Header Ads

Header ADS

BURJUVA DİKTATÖRLÜĞÜNÜN HÜKÜMETİ

Stalin

Konferans sahtekârlıklarından ve Hükümet’in utanç verici çökmesinden sonra, Moskova borsa tellallarıyla "sohbetler" den ve Sir Buchanan’a gizli ziyaretlerden sonra, Kışlık Saray’daki dostluk toplantılarından ve uzlaşmacıların bir dizi ihanetinden sonra nihayet "yeni" (yepyeni!) bir Hükümet kuruldu. 

"Kabine"nin nüvesi olarak altı kapitalist Bakan ve bunların iradesini uygulayarak hizmet edecek olan on "sosyalist" Bakan. 

Henüz Hükümet Deklarasyonu yayınlanmamıştır, ama temel ilkeleri bilinmektedir: 
"Anarşiyle mücadele" (Sovyetlere karşı diye okuyun!),
"ekonomik yıkımla mücadele", (grevlere karşı diye okuyun!), 
"ordunun savaş yeteneğinin yükseltilmesi",  (savaşın devamı ve "disiplin" diye okuyun!). 

Kerenski-Konovalov Hükümeti’nin "programı" genelde işte budur. 

Anlamı: Köylüler toprak elde etmeyecektir, işçiler denetimi elde etmeyecektir ve Rusya barışa kavuşmayacaktır. 

Kerenski-Konovalov Hükümeti, bir savaş ve burjuva diktatörlüğü hükümetidir. 

On "sosyalist" Bakan, ardında işçiler, köylüler ve askerler üzerindeki egemenliğini güçlendirmeye çalışacak olan emperyalist burjuvazinin bulunduğu bir paravanadır. 

Kornilov’un dolaysız ve generallere özgü bir şekilde başarmak istediği şeyi, "yeni hükümet" bizzat "sosyalistlerin eliyle adım adım ve gürültü patırtı yapmadan başarmaya çalışacaktır. 

Burjuva diktatörlüğü, proletaryanın ve devrimci köylülüğün diktatörlüğünden neyle ayrılır? 

Burjuva diktatörlüğünün, azınlığın çoğunluk üzerinde, çoğunluğa karşı ancak şiddet uygulayarak gerçekleştirilebilecek olan ve çoğunluğa karşı bir iç savaşı gerektiren egemenliği olmasıyla. Oysa azınlık üzerinde çoğunluğun egemenliği olarak proletarya ve devrimci köylülüğün diktatörlüğü, iç savaşsız tamamen yapabilir. Ama bundan şu sonuç çıkar ki, "yeni" hükümetin siyaseti, askerleri işçilere karşı, veya cepheyi cephe gerisine karşı kışkırtmak ve devrimin gücünü kanla boğmak için provoke edilmiş başarısız kısmi eylemler kışkırtma siyaseti olacaktır. 

Ayrıca, burjuvazinin diktatörlüğünün, aynı zamanda kitleleri aldatmak için uygun bir kamuflaja gereksinme duyan gizli, örtülü ve perde arkası bir diktatörlük olmasıyla. Oysa proletaryanın ve devrimci köylülüğün diktatörlüğü, içişlerinde aldatmaya ya da dış işlerinde gizliliğe başvurmaya hiç ihtiyaç duymayan, açık bir diktatörlüktür, kitlelerin diktatörlüğüdür. Ama bundan şu sonuç çıkar ki, burjuva diktatörlerimiz, ülkemizin en hayati sorunlarını, örneğin savaş ve barış sorununu, kitlelerin arkasında, kitlelerin katılımı olmadan, kitlelere karşı bir komplo sayesinde çözmeye uğraşacaktır. 

Kerenski-Konovalov Hükümeti’nin daha ilk adımları, bunun böyle olacağını açıkça kanıtlamıştır. Kendiniz karar verin. Dış işlerindeki başlıca önemli mevkiler, önde gelen Kadet-Kornilovculara sunulmuştur. Tereşçenko Dışişleri Bakanı, Nabokov Londra Büyükelçisi, Maklakov Paris Büyükelçisi, Yefremov da şimdi uluslararası (şimdilik!) bir barış konferansının toplanmakta olduğu Bern Büyükelçisi olmuştur. Ve kitlelere yabancı, evet kitlelere açıkça düşman olan bu kişiler, milyonlarca askerin hayatının tehlikede olduğu savaş ve barış sorununa karar verecekler! 

Ya da devamla: Gazetelere göre, "Kerenski, Tereşçenko, Verkovski bugün Genel Karargâh’a hareket ediyorlar", orada "Tereşçenko’nun da katılacağı cephede genel durum tartışmasının yanısıra, yabancı güçlerin Genel Karargâh’ taki askeri temsilcilerinin de bir toplantısı olacaktır" ("Biryovka", akşam baskısı)... Ve bütün bunlar, Bay Tereşçenko’nun Sanço Panza’sı olarak ünlü Tsereteli’yi de beraberinde götüreceği Müttefik Konferansı için bir ön hazırlıktır. Emperyalizmin bu sadık uşakları, yerli ve Müttefik emperyalistlerin çıkarlarından başka ne hakkında dedikodu edebilir? Ve bunların savaş ve barış hakkındaki kulis arkası tartışmaları, halkın çıkarlarına karşı bir komplodan başka neye varabilir? 

Kuşkuya yer yoktur. Kerenski-Konovalov Hükümeti, emperyalist burjuvazinin diktatörlüğünün bir hükümetidir.
İç savaşı provoke etmek — işte iç siyaseti budur
Savaş ve barış sorununu kapalı kapılar ardında halletmek — işte dış siyaseti budur.
Rusya nüfusunun çoğunluğu üzerinde azınlığın egemenliğini pekiştirmek işte hedefi budur. 

Rus devriminin önderi olarak proletaryanın görevi, bu Hükümetin maskesini yırtıp, onun gerçek karşı-devrimci yüzünü kitlelere göstermektir. Asker ve köylü kitlelerini etrafında toplamak ve onları vakitsiz eylemlerden alıkoymak, proletaryanın görevidir. Saflarını sıklaştırmak, yorulmak bilmeksizin yaklaşan çarpışmalara hazırlanmak, proletaryanın görevidir. 

Başkentteki işçiler ve askerler, Kerenski-Konovalov Hükümetine güvensizliklerini dile getirerek ve kitleleri "kendi Sovyetleri etrafında toplanmaya ve kısmi eylemlerden sakınmaya" çağırarak (bkz. Petrograd Sovyeti’nin kararı!, daha şimdiden ilk adımı atmıştır. 

Söz sırası şimdi taşradadır. 

"Raboçi Put" (İşçi Yolu) No. 21, 

27 Eylül 1917. Başyazı.
Blogger tarafından desteklenmektedir.