21 Ekim 2018

DEVRİMCİ GENÇLİGİN GÖREVLERİ

Birinci Mektup

Published in September 1903 in Student, No. 2-3. 
Lenin.

Eğer yanılmıyorsak, ilk defa  Osvobojdeniye'nin 4. sayı­ sında yayımlanan ve Iskra'nın da eline geçen, öğ­renci gazetesinin yazı kurulunun açıklaması; bize göre öğrenci'nin ilk sayısının çıkışından bu yana, yayımcılarının görüşlerinde dikkate değer bir ilerlemenin göstergesidir. Açıklamadaki görüşlere katıl­ madığını bildirmekte acele ederken Bay Struve yanılmıyordu; bu görüşler, burjuva-liberal organca böylesine tutarlıca ve hararetle savunulan oportü­nizm eğiliminden gerçekten de kökten farklıdır. "Devrimci duygu tek başına öğrenciler arasında ide­olojik birliği sağlayamaz". "bu, şu,ya da bu sosyalist dünya görüşüne dayalı sosyalist bir ideal" ve üstelik "belirli ve bütünlüklü" bir görüş "gerektirir" diyerek, öğrenci'nin yayımcıları ideolojik kayıtsızlık ve kuramsal oportünizmle ilkede ayrılmışlar ve öğrencileri devrimcileştirme yolu sorununu uygun bir temele oturtmuşlardır.

Doğrudur, varolan kaba "devrimciliğin" bakış açısından, öğrenciler arasında ideolojik birliğin sağ­lanması bütünlüklü bir dünya görüşü gerektirmez, devrimci düşüncelerin çeşitli türlerine karşı "hoşgörülü" bir tutum ve herhangi belirli bir düşünceler dizisine olumlu bağlılıktan kaçınmayı isteyerek, onu, hatta dışlar. Kısacası, bu siyasal ukelalanın gözünde, ideolojik birlik (tabii ki, görüşlerin genişliği, ne pahasına olursa olsun ve derhal birliğin önemi vb. hakkında harcıalem sözlerle az ya da çok ustalıkla gizlenen) ideolojik ilkelerin belirli bir yokluğunu gerektirir. Bu düşünce çizgisini savun­mak için her zaman belirtilen az çok akla yakın ve ilk bakışta, inandırıcı bir kanıt da, öğrenciler ara­sında, siyasal ve toplumsal görüşleri çok farklı grupların olduğuna ve mecburen olacağına dair ge­nellikle bilinen ve tartışılmaz olan bu gerçeğe işaret edilmektedir. Bütünlüklü ve belirli bir dünya görü­şü isteğinin bu nedenle bu gruplann bazısını kaçınılmazca iteceğini ve sonuçta birliği önleyeceğini, uyumlu eylem yerine ayrılık yaratacağını ve böyle­likle ortak siyasal saldırının gücünü zayıflatacağını, vb. vb. sonsuzca ilan etmektir.

Bu akla yatkın iddiayı inceleyelim. Örneğin, öğrenci'nin birinci sayısında verilen, öğrencilerin gruplara ayrılışını ele alalım. Bu ilk sayıda yayımcılar henüz belirli ve bütünlüklü bir dünya görüşü isteğini öne sürmemişlerdi, bu nedenle bu sayıyı sosyal­ demokrat "dargörüşlülük" önyargısıyla suçlamak doğru değildir. Öğrenci' nin ilk sayısındaki başyazı günümüz öğrencileri arasında başlıca dört gruptan bahseder:

1) İlgisiz kalabalık-"öğrenci hareketine tü­müyle ilgisiz kişiler" 
2) "Akademikler"- yalnızca eğitimle ilgili öğrenci hareketlerini benimseyenler. 
3) "genel olarak öğrenci hareketlerine karşı olanlar, ulusçular, anti-semitler vb." ve
4) "siyasal düşünüşlüler", Çarlık zorbalığının devrilmesi için dövüşmeye ina­nanlar.

"Bu grup da iki çelişik unsurlardan oluşur, devrimci görüşler taşıyan saf bir buıjuva siyasal muhalefetten olanlar ve son günlerin bir olgusu yani (sadece son günlerin mi? N. Lenin) sosyalist düşü­nüşlü devrimci aydın proletaryadan olanlar."

Bu ikinci alt grupda, hepimizin bildiği gibi sosyalist­ devrimci öğrenciler ve sosyal-demokrat öğrencilere bölündüğüne göre, günümüz öğrencileri arasında altı siyasal grup buluruz: gericiler, ilgisizler, okul­ cular, liberaller, sosyalist-devrimciler ve sosyal­ demokratlar.

Şu soru çıkar: Acaba bu tesadüfi bir gruplaşma, görüşlerin geçici bir dizilişi midir? Sorunla biraz ol sun ilgilenmiş herkesin olumsuz cevap vermesi için bu sorunun sadece sorulması yeter. Ve gerçekten öğrencilerimiz arasında herhangi başka bir gruplaş­ma olamazdı, çünkü. onlar aydınların en duyarlı kesimidir ve aydınlara. bu ad tam da, bir bütün olarak toplumdaki sınıf çıkarlarının ve siyasal gruplaşmaların gelişmesini en bilinçlice en kararlıca ve en ku­sursuzca yansıttıkları ve belirttikleri için verilir. Si­yasal gruplaşmaları bir bütün olarak toplumun siyasal gruplaşmasına uygun düşmeseydi. (tekabül etmeseydi) o zaman öğrenciler öğrenci olamazlardı. 

