12 Temmuz 2018

SOSYAL DEMOKRASİNİN ULUSAL SORUNA İLİŞKİN ANLAYIŞI NEDİR?

Proletaryanın Savaşı No 7 
1 Eylül 1904 

Stalin - İmzasız Gürcü Makale 

Herşey değişiyor. .. Toplumsal yaşam değişiyor ve bununla birlikte "ulusal sorun" da değişiyor ... Çe­şitli zamanlarda çeşitli sınıflar görünür savaş ala­nında ve her sınıfın "ulusal sorun" la ilgili olarak ken­dine özgü anlayışı vardır. Onun için "ulusal sorun" hangi sınıf tarafından ne zaman ortaya atılmışsa bu­na göre çeşitli çıkarlara hizmet eder ve değişik özel­likler taşır. 

Sözgelişi bizde Gürcü aristokrasisi, "Gürcistan ın Rusya'ya bağlanmasından sonra, Gürcü kralla­rının yönetiminde sahip olduğu eski ayrıcalıkları ve erki yitirınenin kendisi için ne kadar yararsız oldu­ğunu anlayıp "sırf bir bağımlılığın bile" saygınlığını düşürücü bir şey olduğunu düşünerek "Gürcistan'­ın kurtuluşunu" istediği zaman "aristokrasinin milli sorunu" denilen ulusal sorun vardı. Aristokrasi bunun­la, "Gürcistan" ın başına Gürcü krallariyle aristokra­siyi getirmek ve böylece Gürcü halkının kaderini bunlara teslim etmek istiyordu. Bu bir feodal kral­lık "milliyetçiliği" idi. Bu hareket Gürcistan'ın yaşa­mında önemli hiç bir iz bırakmadığı gibi, Gürcü soy­lularının Kafkasya'daki Rus iktidar sahiplerine karşı giriştikleri bir kaç komplo dışında onun başarı kazan­dığı hiç bir olay da yoktur. Zaten zayıf olan bu hareketi temelden yok etmek için toplumsal yaşamın o­laylarının ona sadece hafifçe dokunuvermesi yete­cekti. Ve gerçekten de mal ekonomisinin gelişmesi, köleliğin kaldırılması, soylular bankasının kurulma­sı, köyde ve kentte sınıf mücadelesinin güçlenmesi, kuvvetlenen köy yoksulluğu hareketi vb. - bütün bunlar Gürcü aristokrasisine ve aynı zamanda onun­la birlikte "feodal kralcı milliyetçiliğe" öldürücü bir darbe indirdi. Gürcü aristokrasisi iki gruba ayrıldı. Bunlardan biri, her türlü "milliyetçilikten vaz ge­çerek, karşılık olarak Rus otokrasisinden sıcak kol­tuklar, ucuz kredi, tarım araçları ve hükümetin köy eşkiyalarına karşı korunmasını vb. şeyleri sağlamak için elini ona uzattı. Gürcü aristokrasisinin daha za­yıf olan diğer grubu, Gürcü piskoposları ve aşimandritleriyle yeniden dostluk kurarak yaşamdan ko­vulan "milliyetçiliğe" kilisenin kanatları altında sığınak sagladı. Bu grup, yıkılmış Gürcü kiliselerinin, bir zamanki büyüklüğün anıtlarının yeniden yapımı (programının en önemli yeri burasıdır) için büyük bir şevkle çalışıyor ve dalgın, feodal krallık "arzularını gerçekleştirmeye gelecek bir mucizeyi bekli­yorlardı.

Feodal krallık milliyetçiliği böylece yaşamının son anlarında dinsel bir kılığa büründü. 

Bununla birlikte bizdeki modern toplumsal ya­şam, burjuvazinin ulusal sorununu gündeme getir­di. Genç Gürcü burjuvazisi, "yabancı kapitalistlerle serbest rekabetin kendileri için ne kadar zor olduğu­nu anlayınca, Gürcistan ulusal demokratların ağzın­dan, bağımsız bir Gürcistan. sözleri etmeye başladı. Gürcü burjuvazisi gümrük sınırlamalariyle Gürcü pazarını korumak, "yabancı burjuvaziyi bu pazar­dan zorla kovmak, mal fiyatlarını yapay olarak yük­seltmek ve böyle "milliyetcilik oyunlariyle zenginleşme alanında başarılar kazanmak istiyordu. 

