28 Ekim 2018

Öğrenci Hareketi ve Bugünki Politik Durum

Lenin
"Proletari" Sayı 36, 
16 (3) Ekim 1 908

Petersburg Üniversitesi öğrencileri boykota başladı. Bir dizi başka yüksekokul da boykota katıldı. Hareket şimdiden Moskova'ya ve Harkov'a sıçradı. Yabancı ve Rus gazetelerin ve de Rusya'dan gelen özel mektupların ilettiklerine bakılırsa oldukça geniş bir aka­ddemik hareketin varlığıyla karşı karşıyayız.

Eskiye dönüş! Devrim öncesi Rusya'ya dönüş; olayların göster­diği, öncelikle budur. Bir  zamanlar olduğu gibi gerici iktidar, üni­versitelerin gemlerini sıkı tutmak istiyor.

Mutlakıyetçi Rusya'da öğrenci örgütlerine karşı sürdürülen ezeli mücadele, -"Başbakan" Stolipin'in tam desteğini alan- Kara Yüz­ ler-Bakanı Schwarz'ın özerkliğe başlattığı tam bir seferberlik biçi­mini aldı. Öğrenciler özerklik sözünü 1905 sonbaharında almışlardı ( mutlakıyet, devrimci işçi sınıfının hücuma geçtiği ayağa kalkışı sırasında Rus yurttaşlarına neler, neler "vaat" etmemişti ki!). Öğren­ cilerin sadece, mutlakiyetin kendilerine vakit ayıramayacak kadar meşgul olduğu süre boyunca tadına varabildiği ama mutlakiyetin varlığını sürdürmek istiyorsa mutlaka ortadan kaldırması gerektiği bir özerlikti bu.

Liberal basın her zamanki gibi, ama bu kez bazı Oktobrist­ lerle birlikte koro halinde yakınıp  sızlanıyor. Ağlayıp hayıflanan profesörler de bir yandan hükümete, gericilik yolundan yürü­memesini, aksine, "çalkantılar sonucunda bitap düşmüş ülkede" "reformlar yoluyla barış ve düzeni güvenceye almak" için doğan bu mükemmel fırsatı değerlendirmesi için yalvarırken, diğer yan­dan da öğrencilere, gericiliğin elini güçlendirmekten başka bir şeye yaramayan vb. vb . yasadışı faaliyetlerden uzak durmalarını öğütlüyorlar. Bu yaşlı, köhne ve içi geçmiş alimler, 20 sene önce, geçen yüzyılın seksenli yıllarının sonunda yaşadıklarımızı nasıl da canlı bir biçimde hortlatıyorlar! O dönemlerle şimdiki günler arasındaki benzerlik, bugünkü verili durumu, geçen  üç devrim yılından bağımsız olarak ele alırsak, özellikle göze batıyor. Çünkü Duma (ilk bakışta öyle görünüyor), devrim öncesindeki güç dengesini çok az bir farkla, aynen yansıtıyor: Sarayla olan ilişkilerini ve yakın dostu Çinovnik sayesinde elde ettiği nüfuzu kullanmayı her türlü temsile yeğleyen kaba toprak sahibinin egemenliği; tam da bu Çinovnik'in, velinimetlerine karşı çıkmaya cesaret edemeyen tüccar takımı (Oktobristler) tarafından sahip olduğu destek ve her şeyden önce uşaklığını kanıtlamak derdinde olan ve egemen güçleri hafifçe ikaz etmeyi liberalizmin politik faali­yeti olarak adlandıran burjuva aydınların "muhalefeti". Duma'da bulunan işçi temsilcileri, proletaryanın kısa süre önce açık kitle savaşıyla hangi rolü oynadığına dair fazlasıyla zayıf bir amınsat­ma oluşturuyorlar.

Soru şu: Bu şartlar altında ilkel-akademik mücadelenin eski biçimlerine değer verebilir miyiz? Liberaller seksenli yılların "politikasına" (bu arada burada sadece alay anlamında politikadan söz etmek mümkün) geri düşmüşse eğer; sosyal demokrasi akademik mücadeleyi şu ya da bu şekilde desteklerneyi gerekli görmesi, ken­disi açısından görevlerini değersizleştirmesi anlamına gelmez mi?