Burada "uygun düşmek" öğrenci gruplarının ve top­lumsal grupların güç ve sayıda mutlak orantılı ol­ ması anlamında değil, toplumdaki aynı grupların, öğrenciler arasında zorunlu ve kaçınılmaz varlığı an­lamındadır. Sınıf zıtlıklarının (göreceli) başlangıçsal (rüşeym halinde, empriyonik) gelişimi, siyasal eldeğ­memişliği, nüfusun büyük, ezici çoğunluğunun polis zorbalığı yönetimi altında ezilmiş ve çiğnenmiş durumuyla bir bütün olarak Rus toplumu, tam bu altı grupla nitelendirilir, yani: gericiler, ilgisizler, yükselişçller, liberaller, sosyalist-devrimciler ve sosyal-demokratlar. "Eğitimle ilgili olanlar" yerine, burada "yükselişçiler", yani siyasal bir mücadele ol­maksızın yasaları tanıyarak ilerlemeye, baskı rejimi altında ilerlemeye inananlar, dedim. Böylesi yükse­lişçiler Rus toplumunun tüm kesimlerinde bulunur ve her yerde, öğrenci "eğitimle ilgili olanlar" gibi, kendilerini meslek çıkarlarının dar sınırlarıyla, ulu­sal iktisatın ya da devlet ve yerel yönetimlerin kendi özel kollannın düzelmesiyle kısıtlarlar. Böylesi deği­şik eğilimlerin arasında (eğitimle ilgili olanlar gibi) hiçbir ayırım yapmayarak ve siyaset deyimiyle hü­kümet biçimiyle ilgili her şeyi siyaset olarak ifade ederek her yerde "siyaset"ten korkuyla kaçarlar. Yükselişçiler her zaman liberalizmimizin geniş te­melini oluşturdular ve hala oluşturuyorlar: "barışçı" zamanlarda (Rusça'ya çevirirsek siyasal gericilik za­manlarındal yükselişçi ve liberal kavramlan pratik eşanlamlı olur. Ve hatta savaş zamanlannda, artan halk öfkesi zamanlarında baskı rejimine karşı yük­selen saldırı zamanlarında, aralanndaki ayrım çok kez belirsiz kalır. Rus liberali, özgür yabancı bir ya­yında otokrasiye karşı doğrudan ve açık bir karşı çı­kışla göründüğünde bile, kendisinin her şeyden ön­ce bir yükselişçi olduğunu asla unutmaz ve ikidebir, bir köle gibi. ya da isterseniz, yasalara uyan, sadık ve saygılı bir kul gibi konuşmaya başlar - Osvobojdenlye'ye bakınız.

Yükselişçiler   ve    liberaller   arasında   belirli   ve açıkça anlaşılır bir sınır çizgisinin yokluğu Rus top­lumundaki bütün siyasal gruplarının genel bir özel­ liğidir. Denilebilir ki, yukardaki altı gruba bölünme yanlıştır. Çünkü Rus toplumundaki sınıfsal bölün­ ıneye uygun gelmez. Ama böylesi bir itiraz temelsiz olurdu. Sınıfsal bölünme tabii ki, siyasal gruplaş­manın nihai temelidir: son tahlilde tabii ki, bu gruplaşmayı her zaman belirler. Ama bu nihai temel ancak tarihsel gelişme süreci içinde ve bu sürece katılanlanrın ve bu sürecin yapıcılarının bilinci yük­selirken ortaya çıkar. Bu "son tahlil"e ancak, bazen yıllar ve on yıllar süren uzun, inatçı bir mücadele, bazen siyasal bunalımlar biçiminde fırtına gibi pat­lak veren, diğer zamanlarda sönen ve daha önceleri gibi, geçici olarak kesintiye uğrayan, siyasal müca­deleyle varılır. Örneğin, siyasal mücadelenin özellik­ le keskin biçimlere büründüğü ve ilerici sınıfın - proletaryanın- özellikle sınıf bilinçli olduğu Alman­ ya'da hala karmaşık sınıf içeriklerini tavizci nitelik­ leriyle (ama bütün olarak kesinlikle karşı proleter) gizlemeye yarayan Merkez Partisi gibi partiler (ve güçlü partiler) bulunması rastlantı değildir. Rus­ ya'da günümüz siyasal gruplarının sınıf kökeninin, halkın bir bütün olarak siyasal haklardan yoksun durumuyla üzerindeki dikkate değercesine iyi ör­gütlenmiş, ideolojice birleşmiş ve geleneksel olarak dışa kapalı bir bürokrasinin hakimiyetiyle koyuca gölgelenmesine şaşmamak gerekir. Asıl şaşırtıcı olan, Rusya'nın Avrupa kapitalist çizgisi üzerinde gelişmesinin. Asyalı siyasal sistemine rağmen, daha şimdiden toplumun siyasal gruplanışı üzerine öyle­sine güçlü bir damga vurmasıdır.