Gürcü burjuvazisi milliyetçiliğinin amacı buydu ve halen de budur. Bu amaca ulaşmak için kuvvet gerektiğini ve kuvvetin de proletaryada bulunduğunu söylemeye gerek yok. Burjuvazinin can çekişen "yurt­severliğini" ancak proletarya canlandırabilirdi. Pro­letaryayı kendi yanına çekmesi zorunluydu, ama ki bu sefer "ulusal demokratlar" sahneye çıktılar. Bun­lar bilimsel sosyalizmi çürütmek için büyük çaba harcadılar, sosyal demokratları aşağılayarak Gürcü emekçilerine onlardan ayrılmalarını öğütlediler, Gür­cü proletaryasına övgüler yağdırarak onu, işçilerin kendi çıkarları için ne edip edip Gürcü burjuvazisini kuvvetlendirmeleri gereğine inandırmaya çalıştılar. Durup dinlenmeden Gürcü emekçilerine şöyle yal­varıyorlardı: Aman Gürcistan'ı (Gürcü burjuvazisini omasın sakın?) yıkıma sürüklemeyin, "iç düşünce ayrılıklarını" unutun, Gürcü burjuvazisi ile dost olun vb. Ama boşuna! Burjuva gazetelerinin tatlı masalları Gürcü proletaryasını uyutamıyordu. Gürcü ­marksistlerinin amansız saldırıları, özellikle de Rus, Ermeni, Gürcü ve diğer emekçileri tek bir sosyalist birlik halinde birleştiren güçlü sınıf etkin­likleri bizim burjuva milliyetçilerine öldürücü bir darbe indirerek bunları savaş alanından kovdu. Bi­zim kaçmış olan yurtseverlerin, aşağılanmış adlarını yeniden kurtarmak için, artık sosyalist görüşleri be­nimseyemeyeceklerine göre, hiç olmazsa görünüş de­ğiştirerek sosyalist bir kılığa girmeleri gerekiyordu, Gerçekten de, Sakartwela" adıyla illegal bir ... burjuva milliyetçi -izninizle söyleyeyim- "sosya­list, organ çıktı sahneye, Onlar bununla Gürcü işçi­lerini saptırmak istiyorlardı. Ama artık, çok geçti! Gürcü işçileri, akla karayı ayırdetmesini öğrenmiş­lerdi, burjuva milliyetçilerinin görüşlerinin özünde bir değişiklik olmadığını, yalnız görünüş değiştirdik­lerini, "Sakartwela"nun ise sosyalistliğinin sadece adın­da olduğunu kolayca anladılar. Evet bunu anlamış­lardı ve Gürcistan'ın "kurtarıcılarına" kahkahalarla gülüyorlardı. "Sakartwela Don Quichotte'larının u­mutları boşa çıkmıştı. 

Diğer yandan ekonomik gelişmemiz, Gürcü burju­vazisinin ileri çevreleriyle Rusya" arasında yavaş yavaş bir köprü kurarak bu çevrelerle "Rusya" ara­sındaki ekonomik ve siyasal bağları geliştirir ve bu suretle zaten sarsılmış olan burjuva milliyetçiliğini temelinden sarsar, Bu da burjuva milliyetçiliğine in­dirilen ikinci darbedir. 

Savaş alanına yeni bir sınıf, proletarya sınıfı çıktı ve onunla beraber proletaryanın "ulusal sorunu" olan yeni bir ulusal sorun" doğdu. Proletarya, aris­tokrasiden ve burjuvaziden ne kadar çok farklı ise, onun ortaya attığı "ulusal sorun da aristokrasinin ve burjuvazinin milli sorunundan" o kadar çok farklıdır. 

Şimdi biz bu "milliyetçilikten" söz etmek istiyo­ruz. 

Sosyal demokrasinin "milli soruna" ilişkin görü­şü nedir? 

Rusya proletaryası artık savaşmadan söz etme­ye başlamıştır. Bilindiği gibi her savaşmanın amacı zaferdir. Fakat proletaryanın zaferi 'için milliyet far­kı gözetmeksizin tüm işçilerin birleşmesine gereksin­me vardır. Ulusal setleri yıkıp Rus, Gürcü, Ermeni, Polonyalı, Yahudi ve diğer emekçilerin sıkı sıkıya bir­leşmesinin, Rusya proletaryasının zaferi için zorun­lu bir koşul olduğu açıktır. 

Rusya proletaryasının çıkarları bunu gerektir­mektedir. 

Fakat Rusya proletaryasının en kötü düşmanı o­lan Rus otokrasisi emekçilerin birleşmesini sürekli o­larak engellemeye çalışır. Çalılıklar arası haydut ör­neği sinsice, Rusya'daki "yabancı" milliyetlerin ulu­sal kültürünü, dilini, geleneklerini ve kurumlarını izler. Otokrasi bunları en gerekli yurttaşlık hakların­dan yoksun bırakarak dört bir yandan sıkıştırır, a­ralarına güvensizlik ve düşmanlık tohumları eker, kanlı çatışmalara kışkırtır. Bunları yapmakla Rus otokrasisi, tek amacının Rusya'da; yerleşmiş- milliyetleri bölmek , aralarındaki ulusal çatışmaları körüklemek ve bu suretle emekçileri daha başarılı bir şe­kilde parçalayıp tüm Rusya proletaryasını daha ba­şarılı bir şekilde küçük ulusal gruplara bölmek ve böylece - işçilerin sınıf bilincini ve sınıf birliği duygu­sunu söndürmek olduğunu gösterir. 

Rus-gericiliğinin çıkarları bunu gerektirir. Rus otokrasisinin politikası budur. 

Rus proletaryasının çıkarlarının er ya da geç, ka­çınılmaz olarak çarlık otokrasisinin gerici politika­siy le çatışmak zorunda kalacağı açıktı. Nitekim böy­le de oldu ve sosyal demokrasinin "ulusal sorunu" işte bu esas üzerine ortaya çıktı. 

Milliyetler arasına dikilmiş olan ulusal setler na­sıl yıkılabilir, Rusya'nın emekçilerini olabildiğince birbirine yaklaştırmak ve onları daha sağlam bir bi­çimde birleştirebilmek için ulusal kapalılık nasıl or­tadan kaldırılabilir? 

Sosyal demokrasideki "ulusal sorunun" içeriği budur

Sosyal demokrat federasyoncular, ayrı ayrı ulu­sal partilere bölünmek ve bunlardan , bağımsız bir birlik kurmakla, diye yanıtlıyorlar bu soruları. 

