12 Mayıs 2018

BİR CİDDİ DERS VE BİR ÇİDDİ SORUMLULUK

Lenin
Devrimci Lafazanlık

Dün kendi gazeteleri .Komınunist'i (Marks-öncesi çağın Komünisti diye eklemek gerekir) yayına sokan bi­ zim sahte sollarımız, tarihin ders ve derslerinden .kaç­ maya çalışıyorlar, sorumluluktan kaçmaya çalışıyor­ lar.

Ama boşuna kaçıyorlar . Ondan kaçmayı başaramayacaklardır.

Kaçaklar "soluk-alacak süre" teorisini temelsiz ve çürük bir "teori" olarak göstermek için ellerinden gele­ni yapıyorlar, sayısız gazete sütunu dolduruyorlar, kendilerinin söyledikleri gibi yazı mürekkebini bile hiç esirgemiyorlar, ter-döküyor ve zorlanıyorlar .

Yazık, çabaları gerçekleri çürütmeye güç getiremi­ yor. Gerçekler, İngiliz atasözünün haklı olarak dediği gi­bi, inatçı şeylerdir. Almanlar'ın çatışmaları kestiği saat 13.00, 3 Mart'tan, bu satırları yazmakta olduğum saat 19 .00, 5 Mart'a dek bir soluk-alacak süreye sahip olduğumuz ve bu iki günden daha şimdiden sosyalist vatanın fiilen (eylemde dile getirilecek şekilde, lafazanlıkla değil ) savunusu için yararlanmış olduğumuz bir gerçektir. Bu yığınların gözünde hergün daha açığa çıkacak bir ger­ çektir. Savaşacak halde olmayan cephedeki ordunun pa­ nik içersinde kaçıştığı, silahlarını bıraktığı ve hatta köprüleri uçurmak için bile' durmadığı bir anda vatanın sa­vunulması ve onun savunma kapasitesini yükseltmenin bir devrimci savaş hakkında gevezelik etmede değil (or­ dunun paniğe kapılmış kaçışı karşısında gevezelik etmek-bu ordunun tek bir müfrezesi bile devrimci savaş savu­nucuları tarafından durdurulmadı--,. bütün utanç vericidir), fakat' ordunun kalıntılarını kurtarmak üzere düzenli geri çekilmede ve bu amaç için her günlük aradan yarar sağlamada yattığı bir gerçektir.

Gerçekler inatçı şeylerdir.

Bizim sahte-Sollarımız, gerçeklerden, bunlardan çı­kartılacak derslerden ve sorumluluk meselesinden kaçma çabası içersinde, okuyucularını da  yakın, oldukça ta­ze ve tarihsel bakımdan önemli geçmişi gizlermeye ve bunu, uzak ve önemsiz geçmişe atıflar yaparak örtmeye uğraşıyorlar. Örneğin K. Radek makalesinde «Halk Komi­serliği Konsey'ine bir muhtıra»da, ordunun Aralık'ta ( Aralık, dikkat edin! ) dayanmasını sağlamanın zorunluluğunu yazmış olduğunu anımsatıyor. Ben bu muhtırayı okuma fırsatı bulamadım ve kendi kendime şöyle so­ruyorum: Karl Radek neden bunun tamamını basmıyor? 

Neden bir «uzlaşma barışı» ile tam olarak ne kastettiği­ ni açıkça ve açık-sözlülükle açıklamıyor? Neden daha yakın geçmişi, Pravda'da Alman emperyalistleriyle barışın Polanya'nın geri alınması koşuluyla yapılabileceği hayali (hayallerin en kötüsü) hakkında yazdığı zamanı anımsatmıyor?

Neden?
Çünkü sahte-Sollar, kendilerinin, «Sollarının, aslında Alman emperyalistlerine yardımcı olan ve Almanya'da devrimin serpilip gelişmesini köstekleyen hayaller saçmakla, sorumluluklarını ortaya çıkaracak gerçekleri örtrmek zorunda kalmışlardır.

N. Buharin şimdi, kendisinin ve arkadaşlarının Al­manların saldırmasının olanaksız olduğunu iddia ettik­leri gerçeğini yadsımaya bile kalkışıyar. Ama çok, pek çok insan bunun nasıl bir gerçek olduğunu, Buharin ile arkadaşlarının bunu iddia ettiklerini ve böyle bir hayal saçmakla Alman emperyalizmine yardımcı olduklarını ve şimdi köylü-ordusunun paniğe kapılarak dağılması sı­ rasında Büyük-Rusya Sovyet Cumhuriyeti'nin binlerce ve binlerce silahtan ve yüzlerce ve yüzlerce milyonluk değerdeki zenginliklerden yoksun kalmış olmasından ötürü henüz zayıf durumdaki Alman devriminin gelişmesini kösteklediklerini biliyor. Bunu 7 Ocak tezlerinde belirgin ve açık bir şekilde öngörmüştüm. Şimdi N. Buha­rin tükürdüğünü yalamak zorunda kalıyorsa, onun için daha da kötü. Buharin ile arkadaşlarının Almanların sal­dırmasının olanaksız olduğunu söylediğini hatırlayan herkes, şimdi Buharin'in tükürdüğünü yalamak duru­ munda kalışı karşısında yalnızca omuz silkecektir.

