19 Mayıs 2019

Devrimci Proletaryanın Demokratik Görevleri

VI Lenin
 Proletary, No. 4, 17 Haziran (4), 1906. 

Lenin Toplu Eserler, Cilt 8, sayfa 511-518.

İşçi sınıfı hareketinin bilinçli bir üssü olarak, Sosyal Demokrat Partisi emekçi kitlelerin her türlü baskı ve sömürüden  tamamıyle kurtarılmasını amaçlamaktadır. Bu amacın başarılması - üretim araçlarında özel mülkiyetin ortadan kaldırılması ve sosyalist toplumun yaratılması - kapitalizmin üretici güçlerinin çok yüksek bir gelişimini ve işçi sınıfının yüksek derecede örgütlenmesini gerektirir. Modern burjuva toplumda üretici güçlerin tam gelişmesi, geniş, özgür ve açık sınıf mücadelesi ve proletaryanın kitlelerinin siyasi öğretimi, eğitimi ve örgütlenmesi, siyasi özgürlük olmadan düşünülemez. Bu nedenle  tam bir siyasi özgürlük ve demokratik devrim için kararlı bir mücadele yürütmek, sınıf bilincine sahip proletaryanın her zaman hedefi olmuştur.

Proletarya, bu görevi önüne koymakta yalnız değildir. Burjuvazinin de siyasi özgürlüğe ihtiyacı vardır. Mülkiyet sahibi sınıfların aydınlanmış üyeleri, uzun zaman önce özgürlük bayrağını asmıştı; bu sınıflardan gelen devrimci aydınlar, özgürlük için kahramanca mücadele ettiler. Fakat bir bütün olarak burjuvazi, otokrasiye karşı kararlı bir mücadele vermekten acizdir; bu mücadelede, onu mevcut düzene bağlayan mülkiyetini kaybetmekten korkar; demokratik devrimde durmayacak, ancak sosyalist devrimi amaçlayacak olan işçilerin tamamen devrimci bir eyleminden korkar; çıkarları, uygun sınıfların çıkarlarıyla binlerce bağla bağlanmış olan bürokrasiyle, resmi bağlarını tamamen kopmaktan korkar. Bu nedenle, burjuva kurtuluş mücadelesi, (bu yönleriyle EA) meşhur bir şekilde çekingen, tutarsız ve yarı yüreklidir. Proletaryanın görevlerinden biri burjuvazinin ilerlemesini dürtmek, bütün halk sloganlarını tam bir demokratik devrim çağrısı önünde yükseltmek, bu sloganların gerçekleşmesi için cesurca ve bağımsız bir şekilde çalışmaya başlamak - yani bir öncü olmak, bütün halkın özgürlüğü mücadelesine öncülük etmek.

Bu amaç doğrultusunda, Rus Sosyal-Demokratları, burjuva liberalizminin tutarsızlığına karşı birçok mücadele vermek zorunda kaldılar. Örneğin, Struve'un sansür le engellenen kariyerine, Rusya'nın “kurtuluşunun” siyasi bir şampiyonu olarak başladığını hatırlayalım. 

Struve sahneye çıkışını (mevcut politik isimlendirmeyi kullanmak için) “Shipovian” sloganı, “Haklar ve Yetkili Zemstvo” sloganını geliştirdiği Witte “Memorandum”una önsözüyle yaptı. Sosyal-Demokrat Parti, bu sloganın geriye dönük, saçma ve gerici doğasını; kesin ve ödünsüz bir demokratik platform talep etmesi ve Parti programının ayrılmaz bir parçası olarak böyle bir platform ortaya koyması nedeniyle teşhir etti. . 

