14 Haziran 2020

Rus Devrimi ve Proletaryanın Görevleri


Partiiniye Izvestia, No.2, 20 Mart 1906
Lenin Toplu Eserleri, Cilt 10, sayfa 135-146.

Rusya'daki demokratik devrimin durumu nedir? Yenildi mi, yoksa sadece geçici bir durgunluktan mı geçiyoruz? Aralık ayaklanması, devrimin doruk noktası mı idi ve şimdi bir “ Shipov Anayasası” rejimine doğru mu ilerliyoruz? Ya da devrimci hareket, genel olarak, durgun değil, ilk başarısız ayaklanmadan sonra, durgunluğu kullanarak, yeni güçlerle, bir ikinci,çok daha yüksek başarı şansı ile yeni bir patlama hazırlığı içinde, yükseliyor mu? ?

Bunlar şimdi Rusya'daki Sosyal-Demokratların yüzleştiği temel sorular. Eğer Marksizme sadık kalacaksak, genelliğe başvurarak somut koşulları analiz etme görevinden kaçınmaya çalışmamalıyız; çünkü son tahlilde, bu sorulara son cevabı, bu koşulların değerlendirilmesi  verecektir. Buna cevap tamamen Sosyal-Demokratların taktiklerine bağlıdır; ve Duma'yı boykot etme konusundaki anlaşmazlıklarımız, örneğin (bu arada, RSDLP örgütlerinin çoğunluğunun boykot lehine açıklama yaptığı için, bu sona ermek üzeredir), bunlar büyük soruların sadece küçük bir parçacığıdır.

Az önce bir Marksist için, genelliğe başvurarak bu sorunlardan kaçınmaya çalışmanın doğru olmayacağını söyledik. Bu genelliklerin bir örneği, devrimi hiçbir zaman sadece “mızrak ve dirgenlerden” (silahlı olmaktan. EA) biri olarak görmediğimiz iddiasıdır; acil ayaklanma çağrısında olmasak bile devrimci olduğumuz; parlamento döneminde de devrimciler olarak kalacağımız vb. iddiasıdır.

Böylesine iddialar, somuttaki tarihsel sorunu, kesinlikle hiçbir şey açıklamayan ve sadece fikir yoksunluğunu gizleyen ve kafa karışıklığına hizmet eden soyut düşüncelerle değiştiren, sorunlardan rezilce kaçışlar olur. Sözlerimizi bir örnekle desteklemek için Marx'ın 1848'deki Alman devrimine karşı tutumuna değineceğiz. Bu hepsinden daha  yararlı olabilir, çünkü ülkemizde aynı ve belki de daha keskin bir ayrım belirtileri görüyoruz -  burjuvazinin bir gerici ve devrimci bölüm içine ayrılması, örneğin Büyük Fransız Devrimi'nde bulunmayan bir bölünme. Kesin olarak, yukarıda ortaya koyduğumuz Rus devriminin durumu hakkında temel sorunlar, Almanya ile analojiye uyarlanmış bir şekilde de olabilir ( elbette ki herhangi bir tarihsel analojinin çizilebileceği, göreceli ve sınırlı anlamda). Sorunu şöyle ortaya koyabiliriz: 1847 mi 1849mu? Devrimin doruk döneminin kapanış sürecini mi (1847'de Birleşik Devlet Etiketi olarak adlandırılan Alman Devlet Duması nı topladığı Almanya gibi,), yoksa (Almanya'nın 1849'da yaptığı gibi) devrimin nihai tükenme döneminin kapanışı mı yaşıyoruz, ve uydurma bir anayasa altında monoton bir hayatın başlangıcını mı?