Anlaşılan bu soru, bazı yerlerde sosyal demokrat öğrenciler tarafından ortaya atılıyor. En azından gazetemizin yazı kuruluna, bir sosyal demokrat öğrenci grubunun aşağıdaki satırları içeren mektubu 
ulaştı:
"13 Eylül'de Petersburg Üniversitesi öğrencilerinin bir toplantısın­da, öğrencileri Rusya çapında boykota çıkmaya çağıran bir karar alındı. Bu çağrının yapılmasını Schwarz'ın saldırgan taktiği kışkırtmıştır. Boykotun platformu akademik niteliktedir; toplantı, Moskovalı ve Petersburglu profesörler kurulunun özerklik mücadelesinde attığı "ilk adımları" bile selamlıyor. Bizce Petersburg toplantısı tarafından ilan edilen akademik platform anlaşılmazdır ve bugünkü şartların, üniversite öğrencilerini aktif ve kapsamlı bir mücadelede birleştirmeye izin vermediğini ve buna uygun olmadığını düşünüyoruz. Biz, öğrenci gençliğin eylemini ancak genel politik bir eylemle eşgüdümlü bir eylem olarak düşünüyoruz ama asla yalıtılmış bir eylem olarak değil. Öğrenci gençliği birleştirebilecek unsurlar eksiktir. Bu nedenle akademik nitelikte bir eyleme karşı çıkıyoruz"
Mektup yazarlarının düştüğü hata, ilk bakışta tahmin edilebi­leceğinden çok daha büyük siyasal önem taşıyor. Çünkü gerekçe­lendirmeleri, greve katılıp katılmama sorununun kendisinden daha önemli ve onunla karşılaştırılamayacak kadar daha kapsamlı bir soruna işaret ediyor:
"Biz, öğrenci gençliğin eylemini ancak genel politik bir eylem­ le eşgüdümlü bir eylem olarak  düşünüyoruz ama asla yalıtılmış bir eylem olarak değil. Bu nedenle akademik nitelikte bir eyleme karşı çıkıyoruz"
Böyle bir gerekçelendirme tamamen yanlıştır. Devrimci slogan -öğrencilerin ve proletaryanın eşgüdümlü bir politik eylemi hedeflenmelidir vb.- burada, sürekli genişleyen, çeşitlenen bir mücadele örgütüne ilişkin canlı bir yönergeden, hareketin farklı aşamaların­ daki farklı biçimlerine mekanik olarak dayatılan cansız bir dogmaya dönüşmektedir. 

Oysa, devrimin öğrettiği "son sözü"nün bir tekrarı olarak, eşgüdümlü bir politik eylemi yalnızca ilan etmek yetmez. Her türlü olanaktan ve koşuldan yararlanan ve her şeyden önce, öncelikle, kitlenin şu veya bu unsurunun mutlakıyetle olan tüm çelişkilerinden yararlanan bir politik ajitasyon yürütmeyi bilmek gerekir. Elbette, politikaya zamansız geçişinden vb. endişe ederek her öğrenci hareketini önceden zorunlu aşamalara bölmek ve tüm aşamaların tamamen gerçekleşmesinin üstüne titrernek söz konusu olamaz. Böyle bir anlayış son derece zararlı bir titizlik anlamına gelir ve ancak oportünist politikaya yol açar. Tersinden bir hata da bir o kadar zararlı olacaktır: 

Yanlış, yani kalıplaşmış bir biçimde anlaşılmış bir slogan uğruna mevcut kitle hareketinin fiili duru­ muna ve fiili koşullarına uygun hareket etmeye direnmek; sloganın böylesi bir uygulanışı onu kaçınılmaz olarak devrimci boş bir söy­leme indirgeyecekti "

Akademik hareketin politik hareketi bastırdığı veya onu baltaladığı ya da dikkatlerin politik hareketten sapmasına neden olduğu koşulların gündeme gelmesi mümkündür. Böyle bir durumda sosyal demokrat öğrenci grupları elbette ajitasyonlarını bu tür bir harekete karşı yöneltmekle yükümlü olurdu. Bugün herkes objek­tif politik koşulların farklı olduğunu görüyor: Akademik hareket, sınırlı özerkliğe az ya da çok alışmış öğrenci gençliğin yeni bir kuşa­ğının hareketinin başlangıcı anlamına gelmektedir. Ve bu hareket, şu anda kitle mücadelesinin değişik biçimlerine rastlanmadığı bir durgunluk ortamının tam ortasında, geniş kitlelerin üç devrim yılı­ nın deneyimlerini halen suskun, düşünceli ve ağır ağır sindirmeyi sürdürdüğü koşullarda gerçekleşmektedir.