Bizim ülkemizde de, her kapitalist ülkenin ilerici sınıfı sanayi proletaryası, çoktandır tüm dünyanın sınıf bilinçli proletaryasının programı haline gelen bir programın bayrağı altında, sosyal-demokrasinin önderliğinde kitlesel, örgütlü hareket yoluna girmiş­tir. Siyasete ilgisiz kişiler kategorisi Rusya'da tabii ki herhangi bir Avrupa ülkesindekiyle kıyaslana­mazcasına daha geniştir, ama Rusya'da bile artık bu kategorinin ilkel ve eski eldeğmemişliğinden söz edilemez: Sınıf bilinçli olmayan işçilerin -ve kısmen de köylülerin- ilgisizliği yerini, bu ilgisizliğin besili buıjuva ve küçükburjuvaların ilgisizliğiyle hiçbir or­tak yanı olmadığını açıkça göstererek, artan sıklıkta siyasal huzursuzluk patlarnalarına ve etkin karşı çıkışa bırakıyor. Kapitalist gelişmesinin hala göreceli aşağı derecesi sayesinde Rusya'da özellikle çok sayı­ da olan bu sonuncu sınıf (küçük-buıjuvazi, Çev.) bir yandan, şimdiden tartışılmazcasına bazı bilinçli ve tutarlı gericiler üretiyor. Ama diğer yandan ve karşılaştırılmazcasına daha sık olarak, cahil ve ezil­miş "emekçi halk" kitlesinden hala pek az ayrılır ve ideologlarını, tamamıyla yerleşmemiş dünya görüş­leri ve demokrat ve ilkel sosyalist düşüncelerin bi­linçsiz karmaşasıyla rasnoçinz4 aydınlarının büyük grubu içinden seçer. Eski aydınların liberal­ narodnik kesiminin sağ kanadına hem de en sol kanadına: "sosyalist-devrimciler"e özgü olan tam da bu ideolojidir.

"Eski" Rus aydınları dedim. Çünkü liberalizm ile ilkel Narodçuluğu ve belirsiz sosyalizmi hemen he­men tümüyle soyup çıkaran (tabii ki, Rus Marksiz­ minin yardımı olmadan değil) yeni aydınlar 
ülkemizde şimdiden görüldü. Gerçek buıjuva liberal ay­dınların oluşumu Rusya'da, özellikle bu sürece Bay Struve, Berdyaev, Bulgakov ve ortaklan gibi uyanık ve her oportünist modaya duyarlı kişilerin katılması sayesinde, dev adımlarla ilerliyor. Son olarak Rus toplumunun aydınlara dahil olmayan o liberal ve ge­rici unsurlara gelince, onların buıjuvazimizin ya da toprak sahiplerimizin şu ya da bu kesiminin sınıf çı­karlarıyla ilişkileri, biraz olsun diyelim, Zemstvolan­ mızın. Dumalarımızın. senet-borsaları kurullarımı­ zın, sergi kurullarımızın. vb. faaliyetlerinden haberli herhangi bir kişi için yeterince açıktır.

* * *

Ve böylece, öğrencilerimizin siyasal gruplaşması­ nın tesadüfi olmadığı yukarıda açıkladığımız gibi olmasının zorunluluğu kesin sonucuna, öğrenci'nin ilk sayısıyla birlikte. vardık. Bu olguyu saptadıktan sonra "öğrenciler arasında ideolojik birliği sağla­mak", öğrencileri "devrimcileştirmek" vb. ile gerçekte neyi anlamak gerektiği tartışmalı sorununu kolayca çözebiliriz. Böylesine basit bir sorunun tartışmaya yolaçması ilk bakışta tuhaf bile görülüyor.Öğrenci­lerin siyasal gruplaşması toplumun siyasal gruplaş­masına uygun düşerse öğrenciler arasında "ideolojik birlik sağlama"nın yalnızca şu iki şeyden biri anla­mına geldiği sonucu kendiliğinden çıkmaz mı?. Ya mümkün olduğunca çok öğrenciyi oldukça belirli bir toplumsal ve siyasal düşünceler dizisine kazanmak, ya da.belirli bir siyasal grup öğrencileriyle o grubun öğrenci kitlesi dışındaki üyeleri arasında mümkün olan en yakın bağı kurmak. Kişinin, öğrencileri dev­rimcileştirmekten, ancak bu devrimcileştirme süre­cinin tümüyle belirli bir içerik ve niteliği düşünerek, söz edebileceği apaçık değil midir? Örneğin, sosyal­ demokrat için bu herşeyden önce· öğrenciler arasında sosyal­ demokrat düşünceler yaymak ve adına "sosyalist­ devrimci" denmesine rağmen, devrimci sosyalizmle ortak hiçbir şeyi olmayan düşüncelerle savaşmak; ikinci olarak, okulcu türü dahil her demokratik öğ­renci hareketini genişletmeye çalışmak ve onu daha bilinçli ve kararlı yapmak demektir.,

