24 Mart 2019

BİÇİMSEL DEMOKRASİ VE DEVRİMCİ YARARLILIK

BİR KEZ'DAHA SENDİKALAR, MEVCUT DURUM, TROÇKİ VE BUHARİN YOLDAŞLARIN HATALARI ÜZERİNE'
Sendikal Hareketlerdeki Bölünmelerin Siyasi Tehlikesi Üzerine
"İşçi demokrasisi fetiş tanımaz", diye yazıyor Troçki yoldaş "ko­lektif bir çalışmanın ürünü" olan tezlerinde. "O sadece devrimci yarar­lılığı tanır" (tez 23).
Troçki yoldaşın bu tezleri onu tam bir çıkmaza sokmuştur. Tezler­de doğru olan yeni değildir, aynı zamanda Troçki'ye karşı da yönel­mektedir. Ve onlarda yeni olan ise kesinlikle yanlıştır.

Troçki yoldaşın doğru cümlelerini not ettim. Bunlar sadece 23. tezde değinilen sorunda (Ulaştırma Siyasi Merkezi) değil, diğer sorun­larda da Troçki'ye karşı yönelmektedir. 

Biçimsel demokrasi açısından Troçki, fraksiyonel bir platfoımla tüm Merkez Komitesi 'ne de karşı çıkma hakkına sahipti. Bu tartışma götüımez. MK'nın, tartışma özgürlüğü üzerine 24 Aralık 1920 tarihli kararıyla bu biçimsel hakkı onayladığı da tartışma götürmez. Bu bi­çimsel hakkı tamponcu Buharin Troçki'ye tanıyor, fakat Petersburg örgütüne tanımıyor - büyük ihtimalle Buharin işi 30 Aralık 1920' de "kutsal işçi demokrasisi şiarı"na kadar vardırdığı için olsa gerek (ste­nografik raporun 45. sayfası) ...

Peki, ya devrimci yararlılık?

Aklı ve bilinci yerindeyken, Troçki gibi otorite sahibi bir önderin sendikal harekete ilişkin sorunlardaki böyle bir çıkışını devrimci ya­rarlılık olarak görecek, Tsektran fraksiyonu ya da "tampon" fraksiyo­nunun fraksiyoncu kendini beğenmişliğiyle körleşmemiş tek bir ciddi insan bulabilir misiniz? 

Troçki'nin, "yeni yöntem ve görevleri" gerçekte son derece yanlış gösterdiği gibi, son derece doğru göstermiş olsaydı da (daha ileride de­ğinilecek) tek başına meseleye böyle bir yaklaşım tarzıyla kendisine, Partiye, sendika hareketine, milyonlarca sendika üyesinin eğitimine ve cumhuriyete zarar vereceği inkar edilebilir mi? 

Aziz Buharin ve grubunun kendilerini "tampon" olarak adlandır­malarının nedeni herhalde bu tanımın kendilerine ne tür yükümlülükler getirdiğine hiç kafa yormamaya kesin karar vermiş olmalarıdır.


SENDİKAL HAREKETTEKİ BÖLÜNMELERİN SİYASİ TEHLİKESİ ÜZERİNE 

Herkes, büyük görüş ayrılıklannın bazen son derece küçük, hatta başlangıçta hiç önemsiz farklılıklardan doğduğunu bilir. Hiç göze çarpmayan küçük bir yaranın, hatta. hayatta herkesin başına defalarca gelen bir sıyrığın, bu küçük yara iltihaplanmaya başlayınca, kan zehirlenmesi meydana gelince son derece tehlikeli, hatta bazen kesinlikle öldürücü bir hastalığa dönüştüğünü herkes bilir. 

Bütün çatışmalarda, hatta tamamen kişisel çatışmalarda da bu böyledir. Politikada da bu böyledir.

Küçücük de olsa her farklılık, bölünmeye doğru giderse, hem de bütün siyasi yapıyı sarsacak, yıkacak ve Buharin yoldaşın benzetmesini kullanacak olursak trenin raydan çıkmasına yol açacak bir bölünmeye doğru giderse, tehlikeli olabilir.

