Header Ads

Header ADS

İkinci Dünya Savaşı ve kapitalizmin genel bunalımının ikinci aşaması


Ekonomi Politik 1

Bölüm XXI
KAPİTALİZMİN GENEL BUNALIMININ İKİNCİ DÜNYA SAVAŞINDAN SONRA DERİNLEŞMESİ

Lenin, Birinci Dünya Savaşını, emperyalist çelişkilerin yol açacağı diğer savaşların izleyeceğini bilimsel olarak öngördü. “Herkes”, diyordu 1914-1918 savaşının bitiminden sonra, “emperyalistler ve burjuvazi iktidarda kalırsa, böylesi bir yeni savaşın kaçınılmaz olduğunu görmektedir.”
*V.İ. Lenin, “III. Enternasyonal’in Yıldönümü Dolayısıyla Moskova Sovyetlerinin Tören Oturumunda Konuşma

Emperyalist ülkeler arasında nüfuz alanlarının Birinci Dünya Savaşından sonra ortaya çıkan paylaşımı, savaş öncesinde var olandan daha kısa ömürlüydü, İngiltere ve Fransa’nın dünya sanayi üretimindeki payı önemli ölçüde azaldı, bunların kapitalist dünya pazarındaki konumları kötüleşti. Savaş sırasında muazzam bir şekilde zenginleşen Amerikan tekelleri, üretim kapasitelerini genişlettiler ve sermaye ihracında kapitalist dünyada ilk sırayı aldılar. Birinci Dünya Savaşında yenilgiye uğrayan Almanya, Amerikan ve İngiliz kredilerinin yardımıyla ağır sanayiini kısa zamanda tekrardan kurdu ve kısa süre sonra etki alanlarının yeniden paylaşılmasını talep etti. Japonya, Çin’e karşı saldırıya başladı, İtalya, çeşitli yabancı sömürge mülkiyetler üzerinde hak iddia etmeye başladı. 
Böylece kapitalist ülkelerin gelişmesinin eşitsizliği yasasının etkimesi, Birinci Dünya Savaşından sonraki dönemde kapitalist dünya sistemi içindeki dengenin yeniden şiddetli bir şekilde bozulmasına yol açtı. Kapitalist dünya, yeniden iki düşman kampa bölündü ve bu, İkinci Dünya Savaşına yol açtı.

Uluslararası emperyalist gericiliğin güçleri tarafından hazırlanan İkinci Dünya Savaşı, faşist devletler bloku –Almanya, Japonya ve İtalya– tarafından başlatıldı. Alman faşizminin ve Japon emperyalizminin saldırganlığını Sovyetler Birliği’ne karşı yöneltmeye çalışan ABD, Fransa ve İngiltere’nin egemen çevreleri, saldırgana mümkün olan her tarzda yardım ettiler ve savaş çıkarmaları için onları bütün araçlarla teşvik ettiler. Bu savaş, Almanya ve müttefikleri açısından bir fetih ve yağma savaşıydı. Sovyetler Birliği ve faşist saldırının kurbanı olan diğer halklar açışından ise, haklı
bir savaş, bir kurtuluş savaşıydı. 

Savaş eylemlerinin boyutu, silahlı güçlerin sayısal gücü ve kullanılan savaş tekniğinin kapsamı, insan kaybı ve yok edilen maddi değerlerin boyutu açısından, İkinci Dünya Savaşı, birincisini çok aştı. Avrupa ve Asya’nın birçok ülkesi, bundan muazzam insan kaybı ve dev maddi zarar gördüler. 

Savaşa katılan devletlerin dolaysız savaş giderleri 1000 milyar dolar tuttu, savaş eylemlerinin yol açtığı tahribat ise henüz bu hesaba dahil değildir. Avrupa ve Asya halklarının iktisadı ve kültürü, faşist Alman ve Japon işgalcilerinin haydutça idaresi sonucu muazzam zarar gördü. 

