09 Şubat 2019

KONFERANS AÇIŞ KONUŞMASI - Mayıs 1918

Stalin

TATAR-BAŞKIR SOVYET CUMHURİYETİ KURUCU KONGRESİNİN TOPLANMASI İLE
İLGİLİ DANIŞMA KONFERANSINDA KONUŞMALAR

10 Mayıs 

Yoldaşlar! Konferans, Milliyetler İşleri Komiserliği'nin inisiyatifi ile ve -Başkanının şahsında- Halk Komiserleri Konseyi ile görüş birliği içinde çağrılmıştır. 

Konferansın görevi, adı geçen bölgenin bir kurucu Sov­yet Kongresi'nin toplanması için bir komisyon oluşturmak­tır. Toplanacak kongrenin görevi, Tatar-Başkır özerkliğinin sınırlarını ve karakterini belirlemektir. Özerklik düşüncesi, milliyetlere özgürlük vermiş olan Ekim Devrimi'nin en de­rin özünden çıkmaktadır. Halk Komiserleri Konseyi'nin Ekim günlerinde çıkardığı, Rusya Halklarının Hakları Bildirgesi ve Rusya'yı özerk, birbirlerinden özel yaşam tarzları ve aha­linin bileşimi bakımından birbirinden ayrılan bölgelerin fe­derasyonu ilan eden III. Sovyet Kongresi'nin ünlü kararı; bunlar. Ekim Devrimi'nin özünün yalnızca biçimsel birer ifadesidir. 

III. Sovyet Kongresi, Sovyet Cumhuriyeti Anayasası'nın genel ilkelerini vermiş ve Rusya halklarının emekçi unsurlarını, kendi bölgelerinde kurmak istedikleri somut politik bi­çimleri ve merkezle ne tür ilişkiler içine girmek istedikle­rini ifade etmeye çağırmıştır. Öyle görünüyor ki, bütün böl­geler içinde sadece Finlandiya ve Ukrayna bunu kesin bir biçimde ifade etmişlerdir ... hem de bağımsızlık lehinde. Ve Halk Komiserleri Konseyi, bu ülkelerde, sadece burjuvazinin değil, proleter unsurların da bağımsızlık istediklerine kanaat getirince, bu ülkelerin istekleri engelsiz yerine getirildi. 

Diğer bölgelere gelince, oraların emekçi unsurları, ulu­sal hareket sorunları konusunda belli bir pasiflik gösterdi­ler. Ancak onlar pasif olduğu ölçüde, burjuvazi o derece atik davrandı, Hemen hemen her yerde, bütün bölgelerde Ulusal Konseyler örgütleyen, bölgelerini ulusal alaylar, ulusal bütçe ve buna benzer şeylerle tek tek ulusal kurye­lere ayıran ve böylece ülkesini ulusal savaşın ve şövenizmin arenası haline getiren burjuva özerk gruplar oluştu. Bu özerk gruplar (Tatar, Başlar, Kırgız, Gürcü, Ermeni ve diğer Ulu­sal Konsey leri kastediyorum), tüm bu ulusal Konseyler bir tek şeyi amaçlıyorlardı: merkezi Hükümetin kendi so­runlarına karışamayacağı ve onun her türlü kontrolünden kaçabilecekleri bir özerklik elde etmek. 
"Bize özerklik verin, o zaman merkezi Sovyet Hükümeti'ni tanırız, ancak yerel Sovyetleri tanımayız; onların bizim sorunlarımıza karışmaya hakları yoktur. Biz istediğimiz gibi, bildiğimiz gibi örgütle­neceğiz. Ulusal işçi ve köylülerimize nasıl istersek öyle dav­ranırız." 
İşte burjuvazinin amaçladığı, bir özerklik çerçe­vesi içinde, kendi emekçileri üzerinde bütün iktidarı ta­lep ettiği - özü itibariyle burjuva - özerklik budur.

