20 Temmuz 2019

Sadece Aşağıdan mı - Yoksa Hem Aşağıdan, Hem Yukarıdan mı?

Lenin
Geçici Devrimci Hükümet Üzerine II

Sadece Aşağıdan mı - Yoksa Hem Aşağıdan, Hem Yukarıdan mı? 

Önceki makalemizde Plekhanov'un tarihe göndermesini inceleyerek daha , onun, Marks ın, tamamıyle  ve özellikle Almanya'nın 1850 yılındaki somut durumuna uyguladığı açıklamalarından, ilkeler üzeine haksız  genel sonuçlar çıkardığını  gösterdik. O somut durum, Marks'ın neden o Komünist Birliği nin geçici bir devrimci hükümete katılması sorununu gündeme getirmediği, ve o dönemde getiremeyeceğini tamamıyle açıklamaktadır. Şimdi böyle bir katılmanın kabullenilebilirlik genel, temel sorununu incelemeye geçeceğiz. 

Her şeyden önce, söz konusu sorun doğru olarak sunulmalıdır. Bu anlamda, şanslıyız ki, karşıtlarımız tarafından sunulan bir formulasyonu kullanabiliyor ve böylece de tartışmanın özü üstüne yapılacak itirazlardan kaçınabiliyoruz. Iskra'nın 93. üncü sayısı şöyle diyor : "Böyle bir örgütlenmeyi (proletaryanın burjuva demokratik devletine muhalefet olan bir parti içinde örgütlenmesi) başaracak en iyi yol, proletaryanın iktidardaki demokratlar 'üzerine baskı yaparak, burjuva devrimini aşağıdan  geliştirmesidir." (Iskra'nın italikleri). Iskra, Vpenyod 'un "proletaryanın devrim üzerine bu baskısının, sadece 'aşağıdan', sadece sokaktan değil, aynı zamanda yukarıdan, geçici hükümetin mermer salonlarından da yürütülmesini istediğini söyleyerek devam ediyor.


Böylece konu açık net bir şekilde belirtilmiş.  Iskra aşağıdan baskı istiyor, Vperyod ise"hem aşağıdan hem yukardan." Aşağıdan baskı, vatandaşların devrimci hükümet üzerinde yapacağı baskıdır. Yukarıdan gelen baskı ise, devrimci hükumetin vatandaşlar üzerine baskıdır. Kimisi faaliyetlerini aşağıdan baskı ile sınırlar; diğerleri böyle bir sınırlamayı kabul etmez ve aşağıdan baskının yukarıdan baskıyla bütünleşmesini talep ederler. Konu, sonuç olarak, başlığımızda olan soruna indirgenir : sadece aşağıdan mı, yoksa hem aşağıdan hem yukarıdan mı? Kimleri proletarya için, ilke olarak, demokratik devrim döneminde, yukardan,"geçici hükümetin mermer salonlarından" baskı uygulamanın yanlış olduğunu düşünür. Diğerleri, ilke olarak proletarya için, demokratik devrim döneminde, yukarıdan baskıyı tamamıyle reddetmenin, geçici devrimci hükümete katılmaya karşı çıkmanın yanlış olduğunu düşünürler. Bu nedenle, sorun, belirli bir durumda, yukarıdan bir baskının mümkün olup olmadığı, yada belirli bir güçler sıralaması altında bunun uygulanır olup olmadığı değildir. Şimdilik biz, herhangi bir somut durumu hesaba katmıyoruz, konu üzerindeki bir sorun yerine bir başkasını geçirmek için harcanan sayısız çabalar nedeniyle, okuyuculardan bunu önemle akıllarında tutmalarını istiyoruz. İlkenin genel sorunu ile, yani demokratik devrim döneminde aşağıdan  baskıdan, yukarıdan baskıya geçmenin kabullenir olup olmadığı sorunu ile ilgileniyoruz.

