14 Nisan 2019

Merkez Komitesinin Siyasi Raporu - 7 Mart 1918

6-8 Mart 1918
Merkez Komitesinin Siyasi Raporu
Yedinci Olağanüstü Kongre

Bütünden Alıntı Bölüm

Burada kişi geri çekilmesini bilmeli. İnanılmaz de­recede acı, üzücü gerçeği boş sözlerle kendimizden gizleyemeyiz; Tanrıya şükür yarı-yarıya iyi- düzen içerisinde geri çekildik demeliyiz. İyi-düzen içerisinde geri çekilemeyiz, ama Tanrı'ya şükür geri-çekilişimiz yarı yarıya iyi-düzendeydi, organizmamızın hastalıklı kısmının en azından belli bir ölçüde iyileşeceği bir süre kazandık. Bütün olarak organizma sağlam, hastalığının hakkından gelecektir. Fakat bunu bir anda, saniyesinde yapmasını bekleyemezsiniz; kaçış halindeki bir orduyu durduramaz­sınız. Genç arkadaşlarımızdan birine, Sol geçinen biri­ne, "Yoldaş, cepheye git, gör bakalım orduda ne olup-bi­ tiyor" deyince, bu öneriye karşı cephe aldı. Dedi ki, "Burada yüce devrimci savaş ilkelerinin ajitasyonunu yapmamızı önlemek için bizi uzaklaştırmak istiyorlar". Bu öneriyi yaparken fraksiyon düşmanlarını uzaklaştırmak falan gibi bir niyetim yoktu gerçekten; yalnızca gidip ordunun eşi-görülmedik biçimde kaçışını kendi gözleriyle görmelerini önermiştim. Bundan önce bile biz, bun­dan önce bile, ordudaki dağılmanın silahlarımız bedavadan Almanlar'a satılacak kadar duyulmadık bir ölçüye varmış olduğu gerçeğine gözlerimizi kapayamayacağı­mızı biliyorduk. Aynen ordunun alıkonamayacağını, Al­manlar'ın saldıramayacağı iddiasının büyük bir kumar olduğunu bildiğimiz gibi, bunu da biliyorduk. Eğer Al­man devrimi gelmekte gecikirse; ordumuz olmadığı için, örgütsüz olduğumuz için, şu anda çözemeyeceğimiz iki problem olduğu için, en ağır yenilgiler bekliyor bizL Ken­ dini ayarlamayı beceremiyorsan, çamurda karın üstü sürünmeye rağbet etmiyorsan, sen bir devrimci değil gevezenin tekisin; ve ben bunu, hoşuma gittiğinden değil, başka yolumuz olmadığından, tarih her yerde devrimi aynı anda olgunluğa ulaştırma nezaketini göstermediğinden öneriyorum.

Gelişme öyle bir doğrultuya dönmekteki, iç savaş emperyalizmle bir çarpışmada bir girişim olarak başla­mış, ve bu emperyalizmin içten çürük olduğunu, her orduda proleter unsurların ayaklanma halinde olduğunu göstermiştir. Evet, dünya devrimini göreceğiz, ama şimdilik bu güzel bir peri masalı, çok enfes bir peri masalı­dır- çocukların enfes peri masallarından hoşlanmasını anlarım. 

Ama soruyorum, ciddi bir devrimcinin peri masallarına inanması uygun mudur? Her peri masalında bir gerçeklik unsuru vardır. Çocuklara kalkıp da horozla kedinin insan dilinde konuşmadıkları bir peri masalı anlatsanız, ilgilenmezler. Aynı şekilde, halka Almanya'da iç savaşın patlak vereceğini söyler ve üstelik emperyalizmle çatışma yerine bir dünya-çapında meydan devrimine sahip olacağımıza ilişkin güvence verirseniz, halk sizin onu kandırdığınızı söyleyecektir. Böyle yapmakla, sizin kendi dileklerinizle, tarihin yalnızca sizin kendi ka­falarınızda karşımıza çıkardığı güçlüklerin üstesinden gelmiş olacaksınız. Alman proletaryası eyleme girişebilirse iyi bir şey olacaktır bu. Ama ölçtünüz mü bunu; Al­man devriminin şu-şu günde patlak vereceğini gösteren bir alet keşfettiniz mi? Hayır, bunu bilmiyorsunuz, biz de öyle. Herşeyi bu karta yatırıyorsunuz. Devrim patlak verirse, herşey kurtulur. Elbette! Ama ya bizim istediği­miz gibi olmazsa, ya yarın zafer kazanamazsa -ne ola­cak o zaman? O zaman yığınlar size diyecekler ki, ku­marbazlar gibi hareket ettiniz -herşeyi olayların gerçekleşmeyen bir şansa-dayalı akışına bağladınız, gelmesi kaçınılmaz olan, ne var ki henüz olgunluğa erişmemiş bu­lunan dünya devriminin yerine fiilen ortaya çıkan durum karşısında yetersiz kaldınız.