Marx bu soruyu 1850 yılı boyunca ortaya koyuyordu, inceliyordu ve sonunda kaçınma ile değil, somut koşulların analizinden doğrudan bir cevapla ortaya çıkıyordu. 1849'da devrim ezilmişdi, bir sürü ayaklanma başarısızlıkla sonuçlandı; gerçekte halkın kazandığı Özgürlük onlardan geri alındı ​​ve “devrimcilere” karşı gericiliğin saldırıları çok fazlaydı. Komünist Birliğin (Marx tarafından yönetilen zamanın Sosyal-Demokratik örgütlenmesi) açık siyasi eylemi imkansız hale geldi. Haziran 1850'de Merkez Komite'nin Hitabında; “her yerde diyordu,  “Almanya nın her tarafında devrimci partinin güçlü, gizli (italiklerimiz) örgütlenmesi için gereklilik doğdu. Merkezi yurt dışında olan Merkez Komitesi Almanya'ya “mevcut tüm güçleri Birliğin elinde toplayacak” bir elçi gönderdi. Marx (Mart 1850 Hitabında) bir canlanmanın, yeni bir devrimin olası olduğunu yazıyor; işçilere bağımsız örgütlenmelerini tavsiye ediyor ve özellikle tüm proletaryanın silahlandırılması gerektiğini ileri sürüyor, proleter bir ordunun oluşturulması ve “silahsızlandırmaya yönelik her çabanın zorla  sinirlendirmesi” gerekliliğini söylüyordu. Marx, “devrimci işçi hükümetlerinin” kurulması çağrısını yapıyor ve proletaryanın “yaklaşan ayaklanma sürecinde ve sonrasında” ne yapılması gerektiğini tartışıyordu. Marx, 1793'teki Jacobin Fransa'ya Alman demokratları için model olarak işaret ediyordu.  (see The Revelations About the Cologne Communist Trial, Russ. transl., p. 115 and foll.).

Altı ay geçti. Beklenen canlanma gerçekleşmiyor. Birliğin çabaları başarısız oluyor. Engels, 1885 yılında “1850 yılı boyunca,” devrimin yeni bir yükselişine dair beklentiler gittikçe daha olanaksız gerçekten imkansız hale geldi. ” 1847'deki sanayi krizi sona ermişti. Bir sanayi refah dönemi başlamıştı. Ve Bu nedenle Marx, somut koşullara göre, soruyu keskin ve kesin bir şekilde gündeme getiriyor. 1850 sonbaharında , kategorik olarak, burjuva toplumunun üretici güçlerinin  böylesine bol bir gelişme içinde olduğu dönemde, “gerçek bir devrimden söz edilemez” diye kategorik olarak ilan ediyor.

Okuyucunun göreceği gibi, Marx zor bir soruyu atlatmak (sorudan kaçınmak) için hiçbir girişimde bulunmaz. Devrim kelimesiyle oynamaz; sıcak bir siyasi meselenin yerine içi boş soyutlamalar koymaz. Genelde devrimin her durumda ilerleme kaydettiğini unutmaz, çünkü burjuva toplumu gelişmektedir; ancak terimin doğrudan ve dar anlamında demokratik bir devrimin imkansız olduğunu açık bir şekilde söyler. Proletaryanın belirli bir bölümü arasında hüküm süren çürüme ve yorgunluk “ruh haline” (kuyrukçuluğa kaymış bazı Sosyal-Demokratların sıklıkla yaptığı gibi) atıfta bulunmadan, zor bir problemi çözer. Hayır, ruh halinin çöktüğü (Mart 1850'de) dönem dışında , başka hiçbir gerçekler olmadığı sürece, silahlanma ve ayaklanmaya çağırmaya, buna hazırlanmaya, ve işçilerin ruh halini kişisel şüphecilik ve dehşetle bastırmamaya devam etti.  “Gerçek devrim” in “tükenmesinin” kaçınılmaz olduğuna kesinlikle ikna olana kadar görüşlerini değiştirmedi. Ve onları değiştirdikten sonra, açıkça ve doğrudan, ileriye doğru bir taktik değişikliğini ve ayaklanma hazırlıklarının tamamen durdurulmasını talep etti: çünkü bu tür hazırlıklar sadece ayaklanmada rol oynayabilirdi. Ayaklanma sloganı kesinlikle rafa kaldırıldı. Açıkça ve kesinlikle “hareketin biçiminin değiştiğini” kabul etti.

Marx'ın bu örneğini şimdiki zor zamanlarda daima önümüzde tutmalıyız. Yakın gelecekte “gerçek bir devrim” olasılığını, “hareketin ana biçimi” sorununu, ayaklanma ve buna karşı hazırlık sorununu olabildiğince ciddiye almalıyız; ancak savaşan bir siyasi parti, bu problemi doğrudan ve kesinlikle, açık sözlü, kaçınma ve çekinme olmaksızın çözmelidir. Bu soruya net bir cevap bulamayan parti parti denilmeyi hak etmeyecektir.