Bu sorunu aydınlatmak için, önce bilimsel sosyalizmin kurucularının taktiksel görüşlerinin tarihine gönderi verelim. Bu Tarihte yukardan baskının kabul edilebilirliği üzerine  tartışmalar varmıydı? Böylesine bir tartışma vardı. 1873'  yazında İspanya'da patlak veren ayaklanma nedeniyle ortaya çıktı. Engels,  Alman Sosyal Demokrat gazetesi Volksstaat'da yayınlanan ve 1894'de Internationales aus demVolksstaat adlı broşürde yeniden basılan"Bakuninciler iş başında" adlı makalesinde, sosyalist proletaryanın bu ayaklanmadan çıkarması gereken dersleri değerlendirmişti. Engels'in  ne gibi sonuçlar çıkardığına bakalım.

9 Şubat 1873'de İspanya kralı Amadea tahttan feragat etti - "greve giden ilk kral" diyordu Engels mizahi biçimde. 12 Şubat'da cumhuriyet ilan edildi, bunu hemen Bask eyaletlerinde patlak veren Karlist bir ayaklanma takip etti. 10 Nisan, 8 Haziran'da federal cumhuriyet ilan eden Kurucu Meclis için seçimlere sahne oldu. ll Haziran'da Pi y Margall tarafından yeni bir kabine oluşturuldu. Anayasa taslağı hazırlamakla görevli olan komisyonda,"Uzlaşmazlar" adıyla bilinen aşırı cumhuriyetciler temsil edilmedi. Ve yeni anayasanın ilan edildiği 3 Temmuz'da "Uzlaşmazlar"  isyan etti. 5 Temmuz ve l l Temmuz tarihleri arasında, isyancılar Seville, Granada, Alcoy, Valencia ve birçok diğer  eyaletlerde avantaj kazandılar. İstifa eden Pi y Margall hükümetinin varisi olan Salmeron hükümeti, isyancı eyaletlerin üzerine askeri birlikler gönderdi. Bir ölçüde sert bir direnişten sonra isyan bastırıldı. Cadiz 26 Temmuz 1873'de, Cartagena l l Ocak 1874'de düştü. Engels'in konusunu takdim ettiği  kısa kronolojik gerçek bunlardı.

Bu olaylardan çıkarılması gereken dersleri değerlendirirken Engels, ilk olarak, İspanya'da cumhuriyet için verilen mücadelenin bir sosyalist devrim mücadelesi olmadığını ve olamayacağını önemle belirtmektedir."İspanya", diyor Engels,"Sanayi bakımından öyle geri bir ülke ki, o ülkenin ve bu nedenle  işçi sınıfının kendini hemen tamamıyle kurtarması düşünülemez. Buna gelmeden önce İspanya gelişmenin birçok hazırlık aşamalarından geçme ve yolunun üzerindeki ciddi sayıdaki engelleri ortadan kaldırmak zorunda kalacaktır. ' Cumhuriyet,  bu ülkeye bu ön aşamalardan olası en kısa zaman içinde geçme ve bu engelleri çabucak aşma fırsatını sağladı. Bu şanstan sadece İspanyol işçi sınıfının aktif siyasal mücadelesi yoluyla yararlanılabilir. İşçi yığınları bunu hissetti. İşçiler,  mülk sahibi sınıflara eylem ve entrikaları için açık bir alan bırakma yerine, olayların içinde yer almak için, eylem fırsatından yararlanmak için  çabaladılar."

Bu nedenle, o bir sosyalist değil, bir demokratik devrim sorunuydu, cumhuriyet uğruna verilen bir mücadele sorunu. İşçilerin olayların içinde yeralması sorunu, kendini o zaman iki farklı yönde ortaya çıkardı. Bir taraftan Bakuninciler (yada"İttifakcılar" - Marksist"Enternasyonel"e karşı mücadele etmek için oluşturulan""İttifak" ın kurucuları) siyasal faaliyeti, seçimlere katılmayı, v.b. reddetdiler. Diğer taraftan, işçi sınıfının derhal ve tamamıyle kurtuluşunu hedef almayan bir devrime karşıydılar, her ne çeşit olursa olsun devrimci hükümete katılmaya karşıydılar. Bizim açımızdan sorunun bu ikinci yönü, tartışmamızın ışığı altında özel ilgiye sahiptir. Bu arada, iki taktiksel slogan arasındaki ilkesel farklılığın formule edilmesine bu ikinci-yön neden olmuştur.