Proletarya diktatörlüğünü yaşayan bir ülkede, proletarya içinde bir bölünmenin ya da proletarya partisiyle, proletarya kitlesi arasında bir bölünmenin, özellikle proletaryanın nüfusun küçük bir azınlığını oluşturduğu bir ülkede sadece bir tehlike değil, son derece büyük bir tehlike olduğu açıktır. (30 Aralık 1920'deki konuşmamda ısrarla vurgulamaya çalıştığım gibi, sendikalarda neredeyse tamamen örgütlenmiş proletaryanın hareketi olan) sendika hareketindeki bölünmeler ise proletarya kitlesi içinde bölünmeler anlamına gelir.

O nedenle 2-6 Kasım 1920 tarihleri arasında V. Tüm-Rusya Sendikalar Konferansı 'nda (ki burada alevlenmişti), bu konferansın hemen ardından ... hayır yanılıyorum, bu konferans sırasında Politbüro'da Tomski yoldaş büyük bir heyecanla gelip, son derece sakin Rudzutak yoldaşın tam desteğini alarak Troçki yoldaşın bu konferansta nasıl sendikaları "sarsmak"tan sözettiğini, kendisinin, yani Tomski'nin buna karşı polemiğe giriştiğini anlatmaya başladığında - bütün bunlar olduğunda, kendi kendime ve itiraz edilemez biçimde , tartışmanın esasının politikada (yani Parti'nin sendikalara karşı politikasında) yattığı ve Troçki yoldaşın bu tartışmada, sendikaları "sarsma" politikasıyla Tomski yoldaş karşısında tamamen haksız olduğu sonucunu çıkardım.

Zira "sarsma" politikası "yeni görevler ve yöntemler"le (Troçki'nin 12. tezi) kısmen de olsa haklı çıkarılmış olsa bile, şu anda ve bugünkü durumda son derece uygunsuz bir politikadır, çünkü bölünme tehlikesine yol açmaktadır.

"Tepeden sarsma" politikasını Troçki yoldaşa atfetmek şimdi ona "katıksız bir karikatür" gibi görünüyor (L Troçkı: Petrogradlı Yoldaşlara Yanıt", 15 Ocak 1921 tarihli "Pravda", No. 9)1241 . 

Fakat "sarsma sözcüğü tam bir  "meşhur söz"dür sadece V. Tüm-Rusya Sendikalar Konferansı'nda Troçki yoldaş tarafından geliştirildıkten sonra, gerek Parti, gerekse de sendikalarda "kulaktan kulaga yayılması anlamında değil Hayır, ne yazık ki şimdi de çok daha derin bir anlamda hala doğrudur. Şöyle ki: Tek başına bu sözcük, "platform Broşürü Sendikaların Rolü ve Görevleri"nin tüm ruhunu, tüm eğilimini en özlü biçimde dile getinnektedir. Troçki yoldaşın tüm bu platform broşürü baştan sona "tepeden sarsma" politikasıyla doludur. Tomskı yoldaşa yada "birçok sendikacı"ya karşı getirilen, "yeni fonksıyonerlere karşı aralarında düşmanlık ruhu geliştirdikleri" suçlamasını anımsamak yeter.

V. Tüm-Rusya Sendikalar Konferansı 'nda (2--6 Kasım 1920) bölünmeye gebe atmosfer henüz oluşma aşamasında. idiyse, Aralık l 920 başında Tsektran'ın bölünmesi olgu haline gelmiştir.

Kavgalarımızın politik özünü değerlendinnek için bu olay en temel, en önemli, en esaslı şeydir; ve Troçki ve Buharın yoldaşlar bu hususta susmanın herhangi bir yararı olabileceğine boşuna ınanıyorlar.