Peki, bu problemi çözerken hangi somut gerçekleri izlemeliyiz? Doğrudan devrimci “hareketin şekli” nin tamamen tükendiği, yeni bir ayaklanmanın imkansız olduğu ve Rusya'nın değersiz burjuva yarı anayasacılık dönemine girdiği görüşünü destekleyecek gibi görünen bir takım yüzeysel ve göze çarpan gerçekler var. Burjuvazi arasında bir dönüşün olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Toprak Ağaları Kadetleri (anayasal monarşist parti.EA) terk ettiler ve 17 Ekim Ekim Birliği'ne katıldılar. Hükümet zaten iki meclisli bir “Anayasa” verdi. Sıkıyönetim, tutuklamalar ve diğer cezai tedbirler sahte bir Duma'nın toplanmasını olası kılıyor. Şehirlerdeki ayaklanma bastırıldı ve ilkbahardaki köylü hareketi izole ve yetersiz olduğunu kanıtlayabilir. Toprak ağaları mülklerini satıyorlar ve bu, köylülüğün burjuva “düzenli” bölümünün büyüdüğü anlamına geliyor. Ayaklanmanın bastırılmasından sonra bir çürüme-keyifsizlik havasının hüküm sürmesi bir gerçektir. Son olarak unutulmamalıdır ki, genel olarak devrimin yenilgisini tahmin etmenin, canlanmayı tahmin etmekten daha kolay ve daha ucuz (az maaliyetli) olduğu unutulmamalıdır; şu anda güç gericliğin yanındadır ve “çoğu durumda”, şimdiye kadar, devrimler tamamlanmamış olarak sonuçlanmıştır.

Aksine bir görüşü destekleyen hangi kanıtlar var? Bu soruya, aktüel ve akut politik sorunları ayık görüşler  ve sakince, pratik ve kapsamlı bir şekilde tartışabilen, tüm Marksistler tarafından bilinen K. Kautsky tarafından cevaplanmasına yer vereceğiz. Kautsky, Moskova ayaklanmasının bastırılmasından kısa bir süre sonra görüşünü “Rus Devrimi'nin Şansları” başlıklı bir makalede dile getirdi. Bu makale Rusça'da yayınlandı - elbette, sansür tarafından param parça oldu ( Kautsky'nin Rusya'daki Tarım Sorunu  üzerine başka bir muhteşem makalesinin Rusça çevirisinin aynı şekilde bozulduğu gibi).

Kautsky zor sorunu atlatmaya -ondan kaçınmaya çalışmaz. Genelde devrimin yenilmezliği, proleter sınıfın her zaman ve sürekli devrimci olması vb. konuları hakkında içi boş ifadeler kullanarak ondan kurtulmaya çalışmaz. Hayır, Rusya'da, burada ve şu anda, mevcut demokratik devrimin şansı hakkında somut tarihsel bir soruyu açıkça ortaya koyuyor. Sözü dolandırmadan, makalesine, 1906 başından beri Rusya'dan üzücü olan haberlerden başka hiç bir haber alınmadığını belirterek, “devrimin tamamen bastırıldığı ve en son nefesinde olduğu görüşüne yol açabilir" diye başlıyor.  Bu konuda coşkulu olanlar sadece gericiler değil, Rus liberalleri de diyor Kautsky, bu “kuponun” kahramanlarınnın tamamen layık oldukları bir dizi küçümseyen sıfatlarını yağdırıyorlar.  (açıktır ki Kautsky Plehanov'un Rus Sosyal-Demokratlarının “proleter olmayan muhalefet partilerinin desteğine değer vermesi” teorisine henüz dönüştürülmemişdi ).

Ve böylece Kautsky bu doğal, mantıklı görüşü ayrıntılı olarak analiz ediyor. Aralık ayında Moskova işçilerinin yenilgisi ile Haziran (1848) Paris işçilerinin yenilgisi arasında ki bariz benzerlik şüphesizdi. Her iki durumda da, işçi sınıfının henüz yeterince örgütlenmediği bir dönemdeişçilerin silahlı ayaklanması hükümet tarafından “kışkırtıldı”. Her iki durumda da işçilerin kahramanca direnişine rağmen gericilik zafer kazandı. Kautsky bundan ne sonuç çıkarıyor? Kautsky, Plekhanov'un silahlanmış yanlış olduğu bilgiçlik taslayan-ukela uyarısını tekrarlıyor mu? Hayır . Olayın ardından ucuz ve dar görüşlü ahlaki düşüncelere dalmak için acele etmiyor. Rus devriminin tamamen ezilmiş olup olmadığı sorusuna cevap verebilecek somut gerçekleri inceliyor.

