devrimi'nden sonra değişti. Yorulmak bilmez barış propagan­dalarıyla Bolşevikler, artan bir biçimde, savaştan dolayı çok acı çeken Avrupa işçilerinin sempatisini kazanıyorlardı. Devrimci bir Enternasyonal in kurulması imkânı gittikçe artıyordu ve sa­vaşın ardından Lenin, bunu gerçekleştirmenin zamanının geldi­ğini düşünüyordu.


1. KONGRE - MART 1919

24 Ocak 1919’da Rus Komünist Partisi Merkez Komitesi ve Polonya, Macaristan, Almanya, Avusturya, Letonya Komünist Partilerinin yabancı ülkelerdeki büroları ile Finlandiya komünist Partisi Merkez Komitesi, Sosyalist Balkan Federasyonu ve Ame­rikan Sosyalist İşçi Partisi Merkez Komiteleri bir çağnda bulun­dular. Bu çağnda şöyle deniyordu: «Aşağıda imzalan bulunan parti ve örgütler, yeni devrimci enternasyonalin ilk kongresinin toplanmasını kesin bir zorunluluk kabul ederler. Savaş ve dev­rim sırasında Sosyal Demokratlar ve eski Sosyalist Partilerin ve onlarla birlikte II. Entemasyonal'in de tümüyle iflas ettiği or­taya çıkmakla kalmamış, eski sosyal demokrasinin merkezci öğe­lerinin devrimci eylemde bulunmadıklan da görülmüştür. Öte yandan gerçek bir devrimci enternasyonalin çizgileri de ortaya çıkmaktadır.» «(...) proletaryanın görevi iktidann hemen ele geçirilmesinden ibarettir. İktidanrı ele geçirilmesi burjuva aygı­tının parçalanması ve proleter devlet aygıtının örgütlenmesi de­mektir. Yeni aygıt, işçi sınıfı diktatörlüğünü ete kemiğe bürün- dürmeli ve sömürücü sınıfın mülksüzleştirilmesi ve sistemli ola- rak baskı altına alınmasına hizmet etmelidir. Proleter devlet ti­pi. burjuva demokrasisi değildir. Burjuva demokrasisi, mali oli­garşinin egemenliğini gizleyen bir maskedir. Proleter devlet ti­pi ise, konseyler biçimindeki proleter demokrasisidir. Topraklara ve üretim araçlarına el konulabilmesi için, bunlann tüm halkın eline verilebilmesi için burjuvaziyi silahsızlandırmak ve işçi sı­nıfını silahlandırmak gerekir. Başlıca mücadele yöntemi, burju­va devlete karşı silahlı müadele patlak verene dek devrimci kit­lelerin eylemi sürdürmesidir.» Kongrenin görevi, «Komünist En­ternasyonal hareketini koordine etmek ve yönetmek, çeşitli ülke­lerdeki hareketin çıkarını, uluslararası devrimin genel çıkarlarına bağımlı kılmakla yükümlü bir mücadele organını yarat­maktan ibarettir.»

I. Kongre Mart 1919’da toplandı. Bu dönemde Sovyet Rus­ya’sı heryandan askeri cephelerle kuşatılmış, bütün yolları ka­panmış bir durumdaydı, öyle ki çağrılan delegelerden yalnızca çok azı, büyük güçlükler pahasına kongreye gelebilmişti. Bu kongrenin toplanmasıyla ilgili olarak Zinovyev’in II. Kongreye verdiği raporda şunlar yazıyordu: «O sıralar Amerika ve Avru- panm çeşitli ülkelerindeki komünist hareket henüz başlangıç ha­lindeydi. Komünist sancağı açmak, ve komünist enternasyonal fikrini ileri sürmek I. Kongrenin temel göreviydi. Ne var ki, çeşitli ülkelerdeki komünist partilerin genel durumu yanında, bu kongreye katılanlann sayısı Komünist Enternasyonal örgüt­lenmesinin pratik sorunlarını temelli biçimde tartışmaya izin vermedi...» Kongre, delegelerin kendi ülkelerindeki hareketin durumu üzerine sundukları raporları dinledi; Komünist Enter­nasyonalin direktifleri üzerine burjuva demokrasisi ve proleter- ya diktatörlüğü, uluslararası durum ve sosyalist akımlara karşı alınması gereken tavır konusunda bir takım kararlar alındı. Bü­tün bu kararlar, kurutuş çağrısı düşüncesi içersinde kaleme alın­mışlardı. Komünist Enternasyonalin kurulması 5 boş oya karşı oybirliğiyle karara bağlandı. Komünist Enternasyonalin kesin kurulması görevi İkinci Kongreye bırakıldı. İkinci Kongrenin yö­netimi için de Rus, Alman, Macar, İsviçre ve İskandinavya ko­münist partilerinin ve Balkan Federasyonunun temsil edileceği bir yürütme kurulu görevlendirildi (EKKİ). Kongre Dünya Pro­letaryasına seslenen bir manifestoyla sona erdi.

