10 Temmuz 2019

Reformistlerin Platformu ve Devrimci Sosyal-Demokratların Platformu

Lenin
Sotsial-Demokrat No. 28–29, November 5 (18), 1912. 
Collected Works, Volume 18, pages 378-386.

Rusya’da devrimci yükseliş 1912 yılının ilk yarısında kendisini açıkça hissettirdi. Siyasi grevlere katılanların sayısı fabrika sahiplerinin hesaplamasına göre beş ayda 515.000’e ulaştı. Merkez Organın 27. sayısında yani, Petersburg işçilerinin 1 Mayıs çağrısında yeniden basılan,  özellikle önemli bir belge, bu grevcilerin sloganlarının özü, taleplerin, gösterilerinin, mitinglerinin siyasi içeriği üzerine,  kanıt sağlıyor.

Petersburglu işçilerin bu unutulmaz günlerde öne çıktığı sloganlar reformist değil, devrimci sosyal-demokrasinin sloganlarıydı: Kurucu Meclis, sekiz saatlik işgünü, arazi ve topraklara elkonulması, Çarlık Hükümetinin devrilmesi, ve Demokratik bir  Cumhuriyet.

Türkistan’da, Baltık Filosunda ve Karadeniz’de askerlerin ve bahriyelilerin ayaklanmaları ve ayaklanma girişimleri, azgın karşı-devrimden ve işçi hareketinin durgunluğunun uzun yıllarından sonra yeni bir devrimci yükselişin başladığına  nesnel kanıtlar sağladı.

Bu yükseliş, bütün politik partilerin, bütün politik akımların şu ya da bu biçimde, politik durumun bir genel değerlendirmesiyle ortaya çıkmak zorunda kaldıkları Dördüncü Duması seçimleri dönemine rastgeldi. Şimdi, eğer siyasi görevlerimizi, küçük grupların dindar istekleri olarak değil de, işçi sınıfının görevleri olarak ciddi bir şekilde tahlil edeceksek, ve  eğer programları ve platformları kitle mücadelesinin gerçekleriyle ve toplumun tüm sınıflarının eylemleriyle karşılaştırarak Marksist bir şekide sınayacaksak, o zaman kitlelerin bu devrimci yükselişinin mihenk taşında, çeşitli seçim platformlarını da denemeli ve sınamalıyız. Çünkü sosyal-demokratlar için seçimler, özel bir siyasi operasyon, kimi vaatler ya da açıklamalar pahasına bir koltuk avı değil, ama sadece sınıf bilinçli proletaryanın temel taleplerinin ve politik dünya görüşünün ilkelerinin ajitasyonu için özel bir vesiledir.

Kara Yüzler’den Guçkov’a kadar tüm hükümet partilerinin program ve platformları  kuşku için hiçbir yer bırakmıyor. Bunlar  açıkça ve açıkçasına karşı-devrimciler. Bu partilerin, sadece işçi sınıfı ve köylülük içinde değil, aynı zamanda, hatta burjuvazinin geniş kesimleri içinde bile ciddi bir varlıktan yoksun oldukları genel olarak biliniyor. Bu kesimler hemen hemen tamamen  Oktobristlerden uzaklaştılar.

Liberal-burjuva partilerin program ve platformları kısmen neredeyse resmi olarak yayınlandı (Müslüman grubun platformu), “büyük” basın dolayısıyla kısmen oldukça doğru olarak biliniyor (“İlerlemeciler”in ve Kadetlerin platformu). Bütün bu program ve platformların özü Kadet Gredescul, “Reç”te yeniden basılan ve buradan Marksist basına ulaşan açıklamalarda benzersiz bir şekilde açıklandı.

“Rusya’da yeni bir devrimin gerekliliğinin açık bir şekilde reddedilmesi” Gredeskul un görüşlerini ifade edişidir (Sosyal Demokrat No 27, Sayfa 3). “İhtiyacımız olan sadece sakin, kararlı ve inançlı bir anayasal çalışma dır”.ve devrimcilere karşı (Kadetler başlarında olarak) liberallerin gerçek platformunu karşılaştıran da oydu. 

Bütün burjuva ülkelerde olduğu gibi, Rusya’da çoğu platformlar yalnızca göstermelik  olduğu için, gerçek platform sözlerinin üzerine baskı yapıyoruz.

Meselenin özü, Bay Gredescul’un (ender bir doğrulukla) kabul ettiği şeyde yatıyor. Liberal-monarşist burjuvazi yeni bir devrime karşıdır ve sadece anayasal reformları savunuyor.