"Ermeni Sosyal Demokrat İşçi Örgütü" de ay­nı şeyi söylüyor-

Görüldüğü gibi bize, başında ortak bir merkezi olan- Rusya'nın:-tek-bir partisi halinde birleşmemiz değilde, bir çok partilere bölünmemiz salık veriliyor ve bütün bunlar sınıf birliğinin - güçlendilirilmesi uğruna yapılıyor: Biz, çe­şitli ulusların emekçilerini birbirine yaklaştırmak istiyoruz, bunun için ne yapmalıyız, diye soruyoruz. 

- Emekçileri birbirinden uzaklaştırırsanız amaca u­laşırsınız, diye yanıt veriyorlar sosyal demokrat federasyoncular. 

Biz, emekçileri bir partide birleştirmek istiyoruz, bunun için ne yapmalıyız, diye soruyoruz.­Rusya'nın proletaryasını ayrı partilere dağıtırsanız amaca ulaşırsınız, diye yanıt veriyorlar sosyal de­mokrat federasyoncular. 

Biz ulusal setleri- yıkmak istiyoruz, ne önlemler almalıyız, diye soruyoruz. 

- Örgütsel setlerle ulusal setleri kuvvetlendirirseniz amaca ulaşırsınız, diye yanıt veriyorlar. Ve bütün bunlar bize, aynı koşullar altında savaşlarını sürdü­ren, bir ve aynı düşmana sahip olan Rusya'nın pro­leterlerine salık veriliyor. Kısaca bize denen şudur: Düşmanları sevindirecek şekilde hareket edin ve or­tak amacınızı kendi ellerinizle gömün! 

Fakat bir an için sosyal demokrat federasyoncular la aynı düşüncede olduğumuzu bildirip, bakalım bizi nereye götürecekler diye onları izlemeye kalksak! O zaman bu, şu anlama gelir: Yalancıyı yalanın eşiği­ne kadar kovalayın! 

Bizim federasyonlara uyup ayrı ulusal partiler kurduğumuzu düşünelim. Bunun sonuçları neler o­labilirdi? 

Bunu bilmek zor bir şey değildir. Biz merkeziyet­çi olduğumuz sürece şimdiye kadar asıl dikkati, emekçilerin durumunun ortak koşullarına, onların çıkarlarının birligine yönelttik ve "ulusal farklılıklar­dan"bunlar ancak işçilerin ortak çıkarlarına ters düşmedikleri ölçüde söz ettik; nasıl bizim için şimdi­ye-kadar birinci sorun Rusya' daki ulusların pro­leterlerinin nerede birleştikleri, onlar arasında ortak olan nelerin bulunduğu sorunu ise -bu ortak çıkar­lar temeli üzerine tüm Rusya'nın emekçilerinin bir tek merkeziyetçi partisini kurmak için-, federas­yoncu haline geldiğimiz şimdi de son derece önemli yeni bir sorun dikkatimizi üzerine çekecektir: "Ulusal farklılık" temeli üzerine ayrı ulusal partiler kurmak için Rusya'daki milliyetlerin proleterleri nerede bir­birlerinden ayrılıyorlar, onlar arasında ne gibi ayrılıklar bulunuyor? Böylece merkeziyetçiler için ikinci derecede olan "ulusal farklılıklar" federasyoncular için ulusal partilerin temelini oluşturuyor. 

Bu yolda gitmeye devam edersek er ya, da geç, örneğin Ermeni proletaryasının "ulusal" ve başka herhangi ayrılıklarının Ermeni burjuvazisinde de ay­nı olduğu, Ermeni proletaryası ile burjuvazinin aynı gelenek ve göreneklere, aynı özelliğe sahip oldukları, bunların bir halkı, bölünmez bir "ulusu" oluşturduklan sonucuna varmak durumunda kalacağız. Burdan itibaren artık hem burjuvanın ve hem de pro­leterin çıkıp aynı bir ulusun üyeleri olarak birbirle­rine ellerini uzatacakları, "ortak hareketin birlik te­meline varmak uzun sürmeyecektir. Bu arada zor­ba Çarın iki yüzlü politikası böyle bir dostluğun "ye­ni kanıtı olarak ortaya çıkabilir, sınıf çatışmasına i­lişkin konuşmalarsa "uygunsuz doğmatizm" olarak görülecektir. Fakat bundan sonra ozanca bir el daha "cesaretle", henüz şimdilik Rusya'daki milliyetlerin arasında var olan sıkı milliyetçilik tellerine dokuna­cak ve bunlardan benzer şekilde sesler çıkaracaktır. Şovenist şarlatanlığa kredi (güven) veriliyor, dost­lar düşman, düşmanlar dost görünüyor, bir karışık­lık kaplıyor ortalığı ve Rusya proletaryasının bilin' ci körleşiyor. 

Böylece ulusal setleri yıkacağımız yerde, federas­yoncular sayesinde örgütsel engeller koyarak daha da çok kuvvetlendirmiş oluyoruz: sınıf bilincini hızlandıracağımız yerde geriletip tehlikeli denemelerin etki­sine bırakıyoruz. Bundan zorba Çarın da "gönlü hoşolacaktır", çünkü hiç bir zaman bizim gibi bedava yardımcılar bulamaz. 

Bunun için mi çalıştık biz? 

Sonunda, Merkez Komitesinin yıldırım hızıyla tüm Rusya emekçilerini harekete geçirip otokrasiye ve burjuvaziye karşı kesin saldırıya geçirebileceği, bütünlük içinde esnek merkeziyetçi bir partiye ge­reksinimimiz olduğu halde, elimize sakat, ayrı ayrı partilere bölünmüş "federalist bir Bund tutuşturu­luyor. Keskin bir silah yerine küflenmiş bir silah ve­rilerek bununla baş düşmanlarımızın hakkından da­ha çabuk geleceğimiz garanti ediliyor. 