Komünist Enternasyonalin yaratılması, II. Enternasyonal si­yasetine karşı olan işçi kitlelerine bir amaç ve bir yönetim sağ­ladı. Devrimci işçiler, Enternasyonali doğru akmağa başladılar. Mart 1919’da İtalyan Sosyalist Partisi, Komintern’e katıldığım belirtti. Mayıs ayında Norveç İşçi Partisi ve Bulgar «dar» Sosya­list Partisi; Haziranda ise İsveç Sol Sosyalist Partisi, Macar Ko­münist Sosyalist Partisi v.b. katıldılar. Bu sırada II. Enternas­yonal de hızla üye kaybetmekteydi. En önemli partiler birbiri ardından II. Enternasyonali terketti.

Kuruluş kongresinde «Komintern Yürütme Kurulunun ve Bürolarının Berlin’de yerleşeceği» kararlaştırılmıştı; bu merkez­ler Alman . Sovyet Cumhuriyetinin zaferine kadar Moskova’da kalacaktı.
  1. Lenin Açış Konuşması (2-6 Mart 1919)
  2. KOMÜNİST ENTERNASYONAL İN MANİFESTOSU (1919)
  3. MUSTAFA SUPHİ’NİN MÜDAHELESİ (1919)
  4. EKKİ NİN VERSAY BARIŞ ANTLAŞMASINA KARŞI BİLDİRİSİ (1919)
İKİNCİ KONGRE — TEMMUZ 1920

II. Kongrede komünist hareketi güçlendirme yolları ele alın­dı; proleter devrimde partinin oynayacağı rol sorunu işlendi. Komünist parti, işçi sınıfının öncüsü, en devrimci ve en bilinçli kesimi olmalıdır. Parti Merkezilik ilkesi temelinde kurulmalı ve tüm örgütlerde, parti disiplinine bağlı çekirdekler oluşturulma­lıdır.

Sendikalar konusundaysa, «komünistler sendikalara bunları kapitalizme karşı mücadele kuruluşları ve komünizm okulları haline getirmek için girmelidirler» deniliyordu. İşçi konseyleri, fabrika konseyleri, parJamentarizm, toprak sorunları üstüne bir­çok kararlar alındı. Son olarak da, II. Kongre'de, Komünist En­ternasyonalin tüzüğü onaylandı.

«21 Koşul» sayesinde Komintern, sıkı merkeziyetçi bir biçim­de yönetilen bir örgüt haline geldi. Merkeziyetçilik, ulusal sek­siyonları bulunan «komünist dünya partisi» olarak III. Enternas­yonali II. Entemasyonal'deki partilerin gevşek birliğinden ayırt edecekti. Çoğu sol radikaller, üye partilerinin bağımsızlığı ve mil­liyetçiliği nedeniyle paramparça olan II. Enternasyonalin düştü­ğü yanlışlara düşmemek için, sıkı disiplini olan bir uluslararası örgütü gerekli görüyorlardı. Öbür yandan da «içsavaşın sert ko­şullan altında iş gören Enternasyonal»in sıkı bir merkezi oto­riteye ihtiyacı olduğuna inanıyorlardı; her komünist partisinin «neredeyse askeri bir disipÜn»e ihtiyaç duyduğu açıkça söy­leniyordu.