Ekonomistlerin bu amaçları küçümsediğinde, “işverenlere ve devlete karşı ekonomik mücadeleyi” savunduklarında,  haklar kazanarak başlamamız, politik ajitasyona devam etmemiz ve daha sonra kademeli olarak (aşamalar teorisi) politik mücadeleye geçmemiz konusunda ısrar ettiğinde, bu yönde ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarında, Sosyal-Demokrasi, kendi saflarında demokrasinin amaçlarının dar anlayışına karşı mücadele etmek zorunda kaldı. Şimdi siyasal mücadele çok genişledi, devrim bunu ülke boyunca yaydı, en hafif liberaller “aşırıcılar” oldu; bu nedenle, yakın zamanda yaptığımız gibi geçmişe yapılan  tarihi referansların, mevcut çalkantı ile hiçbir ilgisi, ve yerinde olmadığı görülmektedir. Fakat bu sadece ilk bakışta gibi görünebilir. Tabii ki, bir Kurucu Meclis'e ve gizli oylama ile evrensel, doğrudan ve eşit oy kullanma talebi ( Sosyal-Demokratların Parti programlarında çok öncecden ve hepsinden önce olan ) ortak mülkiyet haline gelen sloganlar; bunlar, Osvobojdenye Ligi'nin programına dahil edilmiş, Zemtsvo sloganlar dönüştürüldü, ve şimdi yasal basın tarafından her şekil ve biçimde tekrarlanıyor. 

Rus burjuva demokrasisinin son yıllarda ve aylarda ilerleme kaydettiği  şüphe edilemez. Burjuva demokrasisi tecrübe ile öğreniyor, (Shipovian “Haklar ve Yetkili Zemstvo” gibi) ilkel sloganları dışlıyor  ve devrimin ardında seke seke yürüyor. Fakat sadece arkadan seke seke yürüyor; sözleri ve eylemleri arasında, prensipte demokrasi ile “gerçek siyaset” te demokrasi arasında eski yerine, yeni çelişkiler doğuyor; çünkü devrimci gelişmeler demokrasiye giderek artan talepler getiriyor. Fakat burjuva demokrasisi her zaman olayların kuyruğunda sürüklenir; daha ileri sloganlar benimserken, her zaman geride kalır; sloganları, her zaman, gerçek özgürlük mücadelesinde gerçek devrimci mücadelede gerçekten gereken seviyenin birkaç derece altında formüle eder.

Pratikte, şu anki ve genel kabul görmüş, “Gizli oylama ile evrensel, doğrudan ve eşit oy hakkı temelinde bir Kurucu Meclis için” sloganını ele alalım. Bu slogan tutarlı demokrasi açısından yeterli mi? Şu anki acil devrimci görevler ışığında yeterli midir? Her iki sorunun da cevabı sadece olumsuz olabilir. Bunun böyle olduğuna ikna olmak için,  bizim örgütlerin maalesefki çoğu kez atıfta bulunmadığı, alıntı vermediği, ve çok az yaydığı Parti programını incelemek yeterlidir. (Sevindirici bir istisna olarak, en geniş öykünmeye layık, Riga, Voronej ve Moskova komiteleri tarafından broşür şeklinde Parti programının son baskısını not edelim.) Programımızın ana teması da, popüler bir Kurucu Meclis talebidir (hadi, kısa olsun diye, “popüler” kelimesini evrensel olan oy hakkı, vb. olarak kullanma olduğunda aynı fikirde olalım).

Ama bu slogan programımızdan izole edilmiş değildir. Bağlam ve addenda ve notlar , özgürlük mücadelesinde en az tutarlı olan ya da buna karşı mücadele edenlerin herhangi bir  yanlış yorumlamasını engeller. Bu Programımızda , aşağıdaki diğer sloganlarla bağlantılı olarak ortaya çıkmaktadır :

(1) Çarlık otokrasisinin devrilmesi;
(2) demokratik cumhuriyet tarafından değiştirilmesi; 
(3)demokratik bir anayasa ile güvence altına alınan halkın egemenliği, yani, üst düzey devlet otoritesinin tamamen halkın temsilcilerinden oluştuğu ve tek bir meclisi oluşturan yasama meclisinin elinde toplanması.