Sosyal demokrat federasyoncular buraya götü­rüyorlar bizi. 

Fakat biz ulusal setleri kuvvetlendirmeye değil, yıkmaya çalıştığımızdan, şimdiki haksızlığı kökün­den kazımak için küflü değil, keskin bir silaha gerek­sinimimiz olduğundan, düşman için sevinç değil, fe­laket hazırlayıp onu yok etmeyi istediğimizden ödevi­mizin federasyoncularla ilgiyi keserek, ulusal so­runun" çözümü için daha iyi bir yanıt bulmak olduğu açıktır. 

II 

Şimdiye kadar, "ulusal sorun"un nasıl çözümlen­memesi gerektiği üzerine konuştuk. Şimdi bu sorunun nasıl çözümlenmesi gerektiği, yani Sosyal - Demokrat İşçi Partisinin bunu nasıl çözümlediği hakkında ko­nuşacağız.

Her şeyden önce, Rusya'da etkinlik gösteren sos­yal demokrat partinin adının Rusya Sosyal Demok­rat Partisi (Rus_ Sosyal _ Demokrat Partisi değil) dediğini hatırlatmak gerekir. Bu bize açıkça, onun bay­rağı altında sadece Rus proleterleri değil, Rusya'nın tüm uluslarının proleterlerini topladığını, bu ne­denle de bunların aralarına dikilmiş olan ulusal set­leri yıkmak için tüm önlemleri alacağını gösteriyor.  

Ayrıca partimiz, "ulusal sorun"u kendisini örten ve ona gizemli bir görünüş veren sisten arındırdı, bu sorunu ayrı ayrı öğelere ayırarak bunlardan her birine sınıf istemi niteliği kazandırdı ve bunları programında-ayrı maddeler halinde açıkladı. Bunun­la bize aslında milli denilen istek ve çıkarların özel bir değerleri olmadığını, proletaryanın sınıf bilincini ve sınıf gelişimini hızlandırdıkları ya da hızlandıra­bildikleri ölçüde ancak bu çıkar ve isteklerin dikka­te değer olduklarını açıkça gösterdi. 

Bütün bunlarla Rusya Sosyal -Demokrat İşçi Par­tisi, izlediği yolu ve "ulusal sorun" un çözümünde ta­kındığı tutumu açıklıkla gösterdi. 

Ulusal sorun" hangi kısımlardan meydana ge­liyor? 

Sayın sosyal demokrat federalistler ne istiyor­lar? 

"Rusya'nın milliyetleri için yurttaşlık eşitliğimi? 

Rusya'da hüküm sürmekte olan yurttaşlar arasındaki eşitsizliğe mi kızıyorsunuz? Rusya'nın milli­yetlerine hükümet tarafından ellerinden alınan yurt­taşlık haklarını geri vermek ve böylece bu milliyet­ler için yurttaşlık eşitliği mi istiyorsunuz? Pekiyi a­ma biz bu isteğe karşı mıyız? Proleterler için yurt­taşlık haklarının ne kadar büyük önem taşıdığını çok iyi anlıyoruz. Yurttaşlık hakları savaşda bir silahtır; bu hakları elinden almak demek silahı almak demek­tir. Fakat silahsız proleterlerin iyi savaşamıyacağını kim bilmez ki? Tüm Rusya milliyetlerinin proleterle­rinin iyi savaşmaları Rusya Proletaryası için zorunlu­dur çünkü bu proleterler ne kadar iyi savaşırlarsa o kadar çok sınıf bilincine sahip olacaklardır ve ne ka­dar çok -sınıf bilincine sahip olurlarsa Rusya Prole­taryasının sınıf birliği o kadar sağlam olacaktır. E­vet, bütün bunları biliyoruz, bunun için savaşıyoruz ve bütün gücümüzle Rusya milliyetlerinin yurttaşlık eşitliği için savaşacağız. Partinin, cinsiyet, din, ırk ve milliyet ayırımı olmaksızın bütün yurttaşların tam hak eşitliğinden" söz ettiği parti programımızın 7. maddesini okursanız, Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisinin bu isteklerin gerçekleştirilmesini üzerine aldığını göreceksiniz. 

Sosyal demokrat federalistler başka ne istiyorlar? 

"Rusya milliyetleri için dil özgürlüğü mü?" 

Rusya'daki "yabancı" milliyetlerin proleterlerine ana dillerinde öğrenmenin ve genel, resmi ve diğer kuruluşlarda ana dillerini konuşmanın hemen hemen yasaklandığına mı kızıyorsunuz? Gerçekten, kızmak için yeterli neden! Dil bir gelişim ve mücadele aracıdır. Çeşitli ulusların çeşitli dilleri vardır. Rusya prolertaryasının yararları, Rusya milliyetleri proleterlerinin hangi dilde daha kolay eğitim alabiliyor ve hangi dilde toplantılardaki, genel, resmi ve diğer kuruluş­lardaki düşmanlariyle daha iyi savaşıyorlarsa o dili kullahmak-için tam hak sahibi olmalarını gerektirir. 