Savaş, tekelci devlet kapitalizminin daha da gelişmesine yol açtı. Tümüyle ve bütünüyle tekellere tabi olan burjuva devletlerin savaş tarafından belirlenen önlemleri, mali kodamanların dev tekelci azami kârlarının güvence altına alınmasını amaçlıyordu. Milyarlar tutan silah siparişlerinin olağanüstü elverişli koşullarla büyük tekellere verilmesi, devlet işletmelerinin yok fiyatına tekellere devredilmesi, az bulunur hammaddelerin ve işgüçlerinin önde gelen şirketlerin çıkarları doğrultusunda dağıtılması, yüzlerce ve binlerce küçük ve orta işletmenin zorla kapatılması ya da savaş sanayiinin az sayıdaki büyük firmasına tabi kılınması gibi önlemler, buna hizmet etti. 

Savaşan kapitalist ülkelerin silahlanma giderleri, vergiler, krediler ve kağıt para emisyonu yoluyla finanse edildi. 1943 ve 1944 yıllarında vergiler, en önemli kapitalist ülkelerde (ABD, İngiltere, Almanya) ulusal gelirin %35’ini yutmaktaydı. Enflasyon, fiyatların muazzam şekilde artmasına yol açtı. İşgününün uzatılması, çalışmanın askerileştirilmesi, vergi yükünün artırılması ve geçim masraflarının yükselmesi, tüketim düzeyinin güçlü bir şekilde düşmesi –bütün bunlar, işçi sınıfının ve geniş köylü kitlelerinin daha büyük ölçüde sömürülmesi anlamına gelmekteydi. 

Tekeller, savaş sırasında masalvari kârları ceplerine indirdiler. Çok düşük tutulmuş resmi verilere göre bile, Amerikan tekellerinin kârları, 1938 yılında 3.3 milyar dolardan 1941 yılında 17.2 milyar dolara, 1942 yılında 21.1 milyar dolara, 1943 yılında 25.1 milyar dolara ve 1944 yılında 24.3 milyar dolara yükseldi. Savaş yıllarında İngiltere, Fransa, faşist Almanya, İtalya ve Japonya’nın tekelleri de dev kârlar elde ettiler. 

Savaş sırasında ve savaş sonrası yıllarda kapitalist ülkelerde tekellerin herşeye egemen politik iktidarı, baskı egemenliği daha da arttı. Özellikle çelik tröstü, Du Pont kimya tröstü, otomobil firmaları General Motors ve Chrysler, elektro tekeli General Electric vb. gibi Amerikan tekellerinin işlemlerinin çapı büyüdü. Örneğin, General Motors konserni bugün ABD’de 102 ve diğer ülkelerde 33 fabrikaya sahiptir; bu işletmelerde yaklaşık yarım milyon işçi çalışmaktadır. 

İkinci Dünya Savaşı, faşist devletlerin anti-Hitler koalisyon ülkelerinin silahlı kuvvetleri tarafından tümüyle çökertilmesiyle sonuçlandı. Burada tayin edici rolü, Avrupa halklarının kültürünü, özgürlüğünü, bağımsızlığını ve bir bütün olarak varlığını faşist zorbalardan kurtaran Sovyetler Birliği oynadı. Sovyetler Birliği’nin Büyük Anavatan Savaşı, dünyanın ilk sosyalist devletinin gücünü ve iktidarını gösterdi, sosyalist toplum ve devlet düzeninin muazzam üstünlüklerini gösterdi. 

Savaş, kapitalist dünya sisteminin daha da zayıflamasını beraberinde getirdi. Savaş sırasında birbirlerine karşı savaşan kapitalist koalisyonlardan her biri, hasmını yok etmeyi ve dünya egemenliğini kazanmayı umuyordu. Genel bunalımdan çıkış yolunu burada aradılar. Her iki kapitalist grup da, Sovyetler Birliği’nin savaş sürecinde çökeceği ya da önemli ölçüde zayıflayacağı hesabını yapıyordu, metropollerdeki işçi hareketini ve sömürgelerdeki ulusal kurtuluş hareketini boğabilecekleri hesabını yapıyordu. Amerika Birleşik Devletleri, en tehlikeli rakipleri olarak Almanya ve Japonya’nın ayağını kaydırmak, dünya pazarlarını ve hammadde kaynaklarını gaspetmek ve dünya egemenliğini eline geçirmek için çaba gösteriyordu. 