Elbette ki, Sovyet iktidarı, böyle bir özerkliği tasdik ve kabul edemez. Bütün iktidarın, Sovyetlerden karışmazlık ta­lep eden ulusal burjuvaziye ait olacağı bir özerklik tanımak ve Tatar, Başkır, Gürcü, Kırgız, Ermeni ve diğer işçileri, Tatar, Gürcü, Ermeni ve diğer burjuvaların insafına bırakmak - hayır, Sovyet iktidarı bunu yapamaz.

Özerklik bir biçimdir. Bütün sorun, bu biçimin hangi sınıf içeriğiyle doldurulacağında yatmaktadır. Sovyet iktida­rı asla özerkliğe karşı değildir - özerklikten yanadır, ancak bütün iktidarın işçilerin ve köylülerin elinde bulun­duğu, bütün milliyetlerden burjuvazinin ise sadece iktidar­dan değil, hükümet organlan seçimine katılmaktan da dış­talandığı bir özerklikten yana. 

Sovyet ilkeleri üzerine inşa edilmiş özerklik işte böyle bir özerklik olacaktır. 

İki tip özerklik vardır. Biri katıksız milliyetçidir. Bu özerklik, inşasında eksteritoriyal'dir (var olan sınırların dışına çıkar), milliyetçilik ilkelerine dayanır. Ulusal alaylarca çevrelenmiş "Ulusal Konsey"ler, halkın ulusal kuryelere göre ayrılması ve buradan doğan ka­çınılmaz ulusal nifak - bu tip özerkliğin sonuçları işte bun­lardır. Bu tip özerklik, kaçınılmaz olarak, İşçi ve Köylü Temsilcileri Sovyetleri'ni mahva götürür. Burjuva Rada bu tip bir özerklik amaçlıyordu. Eğer Rada, güçlenmek ve ge­lişmek istiyorduysa, işçi ve Köylü Temsilcileri Sovyetleri'ne karşı savaşmak zorunda kalması doğaldır. Transkafkasya'da Ermeni, Gürcü, Tatar Ulusal Konseylerinin varlığı, aynı so­nucu doğurdu. Gegeçkori, Transkafkasya Temsilcileri Sov­yetlerine ve Komiserliğe şu açıklamayı yaparken haklıydı: "Bütün iktidar, emrinde kendi ulusal alaylarını bulunduran Ulusal Konseylerin eline geçtiği için, Komiserliğin ve Temsilciler Sovyetlerinin bir kuruntuya dönüştüğünü biliyor musunuz?"

Biz bu tip özerkliği ilkesel olarak reddediyoruz. 

Biz başka tip bir özerkliği, bir milliyetin veya birkaç milliyetin çoğunluğu oluşturduğu bölge özerkliğini öneriyo­ruz. Ulusal kuryeler, ulusal ayrım duvarları yok! Bu, Tem­silciler Sovyetlerine dayanan, sovyetik bir özerklik olmalı­dır. Yani, herhangi bir bölgede insanların ayrımı ulusal özel­liklere göre değil, sınıfsal özelliklere göre olmalıdır. özerk­liğin temeli olarak sınıfların Temsilciler Sovyetleri, bu Tem­silciler Sovyetlerinin irade beyanının biçimi olarak özerk­lik - tarafımızdan önerilen Sovyet özerkliğinin karakteri iş­te budur.

Burjuva dünyası, bölge özerkliklerinin merkezle ilişkisi için, gayet belirgin bir biçim ortaya çıkarmıştır. Burada Ku­zey Amerika'yı, Kanada'yı, İsviçre'yi kastediyorum. Bu ülkelerde merkezi iktidar, eyaletlerin (veya kantonların) bü­tün halkı tarafından seçilen tüm devlet parlamentosu ve paralel olarak, eyalet (veya kanton) hükümetleri tarafından seçilen Federal Konsey'den oluşur. Böylece, yasama kırta­siyeciliğiyle ve her türlü devrimci eylemin boğulduğu iki meclis sistemi ortaya çıkar. 