Bu dil,genelikle anadilidir. Yabancı" milliyetlerin a­na dillerini kullanmaktan yoksun edilmeleri karşısın­da elbette susamayız, diyorlar. Pekiyi ama parti prog­ramımız bunun için Rusya proletaryasına ne cevap ve­riyor? Parti programımızın 8. maddesini okuyun. Ba­kın partimiz bu maddede ne istiyor: Halkın kendi a­na dilinde eğitim görme hakkı, bunun için gerekli o­kulların Devlet ve yerel yönetim organlarının parasiyla kurulan okullarla sağlanır. Her yurttaşın toplantılarda kendi anadilini kullanmak hakkı; anadilin bü­tün yerel, toplumsal ve resmi kuruluşlarında Devlet diliyle eşit tutulması, bütün bunları okuyun ve görün ki Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi bu isteğin de gerçekleştirilmesini üstlenmiştir. 

Sosyal demokrat federalistler başka ne istiyorlar? 

"Rusya milliyetleri için dil özgürlüğü mü?" 

Bununla aynı yasaların, Rus Devletinin yaşam ko­şullarının özelliği ve nüfusun bileşimi bakımından bir­birinden ayrılan çeşitli bölgelerine aynı şekilde uygu­lanamıyacağını mı söylemek istiyorsunuz? Sözü edilen bölgeler, genel Devlet yasalarını kendi özel koşulla­rına uyarlama hakkı verilmesini mi istiyorsunuz? Eğer böyle ise, isteğinizin içeriği bu ise, o zaman bu­na uygun olan şeklin de verilmesi, milliyetçi belirsiz­likten, karmaşıklıktan kurtarılarak meseleleri açıkça ortaya koymak gerekir. Eğer bu tavsiyeye uyarsanız, bizim bu isteğe karşı da hiç bir itirazımız olmadığını göreceksiniz. Rus Devletinin çeşitli bölgelerinin, yaşam koşullarının özelliği ve nüfusun bileşimi ba­kımlarından, Devlet Anayasasını aynı şekilde uygula­yamıyacaklarından, bu bölgelere genel Devlet Anaya­sasını en çok yararlanabilecekleri, halkta varolan si­yasal güçleri en tam olarak geliştirecek biçimde ger­çekleştirmeleri hakkının verilmesi gerektiğinden hiç kuşku duymuyoruz. Rusya proletaryasının sınıf çıkar­ları bunu gerektirir. Eğer partimizin, özel yaşam ko­şulları ve nüfusun bileşimi bakımlarından belirginle­şen bölgeler için geniş yerel yönetim özerkliği, bölge yönetim özerkliği, bölge yönetim özerkliğiisteği parti programımızın 3._ maddesini yeniden okursamz Rus­ya Sosyal Demokrat İşçi Partisinin önce bu isteği mil­liyetçi örtüden temizlediğini ve sonra bunun gerçek­leştirilmesini kabul ettiğini göreceksiniz. 

Sosyal-demokrat federalistler daha ne istiyorlar?

 «Rusya Milliyetleri İçin Özyönetim» mi? 

Bununla aynı yasaların, yaşam koşullarının özgüllüğü ve nüfusun bileşimi bakımından birbirinden ayrılan Rus İm­paratorluğunun çeşitli bölgelerine aynı şekilde uygulanama­yacağını mı söylemek istiyorsunuz? Sözü· edilen bölgelere, genel Devlet yasalarını kendi özel koşullarına uyarlama hak­kı verilmesini mi istiyorsunuz? Eğer böyle ise, isteğinizin içeriği bu ise, o zaman buna uygun olan şeklin de verilme­si, milliyetçi beiirsizlikten, karmaşıklıktan kurtarılarak me­seleleri açıkça ortaya koymak gerekir. Eğer bu tavsiyeye uyarsanız, bizim bu isteğe karşı da hiçbir itirazımız olmadı­ğını göreceksiniz. Yaşam· koşullarının özgünlüğü ve nüfusun bileşimi bakımından birbirinden ayrılan Rus İmparatorlu­ğunun çeşitli bölgelerinin Devlet Anayasasını aynı şekilde uygulayamayacaklarından, bu bölgelere genel Devlet Ana­yasasını en çok yararlanabilecekleri, halkta varolan siyasal. güçleri en tam olarak geliştirecek biçimde. gerçekleştirmeleri hakkının verilmesi gerektiğinden hiç kuşku duymuyoruz. Rusya proletaryasının sınıf çıkarları bunu gerektirir. Eğer partimizin,· «özel yaşam koşulları ve nüfusun bileşimi ba­kımlarından belirginleşen bölgeler içhı. geniş yerel yönetim özerkliği, bölge yönetim özerkliği» talep ettiği parti progra­mımızın 3. maddesini okursanız, Rusya Sosyal-Demokrat İş­çi Partisinin önce bu isteği milliyetçi örtüden temizlediğini ve sonra bunun gerçekleştirilmesini kabul ettiğini görecek­siniz. 

Bize, vahşice Rusya'daki yabancı milliyetlerin" Ulusal kültürünü" takip eden, haydutça. onların içiş­lerine karışarak her yandan onları baskı altına alan Finlandiyalıların kültürel kuruluşlarını barbarca yıkmış olan (ve hala da yıkmayı sürdüren), zorla Erme­ni ulusal varlığına el koyan Çarlık otokrasisini mi gös­teriyorsunuz? Otokrasinin haydutça zorbalıklarına karşı garantiler mi istiyorsunuz? Fakat biz Çarlık o­tokrasisinin zorbalıklarını görmüyor muyuz acaba ve sürekli olarak bu zorbalıklara karşı mücadele etme­dik mi yoksa? Rusya'nın şimdiki hükümetinin, Rus­ya'nın yabancı" milliyetlerini nasıl baskı altında tu­tup bunalttığını şimdi herkesçe biliniyor. Hükümetin bu politikasının Rusya proletaryasının sınıf bilincini gün be gün körleterek tehlikeli denemelerin etkisine karşı bıraktığı kuşkusuzdur. Bunun için biz her zaman ve her yerde Çarlık hükümetinin körletici politikasına karşı savaşacağız. Bunun için biz her zaman ve her yerde, ulusal kültürlerinin şu veya bu yanını terketme ya da geliştirme hakkının yalnız milliyetlere ait olması Rusya proletaryasının yararına olduğundan, milliyetlerin sadece faydalı olanlarını "değil, ayni zamanda, yararsız olan kuruluşlarını bile otokrasinin polis, zorbalık1arına karşı savunacaığız. Programımızın 9. maddesini okuyun bir kez. Sırası gelmişken söyleyeyim, hem düşmanlarımız ve hem de dostlarımız arasında bir çok söylentilere neden olan progra­mımızın 9. maddesinde bundan söz edilmiyor mu? 