Böylesi koşullar altında, sosyal demokrasinin "akademik bir eyleme" karşı çıkması büyük bir hata olurdu. Hayır. Partimize bağlı öğrenci grupları, bütün çabalarını böyle bir hareketi destekleme­ ye, genişletmeye ve onlardan yararlanmaya yöneltmelidir. Sosyal demokrasinin, hareketin ilkel biçimlerine verdiği bütün diğer des­teklerde olduğu gibi, akademik harekete verdiği destek de, öncelikle ve asıl olarak, yaşadığı çelişkiden dolayı harekete geçmiş geniş taba­kalar üzerinde ideolojik ve örgütsel etkide bulunmak olmalıdır ve söz konusu durumda da bu, okul sıralarında ilk politik çelişkilerini yaşayanlardır. Çünkü son iki yıl içerisinde yüksek okullara gelmiş olan öğrenci gençlik, siyasetten neredeyse tamamıyla yalıtılmış bir yaşam sürdürdü ve yalnızca çara sadık profesörlerce ve hükümet basınınca değil, aynı zamanda liberal profesörlerce ve Kadet parti­since de sınırlı bir akademik özerklik anlayışıyla yetiştirildi. Böyle bir gençlik için yaygın bir boykot, (eğer ki bu gençlik, yaygın bir boykotu örgütlemeyi başarırsa! Ona yardım etmek için elimizden geleni yapmalıyız. Ama bir burjuva hareketin başarısını garanti etmek, elbette biz sosyalistlerin meselesi değildir) bu eyleme katı­lanlar farkında olsun olmasın, politik bir çelişmenin başlangıcıdır. Bizim görevimiz, bu "akademik" protestocu kitleye bu çelişkinin nesnel anlamını açıklamaktır. Bu çelişkiyi, bilinçli politik çatışmaya dönüştürmeyi, sosyal demokrat öğrenci gruplarının ajitatif faaliyet­ lerini kat be kat artırmayı amaçlamalıyız. Ve bu faaliyetin tümünü üç devrim yılının derslerini çıkaracak şekilde; yeni bir devrim­ ci mücadelenin kaçınılmazlığını kavratacak şekilde; mutlakıyetin yıkılması ve bir kurucu meclisin toplanmasını talep eden eski ve hala. geçerli sloganlarımızı tartışmanın bir vesilesi yapacak ve yeni demokrat kuşakların politik yoğunlaşmasının bir sınaması olacak şekilde yönlendirmeyi amaçlamalıyız.


Sosyal demokrat öğrenciler hiçbir koşul altında böyle bir çalış­madan imtina etmemelidir. Ve bu iş bugün ne kadar güçlüklerle dolu olsa da, şu ya da bu ajitatör, şu ya da bu üniversitede, öğrenci biriliğinde, derneğinde vb. başarısızlıkla karşılaşacak olsa da, şunu söylemekten vazgeçmeyeceğiz: Kapıları çalın, açılacaklardır! Politik ajitasyon faaliyeti hiçbir zaman boşuna değildir. Başarısı bir çırpı­ da çoğunluğu kazanıp kazanmadığıınızla veya politik eylem için hemen onay alıp almadığımızla ölçülmez. Bir çırpıda bunu başaramayabiliriz; ama biz bu yüzden örgütlü proleter bir partiyiz; geçici başarısızlıklarla kafamızın karışmasına izin vermemek için, aksine, işim izi bu zor koşullar altında dahi durmadan, dinlenmeden, inatla sürdürmek için.

Öğrenci gençliğin Petersburg koalisyon kurulunun aşağıda yayınladığımız çağrısı, öğrenci gençliğin 
en aktif unsurlarının bile saf bir akademiciliğe inatla tutunduklarını ve şimdilik hala Kadetçi­ Oktobrist lakırdıyı tekrarladıklarını gösteriyor. Üstelik bu, Kadetçi-Oktobrist basının boykota karşı en aşağılık bir tutum aldığı ve mücadelenin doruk noktasında, canice, zararlı oldugunu kanıtladığı bir dönemde olageliyor. Petersburg parti yönetiminin, koalisyon kuruluna göstermeyi gerekli gördüğü tersleme, ancak selamlanabi­lir ( Bkz. "Partinin İçinden"). 

Başkan Schwarz.ın kamçılamaları, anlaşılan, günümüz öğrenci gençliğini "akademiciler''den, "politikacı"lar haline dönüştürmeye henüz yetmedi. Yeni kadroların devrimci eğitiminin tamamlanması için demek ki, daha ve daha fazla Kara Yüzler-çavuşunun akreplerine ihtiyaç var hala. 