Böylesine açık ve basit bir sorunun nasıl karıştı­rıldığı ve tartışmalı hale getirildiği çok ilginç ve çok tipik bir hikayedir. Revolutsionnaya Rossiya5 (Sa­ yı ı3 ve ı7) ile Iskra (Sayı 3 ı ve 35) arasında Birleşik Dernekler ve Öğrenciler Örgütleri Kiev Ortak Ku­ rulu'nun "Açık Mektup"u (Revolutsionnaya Rossiya sayı ı3'de ve öğrenci Sayı ı'de yayınlandı) üzerinde bir tartışma çıktı. Kiev Ortak Kurulu 1902'deki İkinci Tüm-Rusya Öğrenci Kurultayı'nın öğrenci örgütlerinin RSDİP kurullarıyla ilişkiler sür­dürmesi kararını "dar" olarak tanımladı. Ve belirli bölgelerdeki öğrencilerin belirli bir kesiminin "Sosyalist-Devrimci Parti''ye yakınlık duydukları oldukça açık olgusu, "öğrenciler, öğrenciler olarak kendileri­ ni tümüyle ne Sosyalist-Devrimci Parti'yle, ne Sos­ yal-Demokrat Parti'yle birleştirebilirler", gibi çok "ta­rafsız" ve çok çürük kanıtıyla ustalıkla örtülmüştü. Iskra bu kanıtın çürüklüğüne işaret etti. ama Re­volutslonnaya Rossiya, tabii ki, Iskracılara "ayrılık ve bölünme bağnazları" diyerek ve onları "akılsızlık" ve siyasal olgunluktan yoksunlukla suçlayarak kendini savunmak için silah kuşandı.

Yukarda söylenenlerden sonra böylesi bir kanıtın anlamsızlığı pek çok açıktır. Ortadaki sorun, öğ­ rencilerin oynaması gereken belli bir siyasal roldür.

Ve değil mi, ilkin öğrencilerin toplumun geriye kalanından koparılmış olmadıkları ve öyleyse her zaman ve kaçınılmazcasına, bir bütün olarak toplumun si­yasal gruplaşmasını yansıttıkları olgusuna gözlerinizi kapamalısınız. Ve sonra, gözleriniz kapalı, öğrenci olarak öğrenciler ya da genel olarak öğrenciler hak­ kında gevezeliğe geçmelisiniz. Varılacak sonuç... bel­li bir siyasal partiyle birleşmekten doğan bölünme ve ayrılıkların zararlılığıdır. Bu acayip tartışmayı sonucuna ulaştırmak için, tartışmacının siyasal düzeyden meslek ya da öğretim düzeyine atlamak zorunda kalacağı gün gibi açıktır. ilkin genel öğrenci ilgileri ve genel öğrenci mücadelesinden ve ikinci olarak öğrencilerin eğitimsel amaçlarından, gelecekteki toplumsal faaliyet için kendilerini eğitme ve bilinçli siyasal savaşçılar haline getirme görevinden söz ederek. Revolutsionnaya Rossiya'nın "Öğrenci­ ler ve Devrim" (Sayı 17) makalesinde yaptığı tam da böylesi bir uzun atlamadır. Bu iki 
nokta da çok doğru ama, durumla hiçbir ilgisi yok ve· yalnızca sorunu karıştıryor. Tartışılan sorun. tam da tabiatı gereği partilerin mücadelesiyle ayrılmazcasına bağlı ve kaçınılmaz olarak belirli bir parti seçme'yi içeren siyasal faaliyettir. Öyleyse, tüm siyasal faaliyet çok ciddi bilimsel eğitim, sağlam inançlar "geliştirmek" ister. · Ya da hiçbir siyasal çalışma belli bir eğilimdeki si­yasal düşünüşlü kişiler çevreleriyle sınırlanamaz, o nüfusun durmadan daha geniş kesimlerine yöneltilmelidir, her kesimin meslek çıkarlarıyla bağ kurma­lıdır, meslek hareketini siyasal hareketle birleştir­meli ve onun düzeyine yükseltmelidir gerekçesiyle kişi bu seçmeden nasıl kaçınabilir? Ne var ki, kendi konumlarını savunmak için böylesi oyunlara baş­ vurmak zorunda kalmaları olgusu, kişilerin kendilerinin hem kesin bilimsel inançlarda hem sağlam bir siyasal çizgide ne kadar zavallıcasına eksik oldukla­ rını gösterir! 

Soruna ne yandan yaklaşırsanız yaklaşın, sosyalist-devrimcilerin kendilerini -hem bilimsel teori ve hem pratik siyasete ilişkin olarak­ Marksizm, Batı Avrupa "eleştirici" oportünizmi ve Rus küçükburjuva Narodçuluk'u arasında dengeleme çabalarını kınarken sosyal-demokratların çok­ tandır ortaya koyduğu eski gerçeğin yeniden doğrulanmasını bulursunuz.

Gerçekten siyasal ilişkilerin biraz olsun geliştiği bir durum düşünün ve bizim "tartışmalı sorun"un pratikte nasıl göründüğüne bakın. Bir dinsel parti, bir liberal parti ve bir sosyal-demokrat parti varsa­ yın. Bazı bölgelerde, diyelim, öğrencilerin ve belki de işçi sınıfının bazı kesimleri arasında çalışıyorlar. İki­ sinin de etkili temsilcilerinin mümkün olan en çoğunu kazanmaya çabalarlar. 