Fakat burada sözümüz kesilerek bize, 9. madde­den daha fazla söz etmemiz söyleniyor. Neden, di­ye soruyoruz. Programınızın bu maddesi aynı prog­ramın 3, 7 ve 8. maddelerine temelden ters düşüyor da "ondan" diye yanıt veriyorlar. Çünkü, diyorlar, eğer uluslar kendi sorunlarını diledikleri gibi düzenleme hakkı verilecekse (bkz. 9. madde), o za­man sözü edilen programda 3, 7 ve 8. maddelerin yeri olmayabilir, ya da tersine, eğer bu maddeler program­da kalacaksa o zaman da kuşkusuz 9. maddenin prog­ramdan çıkarılması gerekir. Tabii bunu benzer an­lamda, kendine özgü hafiflikle şu soruyu sormak su­retiyle "Sakartwelo" (*) söylüyor, Bir ulusa, sana, böl­gesel yönetim özerkliği veriyorum deniliyor, aynı zamanda da ona tüm ulusal sorunlarını dilediği gibi dü­zenleme hakkına sahip olduğu hatırlatılıyor, ne biçim bir mantıktır bu? (bkz. "Sakartwelo", No.: 91 Buna göre programa apaçık mantıki bir çelişki girmiştir, bu çelişkinin giderilmesi için "açıkça" herhangi bir ya da bir kaç maddenin çıkarılması gerekir. Elbette muhakkak çıkarılmalı, çünkü aksi halde mantıksız "Sakartwelo"nun ağzıyle mantığın kendisi karşı çıkar buna. 

(*) Biz burada "Sakartwelo" ya sadece 9. maddenin içe­riğini daha iyi açıklamak için değiniyoruz. Bu makalenin ama­cı sosyal demokrat federalistlerin eleştirilmesidir, yoksa bun­lardan temelden ayrılan "Sakartwelocuların" değil (bkz. I. bölüm). 

Eski bir öykü akla geliyor. Bir vakitler "bilgin bir anatomici" varmış. Gerçek bir anatomici için "gerekli olan her şeye" sahipmiş: Bir diploması, bir binası, a­letleri, büyük iddialan varmış. Sadece küçük bir nok­sanı varmış, o da anatomi bilgisiymiş. Günün birinde, ameliyat masasının üzerinde karmakarışık atılmış du­ran iskeletin parçalan arasında hangi bağlantıların olduğunu aydınlatması ricasiyle kendisine baş vurul­muş. Böylece bizim "ünlü bilgine" kendisini gösterme olanağı çıkmış. "Bilgin büyük bir gösteriş ve tantana ile işe koyulmuş. Fakat ne felaket! "Bilgin" zerrece anatomiden anlamıyormuş, sonunda tüm iskeletin bir ara.ya gelip birleşmesi için hangi parçaların birbirine ait olduğunu bilmiyormuş. Zavallı uzun süre uğraşmış, çok ter dökmüş, ama boşuna! En sonunda her şeyi kar­makarışık hale getirip ve bu arada hiç bir şey ortaya çıkmayınca,, iskeletin bir çok parçalarını yakaladığı gibi uzaklara fırlatmış ve bu sırada filozofça, güya ma. sasına iskeletin doğru parçalarını koymamış olan "kötü niyetli, kişilere küfretmiş. Tabii seyirciler "bil­gin anatomici" ile alay etmişler. 

"Sakartwelo,nun serüveni de buna benziyor. Bizim parti programını çözümlemek aklına düştü, fakat ortaya çıktı ki, bizim programın neler söylediğini, onun nasıl çözümlenmesi gerektiğini bilmiyordu, bu programın ayn ayn maddeleri arasında ne ilişki ol­duğunu ve her maddenin kendi başına ne anlattığını anlamıyordu. Bize filozofça şunu salık verdi: Progra­mınızın şu şu ·maddelerini anlamadığımdan, bu nedenle. C?!l bunların programdan çıkarılıp atılması ge­rekir. 

Fakat ben zaten artık gülünç duruma düşmüş "Sa­kartwelo" ile alay etmek istemiyorum. Derler ya: Dü­şene vurulmazmış! Tersine, hatta ben programımızın açıklanmasında ona yardımcı olmaya hazırım, fakat, ı. bilgisizliğini kendisinin kabul etmesi; 2. beni dik­katle dinlemesi ve 3. mantıkla uyuşması koşulu ile(*) 

(*) Skartwelo nun ilk sayısından, mücadele edilmesi ge­reken bağlar olarak mantığa savaş açtığını okuyucuya bildir­meyi gerekli görüyorum. "Sakartwelo" nun sık sık mantıktan söz etmesinin üzerinde durulınaya değmez, o bunu kendine öz­gü hafifliğinden ve unutkanlığından yapıyor. 