"Bakuninciler", diyor Engels,"yıllardır, yukardan bütün devrimci eylemlerin zararlı olduğunun, ve herşeyin aşağıdan yukarı doğru örgütlenmesinin ve yaşama uygulanmasının gerektiği düşüncesi nin propagandasını yaptılar."

Bu nedenle,"sadece aşağıdan" ilkesi anarşist bir ilkedir. 

Engels, demokratik devrim döneminde bu ilkenin bütünüyle saçma olduğunu gösteriyor. Bu (sadece aşağıdan ilkesi, EA) doğal olarak ve kaçınılmaz olarak, devrimci bir hükümetin kurulmasının işçi sınıfına bir ihanet olduğu  pratik sonuçlamasına yol açar. Bakunincilerin, bir ilke haline yükselttikleri, yani, "devrimci bir hükümetin kurulması yeni bir aldatmacadan ve işçi sınıfına ihanetten başka bir şey değildir" çıkarımı, tam da bu sonuç çıkarımıdır.

Okuyucunun da göreceği gibi, burada biz  Yeni Iskra'nın  ulaştığı aynı iki ilkeye ulaşıyoruz, yani: 

(1) "hem aşağıdan hem yukarıdan " - taktiklere karşı olarak, sadece aşağıdan devrimci eylem kabullenilebilinir, 

(2) geçici bir devrimci hükümete katılmak işçi sınıfına ihanettir.

Yeni - Iskra'nın bu her iki ilkesi de anarşist ilkelerdir. İspanya'da cumhuriyet mücadelesinin gerçek gidişatı, bu iki ilkenin bütünüyle mantıksızlığını ve bütünüyle gerici özünü ortaya koydu.

Engels, İspanyol devriminden birçok olayla bu doğruyu kantılıyor. Örneğin, devrim, 30.000 nüfuslu, nispeten yeni kökenli bir üretim kasabası olan Alcoy'de patlak veriyor. İlkesel olarak,devrimi örgütleme fikriyle, hiç bir ilişkisi olmayacak olan Bakunincilerin önderliğine rağmen, işçi ayaklanması, zafere ulaştı.Bu olaydan sonra, Bakuninciler "durumun ustası" haline geldiklerinden  böbürlenmeye başladılar. Ve bu"usta" lar "durum"larıyla nasıl uğraştılar,diye soruyor Engels.Her şeyden önce Alcoy'da bir"Sosyal yardım Komitesi", yani, devrimci bir hükümet kurdular. Hatırlayın, daha devrimden yalnız on ay önce, 15 Eylül 1872'deki Kongrelerinde,"geçici yada devrimci iktidar denen her siyasal örgütlenme, sadece yeni bir aldatmaca olabilir ve proletarya için, varolan bütün hükümetler kadar tehlikelidir" diye karar alan bu aynı İttifakcılardı (Bakuninciler). Bu anarşist lafazanlığını çürütme yerine Engels, "Kongrede alınan bu kararı destekliyenler kendilerini Alcoy'da, bu geçici ve devrimci hükümet iktidarının üyeleri olarak buldular" iğneleyici mizahıyla yetiniyor.

Engels, bu, baylara iktidardayken gösterdikleri "bütünüyle çaresizlik, kafa karışıklığı ve pasifliliklere" hak ettikleri aşağılama ile yaklaşıyor . Engels , Sosyal Demokrasi içinde ki Girondist lerin,"Jakobencilik" suçlamalarına  da aynı aşağılamayla cevap verirdi. O diğer birçok kentte de, örneğin Sanl'ucar de Barrameda'da ( Cadiz yakın larında 26ö000 nüfuslu bir liman) "İttifak" ların, burada da, kendi anarşist ilkelerine ters bir şekilde devrimci bir hükümet oluşturduklarını gösteriyor. Onları "ellerindeki iktidarla ne yapacaklarını bilmedikleri" nedeniyle kınıyor. Bakuninci işçi önderlerinin "Uzlaşmazcılar" la birlikte, yani cumhuriyetçilerle birlikte, küçük burjuvazinin temsilcileriyle birlikte geçici hükümetlere katıldığını iyi bilen Engels, Bakunincileri hükümete katıldıkları için değil (yeni Iskra'nın"ilkelerine uygun olarak yapması gereken), ama onları aciz örgütlenmelerinden,katılımlarının zayıflığından, burjuva cumhuriyetçi önderliği ne bağımlı kalmaları nedeniyle kınıyordu. Devrim döneminde"teknik" ve askeri önderliğin önemini küçümsemeğe çalışanları, Engels'in nasıl bir utandırıcı iğneleyici alaycılıkla, sert bir dille eleştirdiği, Bakuninci işçi önderlerini, işçileri tumturaklı sözler ve kağıt üzerinde kalan"sosyal" reform entrikaları ile beslerken, devrimci hükümet üyeleri olarak,"siyasal ve askeri önderliği burjuva cumhuriyetçi seçkinlere bırakmalarından" görülebilir.