Tüm öğrencilerin ve işçi sınıfının bütününün ortak, belli genel öğretim ve meslek çıkarlannın varlığı gerekçesiyle, bu temsilci­lerin belirli bir partiyi seçmelerine karşı koyacakları düşünülebilir mi? Bu, basım sanatının ayrımsız tüm partilere yararlı olduğu gerekçesiyle partilerin mücadele etmeleri olgusunu reddetmek gibi olurdu. Uygar ülkelerde, en geniş ve en sağlamca kurulmuş öğrenim ve meslek birliklerinin müthiş değerini kavramayan hiçbir parti yoktur: ama her biri onlarda kendi etkisinin hakim olmasına çalışır. Şu ya da bu kurumun partisiz oluşu hakkında konuşmanın ge­ nellikle mevcut kurumların, yüzde doksan dokuz zaten çok belirli bir siyasal ruhla doldurulduğu ol­ gusunu örtrmek isteyen hakim sınıfların hilesinden başka bir şey olmadığını kim bilmez? 

Öyleyken sos­yalist-devrimcilerimizin yaptıkları, gerçekte, "parti­sizlik" şerefine gazel okumaktır. Revolutsionnaya Rossiya (Sayı 1 7)'dan örneğin, şu dokunaklı parçayı alalım: 

"Bir devrimci örgütün, diğer her bağımsız, tabi olmayan örgütü, yıkılması gereken ve ne pahasına olursa olsun saflarına bölünme aynlık ve dağıl­ma sokulması gereken bir rakip saymaya kararlı olması ne kısa görüşlü bir taktiktir!" 

Bu, Moskova sosyal-demokrat örgütünün öğrencileri yakın yıllar­ da üniversite çıkarlarının dar sınırlarına çekildikleri için kınayan ve Revolutslonnaya Rosslya'nın öğrenci örgütlerinin varlığının, "devrimci olarak beli­ren"lerin çabalarını işçilerin davasına adamalarını asla önlemediğini bildirerek öğüt verdiği 1896 çağ­rısına ilişkin olarak söyleniyor.

Burada ne kadar karışıklık olduğuna bir bakın.

Rekabet. ancak bir siyasal örgütle diğer bir siyasal örgüt, bir siyasal eğilimle diğer bir siyasal eğilim arasında mümkündür (ve kaçınılmazdır). Bir yar­dımlaşma derneğiyle bir devrimci çevre arasında re­kabet olamaz. Revolutslonnaya Rosslya bu ikinci­ sine birinciyi yoketme kararlılığını atfederken, ta­mamen saçmalıyor. Ama bu aynı yardımlaşma der­neğinde belli bir siyasal eğilim gelişirse, -örneğin devrimcilere yardım etmemek ya da kitaplıktan yasa dışı kitapları atmak- o zaman her dürüst "siyasal düşünüşlü" kişi onunla rekabete ve doğrudan kav­gaya zorunludur.

Çevreleri, dar üniversite çıkarla­rıyla sınırlayanlar varsa (şüphesiz böyleleri vardır ve 1 896'da çok daha fazlaydılar!) onlarla çıkarları ge­nişletmek, daraltmak değil savunucuları arasında bir mücadele aynı biçimde gerekli ve zorunludur. Ve, hatırlatalım, Revolutslonnaya Rosslya ile Iskra arasında tartışmayı doğuran Kiev Kurulu'nun açık mektubunda sorun, öğrenci örgütleri ve devrimci örgütler arasında değil, farklı eğilimlerdeki devrimci örgütler arasında bir seçme sorunuydu. Böylelikle, seçmeye başlayan zaten "devrimci ola­rak beliren" kişilerden, bizim "sosyalist-devrimciler", devrimci bir örgütle tümüyle bir öğrenci örgütü ara­sında rekabet kısa görüştüdür bahanesiyle onları geri adım atmaya sürüklüyorlar... 

Bu gerçekten çok saçma, efendiler!

Öğrencilerin devrimci kesimi iki devrimci parti­ den birini seçmeye başladı ve onlara sunulan ders şu: "Bu etki", öğrencilerin sosyalist kesimimin diğerleri üzerindeki etkisi, "belirli bir (tabii ki, belirsizlik tercih edilir) parti etiketini (bazısı için etiket, bazısı için bayrak) rahatsız ederek öğrenci arkadaşlarının akli bilincini bozarak (bütün ülkelerin tüm burjuva basını, sosyal-demokrasinin büyümesini her zaman masum arkadaşlarının bilincini bozan elebaşiara ve karışıklık çıkarıcılara bağlar) elde edilmedi." Şüphe­siz, her dürüst öğrenci sosyalistlere yöneltilen bu "rahatsız etme etiketleri" ve "bilinç bozma" suçlama­ ları için ne düşünmeyi bilecektir. Ve bu belkemiksiz, gevşek ve ilkesiz sözler, parti örgütü, parti tutarlılığı ve şerefi, parti bayrağı düşüncelerinin hala böylesine ölçülmezcesine zayıf olduğu Rusya'da söz konusu ediliyor!