Bu koşullar, Komünist Enternasyonale katılmak isteyen her partinin tüm propaganda ve ajitasyonunun Komünist bir kimli­ğe sahip olmasını zorunlu kılmaktaydı. Basın, tümüyle parti MK'sına bağlı olmalıydı. Reformistler, tüm sorumlu mevkiler­den uzaklaştınlmalıydı. Parti illegal bir aygıta sahip olmalıydı.

II. Kongre’de ele alınan diğer önemli bir konu da. ulusal kur­tuluş savaşları ve bu savaşları yöneten ulusal burjuvaziye ve aydın kadroya karşı alınacak tavırdı.

II. Kongre sonrası, Avrupa ve Asyada komünist partilerin kuruluş dönemi oldu. İşçi sınıfı hareketinde önemli bir yükselme görüldü. Ancak bu, ortaya yeni bir sorun çıkarmıştı: yeni parti­lerin tecrübesizliğinden ve teorik eksikliğinden kaynaklanan kit­lelerden terit olma sorunu.

  1. KOMÜNİST ENTERNASYONAL TÜZÜĞÜ (1920)
  2. KOMİNTERN’E KATILMANIN «21 KOŞUL»U (1920)

ÜÇÜNCÜ KONGRE — HAZİRAN 1921
Yirmilerin başında Avrupa’da ve S.S.C.B.'de gelişen siyasal ve ekonomik olaylar, Komintern’in gündemine yeni sorunlar ge­tirir. Proleter hareketin yer yer hızının kesilmesine karşılık bur­juvazi yeniden güç toplamış, kaybettiği birçok mevzileri yeni­den ele geçirmişti. Savaş sırasında, proletaryaya karşı kendi burjuvazileriyle işbirliğine giden sosyal-demokratlar, savaş son­rasında da kapitalizmin en büyük destekleyicisi oldular, iktidara geldikleri ülkelerde kapitalizmi restore etmeğe çalıştılar.

22 Haziran 1921'de çalışmalarına başlayan 111. Kongre’de, 52 ülkenin 103 örgütünü temsil eden 605 delege yeralmıştı.

Radek kongrede yaptığı konuşmada dünya devrimine giden yolun kitlelerin fethinden geçtiğini söyler. Bu nedenle, kongre, «Kitlelere» sloganını benimser.

111. Kongre'de ele alınan en önemli konulardan biri, «Birleşik İşçi Cephesidir. 18 Aralık 1921’de, EKKİ, Birleşik İşçi Cephesi sorunuyla ilgi olarak, II. Enternasyonale, H. ı/2. Enternasyo­nale ve Amsterdam Sendikalar Enternasyonaline üye yada anarko-sendikalist örgütlere bağlı işçilere karşı yürütülecek po­litikayı belirleyen tarihi tezleri kabul eder. Tek (Birleşik) Cep­he, kapitalizme karşı mücadeleye kararlı tüm işçilerin birliği de­mekti.

2-5 Nisan 1922 tarihlerinde üç enternasyonalin temsilci­leri, bir dünya işçi kongresinin hazırlıklarını tartışmak üzere. Berlin’de toplandılar. Bütün yetersizliğine rağmen, acil sorunlar karşısında belirli asgari müştereklerde birleşme kararının alın­ması önemli bir sonuçtu. Ancak bu, kağıt üzerinde kalan bir ka­rar oldu. H. Enternasyonal yöneticileri, Komintem ile uluslarara­sı bir uzlaşmaya varma niyetinde olmadıklarını açıkladılar. Bu­na rağmen Komintern birleşik cephe görüşüne bağlı kaldı. Özellikle İtalya’daki faşist tırmanış birleşik cephe siyasetinin önemini daha da arttırmış, ona yeni anlamlar kazandırmıştı.

IV. KONGRE — EKİM 1922

Bu kongre, esas olarak İH. Kongre'de alman kararlar doğ­rultusunda çalışmalarını sürdürür. IV. Kongre birleşik cephe ko­nusunda III. Kongre’de benimsenen tezleri geliştirir ve yeni olarak «işçi hükümeti» sloganını kabul eder. Kongre’de ekonomik buna­lım ve kapitalizmin içinde bulunduğu sorunlar ele alının «Kapi­talizmin bugün içinde bulunduğu dönem can çekişmeden başka birşey değildir. Kapitalizmin yıkılışı kaçınılmazdır.» Ne varki kapitalizmin saldırısı son yıllarda dev boyutlara ulaşmıştır, bu ise bütün ülkelerin işçilerini bir savunma durumuna geçmeğe zorlamaktadır. Ama bütün bunlara rağmen, Kongre’de, dünya­daki durumun nesnel bakımdan devrimci kaldığı, ve en küçük bir fırsatın büyük devrimci mücadelelerin başlangıcı olabileceği kabul edilir.

