14 Temmuz 2019

PROGRAMIMIZ

Lenin
Articles for “Rabochaya Gazeta”

Uluslararası Sosyal Demokrasi şu an bir ideolojik yalpalama içindedir. Şimdiye dek, Marks. ve Engels'in öğrettikleri devrimci teorinin sarsılmaz temelleri olarak görülüyorlardı, ama şimdi her yerden bu öğretilerin yetersiz ve zamanı geçmiş olduğunu ilan eden sesler yükselmektedir. Kendisinin bir Sosyal · Demokrat olduğunu ilan eden ve Sosyal Demokratik bir organ yayınlamaya niyetlenen herkesin, Alman Sosyal  Demokratlarının kafasını meşgul eden ve yalnızca onları meşgul etmekle kalmayan bir sorun karşısındaki tutumunu kesinlikle belirlemesi gerekmektedir. 

Biz tutumumuzu bütünüyle Marksist teoriden yana belirliyoruz: Sosyalizmi bir ütopyadan bir bilime dönüştüren, bu bilim için sağlam bir temel atan, bunu daha da geliştirmek ve her yönüyle mükemmelleştirmek için izlenecek yolu ilk gösteren Marksizm oldu. Emekçinin kiralanmasının, iş · gücünün satın alınmasının, milyonlarca mülksüz insanın bir avuç kapitalist, toprağın, fabrikaların, madenlerin vb. sahipleri tarafından köleleştirilmesini nasıl gizlediğini açıklayarak modern kapitalist gelişmenin, geniş ölçekli üretimin küçük üretimi ortadan kaldırması ve sosyalist bir toplum sistemini mümkün ve gerekli kılan koşulları yaratması eğilimi gösterdiğini ortaya koydu. Marksizm, bize kökleşmiş adetler, siyasal entrikalar, bulanık yasalar ve karmakarışık öğretilerin siyah örtüsü altından, sınıf mücadelesini bütün çeşitlilikleri içerisindeki mülk sahibi sınıflar ile, mülksüzler kitlesi ve bütün mülksüzlerin başındaki proletarya arasındaki mücadeleyi çekip çıkarmayı öğretti.

Marksizm, bir devrimci sosyalist partinin görevinin, kapitalistlere ve onların çanak yalayıcılarına, işçilere düşen payı arttırmak için yalvarmak ve komplolar düzenlemek değil, fakat proletaryanın, nihai amacı siyasi iktidarın proletarya tarafından ele geçirilmesi ve sosyalist bir toplumun kurulması olan, sınıf mücadelesini örgütlemek ve bu mücadeleye önderlik etmek olduğunu aydınlığa çıkardı, kavuşturdu.

Ve işte şimdi biz soruyoruz: İçinde bulunduğumuz günlerde pek çok gürültü çıkartan ve Alman sosyalisti Bernstein'ın çevresinde toplanmış bulunan ,çığırtkan "yenilikçiler" tarafından bu teoriye yeni bir şey katılmışmıdır? Kesinlikle hayır. Onlar, Marks ve Engels'in bize geliştirmemizi emrettikleri bilimi bir adım olsun ileriye götürmüş değillerdir; onlar, proletaryaya hiç bir yeni mücadele yöntemi öğretmemişlerdir; onlar, geri teorilerden parçalar ödünç alarak ve proletarya­ya mücadele teorisini değil teslimiyet ·proletaryanın en amansız düş­manlarına, sosyalistleri yemlemek için yeni araçlar aramaktan hiç bir zaman usanmayan hükümetlere ve burjuva partilerine teslimiyet . teorisini vaaz ederek yalnızca ricat etmişlerdir. Rus Sosyal De­mokrasisinin kurucularından ve önderlerinden biri olan Plehanov, . Bernstein'ın en son "eleştirisi"ni amansızca eleştirmekte bütünüyle haklıydı; Bernstein'ın görüşleri şimdi, Alman işçileri tarafından da (Hannover Kongre'sinde) reddedilmektedir. 