Susmak bu durumda bir " tampon" etkisi değil, alevlendirme etkisi yapıyor, zira sorun sadece bizzat yaşam tarafından gündeme getirilmemiş, aynı zamanda Troçki yoldaş tarafından platform broşüründe önemle kaydedilmiştir. Çünkü tam da bu broşür aktardığım bölümlerde tekrar tekrar, özellikle de 12. tezde şu soruyu ortaya atmaktadır:

Meselenin özü "birçok sendikacının kendi aralarında yeni fonksıyonerlere karşı düşmanlık ruhu geliştirmesinde" mi, yoksa örneğin Tsekranın içindeki bazı gereksiz ve zararlı aşırılıklar karşısında kitlelelerin düşmanlığı"nın haklı olmasında mı yatıyor."

Zinovyev yoldaş da zaten 30 Aralık 1920'deki daha ilk konuşma­sında haklı olarak, "Troçki yoldaşın işgüzar yandaşları"nın işi bölün­nieye vardırdıklarını söyleyerek bu sorunu dolambaçsız bir şekilde or­taya koymuştur. Sakın Buharin yoldaş Zinovyev yoldaşın konuşması­na bu nedenle "kahvehane politikacılığı" diye sövmüş olmasın? Fakat şimdi, 30 Aralık 1920'deki tartışmanın stenografik raporunu okuyan ve Zinovyev yoldaşın çok doğru gerçekleri aktardığı ve doğru ger­çeklere dayandığını, buna karşılık Troçki ve Buharin'de herhangi bir gerçeğin bulunmadığı aydın "laf kalabalığı"nın ağırlıkta olduğunu gö­ren bütün Parti üyeleri bu suçlamanın haksız olduğuna ikna olacaktır. 

Zinovyev yoldaş, "Tsektran kumdan ayaklar üzerinde duruyor, şimdiden üç parçaya bölündü" dediğinde, Sosnovski yoldaş lafını kes­miş ve "Bunu siz teşvik ettiniz" demişti (stenografik rapor, s. 15). 

Bu gerçekten de ciddi bir suçlama. Eğer kanıtlansaydı, sendikalar­dan birinde bile bölünmeyi teşvik etme suçlularına ne MK'da, ne Par­ti'de, RKP'de, ve ne de cumhuriyetimizin sendikalarında yer.olmazdı. Ne mutlu ki bu ciddi suçlama, maalesef ciddiye alınamayacak, pole­mikçi "coşku patlamaları"nın birçok örneğini venniş bir yoldaş tara­fından gayri ciddi biçimde getirilmiştir. Sosnovski yoldaş, örneğin üre­tim propagandası üzerine mükemmel makalelerine bile bazen üretim propagandasının bütün yararlarını çok aşan "bir atımlık katran" karış­tırmayı bilmiştir. Mücadelenin en öfkeli anında bile saldırılarına zehir kanştınna konusunda hiç yetenekli olmayan (örneğin Buharin gibi) mutlu mizaçlar var. Saldırılarına çok sık zehir karıştıran mutsuz mi­zaçlar da var. Sosnovski yoldaşın bu açıdan kendisine dikkat etmesi, hatta dostlarından kendisine dikkat etmelerini rica etmesi yararlı ola­caktır. 

Fakat, dediğim gibi, suçlama yine de yapılmıştır. Gayri ciddi, be­ceriksizce, gayet "fraksiyoncu" biçimde de olsa yapılmıştır. Ancak mesele ciddiyse, gerçeği beceİ-iksizce söylemek, onu gizlemekten yeğ­dir.

Mesele hiç kuşkusuz ciddidir, çünkü, tekrarlıyorum, bütün kavga­nın püf noktası, inanılandan da fazla burada yatar. Ve ne mutlu ki eli­mizde Sosnovski yoldaş tarafından ortaya altlan soruna özü itibariyle yanıtlamak için yeterince inandıncı ve yeterince nesnel kanıtımız var. 