Kongre, sömürge ve yan sömürge ülkelerdeki ulusal kurtu­luş hareketleri üzerinde de önemle durur Anti emperyalist bir­leşik cephe ilkesi savunulur. Ancak bu cephe içinde, işçi sınıfı, ulusal birlik adına kendi acil taleplerinden vazgeçmemeli, ba­ğımsız niteliğini sonuna dek korumalıydı.

Komünist Enternasyonalin bütün ülkelerdeki mücadelelerin yönetimiyle yükümlü, bir dünya komünist partisi olarak örgüt­lenmesinin gerekliliği, gelişen olaylar sonucu büyük önem ka­zanmıştır deniliyor; ve buna bağlı olarak, Komintern içinde ve tüm seksiyonlarında en kesin uluslararası disiplin zorunlu görü­lüyordu.

Lenin’in katıldığı son kongre olmasından, ve Lenin’in ko­mintern’in çalışmaları üzerine getirdiği bazı eleştirilerden dola­yı IV. kongre ayrı bir anlam taşır.

V. KONGRE — HAZİRAN 1924
49 Komünist ve işçi partisinin, bir devrimci halk partisinin ve uluslararası on örgüte bağlı 504 delegenin katıldığı V. Kongre 17 Haziran 1924'de Moskova'da toplandı.

Kongre’de üzerinde özellikle durulan konular, sermayenin saldırısına karşı devrimci hareketin saflarını sıklaştırması, Ko- mintern’e üye partilerin güçlendirilmesi, bunların, kitlelerle olan bağlarının daha şıklaştırılmasıydı. Kongre, Komintem’e bağlı bütün KP’lerin bolşevik leşti rilmesi kararını aldı. Kongre’nin sen­dikalar üzerine aldığı karara göre, tüm komünist sendikalar ye­niden bağımsız sendikalara katılacak ve sendikal alanda birlik sağlanacaktı. Komintern sendikalar konusundaki bu tavrını 1929’ i ara kadar sürdürecek, 1929-34 arası yeniden özgür komünist sendikaların oluşturulması tezi geçerlik kazanacaktı.

V. kongre’de tartışmaların ağırlık noktası, özellikle Alman­ya ve İtalya’daki gelişmelerden dolayı faşizm konusu olmuştur. Önce Zinovyev, daha sonra da Stalin tarafından geliştirilen tez­lere göre, sosyal demokratlar faşizmin bir kanadıydı. 1929'Iardan sonra bu tezler komintern içinde tamamen egemen olacaklardı.

V. Kongre çalışmaları içinde bir diğer önemli konu, komü nist partilerin işyeri esasına göre yeniden örgütlenmesiydi (re- organizasyon).

Lenin’in ölümünü izleyen hizipler arası çatışmalar SBKP'den Komıintem'e de sıçradı. SBKP’deki hizipler komintem içinde des­tek sağlamağa çalışırken, diğer KP’ler de bu konuda tavır aldı. Bu durum ve kurulan blokların sık sık değişmesi, Komintem po­litikasında görülen zigzaglarda ve eklektik kararlarda kısmen etkili oldu, 22 Kasım — 16 Aralık tarihleri arasında yapılan EKKİ’nin 7. Genişletilmiş Plenum'unda muhalefetin görüşleri şiddetle eleştirilmiş ve beş kongredir Komintern’in başında bu­lunan ve ilkin Stalin'i desteklerken sonra muhalefetin yanında yeralan Zinovyev EKKİ başkanlığından alınmıştır.

1927 yılında toplanan 9. Plenum’da, İngiltere ve Fransa'daki genel seçimler nedeniyle, komintem Komünist partilerinden, sosyal demokrasiyle burjuva partileri arasında bir ayrım yap­mamalarını ister. «Sınıfa karşı sınıf» sloganı altında, sosyal de­mokrasi ile burjuvazinin asıl temsilcileri özdeşleştirilmekteydi. Bu ise «Birleşik Cephe» politikasından kesin biı- geri dönüştü.