Gırtlağına kadar silahlı emperyalizmin, ordusunu terhis etmiş, terhis etmek zorunda kalmış bir ülkeye verdiği bir ağır yenilgiler dönemi başlamıştır. Ön gördü­ğüm şey gerçek olmuştur; Brest barışı yerine çok daha aşağılayıcı bir barış karşısındayız şimdi, ve bunun suçu da daha önceki barışı kabullenmeyi reddedenlere aittir. Ordunun noksanından ötürü emperyalizmle barış yaptı­ğımızı biliyorduk. Masada Liebneht'in değil Hofman'ın yanma oturduk -ve böyle yapmakla Alman devrimine yardım ettik. Ama şimdi siz Alman , emperyalizmine yar­dım ediyorsunuz; çünkü milyonlarca değeri bulan silah ve mermi servetini bıraktınız; ordunun halini -akıl almaz halini- görmüş bulunan herkes bunu önceden görebilirdi. Cepheden gelen her namuslu kişi Almanlar'ın en küçük saldırısı halinde kaçınılmazca ve bütünüyle mahvolacağımızı söyledi. Birkaç gün içerisinde düşmanın eline düşecektik.

Bu dersi öğrenmiş olarak, hastalık ne denli ciddi de olsa, ayrılığımızın, bunalımımızın üstesinden geleceğiz, çünkü ölçüsüzce daha güvenilir bir müttefik imdada yetişecektir- dünya devrimi. Bu Tilsit Barışı'nın, Brest barışından daha aşağılayıcı ve yağmacı olan bu akıl al­maz barışın onaylanması söz-konusu olduğunda, ben: ke­sinlikle evet, derim. Bunu, meselelere yığınlar açısından baktığımız için yapmamız gerekir.

Ekim-Kasım arasında -devrimin muzaffer dönemi- bir ülke de içsel olarak uygulanan taktiği imgeleme yoluyla, dünya devrimin­ deki olayların ilerleyişine uygulama girişimi başarısız­lığa mahkümdur. Soluk aldıracak aranın bir hayal oldu­ğu soylendiğinde, Kommunist -«Komün» sözünden geliyor, sanırım -adlı bir gazete bu ara teorisini çürütme gayretiyle sütun üstüne sütun döşendiğinde, birçok frak­ siyonel çatışma ve bölünme yaşamış olduğumu, bu yüz­ den de bir hayli bol deneyime sahip bulunduğumu söylerim; ve bu hastalığın eski fraksiyonel Parti bölünme­ leri yöntemiyle iyileşmeyeceği, çünkü olayların bunu daha çabuk iyi edeceğinin benim için kesin olduğunu da söylemem gerekir. Yaşam ileriye doğru çok hızlı ilerli­yor. Tarih lokomotifini öyle hızla sürüyor ki, Kommunist yazarları daha bir sonraki baskıyı çıkarmadan Pet­rograd onun düşünceleri konusunda umutsuzluğa düş­meye başlamış olacak, çünkü olaylar ara'nın bir gerçek olduğunu kanıtlamaktalar.