Sosyal-demokratlar tutarlılıkla, burjuva demokratlar (Narodnikler) tereddütle, yeni bir devrimin “gerekliliği”ni savunuyor ve böyle bir devrimin propagandasını yapıyorlar. Kitle mücadelesinin yükselişi başladı. Devrimci sosyal-demokratlar onu daha yüksek bir alana, devrim aşamasına kadar yükseltilmesine yardım ederek yaymaya ve güçlendirmeye çalışıyorlar.

Buna karşılık reformistler yükselişi yalnızca “bir canlanma olarak” görüyorlar, politikaları anayasal tavizler, anayasal reformlar elde etmek. Bunun sonucu olarak burjuvazi ve proletarya, Rus tarihinin bu “aşaması”nda da “halk” üzerinde, kitleler üzerinde nüfuz sağlama mücadelesine girdiler. Mücadelenin sonucunu hiç kimse önceden söyleyemez, fakat RSDLP’nin bu mücadelede hangi yeri alması gerektiği hakkında da hiç kimseni bir kuşkusu olamaz.

Parti'nin seçim platformunun ve Tasfiyeciler Konferansının seçtiği Organizasyon Komitesi'nin geçen gün yayınladığı seçim platformunun değerlendirilmesine bu şekilde ve sadece bu şekilde başlanabilir.

Merkez Komitesi tarafından Ocak Konferansı'ndan sonra yayınlanan Parti'nin seçim platformu, Nisan ve Mayıs olaylarından önce yazılmıştı. Bu olaylar onun doğruluğunu kanıtladı. Tüm platform boyunca tek bir tema vardır: bugünün Rusyası'nda anayasal reformların umutsuz, ve ütopikliğinin eleştirisi ve devrimin propagandası.

Platformun sloganları, devrimci görevleri tam bir açıklıkla ifade edecek ve onları anayasal reformlar üzerine vaatlerle karıştırmayı kesinlikle olanaksız hale getirecek bir şekilde çerçevelendi.

Parti'nin platformu, ayaklanmanın görevlerinin kendilerine açıklandığı yüzbinlerce siyasi grevciye, köylülüğün milyonlarca ordusunun önde gelenlerine ayaklanmanın görevlerini açıklayan devrimci sosyal-demokratların doğrudan bir çağrısını temsil eder. Devrimci bir parti, kendi platformu için, Mayıs grevleri ve Haziran-Temmuz askeri ayaklanma girişimleri- bu dolaysız yankıdan, bundan daha iyi bir sınavını, onun bizzat deneyimle onayını hayal bile edemezdi.

Tasfiyecilerin platformuna bakın. Onun Tasfiyeci özü Troçki’nin devrimci lafazanlıklarıyla ustaca gizleniyor. Bu maske, saf ve tamamıyle deneyimsiz kişileri bazen yanıltabilir ve hatta onlara Tasfiyeciler le Parti' nin “uzlaşma”sı olarak bile görünebilir. Ama en üstün körü bir dikkat, bu kendi kendini kandırmayı hemen yok edecektir. 

Tasfiyecilerin platformu Mayıs grevlerinden ve yazın olan ayaklanma girişimlerinden sonra kaleme alınmıştır. Ve bu platformun karakteri sorununa objektif yanıt ararken, soracağımız ilk şey:

onların platformu  bu grevleri ve ayaklanma girişimlerini nasıl değerlendirmiştir?

“Ekonomik yükseliş” … “Grev hareketindeki artışıyla proletarya, yaklaşan yeni toplumsal yükselişe  işaret verdi”… “Proletaryanın örgütlenme özgürlüğü talebini içeren güçlü Nisan hareketi” — Tasfiyecilerin Nisan ve Mayıs grevleri üzerine platformda söylediklerinin hepsi budur.

Fakat bu, gerçekte yalandır! Bu, konunun iğrenç çarpıtılmasıdır! Burada esas olan atlanmıştır, herhangi bir anayasa reformunun elde edilmesini hedef alan değil, hükümetin devrilmesini, devrime yönelik olan siyasi grevin karakteri, yani  devrimci karakteri atlanmıştır.

Böylesine bir yalan, nasıl olurda da, "kızıl" laflarla dolu illegal, devrimci bir bildiride  yazılabilinir? Böyle olmak zorundaydı, çünkü liberaller ve tasfiyecilerin görüşü buydu.Onlar grevlerde, görmek istedikleri şeyi görürler: anayasal reformlar için bir mücadele. Görmek istemedikleri şeyi görmezler: yani, devrimci yükseliş. "Biz liberaller reformlar için mücadele etmek istiyoruz, devrim için değil" — işte size tasfiyecilerin yalanında bulunan sınıfsal konumun gerçeği .