Komintem 1926’larda yoğun bir eğitim faaliyetine girişir. Uluslararası Leninist Okul ve Komünist Üniversite kurulur. Le- nin'in, toplu eserleri ve bilimsel sosyalizmin kurucularının eser­leri birkaç dilde basılır. Ayrıca Inprokor adlı bir haber bülteni yayınlanmağa başlar.

VI. KONGRE — TEMMUZ 1928
532 delegenin katılımıyla çalışmalarına başlayan VI. kongre­nin önemi, Komintem programının ve yeni tüzüğün onaylandığı kongre olmasındadır. «Tek ülkede sosyalizm» teorisi Komintern'in resmi öğretisi halini almıştır ve komintem programında ortaya konan dünya devrimi anlayışının temelinde bulunmaktadır. Söz konusu anlayış, «eşitsiz iktisadi ve siyasal gelişmenin kapitaliz­min mutlak bir yasası olduğunu ve bunun emperyalist çağda daha da belirginleştiğini» belirttikten sonra «proleter dünya dev- riminin her yerde aynı anda gerçekleşen tek bir olay gibi düşü- nülemiyeceğini» vurgular. Dolaysıyla «sosyalizmin zaferi ilk baş­ta yalnızca birkaç kapitalist ülkede, hatta tek bir ülkede müm­kündür.»... «Emperyalizmin dünya çapındaki diktatörlüğünden proletaryanın dünya çapındaki diktatörlüğüne geçiş, uzun bir proleter mücadeleler, yenilgiler ve zaferler dönemini kapsar.» Bu dönem boyunca kapitalizmin bunalımı sürecek, sosyalist devrimlerse olgunlaşacaktır, ulusal savaşlar ve sömürge ayaklan­maları patlak verecektir. Dahası bu dönem içinde, kapitalist ve sosyalist toplumsal ve iktisadi sistemler dünya ekonomisi içinde yanyana, «barışçıl» ilişkiler içinde olduğu kadar silahlı çatışma içinde de varlıklarım sürdürecektir. Dünya devriminin gelişme çizgisine, ortaya yeni çıkan bir çelişki egemendir: Sovyetler Bir­liği ile kapitalist dünya arasındaki çelişki. Onaylanan program SSCB'nıin «dünya devrimci hareketinin öncü gücü» haline geldi­ğini, «tüm ezilen sınıfların uluslararası hareketinin üssü, ulus­lararası devrimin merkezi, ve dünya tarihindeki en önemli et­ken» olduğunu bildirmekteydi. «Sovyetler Birliği proletaryanın gerçek anayurdu» olduğu için de uluslararası proletarya, Sov­yetler Birliği’nde sosyalizmin inşasını başarıya ulaştırmak ve proletarya diktatörlüğü ülkesini kapitalist güçlerin saldırılarına karşı her yoldan savunmak zorundadır. Artık dünya devriminin başlıca etkeni SSCB'de sosyalizmin kurulmasıdır. Ama ayrı ayrı ülkelerdeki sınıf mücadeleleri ile emperyalizmin ezdiği halkların ulusal kurtuluş mücadeleleri de önemlerini yitirmemişlerdir. Böylece dünya devrimi hedefi, SSCB’de sosyalizmin inşasının ih­tiyaçlarına bağımlı kılınmış olur.

VI. Kongre’de komünist partilerinde en büyük tehlike sağ, oportünist sapma olarak belirlenir. 1929'da Bukharin Komintem yönetiminden alınır. 1929 daki büyük dünya ekonomik bunalımı, batı Avrupa'da, özellikle Almanya'da sovyet cumhuriyetlerinin kurulmasının eşiğinde olunduğu inancını pekiştirir. Sosyal de­mokrasi burjuvazinin temel dayanağı, sosyal faşizm olarak nite­lenir. SSCB'de ise toprağın kolektifleştirilmesine, ve dev bir planlı kalkınma kampanyasına girişilir. Bu uygulamalar da iz­lenen «sol» politikanın doğruluğu inancını pekiştirir.