Kautsky, 1843'te Paris'teki proletaryanın yenilgisi ile 1905'te Moskova'daki proletaryanın yenilgisi arasında dört radikal fark görüyor. 

Birincisi, Paris'in yenilgisi tüm Fransa'nın yenilgisiydi. Moskova hakkında böyle bir şey söylenemez. St.Petersburg, Kiev, Odessa, Varşova ve Lodz işçileri yenilmedi. On iki aylık Korkunç mücadeleden yoruldular; ama onların ruhları kırılmadı. Özgürlük mücadelesini yenilemek için güçlerini topluyorlar.

İkincisi, daha da önemli bir fark, Fransa'da, 1848'de köylüler gericilik saflarındaydılar, oysa Rusya'da 1905'te köylüler devrimin saflarındaydılar. Köylü isyanları ilerliyor. Bütün ordular bu isyanları ezmekle meşguller. Bu ordular, otuz yıl savaşı sırasında sanki Almanyanın harap ettiği gibi, ülkeyi harap ediyorlar. Askeri misillemeler köylüleri bir süreliğine sindirebilir; ancak bunlar sadece onların yoksulluklarını ağırlaştırıyor ve koşullarını daha da çaresiz hale getiriyorlar. Onlar, Otuz Yıl Savaşı sırasında meydana gelen yıkım gibi, kaçınılmaz olarak, mevcut sisteme karşı savaş ilan etmek zorunda kalacak, ülkedeki barışın restorasyonunu engelleyecek  büyük ve daha büyük kitleleri canlandıracaklar, ve her ayaklanmaya katılacaklar .

Üçüncü ve son derece önemli fark şudur. 1848 devriminin yolu 1847 kriz ve kıtlığıyla döşendi. Krizin sona ermesi ve endüstriyel refah dönemi ile gericilik güçlendi. "Ancak, Rusya'daki mevcut terör saltanatı, kaçınılmaz olarak, yıllardır ülkede ağır basan ekonomik depresyonun şiddetlenmesine yol açacaktır.” 1905 kıtlığının tam etkileri önümüzdeki birkaç ay içinde hissedilecektir. Bir devrimin bastırılması, iç savaşı en büyük ölçekte, tüm halka karşı savaşı ortaya koyar. Bu savaşın bir yabancı savaştan daha az maliyeti yoktur ve bunun yanı sıra bir yabancı ülkeyi değil, ana vatanı mahveder. Finansal çöküş yakın gelecektedir. Dahası, yeni ticaret anlaşmaları Rusya için özellikle ciddi sonuçlarla tehdit ediyor ve hatta dünya ekonomik krizine yol açabilir. Bu nedenle, gerici terör saltanatı ne kadar uzun sürerse, ülkenin ekonomik konumu o kadar umutsuz olur ve nefret edilen rejime karşı öfke artar. “Böyle bir durum,” diyor Kautsky, “çarlığa karşı her türlü güçlü hareketi yenilmez yapacak. Ve böyle bir hareketin kıtlığı olmayacak. Kahramanlık ve bağlılığının çok büyük delillerini zaten vermiş olan Rus proletaryası bunu gerçekleştirecek. ”