Bizim "sosyalist-devrimciler" devrimci öğrencile­re, "devrimci kamptaki hizip kavgalarını bir yana bırakarak, genel siyasal hareketle dayanışma"sını ilan eden eski öğrenci kurultaylarını örnek olarak gösteriyorlar.. Bu "genel siyasal" hareket nedir? Sosyalist hareket artı liberal hareket.. O ayırımı bir yana bırakmak, en yakın hareketi, liberal hareketi tutmak de­mektir. Böyle yapmayı teşvik edenler de "sosyalist­ devrimciler"! Kendilerine ayrı bir parti diyenler, parti mücadelesinden ayrılmayı teşvik ediyorlar! Bu, o partinin, siyasal mallarını kendi bayrağı altında taşıyamadığını ve kaçakçılığa başvurmak zorunda kaldığını göstermiyor mu? O partinin kendine özgü herhangi bir belirli program temelinden yoksun olduğu açık değil mi? Bunu şimdi göreceğiz.,
• • •
Sosyalist-Devrimcilerin öğrenciler ve devrim hakkındaki tartışmalarındaki yanlışları, yalnızca, bizim yukarda göstermeye çalıştığımız mantık yok­ luğuna bağlanamaz. Bir anlamda iş tersinedir: Tar­tışmalannın mantıksızlığı onların temel yanlışından çıkar. Bir "parti" olarak, daha başından, öylesine çelişik, öylesine kaygan bir tutum benimsediler ki, ol­dukça dürüst ve siyasal düşünüşe içlerinde çok ye­ tenekli kişiler bile sürekli sallanmaksızın ve düşmeksizin onu koruyamazlardı. "Sosyalist­ Devrimciler"in sosyalist davaya yaptıklan zararı,Sosyal-Demokratlar'ın, tek tek yazarlar ya da önder­lerin yaptıkları çeşitli hatalara atfetmedikleri her zaman hatırlanmalıdır. Tersine, bütün bu hataları yanlış bir program ve siyasal konumun kaçınılmaz sonucu sayarlar. Öğrenci sorunu gibi bir konuda bu yanlışlık özellikle görülür ve burjuva-demokratik bir bakış açısıyla cicili-bicili bir devrimci sosyalizm ör­tüsü arasındaki çelişki belirir. Gerçekten Revolutsionnaya Rosslya'nın program makalesi "Öğrenciler ve Devrim"deki düşünüş dizisini inceleyin. Yazarın temel vurgulaması-_"gençlik"in "hedeflerinin bencil olmayışı ve arılığı", "idealist güdülerinin gücü" üzeri­nedir. 

Onların "yenilikçi" siyasal çabalarının açıkla­masını burada arıyor.. Bir yandan, baskı rejimi ve nüfusun çok geniş ve türdeş olmayan  kesimleri arasında uzlaşmaz bir zıtlık yaratan, diğer yandan, siyasal- hoşnutsuzluğun herhangi bir belirtisinin üni­versiteler dışında ifade edilmesini çok zor hale getiren (yakında "hale getirirdi" dememiz gerekecek) Rusya'daki toplumsal hayatın gerçek koşullarında aramıyor.

Yazar sonra silahlarını, Sosyal-Demokratlar'ın, öğrenciler arasında farklı siyasal grupların varlığına bilinçlice tepki gösterme, benzer siyasal grupların daha yakın birliğini sağlama ve siyasetçe birbirine benzemeyenleri ayırma girişimlerine çeviriyor. Bu girişimlerden herhangi birini özellikle yanlış diye eleştirdiği yok, bunların hepsinin her zaman tümüy­ le başarılı olduğunu söylemek saçmalık olur. Hayır, o farklı sınıf çıkarlarının siyasal gruplaşmada da zorunlu olarak yansıyacağı, ne kadar bencil olmayan,  arı, idealist. vb. olurlarsa olsun, öğrencilerin, bir bütün olarak toplumdan ayrık olamayacağı ve sosyalistlerin görevinin bu farkı örtrmek değil, tersi­ ne mümkün olduğunca geniş olarak açıklamak ve bir siyasal örgüt içinde cisimleştirmek olduğu dü­şüncesi tamamen yabancıdır

Yazar olayları, bir sosyal-demokratın materyalist bakış açısından değil, bir burjuva demokratın idealist bakış açısından görüyor.

Bu nedenle devrimci öğrencilere "genel siyasal hareket"e bağlılık çağrısını yayınlamaktan ve tekrar­ lamaktan utanmıyor. Kendisi için temel sorun, bir­leştirilmesi gereken genel siyasal, yani genel demokratik harekettir. Bu birlik, "genel öğrenci örgütlerine paralel olarak" gruplaşması gereken, "saf devrimci çevreler"ce bozulmamalıdır. Bu geniş ve birleşik ha­reketin çıkarları açısından, parti etiketlerini "zorla­mak" ve arkadaşlarımızın akli bilincini bozmak ta­bii ki, canice olur. Bu 1848'de burjuvazi ve proletaryanın çatışan sınıf çıkarlarına işaret etme girişimlerinin "ayrılık ve bölünme fanatiklerinin" "ge­nel" kınanmasına yolaçtığı sıralarda, tam da burju­ va demokratlannın görüşüydü. Reformlar yoluyla, sınıf işbirliği yoluyla barışçıl yoldan büyük bir birleşik demokrat parti özleyen, en son tür burjuva de­ mokratların-oportünist ve revizyonistlerin görüşü de budur. Onlar her zaman "hizip" kavgalarının düş­manları ve "genel siyasal" hareketin destekçileri ol­muşlardır ve olmak zorundadırlar.