Mesele şudur: Programımızın 3, 7 ve 8. maddeleri siyasal merkeziyetçilik esası üzerine ortaya çıkmıştır. Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi bu maddeleri programına kabul ettiği zaman, "ulusal sorunun" kesin çözümünün, yani Rusya,'nın "yabancı" milliyetlerinin kurtuluşunun, genel söylemek gerekirse, siyasal ege­menliğin burjuvazinin elinde bulunduğu sürece ola­naksız oluğu düşüncesinden hareket etmiştir. Bunun iki nedeni vardır: Birincisi, şimdiki ekonomik gelişme "yabancı milliyetlerle" Rusya arasında yavaş yavaş bir köprü kuruyor, bunlar arasında gittikçe büyüyen bir bağlantı meydana getiriyor ve bu suretle bu mil­liyetlerin burjuvazisinin öncülük eden çevrelerinde, onların ulusal kurtuluş çabalarının altındaki topra­ğı çeken dostane duyguları uyandırıyor ve ikincisi, ge­nel olarak söylemek gerekirse, proletarya, "ulusal kur­tuluş hareketi denen hareketi,bu şekildeki her hare­ket şimdiye kadar Burjuvazinin işine yaradığı ve pro­letaryanın sınıf bilincini köreltip kütleştirdiği için desteklemiyor. Bu düşünceler siyasal merkeziyetçilik fikrini ve bunun zorunlu kıldığı, parti programımızın 3, 7 ve 8. maddelerini doğurmuştur. 

Ancak bu, yukarda, söylendiği gibi, genel durum­dur. 

Fakat bu durum, "yabancı" milliyetlerin burjuva­zisinin ilerici çevrelerin "ulusal kurtuluş" isteyecek­leri ekonomik ve siyasal ,koşulların ortaya çıkabile­ceğine engel değildir. 

Böyle bir hareket, proletaryanın sınıf bilincinin gelişmesi için yararlı da görülebilir. 

O zaman partimizin tutumu nasıl olmalı? 

İşte olabilir böyle haller için 9. madde parti prog­ramımıza kabul edilmiştir, işte böyle olabilir durum­ların olasılığı düşünülerek, ulusal sorunların (örne­ğin tamamen "özgür olmak", ayrılmak) bunun saye­sinde arzularına göre düzenlemeye çalışsınlar diye milliyetlere bir hak veriliyor. 

Tüm Rusya'nın mücadele veren proletaryasının ön­cüsü olmayı kendisine amaç edinmiş bir parti olan partimizin proletaryanın yaşamında böyle olabilir du­rumlar için hazırlıklı olmak zorundadır ve işte bun­dan dolayı böyle bir maddeyi programına kabul et­mek zorunluğunu duymuştur. Uzak görüşlü, tedbirli her partinin böyle hareket etmesi gerekir. 

Fakat görülüyor ki 9. maddenin bu şekildeki bir anlamı "Sakartwelo" lu " bilgiçlerle" birkaç da sosyal demokrat federalisti tatmin etmemiştir. Bunlar şu so­ruya "kesin" ve "doğrudan" bir yanıt istiyorlar: Pro­etarya için "ulusal -bağımsızlık" yararlı mıdır yoksa yararli-değilmidir? 

Ö zamanki diyalektikçilere ısrarla yağmurun ha­sat için faydalı mı yoksa zararlı mı olduğunu soran ve onlardan "kesin" bir yanıt vermelerini isteyen, geçen yüzyılın ellili yıllarındaki Rus metafizikçilerini anımsıyorum. Böyle bir soru sormanın tamamen bilim dışı olduğunu, böyle sorulara çeşitli zamanlarda çe­şitli yanıtlar verilmesi gerektiğini, yağmurun bir ku­raklık esnasında yararlı olmasına karşın bir yağmur mevsiminde yararsız, hatta zararlı olduğunu, bu iti­barla böyle bir soruya "kesin, bir yanıt istemenin bü­yük bir aptallık olduğunu kanıtlamak diyalektikçiler için zor olmadı. 

Fakat böyle örnekler "Sakartwelo" gazetesinin yararlanmasına yetmedi (*). 

Bernstein'in ardıllan marksistlerden şu soruya ay­nı şekilde "kesin" bir yanıt istiyorlardı: Kooperatifler (yani tüketim ve üretim kooperatifleri) proletarya i­çin yararlı mıdır yoksa zararlı mıdır? Böyle bir soru­nun içerikten yoksun olduğunu kanıtamak marksistler için zor olmadı. Her şeyin zamana ve yere bağlı olduğunu, proletaryanın sınıf bilincinin gerekli geli­şim düzeyine eriştiği ve proleterlerin güçlü bir siya­sal partide birleştikleri yerlerde, eğer parti kendisi kuruluşunu ve yönetimini ele alırsa kooperatiflerin proletaryaya büyük yararlar sağlayabileceğini, fakat bu koşullann noksan olduğu yerlerde kooperatiflerin, işçilerde küçük ticaret eğilimlerini ve lonca kapalılığına neden olduğundan ve bu suretle onların sınıf bi­lirıcini kararttığından, proletarya için zararlı 'olduğu­nu çok yalın bir şekilde anlattılar. 

Fakat bu örnek de "Sakartweloistlerin" yararlan­masına yetmedi. Hala inatla soruyorlar: Ulusal bağımsızlık proletarya için yararlı mıdır yoksa zararlı mıdır? Buna kesin bir cevap verin! 