Her tutarlı demokratın tüm bu sloganları kabul etmek zorunda olduğuna dair herhangi bir şüphe olabilir mi?

Neden,? “demokrat”kelimesinin kendisi, onun etimolojisinden ve Avrupa tarihi boyunca edindiği siyasi önemi nedeniyle halkın egemenliği taraftarlığını gösterir. Bu nedenle, demokrasiden bahsetmek ve aynı zamanda bu sloganlardan bir tanesini bile reddetmek saçmadır. Ancak , burjuvazinin özel mülkiyeti her ne pahasına olursa olsun koruma arzusu ile özgürlük arzusu arasındaki ana çelişki, liberal burjuvazinin sözcüleri ya da takipçilerinin kendilerini kaçınılmaz olarak bu saçma pozisyonda bulduracak kadar derindir. Herkesin bildiği gibi, Rusya'da Kendisini, Osvobozhdeniye Birliği, Zemstvo grubu ve Nasha Zhizn , Nashi Dni , Syn Otechestva , Rusya Vedomosti, [1] vb. vb.gibi gazetelerine yanlıyan çok geniş bir liberal parti  muazzam bir hızla oluşuyor. Bu liberal-burjuva partisi kendisini“Anayasal-Demokratik Parti” denmesini istiyor.

Ancak, gerçek yaşamda, bildirimleri ve yasadışı Osvobojdenye programından görülebileceği gibi, bu bir monarşist parti. Bir cumhuriyeti hiç istemiyor. Tek bir meclis istemiyor ve Üst Meclis için, dolaylı ve neredeyse evrensel olmayan oy hakkı (ikamet niteliği) teklif ediyor. Yüksek devlet otoritesinin tamamen halkın eline geçmesi endişesi olmaktan başka bir şey değildir.  ( gerçi süsleme  amacıyla, insanlara iktidarın aktarılması hakkında konuşmayı çok seviyorlar). Otokrasinin devrilmesini istemiyor. Sadece (1) monarşi arasında bir güç dağılımı istiyor; (2) Üst Meclis (toprak sahiplerinin ve kapitalistlerin baskın olacağı yer); ve (3) sadece  demokratik ilkeler üzerine inşa edilecek olan Alt Meclis.

Bu nedenle, önümüzde “demokratik” burjuvazimizin, en gelişmiş, en eğitimli unsurlarıyla temsil edilse bile, sermayenin doğrudan etkisine maruz kalanların, devrimin arkasında iz sürdüğü tartışılmaz gerçeğine sahibiz. Bu “demokratik” parti, halkın egemenliğinden korkuyor. Popüler bir Kurucu Meclis sloganımızı tekrarlarken, o (DP) aslında anlamını ve önemini tamamen çarpıtıyor ve (sloganı)  kullanması daha doğrusu  kötüye kullanması nedeniyle, insanları yanıltıyor.

“Popüler bir Kurucu” Meclisi nedir?

Herşeyden önce, halkın iradesini gerçekten ifade eden bir meclistir. Bu amaçla, tüm demokratik yönleriyle evrensel bir oy hakkına ve seçim kampanyasını yürütmek için tam bir özgürlük garantisine  sahip olmalıyız.

İkinci olarak, halkın egemenliğini sağlayacak bir siyasi düzeni “başlatmak” için gerçekten güç ve yetkiye sahip olan bir meclistir.

