24 Aralık 2018

BAŞHAN’IN GÜÇLÜ BOĞALARI BENİ ÇEPEÇEVRE SARDILAR - Ekim 1917

Stalin

Raboçi Put (îşçi Yolu) No. 41, 20 Ekim 191

Bolşevikler, hazır olun! parolasını yükselttiler. Bu paro­la, durumun artan gerginliği ve karşı-devrimin devrime sal­dırmak isteyen, başkenti Wilhelm’e teslim ederek devrimin boynunu vurmak isteyen ve devrimci orduyu başkentten geri çekmekle onu yaşaması için gerekli olan kandan yok­sun bırakmak isteyen güçlerinin seferber olmasıyla zorunlu hale gelmiştir.

Ama Partimiz tarafından yaymlanan devrimci mücade­le çağrısını herkes aynı şekilde anlamadı.

İşçiler bunu "kendi tarzlarında" anladılar ve silahlan­maya başladılar. Onlar, işçiler, «zeki» ve «bilgili» birçok ay­dından çok daha fazla anlayışlıdırlar.

Askerler, işçilerden geri kalmıyorlar. Dün, başkent gar­nizonunun alay ve bölük komitelerinin toplantılarında, on­lar muazzam bir çoğunlukla, devrimi ve onun önderi Pet­rograd Sovyetini hayatları pahasına korumayı ve onun ilk çağrısmda silahlara sarılmayı kararlaştırdılar.

İşte işçiler ve askerler meseleyi böyle ele alıyorlar. Diğer katmanlar m tavrı böyle değildir.

Burjuvazi neyin ne olduğunu biliyor. «Lafla zaman kay­betmeden» toplan Kışlık Saray’ın çevresine yerleştirdiler, çünkü tarihin unutmayacağını umduğumuz kendi «asteğ­menleri» ve «harp okulu öğrencileri»ne sahiptirler.

Burjuvazinin «Dyen» ve «Volya Naroda» ajanları Par­timize karşı bir kampanya başlattılar; Bolşevikleri Kara Yüz ler’le «karıştırmakta» ve ısrarla «ayaklanma anını» öğren­mek için onlarm içine sızıyorlar.

Onların papağanları, Kerenski’nin dalkavukları, Bina- sikler ve Danlar, «M.Y.K.» imzalı, eyleme geçmemeye çağı­ran, «Dyen» ve «Volya Naroda» gibi, «ayaklanma gününü» öğrenmek isteyen ve işçileri ve askerleri Kişkin ve Konova- lov’un önünde diz çökmeye çağıran bir bildiri yayınlamış­lardır.

«Novaya Jizn»in dehşete düşen sinir hastaları ise artık kendilerini zaptedemiyorlar, çünkü «artık sessiz kalamaya­caklaradır, ve- bize, Bolşeviklerin ne zaman eyleme geçe­ceklerini kendilerine nihayet söylememiz için yalvarıyorlar.

Tek kelimeyle: İşçiler ve askerler sayılmazsa, şu ger­çekten söylenebilir: «Başhan’ın. güçlü boğaları beni çepe­çevre sardı», iftira ve ihbar ediyor, tehdit ediyor ve yalvarı­yor, sorguya çekiyor ve iskandil ediyorlar.

İşte bizim cevabımız:

Burjuvazi ve bunların «aygıtı» ile ilgili olarak: Bun­larla görülecek özel bir hesabımız vardır.

Burjuvazinin ajanları ve uşakları ile ilgili olarak: Biz bunların gizli servise müracaat etmesini tavsiye ederiz — ora­da bunlar «bilgi» edinebilir ve böylece gerekli yerlere, yü­rüyüş rotası zaten «Dyen»in ajan-provokatörleri tarafından saptanmış olan «eylem»in «gününü» ve «saatini» «ihbar ede­bilirler».

Binasikler, Danlar ve Kerenski’nin Merkez Yürütme Komitesi’ndeki diğer çizme yalayıcılarına gelince: İşçilere, askerlere ve köylülere karşı Kişkin ve Kerenski hükümetinin yanında yer almış olan «kahramanlarsa verecek hesabımız yoktur. Ama, bu grev kırıcısı kahramanların, daha dün sal­dırmaya çalıştıkları, ama bugün Sovyetlerin baskısına bo­yun eğerek toplamak zorunda kaldıkları Sovyetler Kongre­sine hesap vermeye zorlanmaları için gerekeni yapacağız.