Sosyal Demokrasinin gerçek bir Jakobini olan Engels, yukardan eylemin öneminin sadece değerini bilmekle kalmıyor, devrimci bir hükümete cumhuriyetçi burjuvazi ile birlikte katılmayı sadece tamamıyle meşru olarak bakmakla kalmıyor, ayrıca, devrimci iktidar ın parçası olarak enerjik askeri girişim olmasını talep ettiği kadar,  böyle bir katılımı da talep ediyor, pratik ve yön verici askeri tavsiyeler vermeyi görev olarak kabul ediyordu.

"Buna rağmen", diyor Engels,"bir ayaklanma düşüncesiz bir şekilde başlamış olsa da, eğer birazcık zeka ile yönetilseydi, başarıya ulaşmak için iyi bir şansı olurdu. eğer İspanyol askeri ayaklanmalarda olduğu gibi, bir kentin askeri garnizonunda başlayıp, daha önce propaganda çalışması yapılmış olan diğer kentin askeri garnizonunu da etkisi altına alarak, bir çığ gibi büyüyüp, isyancılar başkente baskı yaparlarsa, şanslı bir çarpışma, yada kendilerine karşı gönderilen askerlerin kendi saflarına geçmesi  zaferin sonucuna karar verir. Bu yöntem, özellikle özgül durumda uygulanılabilir.İsyancılar, her yerde disiplinleri, doğru, acınacak durumda olan, ancak eski, morali bozulmuş İspanyol ordusunun kalıntılarından daha fazla disiplinsiz olmayan gönüllü taburlarda uzun zamandır örgütlenmişlerdi. Hükümetin güvenilebilir tek askerleri, ülkenin her yanına yayılmış olan jandarmalardı.Her şeyin üstünde, yapılması gereken, sadece açık alanda cesur bir saldırı üstlenerek gerçekleştirilebilecek olan, bu jandarmaların bir araya getirilmesini önlemekti.Böyle bir eylem seyiri,  hükümet gönüllülere karşı,sadece aynı ölçüde disiplinsiz birlikleri öne sürebileceği için, fazla bir tehlike yaratmıyacaktı. Kazanma eğiliminde olan  biri için başka yol yoktu.

Devrimci bir ayaklanma döneminde, ayaklanma ve dolaysız eylem sorunlarıyla yüz yüze geldiğinde, Bilimsel sosyalizmin kurucularından biri, işte böyle sonuç çıkarıyordu!

Ayaklanma küçük burjuva cumhuriyetçileri tarafından başlatılmış olmasına ve  ne sosyalist devrim ne de temel siyasal özgürlük sorunu proletaryayı karşı karşıya getirmemiş olmasına rağmen, Engels işçilerin cumhuriyet mücadelesine çok aktif bir biçimde katılmasının çok  büyük bir önem taşıdığına inanıyordu; Engels, proletarya önderlerinden bütün eylemlerini, başlamış bulunan bu mücadeleyi zafere ulaştırma zorunluluğu na tabi kılmalarını talep etti. Bir proletaryanın bir önderi olarak Engels, kendisi, askeri örgütlenmenin detaylarına girdi; zafer bunu gerektiriyorsa, eski tip askeri ayaklanma mücadele yöntemlerinin kullanılmasına karşı değildi; en büyük önemi, saldırı eylemine ve devrimci güçlerin merkezileşmesine bağlıyordu.

Engels,"Alman Köylü Savaşında ve Almanya'daki 1849 Mayıs ayaklanmalarında kaçınılmaz bir bela olan, yani aynı hükümet askeri birliklerinin ayaklanmaları birer birer bastırmasını olanaklı kılan, devrimci güçlerin dağınık ve ayrı durumunu bir ilke yaptıkları için Bakuninci leri şiddetli biçimde kınıyordu.