Bu iki koşul olmadan meclisin ne gerçekten popüler ne de gerçek bir bileşen olamayacağı açıktır. Oysa liberal burjuvalarımız, anayasal monarşistlerimiz (demokrat olduğu iddiası halkla alay etmektir), bu koşullardan herhangi birini sağlamak için gerçek güvenceler istemiyor! Seçim propagandası için tam bir özgürlük özgürlüğü veya fiili güç ve otoriteyi Kurucu Meclis'e devretme imkânı sağlamakla kalmazlar, aksine, monarşiyi sürdürmeyi amaçladıkları için ikisini de imkansız hale getirmeye çalışırlar. Asıl güç ve otorite , Kanlı Nicholas’ın elinde kalmaktır. Bu, halkın korkunç düşmanının meclisin toplanması ve seçimlerin özgür ve evrensel olmasını “sağlaması” anlamına gelir. Ne kadar demokratik! Bu, Kurucu Meclis'in bütün bir güce ve tüm otoriteye asla sahip olmayacağı,  ve (liberal burjuva fikrine göre) hiçbir zaman sahip olamayacağı anlamına gelir; tamamen güçten yoksun, otoriteden yoksun olmak; bu sadece, Meclisin kraliyet gücüne bir modikum vermesi için bir anlaşmaya varmak, bir anlayışa varmak, Nicholas II ile pazarlık etmeyi kabullenmektir! Genel oy hakkı ile seçilen Kurucu Meclis, bir Alt Meclis'ten hiçbir şekilde farklı olmayacaktır. Bir başka deyişle, halkın iradesini ifade etmek ve uygulamak için toplanan Kurucu Meclis, liberal burjuvazi tarafından halkın iradesine, bir Üst Meclisin iradesi “oluşturmak” için tasarlandı ve bunun bunun da üstüne, monarşinin iradesinin, Nicholas iradesinin oluşturulması.

Konuşmalarda, vaazlerde ve popüler bir Kurucu Meclis yaygaralarında, liberal burjuvanın, Osvobojdenye seçkinlerinin, aslında bir anti-popüler danışma meclisi planladıkları bariz değil mi? Halkı özgürleştirmek yerine, insanları anayasal olarak ilk önce çarın (monarşizmin) gücüne ve ikinci olarak da örgütlü büyük burjuvazinin (Üst Meclis) gücüne maruz bırakmak istiyorlar .

Eğer herhangi birisi  bu sonuca itiraz etmek isterse, şunu itiraf etsin: (1) seçimlerde  tam bir propaganda özgürlüğü olmadan,  ve çarlık devletinin bütün propaganda imtiyazlarının fiili olarak kaldırılması olmadan halkın iradesinin gerçek bir ifadesinin olabileceğini; veya (2) gerçek bir güç ve otoriteden yoksun bir delege meclisinin, bunlar çarın elinde bırakıldığından, aslında, sadece bir danışma organı olmadığından. Bu iddialardan herhangi birini yapmak için, insanın ya katıksız bir  şarlatan ya da (artık akıllanma umudu kalmamış) umutsuz bir aptal olması gerekir.

Tarih, monarşik bir hükümet biçimiyle birlikte varolan bir temsilci meclisinin, hükümet iktidarı monarşinin elinde kaldığı sürece, monarşinin iradesini halkın iradesine bükmeyen bir danışma organı olduğu gerçeğini kanıtlamışdır. Onlar yalnızca halkın iradesini hükümdarın iradesine uyarlar, örneğin, hükümdar ve insanlar arasındaki gücü böler, yeni bir düzen için pazarlık yapar, ancak onu yasallaştırmazlar. 

Tarih, gerçek anlamda özgür seçimler diye bir şeyin olamayacağı, bu seçimlerin öneminin ve niteliğinin, devrim ile mücadele eden hükümetin geçici bir devrimci hükümet tarafından değiştirilmediği sürece bütün insanlara getirilemeyeceği sonucuna varıyor.

Bir an için,  imkansız ve olanaksız olan, yani , “Kurucu” (danışmacı olarak oku) toplantısı yapmaya karar vermiş olan Çar hükümetinin, kampanya için devletin örgütlü gücünden tahakkuk eden yine de elinde kalacak olan geniş çaplı avantajlar ve üstün imkânlar sağlayacak resmi bir güvence teminatı vereceğini kabullenelim. Halkın meclisine seçimler sırasında  bu avantajlar ve olanaklar, halkın zorla özgürlüğü ellerinden almaya başladıkları, yani,  halkı bütün güçleriyle ezenlerin kendileri tarafından kullanılacaktır.  