Birincisi, stenografık raporun aynı sayfasında Zinovyev yoldaşın açıklamasını okuyoruz, o sadece Sosnovski yoldaşa "Bu doğru değil!" diye yanıt vermekle kalmadı, aynı zamanda tayin edici olgulara ıam anlamıyla işaret etıi. Zinovyev yoldaş, Troçki yoldaşın (ben şunu ekli­yorum: apaçık fraksiyoncu bir işgüzarlıkla) Sosnovski yoldaştan çok farklı bir suçlama yapmaya çalıştığına dikkat çekti. Zinovyev yoldaşa karşı, Zinovyev'in Eylül'deki RKP Tüm Rusya Konferansı'ndaki davranışıyla bölünmeyi teşvik ettiği, daha doğrusu bölünmeye yol aç­tığı suçlaması. (Bu suçlama, parantez içinde belirtmek istiyorum, Zi­novyev'in Eylül'deki davranışı MK ve Parti tarafından öz olarak onaylandığı ve hiçbir zaman, hiç kimse tarafından buna karşı resmen itiraz­da bulunulmadığı için bile tutarsızdır.)

Ve Zinovyev yoldaş, MK oturumunda Rudzutak yoldaşın tutanak­lara dayanarak şunu kanıtladığı yanıtını venniştir: 
" ... bu sorun" (Tsektran içinde bürokratizmin bazı gereksiz ve za­rarlı aşırılıkları sorunu) "gerek Sibirya'da gerek Volga 'da, gerek Ku­zey'de gerekse de Güney'de benim" (yani Zinovyev'in) "herhangi bir davranışımdan çok önce ve Tüm-Rusya Konferansı'ndan çok önce ele alınmıştır." 
Bu tamamen berrak, tam ve olgulara dayanan bir açıklamadır. Zi­novyev yoldaş bu açıklamayı RKP'nin binlerce en sorumlu üyesi önündeki ilk konuşmasında yapmıştır ve ne Zinovyev yoldaşın bu ko­nuşmasından sonra iki kez konuşan Troçki yoldaş, ne de hakeza Zi­novyev'in konuşmasından sonra söz alan Buharin yoldaş Zinovyev'in işaret ettiği olguları çürütmemişlerdir. 

İkincisi. Yine aynı stenografık raporda yer alan, 7 Aralık 1920'de kabul edilen Gemi işçileri Birliği içindeki komünistlerle Tsektran Konferansı Komünist Fraksiyonu arasındaki anlaşmazhk sorununa ilişkin RKP MK Plenum kararı, Sosnovski yoldaşın suçlamasının yanlışlığının daha lam ve resmi kanıtıdır. Bu kararın Tsektran'la ilgili kısmı şöyledir: 

" ... Tsektran'la gemi işçileri arasındaki anlaşmazlıkla bağıntılı ola­rak MK şunları kararlaştırır: 1) Birleşik Tsektran'da bir Gemi işçileri Seksiyonu kurulur. 2) Şubat ayında bir demiryolcular ve gemi işçileri kongresi toplanır; bu kongrede olağan yeni Tsektran seçimleri yapılır. 3) O zamana kadar Tsektran'ın eski bilimiyle işleyişi sürer. 4) Ulaş­tırma ve Gemicilik İşleri Siyasi Merkezleri en kısa zamanda feshedilir ve bu merkezlerin güçleri ve araçlan olağan demokrasi temelinde sen­dika örgütüne devredilir."

Okur buradan sadece gemi işçilerinin mahkUm edilmemekle kal­madığını, tersine bütün esaslarda onlara hak verildiğini görecektir. Oysa 14 Ocak 1921 tarihli genel platformu ("Sendikaların Rolü ve Gö­revleri Üzerine") imzalamış olan MK üyelerinden biri bik (Kamenev hariç) bu karara oy vermemiştir (Bir grup MK ve Sendika Komisyonu üyesi tarafından MK'ya sunulan X. Parti Kongresi'nin bir karar tasarı­sı. Bu platformu MK üyesi olmayanlardan Sendika Komisyonu üyesi Losovski imzalamışu; diğerleri ise şunlardı: Tomski, Kalinin, Rudzu­tak, Zinovyev, Stalin, Lenin, Kamenev, Petrovski, Artyom Sergeyev). 