Şimdi bir barış antlaşması imzalıyoruz, bir soluk aldıracak ara'ya sahibiz, vatanımızı daha iyi savunmak için bundan yararlanıyoruz- sa­ vaşta olaydık, panik içinde kaçışan, durdurulması gere ken, ve yoldaşlarımızın ne durdurabileceği ne de durdurabildiği bir ordumuz olacaktı; çünkü savaş va'ızlardan . daha güçlü, onbin itirazdan daha güçlüdür. Nesnel duru­ mu anlamadıklarından, ne orduyu alıkoyabildiler ne de  Bu hasta ordu tüm organizmaya yayıldı ve yeni bir yenilgiye uğratıldık. Emperyalizmin darbele­ rini makineli-tüfeklerimiz olmadan karşılamaya kalktığı­mız için, Alman emperyalizmi devrime yeni bir darbe, ağır bir darbe indirdi.

Bu arada biz de halkı birleşme ve döğüşmeye inandırmak için bu soluk-alma süresinden yararlanacağız; Rusya'nın işçi ve köylülerine şöyle diye­ceğiz: «Öz-disiplini, sıkı-disiplini örgütleyin, aksi halde tıpkı şimdi ·yaptığımız gibi, kaçmasını değil anlatılmaz acılara katlanmasını bilen bir ordu yaratmadığınız ve döğüşmediğiniz sürece de kaçınılmaz olarak yatmak zorunda kalacağınız gibi, Alman çizmesi altında yatmayı sürdürmek durumunda kalacaksınız.» Bu kaçınılmazdır.

Çünkü Alman devrimi henüz başlamamıştır, ve yarın çı­ kıp-geleceğini de  güvence altına alamayız.

Kommunist'teki makaleler deryasında tümüyle red­ dedilen ara teorisi, bu nedenle, gerçeklik tarafından getirilmiştir. Aranın bir gerçek olduğunu, herkesin bundan yararlandığını herkes görebilir. Alman birlikleri  yalnız­ca birkaç günlük uzaklıkta bulunduğu, sırada, en iyi de­nizcilerimiz ile Putilov'lu işçilerimiz36 bütün büyük şevk­ lerine karşın tek başlarına kaldığı, bütün birliklerimizi Gatçhina'ya dek tüm bölgeyi boşaltıp kaçmaya zorlayan akıl-almaz kaos ve panik  patlak verdiği,  ve  hiç bir   za­man yitirmediğimiz mevzilerin geri-alınması gibi haller­ le -bir telgraf operatörü istasyona varıyor, santralın karşısına geçip teli çekiyor: «görünürde hiç Alman yok. İstasyonu ele-geçirdik», işte bu şekilde -karşılaştığımız zaman, birkaç gün içinde Petrograd'ı yitireceğimize inandık.

Birkaç saat sonra Demiryolları Komiserliği'nden şu bilgiyi veren bir telefon haberi aldım: «Bir sonraki istas­ yonu  ele-geçirdik.  Hamburg'a  yaklaşıyoruz.   Görünürde hiç  Alman  yok.  Telgraf  operatörü  görevi    başındadır.»

Bu çeşit şeylerle  karşılaştık işte. Onbir  günlük gerçek hikayesi budur. Bize bunları Sovyetler Kongre­ si'ne getirilmeyi hak eden denizciler ile Putilov'lu işçiler anlattı. Bırakın gerçeği söylesinler.

Korkulacak ölçüde acı, umutsuzluğa düşürücü, acı verici ve aşağılayıcı bir gerçek, ama yüz kez daha yararlı, Rusya halkınca anla­şılabilirdir.

Kişi dünya-çapında bir meydan devrimini hayal edebilir,   gelecektir· çünkü.  Zamanında  herşey gelecek;   ama şimdilik öz-disiplini, hepsinden önce buyruklara uyulma­sını sağlamaya koyulun ki,örnek bir düzenimiz olsun, iş­ çiler hiç değilse yirmi-dört saatin bir saatinde savaş için eğitilsinler. Enfes peri masalları anlatmaktan birazcık daha   zordur  bu.  .Bugün yapabileceğimiz   tek  şey budur; böylelikle Alman devrimine, dünya devrimine yardım ede­ceksiniz. Aranın kaç gün süreceğini bilmiyoruz, ama ona sahip durumdayız. Orduyu bir an önce terhis etmeliyiz, çünkü hastalıklı bir organdır o; bu esnada da Finlandiya devrimine  yardımcı olacağız.