Kısacası, bu soruyu başka bir açıdan incelediğimizde önceki vesileyle (Proletary, No. 3 ), [2] ulaştığımız sonuca varıyoruz. Kendi başına, ayrı ayrı alınan popüler bir Kurucu Meclisin sloganı , şu anda monarşist burjuvazinin bir sloganı, burjuvazi ile çar hükümeti arasında bir anlaşma yapılmasının bir sloganı. Sadece Çarlık hükümetinin devrilmesi ve halk kurucu Meclisinin toplanması görevi olacak geçici bir devrimci hükümet tarafından değiştirilmesi, devrimci mücadelenin sloganı olabilir. Rusya proletaryasının bu konuda hiçbir yanılsaması olmasın; genel uyarma gürültülerinde, kendi sloganlarının kullanımı ile aldatılıyor. Eğer Hükümetin silahlı kuvvetini, silahlı halkın gücüyle eşleştiremezsek, eğer  Çar hükümeti tamamen yenilmez ve geçici bir devrimci hükümet tarafından değiştirilmezse, her temsili meclisi, ne olursa olsun, “popüler”, “kurucu”, vb. -adları verilebilir, aslında bir güç bölünmesi için çarla pazarlık etmek amacıyla toplanan büyük burjuvazinin temsilcilerinden oluşan bir meclis olacaktır.

Kitlelerin Çar'a karşı mücadelesi ne kadar ilerlerse  halk  meclisi temsilcilerinin toplanması talebinin hızlı bir şekilde gerçekleşmesi olasılığı daha da artacak, devrimci proletaryanın “demokratik” burjuvaziyi daha yakından izlemesi gerekecektir.

Ne kadar erken özgürlük kazanırsak proletaryanın müttefiki de o kadar çabuk onun düşman ı olacaktır. İki durum bu değişimin üstünü örtmeye (perdelemeye) hizmet edecektir:
(1) burjuvazinin demokratik olabilen sloganlarının belirsizliği, eksikliği ve kesin olmayan karakteri; ve
(2) proletaryanın sloganlarını basit laflara değiştirmek,özgürlük ve devrim gerçek güvencesi yerine içi boş vaatlerin yerleştirilmesi  çabası.

İşçiler şimdi “demokratları” yoğun bir şekilde dikkatle izlemelidir. “Popüler Kurucu Meclis” sözleri, seçim kampanyasının ve seçimlerin kendilerinin gerçekleştirildiği somut koşullar nedeniyle, bu meclis, bağımsız bir güce sahip olmazsa, halkın iradesini ifade etmede başarısız olursa, içi boş sözlerden başka bir şey olmayacaktır.

Şimdiki temel mesele popüler Kurucu Meclisin çağrılması sorunundan, çağrılma yöntemine doğru kayıyor. Belirleyici olayların arifesindeyiz. Proleterya, kaderini genel demokratik sloganlara  bağlamamalı, kendi  bütünlüklü proleter-demokratik sloganlarını teşvik etmelidir. Sadece bu sloganların yönlendirdiği bir güç, devrimin tam zaferini gerçekten sağlayabilir.

Notlar

[1] Our Life, Our Days, Son of the Fatherland, Russian Recorder.—Ed.

[2] See pp. 492-93 of this volume.—Ed.

[3] The article “The Democratic Tasks of the Revolutionary Proletariat” was reprinted in Borba Proletariata, No. 2, July 15 (28), 1905.


Çeviri
Erdoğan A
19 Mayıs, 2019

Kaynak
Lenin Collected Works, Volume 8, pages 511-518.