«Novoya Jizn» sinir hastalarına gelince: Bunların biz­den tam olarak ne istediklerini bilmiyoruz.

Eğer bunlar, korkak aydınların güçlerini, diyelim ki Fin­landiya’ya... tam zamanında bir kaçış için önceden sefer ber etmek için önlemler almak amacıyla ayaklanma «gü­nünü» öğrenmek istiyorlarsa, o zaman onları yalnızca... övebiliriz, çünkü biz «genel olarak» güçlerin seferber edil­mesinden yanayız.
Ama eğer bunlar ayaklanma «gününü», «çelikten» si­nirlerini yatıştırmak için öğrenmek istiyorlarsa, o zaman ayaklanma «günü» kararlaştırılmış olsa bile ve eğer Bol- şevikler bunu onların «kulağına fısüdayacak» olsalar bile, bizim sinir hastalarımızın bir nebze de olsa «rahata» ka­vuşmayacaklarına dair güvence verebiliriz: Bunları, yeni «sorular», isteri nöbetleri vb. izleyecektir.

Ama eğer onların istedikleri yalnızca, kendilerini Par­timizden ayırmak arzusuyla bize karşı bir gösteri sahneye koymaksa, o zaman yine onları yalnızca övebiliriz: Çünkü ilk olarak, bu akıllı adım, olası «karışıklıklar» ve «başarı­sızlıklar» durumunda, ilgili yerlerde kuşkusuz onların yara­rına kaydedilecektir; ve ikinci olarak bu, «Novâya Jizn»in, devrim saflarından ikinci kez (Temmuz günleri!) Burtsev- lerin ve Suvorinlerin uğursuz kalabalığına iltihak ettiğini nihayet anlayacak olan işçilerin ve askerlerin kafalarmı ber- raklaştıracaktır. Ve biz, herkesin bildiği gibi, daima berrak­lıktan yanayız.

Acaba onlar, entellektüel dalgınlığın anavatan bataklı­ğındaki herkes şimdi bir laklakçılık başlatmış olduğu için mi «sessiz kalamayacaklaradır? Bu, Gorki’nin «Sessiz ka­lamayacağım» sözünü açıklamıyor mu? İnanılmaz ama ger­çek. Bunlar, çiftlik sahipleri ve onların çizme yalayıcıları, köylüleri ümitsizliğe ve açlık «isyanlarına» ittiklerinde, bir kenarda durup, sessiz kaldılar. Bunlar, kapitalistler ve uşak­ları, işçilere karşı ülke çapında bir lokavt tertipler ve iş­sizliğe yol açarlarken, bir kenarda durup, sessiz kaldılar. Karşı-devrimciier başkenti teslim etmeye ve orduyu oradan geri çekmeye kalkıştıklarında, sessiz kalmayı biliyorlardı. Ama görülüyor ki, bu kişiler, devrimin öncü müfrezesi Pet­rograd Sovyeti, aldatılmış işçileri ve köylüleri korumak için ayağa kalktığında, «sessiz kalamıyorlar»! Ve ağızlarından çı­kan ilk sözcük, —karşı-devrime karşı değil, yo hayır!— ama tam da hakkında kahvaltı m asalarında taşkın sevgi göste­rilerinde bulundukları, fakat dönüm noktası sayılan anda vebadan kaçar gibi kaçtıkları devrime karşı yöneltilmiş bir suçlamadır. Bu biraz «tuhaf» değil mi?

Rus devrimi az otorite'devir memiştir. Onun güçlülüğü, diğer şeylerin yanısıra, «ünlü isimlersin önünde sinmemesi, ama onları kendi hizmetine sokması, ondan öğrenmeyi red­dettiklerinde ise onları unutulmaya terketmesinde dile gel­mektedir. Devrimin bir kenara atıverdiği bu tür bir dizi «ünlü isim» vardır. Plehanov, Kropotkin, Breşkovskaya, Za- suliç ve genel olarak, yalnızca eski olduklarından dolayı önemli olan, tüm o eski devrimciler gibi. Korkarız ki bu «sütunlar» m şöhreti Gorki’yi uyutmuyor. Korkarız ki Gor­ki, bunların ardından eski eserler müzesine gitmek için «amansız» bir dürtü hissediyor.

Ne yapalım, arayan mevlasını da bulur, belasını da... Devrim, ne ölülerine acır, ne de onları mezara taşır...

Raboçi Put (îşçi Yolu) No. 41, 20 Ekim 1917.