Ve bunları hatırlamayan, bunları duymayanlar için­ de, K. Radek'in Aralık'ta yazdığı şeyden şimdi birazcık daha değerli, ilgi çekici ve öğretici olan bir belgeye baş­ vuralım. «Sollar»ca okuyucularından talihsizce saklı tu­tulan bu belge, (1) 21 Ocak 1918'de, Partimiz Merkez Komitesi'nin · «Sol» muhalefetle toplantısındaki oylama­nın, ve (2) 17 Şubat 1918'de Merkez Komite'deki oyla­ kaydıdır.

21 Ocak 1918 'de, Almanlar'la görüşmeleri derhal kesip kesmeme sorunu üzerinde, yalnızca Stukov ( sahte-Sol Kommunist'te makale-yazarı) olumlu oy kullandı.Bütün geri kalanlar karşı oy verdi.

Almanlar görüsmeleri keserler ya da bir ültimatom verirlerse, ilhakçı bir anlaşma imzalamaya izin verilebilir olup olmadığı konusunda sadece Obölensky ( «omm» tezleri ne zaman basılacak? Bu tezlerden Kommunist niye söz etmiyor?) Ve Stukov karşı oy kullandı. Tüm öbürleri olumlu oy verdi.

Bu durumda önerilen barışın yapılıp yapılmayacağı sorunu üzerinde, yalnızca Obolenski ve Stukov karşı oy verdiler. Geri kalan «Sollar» çekimser kaldılar!! Bu bir gerçektir.

17 Şubat 1918'de, sorun ortaya konduğunda: bir devrimci savaştan yana kim var? -Buharin ve Lomov «konulan şekliyle sorun üzerine oy vermeyi reddettiler».Kimse lehte oy kullanmadı. Bu bir gerçektir! .
«Alman saldırısı yeterince ( aynen böyle!) açık-seçik ve bunun Alman işçi sınıfı hareketi üzerinde etkisi açık hale gelinceye dek barış görüşmelerini tekrar-başlatmak­ tan geri durmak» veya durmamak sorunu konusunda, Buharin, Lomov ve «Sol» gazetenin şimdiki makale ya­zarı Uritski, lehte oy kullandı.

«Eğer bir Alman saldırısı gerçek hale gelir ve Al­ manya ile Avusturya'da bir devrimci ayaklanma var ol­ mazsa, barış imzalamalı mıyız?» sorununda -Lomov, Buharin ve Uritski çekimser kaldılar.

Gerçekler inatçı şeylerdir: Ve gerçekler Buharin'in bir Alman saldırısı olasılığını yadsıdığını ve aslında, kendi arzusuna karşı olarak, Alman emperyalistlerine yar­dım etmesini ve Alman devriminin büyümesini kösteklemesine vardıran hayaller saçtığını gösteriyor. Aslında bu devrimci lafazanlığın özüdür.. Birşey için uğraşırsın, karşıtını elde edersin.

N. Buharin beni, şimdiki barışın şartlarının somut bir tahlilini getirmemekten ötürü azarlıyor. Ama benim savım ve sorunun özü bakımından buna gerek olmadığı­nı ve halen de olmadığını anlamak zor değildir. Şimdi tek bir gerçek -düşlenmiş değil- ikilem bulunduğunu göstermek yetecektir: ya bize hiç değilse birkaç günlük bir soluk-alacak süre sağlayacak türden şartları kabul etmek ya da Belçika ve Sırbistan'ın durumu. Ve bunu Buharin çürütemedi, Petrograd'm gözünde bile. İş ar­ kadaşı M. N. Polerovski bunu itiraf etmiştir.

Yeni şartlar, kötü, ağır ve aşağılayıcı Brest şartların dan daha kötü, daha ağır ve daha aşağılayıcıysa, Büyük-Rusya Sovyet Cumhuriyeti'nin başına gelen bu işten dolayı suçlanması gerekenler bizim sahte-Sollarımız, Bu­harin, Lomov, Uritski ve şürekasıdır. 

Yukarıya alınan oylamanın kanıtladıği gibi, bir tarihsel gerçektir bu. Bu, istediğiniz kadar kıvırsanız da kaçamayacağınız bir ger­ çektir. Size Brest şartları sunuldu, ve siz yaygara ve kasılmayla karşılık verdiniz, ki, bu da daha kötü şartlara yol açtı. Bu bir gerçek. Kendinizi bunun sorumluluğun­ dan bağışlayamazsınız. 

7 Ocak 1918 tezlerimde, ordunun hali karşısında (yorgun köylü yığınlarına «karşı» lafazanlık yaparak da değiştirilemezdi bu), Brest barışını kabul etmediği tak­dirde Rusya'nın daha kötü bir ayrı barış yapmak zorunda kalacağına en yüksek açıklıkla işaret etmiştim.

«Sollar», bizim belki de karışabileceğimiz en kötü cins savaşa bizi karıştırmak zorunda olan Rus burjuva­ zisinin kurduğu bir tuzağa düştüler.

