13 Nisan 2017

Parti Tarihi Bölüm - 1 - (1883 - 1901)

B İ R İ N C İ  BÖLÜM

RUSYA'DA SOSYAL-DEMOKRAT İŞÇİ PARTİSİ'NİN YARATILMASI UĞRUNA MÜCADELE
(1883 - 1901)

l . RUSYA'DA SERFLİĞİN KALDIRILMASI VE SANAYİ KAPİTALİZMİNİN GELİŞMESİ. MODERN SANAYİ PROLETARYASININ ORTAYA ÇIKIŞI. İŞÇİ SINIFI HAREKETİNİN İLK ADIMLARI.

Çarlık Rusya'sı kapitalist gelişme yoluna diğer Ülkelerden daha sonra girdi. Geçen yüzyılın 60'lı yıllarına kadar Rusya'da çok az sayıda fabrika ve işletme bulunuyordu. Hakim olan, soylu çiftlik sahiplerinin serfliğe dayalı ekonomisiydi. Sertlik sistemi altında, sanayi doğru düzgün gelişemezdi. Serflerin özgür olmayan emeği, tarımda düşük bir emek üretkenliği sonucunu veriyordu, iktisadi gelişme sürecinin tümü, sertliğin kaldırılmasını emrediyordu. Kırım Savaşı'ndaki askeri yenilgiyle zayıflayan ve köylülerin çiftlik sahiplerine karşı ayaklanmalarından korkuya kapılan Çarlık hükümeti, 1861'de serfliği kaldırmak zorunda kaldı.

Ama serfliğin kaldırılmasından sonra da çiftlik sahipleri, köylüleri ezmeye devam etliler. Çiftlik sahipleri, köylülerin "kurtuluşu" sırasında, daha önce köylülerin işlediği toprakların büyük bir kısmına el koyarak, "kesip kopararak", onları soydular. Toprakların bu kısmına köylüler otrezki (kesinti) adını verdi. Köylüler, "kurtuluşları" için çiftlik sahiplerine kurtulma parası olarak aşağı yukarı iki milyar ruble ödemek zorunda bırakıldılar.

Serfliğin kaldırılmasından sonra köylüler, çiftlik sahiplerinden en ağır şartlarla toprak kiralamak zorunda bırakıldılar. Çiftlik sahibi, köylüleri sık sık, kira için belirli bir parasal ödemenin yanısıra, çiftlik sahibinin topraklarının belli bir kısmını kendi araç ve atlarıyla parasız işlemeye zorluyordu. Buna otrabotki (çalışarak ödeme, emek-rant) ve barşçina (angarya) adı veriliyordu. En sık da, köylüler toprak kirasını çiftlik sahibine aynî olarak, mahsul ün yansı seklinde ödemek zorunda bırakılıyordu. Buna ispolu (yarıcılık) adı veriliyordu.


Böylece durum serflik zamanındakinin neredeyse aynısı olarak kaldı; tek fark, köylülerin artık kişisel olarak özgür olmaları, bir eşya gibi alınıp satılamamalarıydı.

Çiftlik sahipleri çeşitli zorbaca yöntemlerle (kira, para cezası), geri kalmış köylü çiftliklerinin kanını emiyorlardı. Çiftlik sahiplerinin boyunduruğu altında, köylülerin büyük çoğunluğu çiftliklerini iyileştiremiyordu. Devrim öncesi Rusya'da sık sık kötü mahsul alınmasına ve kıtlıklara yol açan tarımın asırı geri kalmışlığı bundandı.

Serflik ekonomisinin kalıntıları, ezici vergiler ve çoğu zaman köylü ekonomisinin gelirini bir hayli aşan, çiftlik sahiplerine ödenen kurtulma parası, köylü kitlelerini mahvediyor, sefalete sürüklüyor, bir geçim yolu bulmak için köylerini terketmek zorunda bırakıyordu. Köylüler fabrika ve işletmelere girdiler. Fabrikatörler ucuz işgücü elde ettiler.

İşçilerin ve köylülerin tepesinde, çarı, kapitalistleri ve çiftlik sahiplerini emekçilere karşı, sömürülenlere karşı koruyan polis şefi, bekçi, jandarma, karakol ve kır polislerinden kurulu tüm bir ordu vardı. Dayak cezası 1903'e kadar varlığını sürdürdü. Serflik kaldırılmış olmasına rağmen, en ufak bir suç işleyen ya da vergisini ödemeyen köylüler dayak cezasına çarptırılıyordu, İşçiler, polis ve Kazaklar tarafından, özellikle de, fabrikatörlerin baskısına artık dayanamayıp greve gittiklerinde, bir hayli hırpalanıyorlardı. Çarlık Rusya'sında işçilerin ve köylülerin hiçbir siyasi hakkı yoktu. Çarlık otokrasisi halkın en kötü düşmanıydı.