Sovyet halkının kahramanca mücadelesi, SSCB’nin iktisadi ve askeri kuvveti ve Avrupa ve Asya’daki anti-emperyalist ulusal kurtuluş hareketi, emperyalistlerin planlarını suya düşürdü. Savaş, Sovyetler Birliği’nin zayıflaması ve çökmesi yerine, onun güçlenmesine ve uluslararası otoritesinin artmasına yol açtı. Savaş, devrimci hareketlerin zayıflaması ve çökmesi yerine, daha çok ülkenin kapitalist sistemden kopmasına yol açtı. Faşist saldırganların yenilgisi, Avrupa ve Asya’daki halk kurtuluş hareketlerinin güçlerini canlandırdı. “Yeni oluşan koşullar altında, özellikle de Sovyetler Birliği’nin bu savaştaki tayin edici rolünün sonucu olarak, bir dizi ülkede savaş sonrasında gerçekleştirilen kapitalist gelişme yolundan yeni bir yola, halk demokrasisi devletlerinin yaratılması ve geliştirilmesi yoluna dönüşüm mümkün oldu. Böylece, uluslararası sosyalizmin gelişmesinde yeni bir aşama başlatıldı.”* V. M. Molotov, “Sovyetler Birliği :XIX. Parti Kongresi Açış Konuşması”Pravda”, 6 Ekim 1952.

Orta ve Güneydoğu Avrupa’daki bir dizi ülkenin halkları –Polonya. Çekoslovakya, Romanya, Macaristan, Bulgaristan ve Arnavutluk– gerici rejimin boyunduruğunu atıp halk demokrasisi cumhuriyetleri oluşturdu, temel sosyo-ekonomik dönüşümleri gerçekleştirerek sosyalizmin inşasına geçtiler. Dünya emperyalizminin önemli bir yenilgisi ve barış ve demokrasi kampının muazzam bir başarısı, birleşik, demokratik ve barışsever bir Almanya’nın yaratılması için Alman halkının demokratik güçlerinin kalesini oluşturan Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin kurulması oldu. 
Sömürge ve bağımlı ülkelerin halklarının daha da köleleştirilmesi yerine, bu ülkelerdeki ulusal kurtuluş mücadelelerinin yeni güçlü bir canlanması gerçekleşti. Büyük Çin halkının tarihsel zaferi, 600 milyon insanlık nüfusa sahip dev bir ülkeyi emperyalizmin iktidarından kopardı. Avrupa ve Asya’da bir dizi ülkenin kapitalizmden kopmasından sonra, bugün halihazırda insanlığın üçte biri kapitalist boyunduruktan kurtulmuş durumdadır. 

Bütün bunlar, sosyalizmle kapitalizm arasındaki güçler dengesinin sosyalizmin lehine ve kapitalizmin aleyhine daha da değişmesini sağladı. Bugün Sovyetler Birliği ile birlikte Avrupa halk demokrasisi ülkeleri, Çin Halk Cumhuriyeti ve Demokratik Almanya Cumhuriyeti toplumsal ilerleme, barış ve demokrasi davasını savunmaktadır. Bunun dışında, kapitalist ülkelerde ve halen sermayenin egemen olduğu sömürge ülkelerde milyonlarca insan ayağa kalkıyor ve emperyalizme karşı, toplumsal ve ulusal kurtuluş için aktif bir mücadele yürütüyor.

İkinci Dünya Savaşı döneminde, özellikle de Avrupa ve Asya’daki halk demokrasisi ülkelerinin kapitalist sistemden kopuşundan sonra, bu bunalımın daha da derinleşmesi ve keskinleşmesiyle belirlenen kapitalizmin bunalımının ikinci aşaması gelişti.


Devamı ----Dünyada iki kampın oluşması ve bütünlüklü dünya pazarının parçalanması


Kitap: Politik Ekonomi Ders Kitabı, SSCB Ekonomi Enstitüsü Bilimler Akademisi, Almanca Baskı 1955, Cilt 1, Türkçe Baskı: İnter yayınları, İkinci basım: Nisan 1996 

Çeviren 
İSMAİL YARKIN

Elektronik kopya Kıbrıs’ta Sosyalist Gerçek-Londra Bürosu tarafından hazırlanmıştır. 
Kasım 2006-Aralık 2006


Blogger tarafından desteklenmektedir.