Bu sözlerin bir suçlama seliyle karşılaşacağını sanıyoruz; sosyalist partiyi, ''doğma"dan saptıkları için, her bağımsız görüş için, "batı­niler"i kesen bir "müminler tekkesi"ne çevirmek istediğimiz çığlık· ları yükselecektir. Bu çok moda ve keskin lafların hepsini biliyoruz. Ne var ki, bunların içinde zerre kadar hakikat ya da anlam bulunma­maktadır. Bütün sosyalistleri birleştiren, onların, bütün inançlarını kendisinden aldıkları; ve mücadele yöntemleri ile eylem araçlarında kendisini uyguladıkları devrimci bir sosyalist teori olmaksızın güçlü bir sosyalist parti olamaz. Bütün bilginizle doğru olarak gördüğünüz böylesi bir teoriyi temelsiz saldırılara ve kokuşturma girişimlerine karşı savunmak bütün eleştiriye karşı olduğunuz anlamına gelmez. Biz Marksın teorisini tamamlanmış ve ihlal edilmez bir şey olarak görmüyoruz; tersine, biz onun yalnızca, eğer hayata ayak uydurmak istiyorlarsa, Sosyalistlerin her yönde geliştirmeleri gereken, bilimin temel taşını atmış olduğu inancındayız. Biz, Marksın teorisinin ba­ğımsızca işlenmesini Rus sosyalistleri için özellikle esas olduğu düşüncesindeyiz; çünkü, bu teori, özgül olarak İngiltere'de Fransa'dan farklı, Fransa'da Almanya'dan farklı ve Almanya'da Rusya'dan farklı uygulanan genel kılavuz ilkelerden başka bir şey sağlamamaktadır. Bunun için biz, gazetemizde teorik sorunlar üzerine makalelere hoşnutlukla yer ayıracağız ve bütün yoldaşları da ihtilaflı noktaları açıkça tartışmaya çağırıyoruz. 

Bütün Sosyal Demokratlar için ortak olan programın Rusya'ya uygulanmasında ortaya çıkan ana sorunlar nelerdir? Bu programın özü· nü proletaryanın sınıf mücadelesini örgütlemek ve nihai hedefi, siyasal iktidarın proletarya tarafından fethi ve sosyalist bir toplumun kurulması olan bu mücadeleye önderlik olduğunu belirtmiştik. Proletaryanın sınıf mücadelesi ekonomik (işçilerin içinde bulundukları koşulların iyileştirilmesi için tek tek kapitalistlere ya da tek tek kapitalist gruplarına karşı mücadele ) ve siyasal mücadeleyi (hükümete karşı, halkın haklarının genişletilmesi yani, demokrasi ve proletaryanın siyasal iktidarının genişletilmesi için mücadele) kapsar. Bazı Rus Sosyal Demokratları (bunlar arasında en çok öne çıkanlar Raboç­haya Mysl'ı yönetenlerdir) ekonomik mücadeleyi karşılaştırılamayacak kadar daha önemli olarak görür ve siyasal mücadeleyi az çok uzak bir geleceğe havale edecek kadar ileri giderler. Bu bakış açısı korkunç yalnıştır. Bütün Sosyal  Demokratlar işçi sınıfının ekonomik mücadelesini örgütlemenin gerekli olduğunda, işçiler arasında bu temel üzerinde bir ajitasyon sürdürmenin gerekli olduğunda, yani, işçilere işverenlere karşı gün be gün verdikleri mücadelede yardımcı olmanın onların dikkatlerini her baskı olayına ve baskının her biçimine çekmenin ve böylelikle onlara birleşmenin gerekliliğini açıklamanın gerekli olduğunda hem fikirdirler.

Ama, siyasal mücadeleyi, ekonomik mücadeleye feda etmek uluslararası Sosyal Demokrasinin temel ilkesinden ayrılmak olur, bu bütün bir işçi hareketi tarihinin bize öğrettiği şeyi unutmak demek olur. Burjuvazinin ve ona hizmet eden hükümetin inançlı yandaşları dahi saf ekonomik işçi birlikleri kurmak ve böylelikle işçileri "siyaset''ten, sosyalizmden saptırmak için tekrarlanan girişimlerde dahi bulunmuşlardır. Rus hükümetinin de, sadece, kendilerinin ezildikleri ve haklardan yoksun oldukları gerçeğinden dikkatlerini saptırmak için halka her zaman bir takım önemsiz sus payları, ya da doğrusu, göstermelik sus payları verirken yaptığı gibi, buna benzer bir şeylere girişmesi oldukça mümkündür. Işçiler serbestçe toplanma ve dernek kurma hakkına sahip olmadıkça, kendi gazetelerine sahip olmadıkça ve (Türkiye ile Rusya dışın da) bütün Avrupa ülkeleri ve Almanya'da olduğu gibi ulusal meclislere kendi temsilcilerini gönderme hakkına sahip olamadıkça hiç bir ekonomik mücadele işçilere her hangi bir kalıcı iyileştirme sağlayamaz, hatta, bu mücadele geniş ölçekde sürdürülemez bile. 