Evet, kuşkusuz, antlaşmayı ihlal ediyoruz; otuz ya  da kırk kez ihlal ettik zaten. Sovyet iktidarını ancak henüz yaratmış ve üç gelişme aşamasından geçirmiş uzun acılı bir kurtuluş döneminin başlamakta  olduğu  böyle bir çağda ancak çocuklar uzun, ihtiyatlı bir savaşın ol­ması gerektiğini anlamayı beceremez. Utanç verici barış protestolara yol açmakta; ama Kommünist mensubu  yoldaşlar savaştan söz ederken duygularına sesleniyor ve insanların öfkeyle yumruklarını sıktıklarını, «kızgınlık­ tan köpürdüklerini unutuyorlar. Ne diyorlar? «Sınıf-bi­linçli bir devrimci bunu asla yaşama geçirmeyecek, böyle bir  utanca  asla  boyun eğmeyecektir». Onların  gazetesi Kommunist başlığını taşıyor, ama Szlachcic başlığını taşımalıydı, çünkü meselelere, elde kılıç harika bir pozda ölürken, «Barış yüz kızartıcı, savaş onur vericidir» diyen Szlachcic'in bakış-açısından bakıyorlar;bense köylünün bakış-açısından tartışıyorum.

Ordu kaçarken, ve binlerce erini yitirmek istemi­yorsa kaçması gerekirken, barışı kabul ediyorsam, iş­lerin daha da kötüye gitmemesi için kabul ediyorum. Antlaşma gerçekten utanç verici midir? Neden her ak­lı-başında köylü ve işçi benim haklı olduğumu söyleye­cektir, çünkü onlar barışın bir güç toplama yolu oldu­ğunu anlarlar. Tarih -bir kezden çok sözünü ettim bu­ nun -Almanlar'ın Tilsit Barışı'ndan sonra Napolyon' dan kurtulduğuna tanıktır. Biz, bu antlaşmada şart koşulan şeye, başka ulusları fethetmek için galip tarafa yardım olsun diye birlikler göndermeye zorunlu tutulmadığımız halde, bu barışı bile bile Tilsit Barışı olarak adlandırdım- tarihte böyle şeyler olmuştur ve umutla­ rımızı bir dünya-çapında meydan devrimine bağlamayı sürdürdükçe, bizim de başımıza gelecektir. Dikkat edin de tarih böyle bir askeri kölelik biçimini size de dayatmasın. Ve sosyalist devrim bütün ülkelerde zafere ulaşmadan önce Sovyet Cumhuriyeti köleliğe düşürülebilir . Tilsit'de, Napolyon Almanlar'ı akıl-almaz derecede yüz­ kızartıcı barış şartları kabul etmek zorunda bıraktı. Bu barış birkaç kez imzalanmak durumunda kalındı. O günlerin Hofman'ı -Napolyon- Almanlar'ı barış ant­ laşmasını ihH'U ederken tekrar tekrar yakaladı, ve günü­müzün Hofman'ı da bizi yakalayacaktır. Yalnız bizi çabucak yakalamamasına dikkat edeceğiz.

Son savaş Rusya halkı için acı, ağrılı ama ciddi bir ders olmuştur. Ona örgütlenmeyi, disipline girmeyi, buy­ruklara uymayı örnek bir disiplin kurmayı . öğretmiştir. disiplini öğrenin; çünkü öğrenmezsek, bir halk olarak, sonsuza dek kölelik altında yaşamaya mahkum olacağız.

Başkası değil, yalnız ve yalnız bu yol, tarihin yolu olmuştur. Tarih bize şunu anlatır : barış, savaş için bir ara'dır, savaş biraz daha iyi, ya da biraz daha kptü bir barış elde etmenin aracıdır. Brest'de güçler ilişkisi yenik  düşene dayatılan bir barışa uygundu, ama aşağılayıcı bir barış değildi bu.