Engels'in ayaklanmanın yönlendirilmesi, devrimin örgütlenmesi, ve devrimci hükümet iktidarının kullanılması konusundaki görüşleri, cennet dünyaya ne kadar uzaksa, Yeni-Iskra'nın kuyrukçu görüşlerinden o kadar uzaktır. 


İspanyol devriminden çıkan dersleri  özetleyerek, Engels, herşeyden önce, "Bakuninci"lerin ciddi bir devrim durumuyla karşılaşır karşılaşmaz, önceki programlarının tamamından vazgeçmek zorunda kaldıklarını kanıtladı.

Başlangıç olarak, yasal faaliyetten ve seçimlerden kaçınma ilkesini,"devletin yıkılması" ilkesini hurdaya atmak zorunda kaldılar.

İkinci olarak, "proletaryanın hemen ve bütünüyle kurtulmasını amaçlamayan bir devrime işçilerin katılmaması gerektiği ilkesinden vazgeçtiler ve kendileri katıksız, saf bir burjuva hareketine katıldılar."

Üçüncü olarak, ve bu sonuç, tamamıyle gündemde tartışılan konuya bir cevap verir, "sadece kısa bir süre önce açıkladıkları - "devrimci bir hükümetin kurul ması yeni bir aldatmacadan ve işçi sınıfına karşı yapılan yeni bir ihanetten başka bir şey değildir", "inanç" görüşünü  ayak altında çiğnediler; bunu, birçok kentin hükümet komitesinde oturarak soğukkanlılıkla  yaptılar, hemen her yer de yeteneksiz bir azınlık olarak oylamada yenildiler ve siyasi olarak burjuvazi tarafından kullanıldılar."

Ayaklanmayı yönlendirme acizlikleri ile, merkezileştirme yerine, devrimci güçleri bölerek, devrimin önderliğini burjuvaziye bırakarak, güçlü ve Enternasyonalin sağlam örgütünü dağıtarak, "Bakuninciler, İspanya', da  devrimin nasıl yapılmayacağının eşi görülmez bir örneğini verdiler." 


Öncekileri özetleyerek aşağıdaki sonuçlara ulaşırız : 

1) İlke olarak, devrimci eylemin aşağıdan baskıyla sınırlanması, ve aynı zamanda yukarıdan baskının reddedilmesi anarşizmdir

2) Devrim döneminde yeni görevleri, yukarıdan eylem görevlerini anlamayanın, böylesine eylem için koşulları ve programı belirleme yeteneği olmayanın, demokratik devrimde proletaryanın görevlerinin ne olduğu konusunda hiç bir fikri yoktur. 

3) "Sosyal Demokratlar için burjuvazi ile birlikte geçici bir devrimci hükümete katılmak kabullenebilir değildir, böylesine her katılımın işçi sınıfına ihanet olacağı " ilkesi, anarşizmin ilke sidir. 

4 ) Her"ciddi devrimci durum", proletarya partisini, ayaklanmaya amaçlı bir önderlik sağlamak, devrimi örgütleme, bütün devrimci güçleri merkezileştirme, kararlı biçimde askeri bir saldırı başlatma ve devrimci hükümet in en enerjik biçimde, kullanılmasını sağlama görevi ile karşı karşıya getirir.

5) Marx ve Engels, bugünkü devrimci durumda Yeni Iskra'nın taktiklerini onaylayamazlardı, ve asla onaylamazlardı; çünkü bu taktikler yukarda sıralanan hataların tekrarlanmasından başka bir şey değildir.

Marx ve Engels; 'Yeni Iskranın dogmacı konumunu, proletaryanın "gerisinden" seyretmenin, eski anarşist hataların yeniden sunulması olarak nitelerlerdi. 

Çeviri
Erdoğan A
20 Temmuz, 2019

Kaynak;
On the Provisional Revolutionary Government - Article 2
Only From Below, or From Above As Well As From Below?
Proletary, Nos. 2 and 3. June 3 and 9 (May 21 and 27), 1905
Lenin Collected Works, , Volume 8, pages 461-481.