Ama bu hakları kazanmak için bir siyasal mücadele yürütmek gereklidir. Rusya'da yalnızca işçiler değil bütün yurttaşlar siyasal haklardan yoksundur. Rusya mutlak ve sınırsız bir monarşidir. Çar tek başına kanunlar yürürlüğe sokar memurlar atar ve onları denetler. Bu nedenle, Rusya'da, sanki, Çar ve Çarlık hükümeti bütün sınıflardan bağımsız mış ve hepsine eşit muamele edermiş gibi görünür. Ama gerçekte ise, bütün memurlar özellikle mülk sahibi sınıflardan seçilmektedir ve hepside bakanları kendi çaldıkları havada oynatan ve ne isterse elde eden büyük kapitalistlerin etkisi altındadırlar. Rus işçi sınıfı iki katlı bir boyunduruk altındadır; hem kapitalistler ve toprak sahipleri tarafından soyulup yağmalanır, hem de, onlara karşı savaşmasını engellemek için polis elini kolunu bağlar, ağzına tıkaç sokar ve halkın haklarını savunmak için yapılan her girişim kıyıma uğratılır. Bir kapitaliste karşı yapılan her grev askerin ve polisin işçilerin üzerine salınmasına yol açar. Her ekonomik mücadele zorunlu olarak bir siyasal mücadele haline gelir ve Sosyal  Demokrasinin de bunların ikisini birbirine, çözülemez bir biçimde, proletaryanın tek bir sınıf mücadelesi olarak birleştirme'si gerekir. Böylesi bir mücadelenin ilk ve en başta gelen hedefi siyasal hakların ele geçirilmesi, siyasal özgürlüğün ele geçirilmesi olmalıdır. Eğer St. Petersburg işçileri tek başlarına, sosyalistlerden azıcık yardım görerek, süratle hükümetten bir taviz koparmayı -iş gününün kısaltılması yasasının benimsen­mesi- başarmışlarsa, o zaman, tek bir Rus Sosyal  Demokrat partisi tarafından önderlik edilen Rus işçi sınıfı bir bütün olarak, israrlı bir mücadele içinde, bununla karşılaştırılamayacak kadar önemli tavizleri elde edebilecektir. 

Rus işçi sınıfı, başka hiç bir sınıf yardımına koşmasa bile kendi ekonomik ve siyasal mücadelesini tek başına açmaya muktedirdir. Ama siyasal mücadelede işçiler tek başlarına değillerdir. Halkın haklardan topyekun yoksunluğu ve başı bozuk memurların vahşi yasa tanımazlıkları, özgür düşüncenin ve özgür konuşmanın baskı altına alınmasına teslim-olmayan bütün onurlu eğitilmiş insanların öfkesini uyandır­maktadır; bunlar baskı altında tutulan Polonyalıların, Finlerin, Yahu­dilerin ve Rus dinsel mezheplerinin öfkesini uyandırmaktadır; bun­lar, küçük tüccarların, imalathane sahiplerinin, hiç bir yerde memur­ların ve polisin eziyetlerinden kurtulamayan köylülerin öfkesini uyandırmaktadır. Bu grupların hepsi de tek başlarına kararlı bir siyasal mücadeleyi sürdürme yeteneğinden yoksundurlar. Ama işçi sınıfı bu mücadelenin sancağını yükselttiğinde, her yandan destek görecektir. Rus sosyal demokrasisi halkın hakları için bütün savaşların, bütün demokrasi savaşçılarının başına geçecek ve yenilmez olduğunu gösterecektir. 

Bunlar bizim temel görüşlerimizdir ve biz bunları gazetemizde her bakımdan sistematik olarak geliştireceğiz. İnanıyoruz ki, bu şekilde Rus Sosyal Demokratik İşçi Partisi'nin yayınlanan Mani{esto'sunda gösterdiği yolda yürüyor olacağız

Kaynak ;Lenin Collected Works, Volume 4, pages 205-226.

ACIL BİR SORUN