Görüldüğü gibi, bir sosyalistin bakış açısıyla bakıldığında anlamsız ve gülünçlüğe varacak kadar çelişkili olduğu görülen sosyal devrimcilerin düşünce akışı, burjuva-demokrat bakış açısından bakıldığında, tamamıyla anlaşılır ve mantıklı hale gelir. Ve bu böyledir, çünkü, sosyal devrimci parti özünde, burjuva demokrasinin bir fraksiyon u ndan; bileşimi bakımından ağırlıklı olarak aydın, göruşleri bakımından ağırlıklı olarak küçük burjuva, teorik bayrağı bakımından en yeni oportünizmi babadan kalma eski narodculukla eklektik olarak birleştiren bir fraksiyondan başka bir şey değildir.

Burjuva demokratlarının birleşme gevezeliğini en iyi çürütecek olan şey, politik gelişmenin ve politik mücadelenin seyrinin kendisidir. Rusya' da da gerçek hareketteki büyüme şimdiden, böyle bir çürütmeyi sağlamıştır. Öğrenci gençliğin özel bir grubu olarak "Akademicilerin" ayrışması buna bir örnektir. Gerçek bir mücadele olmadığı sürece akademiciler kendilerini "genel" öğrenci kitlesinden
ayırmamışlardı ve öğrenci gençliğin tüm "düşünen kesiminin" "birliği" zedelenemez görünüyordu. Ancak eylem söz konusu olduğunda, değişik unsurların ayrışması kaçınılmaz oldu.


Politik hareketin gelişim ve mutlakıyete karşı açık mücadele, politik gruplar arasındaki ayrımları da -grupların hepsinin ve herkesin birleşmesi üzerine tüm boş gevezeliklere rağmen- hemen netleştirmişti. Akademicilerin politikacılardan ayrılmasının, ileriye doğru atılmış büyük bir adım anlamına geldiğinden hemen hiç kimse kuşku duymayacaktır. Fakat bu ayrılık, sosyal demokratların
"Akademiciler"le ilişkiyi tamamen "koparacakları" anlamına mı geliyor? "Revolusiyonaya Rossiya':ya bakılırsa öyle. (Bkz. sayı 17, sf. 3) Bu kanıya kapılması, yalnızca, yukarıda değindiğimiz kafa karışıklığının bir sonucudur. Politik eğilimlerimizin kesin sınırlarının çizilmesi, kesinlikle meslek ve öğrenci derneklerinin "dağıtılması" anlamına gelmiyor. Üniversite gençliği içinde çalışmayı görev edinmiş bir sosyal demokrat, kendisi veya ajitatörlerinin yardımıyla olabildiğince çok sayıda ve olabildiğince yaygın bir biçimde "salt öğrenci" çevrelerine ve eğitim çalışmaları çevrelerine girmeye mutlaka çalışacak;sadece akademik özgürlük isteyenlerin bakış açılarını genişletmeye çaba gösterecek, hala bir program arayışında olanlara sosyal demokrat programın propagandasını yapmaya gayret edecektir.

Toparlayalım. Öğrencilerin belli bir kesimi belirli ve bütünlüklü bir sosyalist dünya görüşü edinmek istiyor. Devrimci harekette pratik olarak yer almak isteyen öğrenciler için, bu hazırlık çalışmasının esas amacı ancak, şimdi devrimciler arasında biçimien­ miş iki eğilimden birinin bilinçli ve dönülmez seçimi olabilir. Öğrenciler arasında ideolojik birlik sağla­ mak. onları genel olarak devrimcileştirmek vb. ma­ zeretlyle ·böylesi bir seçmeye karşı_ çıkan. sosyalist bilinci belirsizleştiriyor ve gerçekte ideolojik ilkeler yokluğunu vaaz ediyor. Öğrencilerin siyasal gruplaş­ ması bir bütün olarak toplumun siyasal gruplaşma­ sını yansıtmazlık edemez. Ve siyasal bakımdan bir­ birine benzemeyen grupların • bilinçli ve ·tutarlı ayrılması için çabalamak her sosyalistin görevidir. Sosyalist-Devrimci Parti'nin öğrencilere "genel siya­ sal hareketle dayanışmalarını ilan etme ve devrimci kamptaki hizip kavgalarını bir yana bırakma" çağrı­ sı, özünde, sosyalist bakış açısından burjuva de­mokrat bakış açısına, geriye gitme çağrısıdır. Bu şa­ şırtıcı değildir, çünkü "Sosyalist-Devrimci Parti" Rusya'daki burjuva demokratların ancak bir alt bö­lümüdür.·Sosyal-demokrat öğrencilerin diğer bütün devrimci çizgilerden ve politikacılardan kopması hiç­ bir biçimde genel öğrenci kitlesi ve eğitim örgütlerin­den kopuşunu ifade etmez. Tersine, kişi, ancak ta­ mamıyla belirli bir program temeli üzerinde,  en  geniş öğrenci çevreleri arasında onlann okulcu gö­ rüşünü geliştirmek ve bilimsel sosyalizmi, yani Marksizmi yaymak için  çalışabilir  ve çalışmalıdır.·

Son söz: Sonraki mektuplarda öğrenci'nin oku­ yuculanyla, bütünlüklü bir dünya görüşü biçimlen­ 
dirmede Marksizmin önemını,  Sosyal-Demokrat  Parti ile Sosyalist-Devrimci Parti'nin ilkeleri ve 
tak­ tikleri arasındaki farkları. öğrenci örgütlenmesinin sorunlannı ve öğrencilerin, genel olarak 
işçi sınıfıyla ilişkisini  tartışmak  isterim.