Kautsky'nin belirttiği dördüncü fark Rus Marksistleri için özel bir ilgiye sahiptir. Maalesef ki günümüzde, " Brownings " ve "savaş kadroları" üzerine bir sürü saçmalık, ve Kadet (aşağılayıcı) sırıtmaları görüyoruz. Hiç kimsenin, Marx'ın örneğini verdiği şekilde, ayaklanmanın imkansız olduğunu ve bunun için daha fazla hazırlık yapmanın bir faydası olmadığını söylemeye cesareti ve dürüstlüğü yok. Ancak buradaki insanlar, devrimcilerin askeri operasyonları konusunda sırıtmayı çok seviyorlar. Kendilerine Marksist diyorlar, ama bir doktrincinin eşsiz ihtişamıyla;  “Silahlanmak yanlıştı ....  diye beyan ederek,  (Marx ve Engels'in her zaman büyük önem verdiği) ayaklanmanın askeri yönünü analiz etme görevini terk etmeyi tercih ediyorlar. Kautsky farklı yaklaşıyor, elindeki ayaklanma hakkında gerçekler ne kadar çok az olsa da, yine de sorunun askeri yönünü de analiz etmeye çalışıyor. Hareketi, genel kurala göre değerlendiren bizim devrimci Kuropatkins'in tersine : - eğer bir şey veriyorlarsa, al; kavga varsa kaç; eğer yenilirsen, eh silahlanmamalıydın!-  Kautsky hareketi kitleler tarafından geliştirilen yeni bir mücadele biçimi olarak değerlendirmeye çalışıyor.

“Hem Paris'te ki Haziran savaşı” diyor Kautsky, ve “ Moskova'da ki Aralık savaşı barikat savaşlarıydı. Ama ilki bir felaketti; eski barikat taktiklerinin sonunu getirdi. İkincisi, yeni barikat taktiklerinin başlangıcı oldu. Ve sonuç olarak, Engels'in Marx'ın Sınıf Mücadelelerine “Girişinde” ifade ettiği, barikat mücadele döneminin sona erdiğine dair görüşünü gözden geçirmeliyiz. Aslında, sadece eski barikat taktikleri dönemi sona erdi.  Bir avuç isyancının, Modern silahların tüm kaynakları ile silah olarak üstün güçlere karşı iki hafta boyunca direnmeyi başardığında, Moskova savaşının gösterdiği şey budur. ”

Kautsky işte böyle konuşuyor. İlk girişim başarısız olması nedeniyle, ayaklanma konusunda "ölülerin ruhu için dua" okumuyor. Başarısızlığı görmezden gelmiyor, ama yeni ve daha yüksek bir mücadele biçiminin doğuşu ve büyümesini inceliyor, askeri birlikler arasındaki düzensizliğin ve hoşnutsuzluğun önemini, işçilerin şehir halkından aldığı yardımları, kitlesel grevin  ayaklanma ile bileşimini inceliyor. Proletaryanın ayaklanma sanatını öğrenme şeklini inceliyor. Güncelliği geçmiş askeri teorileri gözden geçirip yeniliyor ve orada tüm Partiyi Moskova'nın deneyimini analiz etmeye ve özümsemeye çağırıyor. Tüm hareketi grevden ayaklanmaya geçiş olarak görüyor ve işçilerin başarıya ulaşması amacı yönünde,  ikisini nasıl birleştirmeleri gerektiğini kavramaya çalışıyor.

Kautsky makalesini şu şekilde sonuçlandırıyor: “Moskova'nın dersleri işte bunlar. Mücadelenin gelecekteki  biçimlerini ne kadar etkileyecekler, ancak henüz buradan (yani Almanya'dan) bunları öngörmek imkansız. Gerçekten de, şimdiye kadar Rus devriminin bütün önceki ortaya serdiklerinde (tezahürlerinde), örgütlenmemiş kitlelerin kendiliğinden patlamalarını gördük; bunların hiçbiri önceden planlanmamış veya hazırlanmamıştı. Muhtemelen bu bir süre daha olmaya devam edecektir.

“Ama henüz, mücadelenin gelecekte alacağı biçimleri kesinlikle tahmin etmek imkansız olsa da, tüm işaretler, daha ileri savaşları beklememiz gerektiği, şu anki uğursuz durgunluğun sadece fırtınadan önceki  sakinlik olduğudur. Ekim hareketi şehir ve kırsal alandaki kitleleri kendi güçlerinin bilincine sahip kıldı. O zaman, Ocak ayında gericilik onları bir işkence uçuruma fırlattı. İşte burada her şey onları alevlendirir, öfkelerini uyandırır ve kaçmak için, ne kadar yüksek olursa olsun, her bedeli ödemeye hazırlar. Yakında kitleler tekrar ayağa kalkacak ve her zamankinden daha fazla bir güçle saldıracaklar! Bırakalım Karşı-devrim, özgürlük davasında düşen kahramanların bedenleri üzerinde zaferini kutlasın. Bu zaferin sonu yaklaşıyor: kırmızı şafak yükseliyor, proleter devrim yakında. ”