Pskov'da güçler ilişkisi yüzkızartıcı, da­ ha aşağılayıcı bir barışa uygun düşüyordu; ve Petrograd ' ile Moskova'da, bundan sonraki aşamada, dört kez daha aşağılayıcı bir barış dikte edilecektir bize. Biz, Mosko­va'lı genç arkadaşlarımızın demiş oldukları gibi, Sovyet iktidarının yalnızca bir biçim olduğunu söylemiyoruz, özün şu ya da bu devrimci ilkeye kurban edilebileceğini söylemiyoruz. Diyoruz ki, Rus halkı disipline girmesi ve örgütlenmesi gerektiğini anlasın, o zaman bütün Tilsit barışı cinsinden antlaşmalara karşı koyacak güçte ola­caktır. Bütün kurtuluş savaşları tarihi, bu savaşların büyük yığınları sardığı zaman kurtuluşa çabuk erişildi­ğini gösterir. Diyoruz ki, madem ki tarih bu şekilde yol alıyor, barışı bırakıp savaşa başlayabiliriz, ve bunun ge­lecek bir kaç hafta içresinde olması da olasıdır. Herkes hazır bulunmalıdır. Alınanların, eğer, bütün gazetelerin yazdığı gibi, Narva'yı almadıkları doğruysa, o yakınlarda hazırlanıyorlar, bu konuda en ufak bir kuşku gölgesi bile yoktur; Narva'da değilse Narva yakınlarında, Pskov'da değilse Pskov yakınlarında Almanlar bir sonraki sıçramada Petrograd'ı almak için düzenli ordularını gurup­lara ayırıyor, demir-yollarını hazır ediyorlar. Ve bu ca­navar pek iyi sıçrar. Bunu göstermiştir;. Bir kez daha · sıçrayacaktır. Bundan zerre kadar kuşku duyulamaz. Bu azırlanmalıyız, övünmemeli ama tek bir günlük aradan bile yararlanmasını bilmeliyiz, çünkü bir günlük aradan Petrograd'ı boşaltmak için yararlanabiliriz, onun elden çıkması yüz binlerce proleterimizin eşi-görülmedik acılar çekmesine yol açacaktır. Yine söylüyo­rum, Petrograd'ı boşaltacağımız en azından birkaç gün kazanabilmek amacıyla yirmi kez, yüz kez daha aşağıla­yıcı bir antlaşmayı imzalamaya hazırım, imzalamayı . kendim için ödev sayıyorum; çünkü böyle yapmakla, ak­si halde Almanlar'ın boyunduruğu altına düşebilecek iş­çilerin acılarını dindireceğim; gereksindiğimiz malzeme, ·barut, vb. gibi bütün şeylerin Petrodrad'dan uzaklaştırıl­ masını kolaylaştıracağım; çünkü ben bir savunucuyum, çünkü ben şimdiki, terhis edilmiş, hastalıklı ordumuzun şifa bulmakta olduğu en uzak köşelerde bile bir ordu­nun hazırlanmasından yanayım.

Aranın ne denli uzun süreceğini bilmiyoruz- du­rumdan yararlanmaya çalışacağız. Ara belki daha  sürüp gidecek, belki de ancak birkaç gün daha sürecek o ka­ dar. Herşey olabilir, kimse bilmiyor, bilemez de, çünkü bütün büyük güçler çeşitli cephelerde savaşmaya bağ­ landı, kısılıp kaldı, sürüklendi. Hbfman'ın tavrını belirleyen ilk etken, Sovyet Cumhuriyeti'ni ezme gereği; ikin­ cisi, onun bir çok cephelerde birden savaş yürütme zo­runluluğu, ve üçüncüsü, Almanya'da devrimin olgunlaş­makta, gelişmekte olması, Hofman, da biliyor bunu. Bir iddiaya göre, Hofman Petrograd ve Moskova'yı hemen şu anda alamaz. Ama yarın alabilir, bu pekala olasıdır. 