Bununla beraber, biz, "yabancı" milliyetlerin burjuvazisi içinde bir "ulusal kurtuluş hareketini" başlatıp geliştirebilecek koşullann şimdilik daha var olmadığını görüyoruz, gelecekte olması da mutlaka gerekmez, biz, şadece bir olasılık olarak varsaydık. Ayrıca, o zaman proletaryanın sınıf bilincinin hangi gelişim düzeyinde bulunacağının ve bu hareketin pro­letarya için ne derece yararlı ya da zararlı olacağının daha şimdiden kestirilmesi olanaksızdır. Bu soruya verilecek "kesin" bir yanıtın hangi esasa dayanaca­ğı ve nereden kaynaklanacağı henüz belirgin değil­dir. Ve böyle bir-durum karşısinda "kesin" bir cevap istemek aptalca bir şey değil mi? 

Bu sorunun çözümünün "yabancı" milliyetlerin kendilerine bırakılması gerektiği açıktır, ancak bizim onlara bu sorunun çözümü hakkını sağlamamız ge­rekir. "Ulusal bağımsızlığın" kendileri için faydalı mı, yoksa zararlı mı olduğuna, faydalı ise hangi bi­çimde gerçekleştirilmesine karar verilmesi gerekirse bunu milliyetlerin kendileri kararlaştırsınlar. Bu so­runa sadece onlar kendileri karar verebilirler. 

Demek ki 9. maddeye göre "yabancı" milliyetle­re, ulusal sorunlarını arzularına uygun şekilde dü­zenleme hakkı veriliyor. 

Fakat biz yine aynı maddeye göre, milliyetlerin bu isteklerinin gerçekten sosyal demokratik istekler olmasına, bu isteklerin proletaryanın sınıf yararlarından kaynaklanmasına çalışmakla yükümlüyüz. Bu amaçla bu milliyetlerin proleterlerinin sosyal demok­ratik düşüncede aydınlatılmaları, bazı gerici ulusal görenek, gelenek ve kuruluşların, bizim bunları polis gücüne karşı savunmamızı asla engellemeyecek olan sıkı bir sosyal demokratik eleştiriye tabi tutulmaları gerekmektedir. 

9. maddenin özü budur. 

Programımızın bu maddesi ile proletaryanın sınıf mücadelesinin ilkeleri arasında hangi mantıklı derin ilişkinin bulunduğu kolayca görebilir. Veprogramımızın tamamı bu temel zerine kurulduğu için, 9. maddenin programıriıızın diğer bütün madde­leriyle olan mantıklı bağıntısı kendiliğinden ortaya çıkar. 

İşte kalın kafalı "Sakartwelo, böyle yalın fikirleri sindiremediği için zaten "bilgiç"bir basın or­ganı olarak adlandırılıyor ya! 

Şimdi ,ulusal sorunla. ilgili geriye başka ne kal­dı? 

"Milli ruhun ve özelliklerinin korunmasımı ? 

Fakat bu "milli ruh ve onun özellikleri nelerdir? Bilim hiç bir suretle bir milli ruh olmadığını ve de olamıyacağını diyalektik materyalizmin ağziyle çok­tandır kanıtlamış bulunuyor. Diyalektik materyaliz­min bu görüşünü çürüten herhangi bir kimse var mı? Onu hiç kimsenin çürütemediğini bize tarih söylüyor. Öyleyse bize düşen bilimin sözü edilen bu görüşü ile bağdaştığımızı bildirmek ve asla "milli ruh olmadığını ve de olamıyacağını bilimle birlikte yinelemektir. 

Eğer bu böyleyse, yani asla "milli ruh" denen bir şey yoksa, o zaman var olmayan bir şeyin her türlü-sa­vunmasının, ister istemez benzeri tarihsel (istenme­yen) sonuçlar yaratacak olan mantıklı bir aptallık olduğu kendiliğinden açıklık kazanır. Böyle "filozo­fik budalalıklardan söz etmek olsa olsa "Gürcü Sosyal Federalistler Devrimci Partisinin organı Sakartelo ya yakışır.

Ulusal sorunun durumu bu merkezdedir.

Görüldüğü gibi partimiz, ulusal sorunu tek tek parça­lara ayırarak, bunların yaşam özsularını alıp programının can damarlarına dağıtmış ve bütün bunlarla, ilkelerimizden bir an .bile sapmaksızın ulusal çitleri temelden yıkmak için «ulusal sorunun» sosyal-demokrasi içinde nasıl çözülmesi gerektiğini göstermiştir. 

Niçin ayrı ayrı ulusal partiler gerekli görülüyor? sorusu ortaya çıkıyor, ya da: sosyal-demokrat federalistlerin ör­gütsel ve siyasal görüşlerinin dayanması gereken sosyal-de­mokratik "temel" nerede? Böyle bir temel görülemiyor ve yoktur da. Sosyal demokrat federalistler havada asılı duruyorlar. 

Bunlar, böyle bir sıkıntılı durumdan iki şekilde kurtulabilirler. Ya devrimci proletaryanın görüşünden kesin ola­rak vazgeçip ulusal çitlerin pekiştirilmesi ilkesini benimse­mek zorundalar (oportünizmin federalist biçimi); ya da par­ti örgütü içindeki her türlü federalizme hayır deyip cesa­retle, ulusal çitlerin yıkılması bayrağını kaldırmak ve Rus­ya Sosya1 Demokrat İşçi Partisinin birleşik kampında toplanmak zorundalar. 


«Proletariatis Brdsola» 
("Proletaryanın . Mücadelesi") No. 7,
1 Ey/ü(l904. 
Stalin - İmzasız makale.