Biz ülkede iktidarın böyle bir sisteme göre inşa edilme­sine karşıyız. Biz buna yalnızca sooyalizm, bu iki meclis sis­temini ilke olarak reddettiğinden değil, şu anki pratik dü­şünceler sonucu olarak da karşı çıkıyoruz. Sorun, burjuva­zinin yenildiği, fakat henüz pes etmediği.-ekonomide ve bes­lenme sisteminde burjuvazinin entrikalarıyla vahimleşen sar­sıntının henüz giderilemediği, eski kapitalist dünyanın yı­kıldığı, ancak yeni sosyalist dünyanın inşasının daha tamam­lanmadığı bugünkü geçiş aşamasında, ülkenin sosyalizm düşmanlarına kesin olarak pes dedirtebilecek ve yeni, komü­nist bir ekonomi örgütleyebilecek durumda olan, güçlü bir tüm Rusya iktidarına ihtiyacı olduğudur. Kısacası bize, kent ve kır proletaryasının diktatörlüğü diye tanımlanan şey ge­rekiyor. Böyle bir anda, merkezi iktidara paralel olarak tek tek yer ve bölgelerde bağımsız iktidar organları oluşturmak, pratikte her türlü iktidarın çökmesi ve kapitalizme geri dö­nüş anlamına gelir. Tam da bu nedenle, ülkenin bütünü için önemli olan tüm işlevleri merkezi iktidara bırakmak ve böl­ge organlarına esas olarak salt bölgesel karakterde idari ve kültürel işlevler tanımak gerekir. Bunun içine şunlar girer: Okul, mahkeme, yönetim, gerekli politik önlemlerin, ulusal yaşam tarzı koşullarına uyarlanmış genel kararnamelerin gerçekleştirilebileceği biçim ve yöntemler - ve tüm bunla­rın halkın anlayacağı anadilde yapılması. İşte bu nedenle böyle bir özerkliğin en amaca uygun biçimi, herkes tarafın­dan tanınan, başında bölgesel bir Merkez Yürütme Komite­si bulunan bölgesel birlikler tipidir. 

Şu andaki geçiş aşamasında, zorunluluğu hem proletar­ya diktatörlüğünün sağlamlaştırılmasının çıkartan, hem de Rusya'nın bütün milliyetlerinden proleterlerin, emperyaliz­min en son kalesi olan burjuva milliyetçiliğine karşı ortak savaşının çıkarları tarafından dikte edilen özerklik tipi iş­te budur. 

Tüm bunlar, konferansın görevlerini yeterince açıklıkla belirlemektedir. Konferans, verili bir bölgedeki milliyetlerin emekçi kiitelerinin ne talep ettikleri hakkında genel bir manzaraya sahip olmak için, tek tek yörelerden raporlar kabul edecektir. Ondan sonra konferans, emekçi halkı ilgili bölgenin kurucu Sovyet Kongresi seçimlerine katılacak: topraklar için geçici bir genel şema tasarlayacaktır, burada seç­me hakkı sadece ilgili özerk toprakların Sovyetlerde örgüt­lenmiş emekçi kitlelerine değil, komşu bölgelerdekilere de tanınacaktır. Nihayet konferans, bölgenin kurucu Sovyet Kongresini toplamakla görevli bir komisyon seçecektir. Özerklik sorunu üzerine karar, özerkliğin yetki alanının ve bölge sınırının nihai saptanması, kurucu kongrenin mesele­si olacaktır.
Şimdiki konferansın görevleri bunlardır.

Konferansı açıyorum ve konferansın, kendine yüklenen görevi layıkıyla çözeceğine inancımı belirtmek istiyorum. 

TATAR-BAŞKIR SOVYET CUMHURİYETİ KURUCU KONGRESİNİN TOPLANMASI İLE 
İLGİLİ DANIŞMA KONFERANSINDA KONUŞMALAR

10 Mayıs 1918
Stalin