Yineliyorum; ordunun açıkça hasta olduğu ,her fırsat­ tan yararlandığımız bir anda, ne olursa olsun, hiç değilse bir günlük ara elde edebilmek için, yığınlarla bağlantıda· olan ve savaşı bilen, yığınları bilen her ciddi devrimci­ nin bu yığınları yeni bir savaş için ayağa kaldırması ge­ yoruz- böylesi her devrimci haklı olduğumuzu kabul edecektir; proletarya devriminin ve Rus­ ya'nın yeniden-doğuşunun çıkarlarına olduğu için, has­talıklı organdan kurtulmamıza yardımcı olacağı için her- . hangi bir yüz kızartıcı barışın yerinde olduğunu kabul edecektir. Her aklı-başında adamın anlayacağı gibi, bu barış antlaşmasını imzalamakla işçi devrimimize bir nokta koymuyoruz; Almanlar'la barış yapmakla askeri yardımı durdurmadığımızı herkes anlar; Finliler'e silah gönderiyoruz, askeri birlikler değil, bu uygunsuz olur­du.

Belki de savaşa evet diyeceğiz; belki de yarın Moskova'yı bile terkedip ardından hücuma kalkacağız; halkın ruh-halinde gerekli değişim yer alırsa ordumuzu düşman ordusunun üzerine süreceğiz. Bu değişim evrimleşiyor ve belki de çok zaman alacak, büyük halk yı­ğınının bugün söylediklerini söylemeyeceği an gelecek­tir. Bu en ağır  barış şartlarını kabule zorunlu görüyorum, çünkü kendime bu zamanın henüz varmış olduğu­nu söyleyemiyorum. Yeniden-doğuş zamanına varıldı­ğında herkes kavrayacak bunu, Rusya?nın enayi olma­dığını görecek; şimdilik geri durmamız gerektiğini, bu belginin yaşama geçirilmesi gerektiğini görüyor, anlaya­caktır- ve bu Parti Kongremiz'in, Sovyetler Kongresi' nin baş görevidir.

Yeni bir tarzda çalışmasını öğrenmeliyiz. Bu son derece zordur, ama hiç de umutsuz değildir.

Eğer biz kendimizi son derece anlamsız maceracılıkla dağıtmazsak, bu Sovyet iktidarını yılmayacaktır. Halkın, artık ken­dimize işkence edilmesine daha fazla izin vermeyeceğiz diyeceği zaman gelecektir. Ancak bu, eğer bu maceraya rıza göstermez de ağır · koşullar altında ve geçen gün imzaladığımız · eşi-görülmedik ölçüde aşağılayıcı barış al­ tında çalışma becerisini gösterirsek,olacaktır; çünkü bir savaş ya da barış antlaşması böylesine tarihsel bir bunalımı çözümleyemez. Monarşik örgütlenmesinden do­layı Alman halkı, aralara dönüştürülen ve ardından yeni aşağılamaların, yeni tecavüzlerin izlediği birkaç aşağılayıcı barış antlaşmasından sonra, Tilsit Barış'ını imza­ladığı zaman, 1807'de, prangaya vurulmuştu. Halkın Sovyet biçiminde örgütlenmesi bizim işimizi kolaylaştırı­yor.

Yalnızca tek bir belgimiz olmalı- savaş sanatını ge­reğince öğrenmek ve demiryollarını hal-yoluna sokmak. Demiryolu olmadan bir sosyalist devrimci savaş yürütmek derin ihanet olur. Düzen üretmeliyiz, devrimde en yararlı şeyleri üretecek tüm enerjiyi ve tüm gücü üretmeliyiz.,

Verilirse bir saatlik araya bile sıkı-yapışın, bunu uzak köşelerle bağlantı sağlamak ve orada yeni ordular-yaratmak için kullanın. Olayların onlardan ötürü sizi cezalandırdığı ve gelecekte daha ağır bir şekilde ceza­landıracağı hayalleri bırakın. En vahim yenilgiler çağı ilerimizde yatıyor, şu anda yanı başımızda duruyor, bu­ na dayanmasını bilmeliyiz, illegalite koşullarında, Alman­lar'ın doğrudan köleliği altında bulunma koşullarında ısrarlı çalışma için hazırlanmalıyız; parlak renklerle bo­ yamanın bir yararı yok, gerçek bir Tilsit Barışı bu. Eğer bu tarzda hareket edebilirsek, o zaman, yenilgilere karşın, kesin güvenle söyleyebiliriz ki- zafer bizim olacak­tır.

V. I. Lenin, Collected Works,
Vol. 27, pp. 101-09