Çarlık Rusya'sı bir halklar hapishanesiydi. Çarlık Rusya'sının çok sayıdaki Rus-olmayan milliyetleri her turla haktan tamamen yoksundu ve durmadan akla gelebilecek her türlü hakaret ve aşağılanmalara maruz bırakılıyorlardı. Çarlık Hükümeti, Rus nüfusa, milli bölgelerin yerli halklarını aşağı bir ırk olarak görmeyi öğretmeye çalışıyor, bu halklara resmen inorodtsi (yabancı kökenliler) adını veriyor, onlara karşı nefreti ve aşağılamayı kışkırtıyordu. Çarlık hükümeti kasten ulusal düşmanlığı körüklüyor, bir halkı diğerinin üstüne saldırtıyor, Yahudi pogromları, Kafkasya'da Tatar-Ermeni katliamları tezgâhlıyordu.

Milli bölgelerde hükümet dairelerinin tümü ya da neredeyse tümü, Rus memurlarla doldurulmuştu. Resmi makamlar ve mahkeme önünde bütün işler Rus dilinde yürütülüyordu. Ulusal dillerde gazete ve kitap yayınlamak, okullarda anadilde eğitim yapmak yasaktı. Çarlık hükümeti, ulusal kültürün her türlü kımıldanışını boğmaya uğraşıyor, Rus olmayan milliyetleri zorla "Ruslaştırma" politikası güdüyordu. Çarlık, Rus olmayan halkların celladı ve işkencecisiydi.

Serfliğin kaldırılmasından sonra, Rusya'da sanayi kapitalizminin gelişmesi, bu gelişmeyi hâlâ köstekleyen serfliğin kalıntılarına rağmen, hızla ilerledi. 25 yılda, 1865'den 1890'a kadar, yalnızca büyük fabrikalarda, işletmelerde ve demiryollarında çalışan işçilerin sayısı 706 000'den l 433 000'e, yani iki mislinden daha fazlaya yükseldi.

Rusya'daki kapitalist büyük sanayi 1890'larda daha da hızlı gelişmeye başladı. Doksanlı yılların sonuna doğru, büyük fabrika ve işletmelerdeki, madencilik ve demiryollarındaki işçilerin sayısı, sadece Avrupa Rusya'sının elli ilinde 2 207 000'e, Rusya'nın tümünde ise 2 792 000'e yükseldi.

Bu, sertlik döneminin fabrika işçilerinden ve küçük sanayide ve el zanaatlarında çalışan işçilerden, gerek büyük kapitalist işletmelerde biraraya toplanmış olması, gerekse mücadeleci, devrimci özellikleriyle temelden ayrılan modern bir sanayi proletaryasıydı.

Doksanlı yıllardaki sanayi alanındaki atılım, esas olarak, yoğun demiryolu yapımından ileri geliyordu. Bir onyılda, 1890 ile 1900 arasında, 21 000 verst'ten fazla yeni demiryolu hattı döşenmişti. Demiryolları, muazzam miktarda metal gerektiriyordu (raylar, lokomotifler, vagonlar için), gittikçe artan miktarda yakıt .kömür ve petrol. gerektiriyordu, Bu, metalürji ve yakıt sanayilerinin
gelişmesine yol açar.

Bütün kapitalist ülkelerde olduğu gibi, devrim-öncesi Rusya'sında da sanayi alanındaki atılını yıllan ile, işçi sınıfını ağır bir şekilde etkileyen, yüzbinlerce işçiyi işsizliğe ve sefalete mahkum eden sanayi krizleri, sanayiin sekteye uğraması birbirini izliyordu.

Rusya'da kapitalizmin gelişmesi serfliğin kaldırılmasından sonra bir hayli hızlansa da, buna rağmen Rusya, iktisadi gelişme bakımından diğer kapitalist ülkelerin çok çok gerisinde kalıyordu. Nüfusun büyük çoğunluğu hâlâ tarımla uğraşıyordu. "Rusya'da Kapitalizmin Gelişmesi" adlı ünlü eserinde Lenin, 1897 genel nüfus sayımı sonuçlarından önemli veriler aktardı.

Toplam nüfusun altıda beşinin tarımla uğraştığı, büyük ve küçük sanayide, ticarette, demiryollarında, su yollarında, inşaatlarda, kerestecilikte vb. ise nüfusun ancak sadece yaklaşık altıda birinin çalıştığı görülüyordu.