Belirttiğimiz sorun, bir bütün olarak Sosyal-Demokratik taktiklerin temel sorunudur. Bu, yaklaşmakta olan Parti kongresinin en açık ve net bir şekilde halletmesi-sonuca erdirmesi gereken ilk sorundur; Partinin bütün üyeleri, tüm sınıf bilincine sahip işçiler, sorunu tartışmak, halletmek  ve önemli ve sorumlu görevlerine tam olarak hazırlanmış  delegeleri kongreye göndermek için yardımcı olacak kapsamlı materyali toplamak için elinden geleni acilen yapmalıdır.

Kongre için delege seçimleri taktiksel platformlar arasında net bir ayrım temelinde yapılmalıdır. Açıkça konuşacak olursak, bu soruna şu ya da bu şekilde verilen tutarlı ve eksiksiz cevap, Sosyal-Demokratik taktiklerin tüm küçük ayrıntılarını çözüme ulaştıracaktır.

Ya o-ya bu (ikisinden birisi).

Ya şu anda “gerçek bir devrimden söz edilemeyeceğini” itiraf ederiz, bu durumda hem kendimizi hem de proletaryayı ve halkı yanıltmamak için, herkesin duyacağı şekilde, çok açık ve kesin olarak söylemeliyiz. O zaman (öyleyse)proletaryanın acil görevi olarak demokratik devrimi tamamlama görevini kesinlikle reddetmeliyiz. O zaman, ayaklanma sorununu tamamen rafa kaldırmalı ve savaş kadrolarını silahlandırma ve örgütleme işlerini durdurmalıyız; çünkü işçi partisinin ayaklanmada rol oynaması beklenmiyor. O zaman, devrimci demokratların gücünün tükendiğini itiraf etmeliyiz ve anayasal bir rejim altındaki gerçek muhalif güç olarak liberal demokratların bir bölümünü veya başka bir bölümünü desteklemeyi acil görevimiz yapmalıyız. O zaman, Devlet Dumasını kötü bir meclis olsa bile bir parlamento olarak görmeli ve sadece seçimlere katılmamalı, aynı zamanda Duma'ya da katılmalıyız. O zaman, önce Partinin yasallaştırılmasını sağlamalı, Parti programını buna göre değiştirmeli ve tüm çalışmalarımızı “yasal” sınırlara ayarlamalıyız ya da her durumda yeraltı işlerini küçük ve ikincil bir yere bırakmalıyız. O zaman, sendikaların örgütlenmesini, bir önceki tarihsel dönemde silahlı ayaklanmada olduğu gibi, bir parti görevi olarak birincil olarak görebiliriz. O zaman, köylü hareketinin devrimci sloganlarını (topraklara el konulması gibi) da rafa koymalıyız, çünkü bu sloganlar pratikte ayaklanma sloganlarıdır ve daha önce buna askeri tarzda hazırlanmadan ayaklanmaya çağırılar, ona inanmadan, ayaklanmanın hiç bir değeri yok.  O zaman, sadece geçici bir devrimci hükümetten değil, aynı zamanda “devrimci yerel özerk yönetim” den söz etmekten vazgeçmeliyiz; deneyimler göstermiştir ki, bu isimle doğru ya da yanlış olarak adlandırılan oluşumlar, gerçekte koşulların zorlamasıyla ayaklanma organlarına, devrimci bir hükümetin temel kurallarına dönüştürülmüştür.

