29 Mart 2019

"Kriz Olgunlaştı" dan

29 Eylül, 1917

Evet, Merkez Yürütme Komitesi liderleri, burjuvazi ve toprak ağalarını savunma yönünde doğru taktik izliyorlar. Ve en ufak bir şüphe yok ki, eğer Bolşevikler kendilerini anayasal illüzyonlara, Sovyetler Kongresi'ne umut bağlama ve Kurucu Meclis’in toplantıya çağrılmasına, Sovyetler Kongresi'ni “bekleme”* ve benzeri tuzaklara düşmeye müsaade etselerdi, kesinlikle proletarya davasının sefil  ihanetcileri olurlardı.

Davaya ihanet etmiş olurlardı, çünkü bu hareketleriyle, bahriyeliler de (donanma da)  bir ayaklanma başlatmış olan Alman devrimci  işçilerini satmış olurlardı. Böylesine koşullar altında Sovyetler Kongresini “beklemek” vs. enternasyonalizme bir ihanet, dünya sosyalist devrim davasına ihanet olurdu.

Çünkü enternasyonalizm lafta değileylemdedir - dayanışma anlatımlarında, kararlarda değil.

Bolşevikler köylülere ihanet etmiş olurlardı, çünkü “Dyelo Naroda”nın bile Stolpinci Hükümet ile benzerleştirdiği köylü ayaklanmasını bastırmasına göz yummak, tüm devrimi tamamıyle mahvetmek demektir. Anarşi üzerine, kitlelerin ilgisizliğinin artması hakkında yaygara koparılıyor, ama köylüler bir ayaklanmaya itilirken ve sözde “devrimci demokratlar bu ayaklanmanın askeri güçler tarafından ezilmesine sabırla göz yumarken,  kitleler seçimlere ilgisiz kalmayıp ne yapsın!!

Bolşevikler demokrasiye ve özgürlüğe ihanet etmiş olurlardı, çünkü böyle bir durumda köylü ayaklanmasının bastırılmasına göz yummak, aynı “Demokratik Konferans”ın ve “Ön Parlamento”nun "hileli-düzenlendiği" gibi, Kurucu Meclis seçimlerinin de -belki de daha kötü, daha kaba biçimde— "hileli-düzenlenmesi" demektir.

Kriz olgunlaştı ..Rus devriminin bütün geleceği tehlikededir. Bolşevik Partinin onuru tehlikededir. Sosyalizm için uluslararası işçi devriminin tüm geleceği tehlikededir.

Kriz olgunlaşmıştır…

Lenin
29 Eylül, 1917

--
Buraya kadar olan herşey  yayınlanabilir, ama bundan sonra olanlar Merkez Komitesi, Petrograd Komitesi, Moskova Komitesi ve Sovyet üyelerine dağıtılacaktı.

*Troçki ve şürekası Ayaklanma yerine Sovyet Kongresini beklemeyi öneriyorlardı. EA

O zaman Ne yapılmalı.?  

Gerçekleri söylemeliyiz, Merkez Komitemiz ve Parti önderliği içinde Sovyetler Kongresi'ni beklemekten yana, iktidarın derhal ele geçirilmesine karşı, derhal ayaklanmaya karşı olan bir eğilim ya da düşüncenin var olduğu gerçeğini kabul etmeliyiz. Bu eğilim ya da düşünce  nin üstesinden gelinmeli, aksi taktirde Bolşevikler kendilerini ebedi utança bulayacaklar ve bir Parti  olarak kendilerini yok edeceklerdir.

Çünkü böylesine bir anı kaçırmak ve Sovyetler Kongresi'ni “beklemek” tam bir  ahmaklık ya da düpedüz ihanet olacaktır.

Alman işçilerine düpedüz ihanet olacaktır. Tabiki  Onların devrimi başlayana kadar bekleyemeyiz!! O zaman Lieberdanlar bile “desteklenmenin”yanında olurlar! Fakat bu devrim, Kerenski, Kişkin ve şürekası iktidarda oldukça başlayamaz.

Köylülere düpedüz ihanet olacaktır. Her iki başkentin  Sovyetini kontrol ederken köylü ayaklanmasının bastırılmasına göz yummak, köylülerin var olan tüm  güvenini kaybetmek ve haklı olarak kaybetmektir. Köylülerin gözünde Lieberdan lar ve diğer alçaklarla kendimizi aynı  seviyeye koymuş oluruz.

Sovyet Kongresini “beklemek” tam bir ahmaklık olur, çünkü bu haftaların ve hatta günlerin herşeyi tayin edeceği bir dönemde, haftalar kaybetmek demektir. 1–2 Kasım’da bu imkansız olacağı için (gerek politik, gerekse de teknik olarak: böylesine budalaca “tayin edilmiş” ayaklanma günü için Kazaklar hazır tutulacağından) iktidarı ele geçirmekten korkakça vazgeçmek demektir.