Bu Sol Sosyalist Devrimciler'in, şimdi savaştan yana çıkmakla, köylülükle ilişkiyi açıkça kesmiş olduklarıda bir gerçektir. Ve bu gerçek tıpkı bütün Sosyalist-Dev­ rimciler'in 1907 yazındaki görünüşte «devrimci» politi­kalarının hafif-meşrep olduğu gibi, Sol Sosyalist Dev­rimciler'in politikalarının hafif-meşrepliğine tanıklık eder.

Daha sınıf bilinçli ve ileri işçilerin devrimci lafazanlık dumanlarını hızla silkip atmakta olduğu Petrograd ve Moskova örneğiyle gösteriliyor. Petrograd'da işçi yörele­ rinin en iyisi -Vyborg ve Vasilyevski Adası -şimdiden ayrılmışlardır. Petrograd İşçi Vekilieri Sovyeti şimdi·savaştan yana değil; ona hazırlanmanın zorunluluğunu kavramışlar, ve hazırlanıyorlar. 

Moskova'da, 3"4 Mart 1918 Bolşevik kent konferansında, devrimci lafazanlık karşıtıari galip çıktılar. «Sollarımız»ın kendini-aldatma­sının hangi olağan-üstü boyutlara varmış olduğu Pok­ rovski'nin. tek bir türncesinde açık-seçiktir, · şöyle diyor :

«Savaşacaksak, şimdi savaşmalıyız» (italikler Pokrovski'nin ), «hazır» ( iyi dinleyin!) «Rus ordusu, yeni kurulmuş birimleri de dahil, hala terhis olmuş değilken».

Fakat gerçeklere gözlerini kapamayan herkes, 1918 Şubat'ında, ister Büyük-Rusya'da, Ukrayna'da, isterse Finlandiya'da olsun, Almanlar'a karşı direnmenin en bü­yük kösteğinin, bizim terhis olmamış ordumuz olduğu­nu bilir. Bu bir gerçektir. Çünkü panik içersinde dağılmaya, onunla birlikte Kızıl Ordu kıtalarını da alıp götürmesine engel olamadı.

Tarihten derslerinden yarar bulmak ve bunların da­yadığı sorumluluktan saklanmamak ya da bunlara göz­ lerini kapamamak isteyen herkes, hiç değilse I. Napol­ yon'un Almanya'ya karşı yaptığı savaşları amınsar .

Birçok kereler Prusya ve Almanya işgalcileriyle hatta bir yabancı denetim kabul etmeye varıncaya kadar, hatta I. Napolyon'a işgal kampanyalarında yardım etrmek üzere asker donatmaya kalkışmaya varıncaya ka­ dar, (bizimkinden) on kez daha ağır ve aşağılayıcı ba­rış antlaşmalan imzaladılar, Prusya'yla olan antlaşma­ larmda I. Napolyon, şimdi Hindenburg27 ve Wilhelm'inbize zorladığından on kez daha berbat bir şekilde yıkıp parçaladı Almanya'yı. Yine de, Prusya'da yaygaracılık yapmayıp da aşırı «yüz-kızartıcı» barış antlaşmaları im­ zalayan adamlar çıktı; bunları bir orduları olmadığından imzaladılar, on kez daha baskıcı ve aşağılayıcı şartlara imza attılar, ve sonra da her şeye rağmen ayaklanmak ve savaş vermek üzere ayağa kalktılar. Bu bir kez değil,pek çok kereler oldu. Tarih bir çok böyle barış antıaş­ ması ve savaş tanır. Birçok süre [kazanma-ç.] durumları. İşgalcinin bir çok yeni savaş ilanı. Ezilen bir ulusla, işgalcinin rakibi olan ve kendisi hiç de daha az işgalci olmayan ezen bir ulus arasında birçok ittifak durumu ( emperyalistlerden yardım kabul etmeksizin bir «dev­rimci savaş» savunucuları not etsin bunu! ) 

Tarihin seyri böyleydi işte.

Öyleydi. Öyle olacaktır. Bir savaşlar silsilesi çağına girdik. Yeni, yurtsever bir savaşa doğru ilerliyoruz. Bu savaşa bir olgunlaşan sosyalist devriminin ortasında ulaşacağız. Ve bu çetin yol üzerinde Rus proletaryası ve Rus devrimi kendini yaygaracılıktan ve devrimci lafazanlıktan kurtarmasını becerirken, en ağır barış antlaş­malarını bile kabul etmesini, ve sonra da yeniden ayağa kalkmasını bilecektir.

Bir  Tilsit Barışı imzaladık biz. Tıpkı Almanlar'ın 1807 Tilsit Barış'ından sonra 1813 ve 1814'de Napolyon' dan özgürlüklerini kapardıkları şekilde, biz de zafer ve ü koparacağız. Bizim Tilsit Barışımızla kurtulusumuz    arasındaki    süre    muhtemelen   daha    kısa olacaktır, çünkü tarih daha hızlı  ilerliyor.

Kahrolsun  yaygaracılık!   Yaşasın  disiplin  ve  örgüt­ ciddiyetle iyileştirilmesi!

Lenin
Toplu Eserler Cilt 27