Bütün bunlar, Rusya'nın [o zamanlar-Ç.N.] hâlâ, ülkede kapitalizm gelişmekte olmasına rağmen, bir tarım ülkesi olduğunu, iktisaden geri karmış, küçük-burjuva bir ülke olduğunu, yani küçük mülkiyete dayalı, üretkenliği düşük bireysel köylü ekonomisinin hakim olduğu bir ülke olduğunu gösterir.

Kapitalizm yalnızca kentlerde değil, kırda da gelişiyordu, Devrim-öncesi Rusya'nın sayıca en güçlü sınıfı olan köylülük çözülüyor, ayrışıyordu.

Köyde, hali vakti en iyi köylüler arasından bir Kulak üst tabakası, köy burjuvazisi doğarken, öte yandan, birçok köylü mahvoluyor, kır yoksullarına dahil köylülerin, köy proleterlerinin ve yan-proleterlerin sayısı gittikçe artıyordu. Orta köylülerin sayısı ise yıldan yıla azalıyordu.

1903 yılında Rusya'da yaklaşık 10 milyon köylü çiftliği vardı. "Kır Yoksullarına" adlı broşüründe Lenin, bu çiftliklerden en az üç buçuk milyonunun hiç atı olmayan köylülere ait olduğunu hesaplamıştı. Bu en yoksul köylüler, topraklarının ancak küçük bir kısmını ekiyor, geri kalanını Kulaklara kiralıyor ve kendilerine başka geçim kaynaklan arıyorlardı. Durumları itibariyle bu köylüler proletaryaya en yakındı. Lenin onlara kır proleterleri ya da yarı-proleterler adını veriyordu.

Öte yandan, (toplam 10 milyon çiftlikten) bir buçuk milyonunu meydana getiren zengin, Kulak çiftlikleri, ekilen tüm köylü topraklarının yarısını ele geçirmişlerdi. Bu köylü burjuvazi, yoksul ve orta köylülüğü ezerek, tarım işçilerinin ve gündelikçilerin emeğiyle semirerek zenginleşiyor ve tarım kapitalistlerine dönüşüyordu.

Rusya'da işçi sınıfı daha geçen yüzyılın 70'li ve özellikle de 80'li yıllarında uyanmaya ve kapitalistlere karşı mücadele yürütmeye başladı. Çarlık Rusya'sında işçilerin durumu olağanüstü kötüydü. 801i yıllarda fabrika ve işletmelerde işgünü asla 12 1/2 saatten aşağı değildi; tekstil sanayiinde ise 14-15 saate varıyordu. Kadın ve çocuk emeğinin sömürülmesi çok yaygındı. Çocuklar da büyükler kadar uzun süre çalışıyor, ama kadınlar gibi, çok daha az ücret alıyorlardı. Ücretler ölçüsüz derecede düşüktü, işçilerin büyük çoğunluğu ayda 7-8 ruble alıyordu. Metal işletmelerinde ve dökümhanelerde en yüksek ücreti alan işçiler ayda 35 rubleden fazla kazanmıyorlardı. Hiçbir iş emniyeti yoktu, bunun sonucunda işçiler arasında kitlesel boyutlarda sakatlanmalar ve ölümcül iş kazaları oluyordu, işçiler sigortalı değildi; bütün sağlık hizmetleri ancak parayla idi. Konutların durumu feciydi, işçiler fabrikaya ait barakalarda, küçücük bir "oda"ya 10-12 kişi tıkıştırılıyorlardı. Fabrikatörler, ücretleri hesaplarken işçileri sık sık aldatıyor, onları, alışverişlerini fahiş fiyatla satış yapan fabrikaya ait dükkânlardan yapmaya zorluyor, para cezalarıyla soyup soğana çeviriyorlardı.

İşçiler, kendi aralarında anlaşmaya ve ortaklaşa, dayanılmaz durumlarını iyileştirmek amacıyla fabrika ya da işletme sahibinin önüne talepler sürmeye başladılar. İşi bırakıyorlar, yani grev yapıyorlardı. 701i ve 801i yılların ilk grevleri, genellikle, ölçüsüz para cezalan, ücretlerin ödenmesi sırasında işçilerin aldatılması, dolandırılması, ve ücret hadlerinde yapılan indirimler yüzündendi.

İlk grevler sırasında, sabrı tükenen işçiler bazen makinaları parçalıyor, fabrika binalarının pencerelerini kırıyor, fabrikaya ait dükkânları ve büroları yıkıyorlardı.

ileri işçiler, kapitalistlere karşı başarılı mücadele için bir örgütün zorunlu olduğu görüşünü kavradılar. İşçi birlikleri kurulmaya başladı.

1875 yılında Odessa'da, "Güney Rus İşçi Birliği" kuruldu. Bu ilk işçi birliği varlığını sekiz-dokuz ay sürdürdü ve sonra Çarlık hükümeti tarafından dağıtıldı.