Bu karar saydığımız MK üyelerine karşı, yani bizim grubumuza karşı geçirildi. Çünkü biz eski Tsektran'ın geçici olarak devam etmesi­ne karşı oy kullanırdık. Ve bizim grubumuzun zaferinin kaçınılmazlığı Troçki'yi Buharin'in karar tasarısı lehine oy vermek zorunda bıraktı, çünkü aksi halde bizim kararımız geçecekti. Kasımda Troçki'den ya􀀁 na olan Rikov yoldaş Aralıkta Gemi İşçileri Birliği 'yle Tsektran ara­sındaki anlaşmazlığı çözüme kavuşturmak için Sendika Komisyo­nu 'nda çalışmış ve gemi işçilerinin haklı olduğuna ikna olmuştu. 

Özetlersek: MK Aralık çoğunluğu (7 Aralık'taki çoğunluk) Troç­ki, Buharin, Preobrajenski, Serebryakov vs. gibi kimsenin Tsektran'a karşı önyargılı olmakla itham edemeyeceği yoldruılardan oluşuyordu. Ve bu çoğunluk, aldığı kararın özü itibariyle Gemi İşçileri Birliği'ni değil, Tsektran'ı mahkfim etmiştir, sadece, Tsektran'a derhal işten el çektirilmesini reddetmiştir. Böylece Sosnovski'nin yaptığı suçlamanın hiçbir dayanağı olmadığı kanıtlanmış oluyor. 

Belirsizliğe yer bırakmamak için bir noktaya daha değinmek gere­kir. Tekrar tekrar sözünü ettiğim "bürokratizmin bazı gereksiz ve za­rarlı aşırılıkları" nelerdi? Yoksa bu suçlama asılsız ve abartılı değil miydi ve değil midir? 

Yine buna da yanili Zinovyev yoldaş daha 30 Aralık 1920'deki ilk konuşmasında verdi, hem de son derece açık bir yanıttı bu. Zinov­yev yoldaş, Sof yoldaşın su taşımacılığı için verdiği yazılı emirden (3 Mayıs 1920 tarihli) bir bölüm aktardı, burada şu açıklanıyordu: "Ko­mitecilik son bulmuştur''. Zinovyev yoldaş bunu haklı olarak temel bir hata olarak niteledi. İşte size gereksiz ve zararlı bürokratizm ve "ata­macıl1k" aşırılığının dikalası. Bununla birlikte Zinovyev yoldaş he­men, atama heveslileri arasında Sof yoldaştan "çok daha az sınanmış ve daha az deneyimli yoldaşlar" bulunduğu kaydını düşüyordu. Ben MK'diı. Sof hakkında son derece değerli bir fonksiyoner olduğu yö­nünde değerlendirmeler duydum ve Savunma Konseyi 'ndeki gözlem­lerim bu yargıyı tamamen doğruluyor. Hiç kimse bu tür yoldaşların otoritesini sarsmayı ya da bu yoldaşları "günah keçileri" yapmayı dü­şünmüyor (Troçki yoldaş raporunun 25. sayfasında tek bir kanıt bile sunmadan bu kuşkuyu dile getimıiştir). "Atamacılar"ın otoritesini, on­ların hatasını düzeltenler değil, hata yaptıklarında bile onları korumayı aklından geçirecek olanlar sarsar. 

O halde görüyoruz ki sendika hareketindeki bölünme tehlikesi icat edilmiş bir şey değil, bir gerçekliktir. Aynı şekilde,- görüş ayrılık­larının abartmasız özünün aslında nerede yattığını da açıkça görüyo­ruz: Bürokratizm ve atamacılığın bazı gereksiz ve zararlı aşırılıklarının korunmaması, haklı çıkarılmaması, bilakis düzeltilmesi. Hepsi bu. 

BİR KEZ'DAHA SENDİKALAR, MEVCUT DURUM, TROÇKİ VE BUHARİN YOLDAŞLARIN HATALARI ÜZERİNE'
Sendikal Hareketlerdeki Bölünmelerin Siyasi Tehlikesi Üzerine
SE C9