Sovyetler Kongresini “beklemek” ahmaklıktır, çünkü bu kongre hiçbir sonuç vermeyecektir, hiçbir şey veremez!

“Moral” açıdan önemi? Sovyetlerin köylülerden yana olduğunu ve köylü ayaklanmasının bastırıldığını bildiğimiz bir durumda kararların ve Lieberdan’larla görüşmelerin “önemi”nden bahsetmek, gerçekten garip. Sovyetleri sefil tartışma salonlarına indirgemiş oluruz. 

Önce Kerenski’yi yen, sonra Kongreyi topla.

Ayaklanmanın zaferi bugün Bolşevikler için garantidir:

1) (eğer Sovyetler Kongresini “beklemezsek”) üç yerde birden, Petrograd, Moskova ve Baltık Donanması'ndan sürpriz bir  saldırıya geçersek;

2)  bize destek sağlayan "Kahrolsun köylülerin toprak ağalarına karşı ayaklanmasını bastıran hükümet! sloganlarımız varsa:

3) ülkede çoğunluk bizden yana ise;

4) Menşeviklerle Sosyal-Devrimciler in dağılmaları tamamlandıysa;

5) (hatta düşmanı gafil avlamak için işe ilk  başlayabileceğimiz) Moskova’da iktidarı ele geçirme teknik olanağımız varsa;

6) Petrograd’da, bir anda Kış Sarayı nı, Genelkurmayı, telefon santralını ve bütün büyük matbaaları işgal edebilecek binlerce silahlı işçi ve askerimiz varsa - (zaferi) gerçekleştirebiliriz

Bu barış hükümetine, köylüler için toprak  hükümetine karşı savaşmayı imkansız kılacak ajitasyon devam ederken, bizi  yenmeye kimsenin gücü yetemez.

Aniden üç yerde birden, Moskova, Petrograd ve Baltık Donanmasında saldırıya geçtiğimizde, 3–4 Temmuz’da verdiğimiz kayıplardan daha az sayıda kayıpla zafere ulaşma şansımız yüzde doksan dokuzdur, çünkü birlikler barış hükümetine karşı yürümeyeceklerdir. Kerenski’nin daha şimdiden Petrograd’da “güvenilir” süvarisi vs. olmasına rağmen, iki taraftan saldırıya geçersek ve ordu bize sempati duyarsa, teslim olmak zorunda kalacaktır. Eğer bugünkü gibi elverişli koşullarda bile iktidarı ele geçirmezsek, iktidarın Sovyetlere transferi üzerine konuşmalar bir yalana dönüşür.

Şimdi iktidarı devralmaktan çekinmek, “beklemek”, Merkez Yürütme Komitesinde gevezelikle vakit geçirmek, (Sovyet’in) “bir organı uğruna mücadele”yle, “Kongre için mücadele”yle yetinmek devrimin kaçınılmaz yenilgisine mahkumdür.

MK’nın, Demokratik Konferans başladığından beri böylesine bir politika üzerine ısrarlı taleplerime  bir yanıt bile vermediği, Merkez Organının  Bolşeviklerin, örneğin Ön Parlamento’ya katılma yönündeki utanç verici kararı, Sovyet başkanlık divanının bir sandalyesinin Menşeviklere bırakılması vb. gibi son derece açık hatalarına işaret ettiğim yerleri makalelerimden çıkardığı gerçeği göz önüne alınırsa, bunu MK’nın bu sorunu tartışmak bile istemediği, çenemi kapatıp, emekliye ayrılmam gerektiğine ilişkin “ince” bir ikaz olarak görmek zorunda kalıyorum.

Merkez Komitesi’nden istifamı talep etmek zorunda bırakılıyorum, ki bu vesile ile, alt Parti örgütlerinde ve Parti Kongresi'nde  ajitasyon özgürlüğü hakkımı koruyarak istifamı talep ediyorum .

Çünkü Sovyetler Kongresi'ni “bekler”  ve bu anın kaçmasına müsaade edersek, devrimi harab edeceğimiz  benim en içten inancımdır..

29 Eylül 1917
V. I. Lenin, Collected Works,
Vol. 26, pp. 81-85

Not; Kazak birliklerinin bile bir barış hükümetinin üzerine yürümeyeceklerini kanıtlayacak bir sürü gerçekler var.  Bunlar ne kadar? Nerede? Ve bütün  ordu bize birimler sevketmeyecekmi?

Çeviri
Erdoğan A
30 Mart, 2019