Karşıdevrimin her adımı ve bütün Stolipinci politikalar aracılığıyla eğitilen bu kadrolar üzerinde biz sosyal demokratlar da yorulmak bilmeden çalışmalıyız. Çünkü bizler, Kara Yüzlerin ve Oktobristlerin Duması'yla ülke çapında birleşmiş mutlakıyet ile yeni burjuva-demokratları arasındaki nesnel ve doğması kaçınılmaz çelişkilerin bilincindeyiz.

Evet, ülke çapında, çünkü Rusya'yı gerileten Kara Yüzleı·'in karşıdevrimi; sadece devrimci proletarya nın saf1arında yeni nefer­ ler çelikleştirmekle kalmıyor, aksine, kaçınılmaz olarak proleter olmayan, yani burjuva demokrasisinin yeni bir hareketini de doğu­racaktır. (Bundan elbette tüm muhalefetin mücadeleye katılımını anlamıyoruz; tersine, burjuvazinin ve küçük burjuvazinin mücade­leye yetenekli unsurlarının geniş katılımının sağlandığı demokrat bir hareketi anlıyoruz.) Rusya'da öğrenci gençliğin 1 908 yılında başlayan kitlesel mücadelesi, politik bir belirtidir, karşıdevrimin yarattığı, günümüzdeki genel durumun bir göstergesidir. 

Öğrenci gençliği, orta burjuvaziye ve küçük burjuvaziye, küçük memurlara, köylülüğün bazı gruplarına, ruhbanlara vb. binlerce ve milyonlarca küçük bağla bağlıdır. Eğer, 1908 ilkbaharında, Peter Struve'nin tem­sil ettiği eski Kadetçi, yarı toprak beyci birlikten daha solcu görü­nümdeki bir "Kurtuluş Birliği"nin yeniden diriltilmesi denemeleri yapılmışsa; sonbaharda Rusya'nın demokrat burjuvazisine en yakın duran gençlik kesimi kıpırdanmaya başlamışsa; satılmış kalemler yeniden ve on katı bir öfkeyle okullardaki devrime karşı yaygara koparmaya başlamışsa; aşağılık liberal profesörler ve Kadet yöneticileri, o sevgili Oktobristlerinde hoşnutsuzluk uyandırabilecek ve Oktobristleri, yani yönetici Oktobristleri "soğutabilecek" zamansız, tehlikeli ve bozguncu boykotlar hakkında ahlayıp-poflayıp sızla­ nıyorlarsa; işte o zaman her şey yeniden yoluna girmeye başlamış demektir! 

O zaman bu şu anlama gelir: Gericiliğe karşı, yalnızca öğrenci gençlikle sınırlı olmayan bir tepki gelişmeye başlıyor. Ve bu başlangıç ne kadar güçsüz ve nüve halinde olursa olsun, işçi sınıfının partisi ondan yararlanmalıdır ve yararlanacaktır. Biz, devrimden önce, yıllar ve on yıllar boyunca çalışmayı, devrimci sloganlarımızı önce çevrelere, sonra işçi kitlelerine, ardından sokaklara, sonra da barikatlara taşımayı bildik Şimdi de, eşgüdümlü politik hareket üzerine bütün anlatılanların boş bir gevezelik olmasına izin vermeksizin günümüzün öncelikli görevlerini yerine getirmeliyiz. Yani, her ama her yerde kitleler içinde devrimci şiarları doğrultusunda politik ajitasyon yürüten güçlü bir proleter örgüt olmak. Öğrenci gençlik arasındaki bu örgütlenme çalışmasına, verili hareket üzerinden geliştirilen bu ajitasyona bizim üniversite gruplarımız da girişmelidir.

Proletarya kendisini bekletmeyecektir. Şölenlerde, legal dernek­lerde, yüksekokullarda, temsili kurumların kürsülerinde önceliği sık sık burjuva demokrasisine bırakmıştır; ama kitlelerin ciddi, büyük devrimci mücadelesinde hiçbir zaman önceliğini bırakmaz ve asla bırakmayacaktır. Bu mücadelenin patlak vermesi için gereken koşullar, birimizin veya diğerimizin dilediği kadar çabuk ve kolay olgunlaşmıyor. Fakat bu koşullar olgunlaşıyor ve durdurulama­ yacak şekilde olgunlaşacaktır. Ve küçük akademik çelişmelerin o küçük başlangıcı, aslında büyük bir başlangıçtır. Çünkü onu - bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa ertesi gün- büyük gelişmeler izleyecektir.

Lenin
"Proletari" Sayı 36, 
16 (3) Ekim 1 908 Toplu Eserler, cilt 1 2