Petersburg'da 1878 yılında, başında Halturin adlı bir marangoz ile Obnorski adlı bir tesviyecinin bulunduğu "Rus işçileri Kuzey Birliği" örgütlendi. Bu birliğin programında, birliğin görevlerinin batıdaki sosyal-Demokrat işçi partilerininkiyle aynı olduğu söyleniyordu. Birlik nihaî hedef olarak önüne, sosyalist devrim yapmayı -"son derece adaletsiz bir düzen olarak devletin mevcut siyasi ve iktisadi düzenini devirme"yi- koyuyordu. Birliğin örgütleyicilerinden biri olan Obnorski, bir sure yurtdışında yaşamış ve Marksist sosyal-demokrat partilerin ve Marks'ın yönettiği Birinci Enternasyonal'in faaliyetlerini yakından izlemişti. "Rus işçileri Kuzey Birliği'nin programı, bunun damgasını taşıyordu. Bu birlik kendi önüne dolaysız görev olarak, halk için siyasi özgürlüğü ve siyasi haklan (söz ve basın özgürlüğü, toplantı hakkı vs.) kazanmayı koydu. Acil taleplere, işgününün kısaltılması da dahildi.

Birliğin üye sayısı iki yüzü buldu, bir o kadar da sempatizanı vardı. Birlik, işçi grevlerine katılmaya başladı, onlara önderlik etti. Çarlık hükümeti bu işçi birliğini de dağıttı.

Ama işçi sınıfı hareketi gelişmeye devam etti, yeni yeni bölgeleri kapsadı. ‘80'li yıllarda çok sayıda grev oldu. Beş yıl içinde (l881'den 1886'ya kadar), greve çıkan 80 000 işçiyi kapsayan 48'den fazla grev oldu.

1895 yılında Orehovo-Zuyevo'daki Morozov fabrikasında patlak veren büyük grevin, devrimci hareketin tarihinde özellikle büyük bir önemi vardır.

Bu fabrikada aşağı-yukarı 8 000 işçi çalışıyordu. Çalışma şartlan günbegün kötüleşiyordu: 1882-1884 arasında ücretler beş kez düşürülmüştü, son yılda ise ücretler bir defada yüzde 25 indirilmişti. Ayrıca fabrikatör Morozov, işçileri para cezalarıyla da cendereye sokuyordu. Grev ertesinde mahkeme önünde ortaya çıktığı gibi, işçilerin kazandığı her rublenin 30 ila 50 kopeki para cezası şeklinde fabrikatörün cebine iniyordu, İşçiler bu soyguna daha fazla dayanamadılar ve 1885 yılının Ocak ayında greve başladılar. Grev daha önceden örgütlenmişti. Eskiden "Rus İşçileri Kuzey Birliğ'nin bir üyesi olan ve belli bir devrimci tecrübesi bulunan Pyotr Moisseyenko adlı ileri bir işçi tarafından yönetiliyordu. Grev arifesinde Moisseyenko, özellikle sınıf bilinçli başka dokumacılarla birlikte, fabrikatöre sunmak üzere bir dizi talep hazırladı, bunlar işçilerin gizli bir toplantısında onaylandı, işçiler herşeyden önce, haydutça para cezalarının kaldırılmasını talep ettiler.

Bu grev silah zoruyla bastırıldı. 600'den fazla işçi tutuklandı, düzinelerle işçi mahkemeye verildi.

Benzer grevler, 1885 yılında, İvanovo-Voznessensk'teki fabrikalarda da oldu.

İşçi sınıfı hareketinin büyümesinden korkuya kapılan Çarlık hükümeti, ertesi yıl, para cezalan üzerine bir yasa çıkarmak zorunda kaldı. Bu yasada, ceza paralarının fabrikatörlerin cebine inmemesi, bilakis bizzat işçilerin ihtiyaçları için harcanması gerektiği söyleniyordu.

Morozov grevi ve diğer grevlerin deneyimlerden işçiler, örgütlü mücadeleyle çok şey elde edebileceklerini öğrendiler, İşçi sınıfı hareketinin saflarından, işçi sınıfının çıkarlarını bıkmadan, usanmadan savunan yetenekli önderler ve örgütleyiciler çıktı.

Aynı zamanda Rusya'da, büyüyen işçi sınıfı hareketi zemini üzerinde ve Batı Avrupa işçi sınıfı hareketinin etkisi altında, ilk Marksist örgütler ortaya çıkmaya başladı.

2. RUSYA'DA NARODİZM VE MARKSİZM. PLEHANOV VE "EMEĞİN KURTULUŞU" GRUBU. PLEHANOV'UN NARODİZME KARŞI MÜCADELESİ. RUSYA'DA MARKSİZMİN YAYILMASI