NOTLAR

1. Lenin bu makaleyi Öğrenci gazetesinin yazı kurulu­ nun isteği üzerine yazdı. Makale Eylül 1 903'te gazete­ nin 2-3. sayısında "Özgür Forum" sütununda yayım­ landı.   Makalenin  "Birinci  Mektup"   diye  bir altbaşlığı var. Ama anlaşılan Lenin başka mektuplar  yazamadı.
Makale,  öğrenci  gazetesinden  bir  yeniden  basım olarak ve teksir halinde (son söz olmaksazıni "öğrenci­ lere, Devrimci Gençliğin  Görevleri  (Sosyal-Demokrasi ve Aydınlar)" başlığı altında yayıınlandı. Moskova Üni­ versitesi öğrencileri makalenin bir taşbaskısı yayımını çıkardılar. Kitapçık Rusya'da yaygın olarak dağıtıldı. Polis  Dairesinin  1 9CM- 5'in  eksik verilerine göre, kitap­çığın nüshaları Katerinoslav, Nyni-Novgorod, Kazan, Odesa, Smolensk ve Minsk Gubemiasında 
tutuklama­lar ve ev aramalan arasında bulundu. 

2. Iskra (Kıvılcım) , Lenin tarafından  1 900'de kurulan  ilktüm Rusya yasadışı Marksçı gazete, Iskra, Rusya'da işçi sınıfının devrimci bir Marksist partisinin  kurulmasında belirleyici bir rol oynadı.
Aralık 1 900 tarihli ilk sayı Leipzig'te çıktı. Sonraki sayılar Münih, Londra (Temmuz 1 902'den 
itibaren) ve Cenevre'de  ( 1 903'ün balıanndan  itibaren)  yayımlandı.

Iskra, başlıca uluslararası gelişmelerin, temel ola­ rak  uluslararası işçi  sınıfı hareketinin sorunlannın ya­nında Rusya'da proletarya ve tüm çalışan halkın çarlı­ ğa karşı devrimci mücadelesinin sorunlarına  özel dikkat ayırdı. Lenin gerçekte gazetenin başyazan ve önderiydi, Rusya'da proletaryanın Parti örgütü ve sınıf mücadelesinin temel sorunlan üzerine makaleler yaz­dı.

Iskra, Parti güçlerinin topariama merkezi, Parti kardolarının toplanması ve eğitilmesi için bir 
merkez oldu.

Lenin'in girişimi ve onun doğrudan katılmasıyla Iskra yazı kurulu Parti programının bir taslağını yaptı ve R.S.D.İ.P. nin İkirıci Kurultayını hazırladı. Özel bir kararda, kurultay Partinin kuruluşunda Iskra'nın önemli rolü ne işaret etti ve onu R. S. D.İ.P.nin temel or­ ganı olarak ilan etti.İkinci Kurultaydan az sonra Plehanov'un desteğiyle, Menşevikler gazetenin denetimini ele aldılar ve 52. sa­ yıdan başlayarak o, devrimci Marksizme ve Partiye karşı mücadelenin bir aracı ve oportünizmin bir sözcü­sü haline çevirdiler. Yayımı Ekim 1 905'te durduruldu .

3. öğrenci -Devrimci öğrencilerin yayınladığı bir gazete. Hepsi iki sayı çıktı. sayı ı ve sayı 2-3. Yayıma Rus­ya'da başlandı ama birinci sayının tüm nüshalanrına matbaada el kondu. Nisan 1 903'de Cenevre'de tekrar basıldı ve sonraki çifte sayı Zürih'te basıldı.
Lenin'in sözünü ettiği başyazı şöyle diyordu: "Şu ya da bu Rus muhalefet partisini tutmazken, yazı kurulu, öğrenciler arasında, onlann ideolojice birleştirilmesi­ üçlü etkeni olarak, belirli, bütünlüklü,siyasal ve sosyalist bir dünya görüşü oluşturmak amacıyla, sayfalarını, devrimci mücadelenin teorik ve pratik sorunlarının Rus devrimci düşüncesinin hatta en aşırı akımlarının temsilcilerince tartışılmasınaayırmayı gerekli bulur".

4. Raznochlntsy (yani, bayağılar) -Aristokrat olmayan Rus toplumunun papaz, kamu görevlisi, orta buıjuva­zi, tüccar ve köylü ailelerinden gelen eğitilmiş temsilci­leri.

5. Revoluzslonnaya Rosslya (Devrimci Rusya) -Rus­ ya'da l900'ün sonundan itibaren Sosyalist-Devrim­ ciler Birliği tarafından yayımlanan bir yasa dışı Sosyalist-Devrimci gazete. Ocak l902'den Aralık l905'e kadar Cenevre'de, Sosyalist Devrimci Partinin resmi ör­ gen! olarak çıktı.

6. Moskovadaki ilk Marksist örgüt. İşçi Birliğinin 15 Kasım l896'da öğrencilere yaptığı çağrıdan sözediliyor.

7. l948'de Fransa ve Almanya'daki devrimden söz edili­yor.