Ya da şu anda bir devrim hakkında konuşabileceğimizi ve konuşmamız gerektiğini kabul ederiz; açık devrimci mücadelenin yeni ve daha yüksek biçimlerinin kaçınılmaz olduğunu veya her durumda en olası olduğunu kabul ederiz. O zaman proletaryanın başlıca siyasi görevi, tüm çalışmalarının ana merkezi, örgütlü sınıf faaliyetlerinin ruhu, demokratik devrimi tamamlama görevi olmalıdır. O zamanbu görevden kaçış, sadece sınıf mücadelesi kavramını Brentano'nun yorumlamasına indirgemek anlamına gelir: proletaryayı liberal-monarşist burjuvazinin izleyiciliğine dönüştürmesi anlamına gelir. O zamanPartinin acil ve merkezi siyasi görevi, proletaryanın güçlerini hazırlamak ve örgütlenmenin, hareketin ulaştığı en yüksek mücadele biçimi olarak, silahlı ayaklanma için düzenlenmesidir. Bu durumda, Aralık isyanının tüm deneyimini en doğrudan pratik amaçlar için incelemek kritik görevimizdir. O zamansavaşçı-kadroları örgütleme ve silahlandırma çabalarımızı on kat artırmalıyız. O zaman, savaşan gerilla operasyonlarıyla da ayaklanmaya hazırlanmalıyız, çünkü sadece yeni üyeler ilave ederek  ve kaydederek “hazırlanmak” çok saçma olur. O zamaniç savaşı ilan edilmiş ve devam etmekte olan bir şey olarak görmeliyiz ve Partinin tüm faaliyetleri “Savaşta (kelimenin tam anlamında) olduğu gibi, savaşta!” kuralı tarafından yön verilmelidir. O zaman, proletaryanın kadrolarını saldırgan askeri operasyonlar için eğitmek kesinlikle şarttır. O zamanköylülüğün kitleleri için devrimci sloganlar çıkarmak mantıklı ve tutarlıdır. Devrimci ve sadece devrimci demokratlarla mücadele anlaşmaları yapma görevi ön plana çıkıyor: burjuva demokratlarının çeşitli bölümlerini ayırt etme kriteri ayaklanma sorunudur. Ayaklanma lehinde olanlarla proletarya "ayrı" yürüsede, “birlikte vurur”; ayaklanmaya karşı olanlar acımasızca savaşır ya da onları aşağılık ikiyüzlü ve hainler (Kadetler) olarak reddeder. O zaman, anayasal yanılsamaların eleştirisini ve teşhir edilmesini açık iç savaş açısından ön plana çıkarır ve kendiliğinden devrimci patlamalara yol açacak durumlara ve koşullara yoğunlaştırırız. O zaman, Duma'yı bir parlamento olarak değil, bir polis merkezi olarak görürüz ve sadece proletaryayı yozlaştıracak olan ve dağıtabilecek olan, sahte seçimlere tüm katılımı reddederiz. O zaman, işçi sınıfının partisinin örgütlenmesinin temeli olarak (Marx'ın 1849'da yaptığı gibi), “kamu faaliyetleri” için ayrı bir cihaza sahip olması gereken “güçlü, gizli bir örgütü” alır ve işçi sendikalarından yasal basına kadar tüm yasal topluluklara ve kurumlara  özel "nabız yoklayıcıları" göndeririz .

Kısaca söylemek gerekirse: ya demokratik devrimin bitmiş olduğunu itiraf etmeliyiz, ayaklanma sorununu rafa kaldırmalı ve “anayasal” yolu izlemeliyiz. Ya da demokratik devrimin hala devam ettiğini, onu tamamlamayı, ayaklanma sloganını geliştirmeyi ve pratikte uygulamayı, iç savaşı ilan etmeyi ve tüm anayasal yanılsamaları acımasızca kınamayı temel görevimiz haline getirdiğini kabul etmeliyiz.

Okuyucuya, şimdi Partinin karşı karşıya olduğu sorunun kesinlikle ikinci çözümünden yana olduğumuzu söylemek neredeyse gerekli bile değildir. Bu sayıda yayınlanan taktik platformunun amacı, kongrede ve buna hazırlık çalışmalarımız sırasında destekleyeceğimiz görüşleri sistematik biçimde özetlemek ve açıklamaktır. Bu platform tamamlanmış bir şey olarak değil, taktik sorunların bir taslağı olarak ve Parti kongresinde savunacağımız kararların ve kararların ön taslağı olarak görülmelidir. Bu platform, benzer düşüncelere sahip eski “Bolşeviklerin” (Proletary'in editörleri ve katkıda bulunanlar dahil) özel toplantılarında tartışılmıştır ve kolektif bir çabanın ürünüdür.

Partiiniye Izvestia, No.2, 20 Mart 1906
Lenin Toplu Eserleri, Cilt 10, sayfa 135-146.
Çeviri; Erdoğan A, Haziran 2020


RSDLP Birlik Kongresi için Taslak Kararlar

Konuyla ilgili yazıların Tamamını PDF olarak İndir