VII. KONGRE — TEMMUZ 1935

Temmuz - Ağustos 1935'de, 513 delegenin katıldığı Vli, kongre, Komintem’in faşizm karşısında izlediği politikadaki değişimi onayladı. Komintem, Hitler'in iktidara gelmesinden ve Alman­ya KP’nin yokedilmesinden sonra da, eski sekter politikasını sürdürdü. Ancak yükselen faşizm belası karşısında gerek «Sos­yalist İşçi Entemasyonal’i» gerekse Komintem birbirlerine kar­şı izledikleri sekter politikayı bırakma yolunda adımlar attılar. Haziran 1933’de Paris'te bir Anti-faşist İşçiler Kongresi toplanır. 1933 sonlarında İspanya KP'si yerel seçimlerde sosyalist ve cum­huriyetçilerle birlikte ortak bir liste oluştururlar. Aralık 1933'de toplanan EKKİ’nin XIII. Plenumunda faşizm ve yaklaşan savaş tehlikesi üzerinde durulur. Yer yer VI. Kongrede kabul edilen tezlere bağlı kalınmakla birlikte, Komintem üyesi partiler, «Sos­yal demokrasinin hain önderlerine rağmen ve onların istekleri­nin aksine, sosyal demokrat işçilerle birleşik militan bir cephe­nin gerçekleştirilmesi için İsrarla mücadele etmeye, çağrılır. 1934 sonlarında Sosyalist İşçi Enternasyonali, kendisine bağlı parti­lerin KP'lerle ittifak kurmalarını yasaklayan kararını kaldırdı. Komintem'in VII. Kongresi toplanırken birçok ülkede halk cep­heleri oluşmaya başlamıştı.

VII. Kongre, Komintem'in resmi politikası olarak, birlik cephesi ve halk cephesi politikalarını onayladığını bildirir, Ko­mintem seksiyonlarının daha önceki sekter tutumlarını eleşti­rir. antiemperyalist mücadele konusunda da cephe sorununu gündeme getirir. 1936’larda, Fransa ve Ispanya'da halk cephesi hükümetleri iktidara gelir; Komintem’in VII. Kongredeki tez­leri Latin Amerika ve Uzak Doğu’da da etkili olur. Diğer yan­dan barışı koruma yolunda da çabalar harcanır; Eylül 1936’da Brüksel'de 4500 delegenin katıldığı büyük bir barış kongresi top­lanır. Fakat Fransa’daki halk cephesi hükümetinin faşizmin uluslararası alandaki tırmanışı karşısında gerilemesi ve giderek dağılması, İspanya iç savaşı’nın gelişimi, eski kapitalist ülkelerin yükselen faşizm heyulasını SSCB üzerine yöneltmeğe çalışma­sı, dünya savaşını gündeme getirmişti. Stalin İngiltere ve Fran­sa'nın 1938 Münih Paktı ile üzerine fırlattığı topu, 1939 Sovyet- Nazi Paktıyla yeniden batıya savurmağa çalıştı. Bu pakt KP'ler içinde büyük bir kargaşaya yolaçtı ve partileri burjuvazinin yü­rüttüğü propaganda karşısında güç bir konumda bıraktı. Kasım 1940’da Amerikan KP'si Komintemden aynlır. 15 Mayıs 1943’de toplanan EKKİ Prezidyum'u. savaş döneminde bir Komintem kongresinin toplanamıyacağını belirterek, partilere, Komintern’- in sona erdirilmesiyle ilgili kararını bildirir, üyelerini Alman faşizmine karşı mücadeleye çağırır. Savaş koşullan içinde. KP- lerin yapısında büyük değişiklikler meydana gelmiştir, ve onla­rın faşizme karşı daha rahat mücadele etmeleri için bağımsız- laştınlmalan gerekmektedir. EKKİ Prezidyumu aldığı kararda, III. Entemasyonal'in kabul ettiği örgütlenme biçiminin artık es­kidiği ve ulusal işçi sınıfı partilerinin güçlenmesini engellediği belirtilmekteydi. Böylece III. Enternasyonalin yoğun ve çalkan­tılı faaliyet dönemi kapanmış oluyordu.