Ayaklanma girişimleri üzerine şunu okuyoruz: “… Kışladaki askerler şiddet, aşağılama ve açlıkla umutsuz protesto patlamalarına itiliyorlar, devamında mermiyle, ipe çekilmeyle vs. yeniden bastırılıyorlar”…

Bu bir Liberal değerlendirmesidir. Biz devrimci sosyal-demokratlar, ayaklanma girişimlerine, kitle ayaklanmasının başlangıcı olarak bakarız, hatta başarısızlığa uğramış, zamansız, yanlış başlangıç olsa bile. Ve biz biliyoruz ki, kitle, başarılı ayaklanmayı ancak, tıpkı Rus işçilerinin 1901–1904 yıllarında bir dizi başarısız ve hatta bazen özellikle talihsiz siyasi grevler yoluyla 1905 Ekim’inin başarılı grevini yönetmeyi öğrendiği gibi, başarısız ayaklanmaların deneyimine dayanarak öğrenir. Biz diyoruzki kışla tarafından en fazla ayaklar altında çiğnenen işçiler ve köylüler isyana başladılar. Bu nedenle ortaya çıkan açık ve aşikar sonuç: onlara, başarılı bir ayaklanma için nasıl ve hangi hedefler uğruna hazırlanmaları gerektiğini açıklamamız gerekir.

Liberaller farklı açıdan bakıyorlar. Askerler “umutsuz protesto patlamalarına itiliyor” diyorlar. Liberaller için ayaklanan asker devrimin bir öznesi değil, isyana kalkan  kitlenin ilk habercisi değil, ama (“umutsuzluğa itilen”) hükümetin şeytanlığının bir nesnesi, bu şeytanlığı göstermeye hizmet eden bir nesne.

Gördünüzmü Hükümetimiz ne kadar kötü - askerleri umutsuzluğa itiyor ve sonra da onları ‘mermilerle’ bastırıyor — diyor liberal (buradan çıkan sonuç: gördünüz mü, eğer biz liberaller iktidarda olsaydık, o zaman bizde asker ayaklanmaları olmazdı).

Gördünüzmü , kitlelerde derin ve geniş devrimci enerji nasıl olgunlaşıyor – diyor sosyal-demokratlar–, kışla talimleriyle ezilen askerler ve bahriyeliler bile başkaldırmaya başlıyor, ve başarısız ayaklanma ile, başarılı ayaklanmayı öğretiyorlar.

Gördüğünüz gibi: Tasfiyeciler, ilkbahar ve yaz sürecinde Rusya’daki devrimci yükselişi ( yorum sözcüğün senatoya ait  olduğu anlamda) “yorumladılar”.

Ardından Partimizin programını “yorumladılar”.

RSDİP programında şöyle diyor:
“… RSDİP önüne acil siyasi görev olarak çarlık otokrasisinin devrilmesini, ve yerine demokratik cumhuriyetin getirilmesini koyar, onun demokratik cumhuriyetin anayasası: 1) halkın egemenliği” … vs. — ve ardından “özgürlükler”in ve “haklar”ın bir listesi gelir.
İnsan bunun yanlış anlaşılmasının imkansız olduğunu düşünür; “acil” görev otokrasinin devrilmesi, ve onun yerine, özgürlükleri güvence altına alan cumhuriyetin getirilmesidir.

Tasfiyeciler bütün bunları değiştirdiler:

Platformlarında şunu okuyoruz; “Sosyal-demokratlar halkı demokratik cumhuriyet için mücadeleye çağırıyor…

… Halkın ancak devrim sonucu gerçekleştirebileceği bu amaç için çabalayan, sosyal-demokratlar, şu anki seçim kampanyasında” (bunu iyi dinleyin!) “emekçi kitleleri, şu günlük talepler etrafında toplanmaya çağırıyor: .. Devlet Duması seçimlerinde...genel. oy hakkı  vs ”.

Sosyalist-Devrimci tasfiyeci Peşekhonov, 1906 sonbaharında, “legal” parti kurarken (ve nerdeyse kurmayı başarmıştı… ama polis geldi ve onu kodese tıktı!), cumhuriyetin “uzak bir umut” olduğunu, “cumhuriyet sorununun çok büyük dikkat gerektirdiğini”, şimdiki acil taleplerin reformlar olduğunu yazdı.

Fakat Sosyal-Devrimci tasfiyeci saf, basit, beceriksiz ve patavatsızdı. “Avrupalı” oportünistler hiç böyle davranr mı? Hayır, onlar daha kurnaz, daha zeki, daha diplomatiktirler…

"Cumhuriyet sloganından  vazgeçmiyorlar" — nasıl bir iftira! Onu sadece, her darkafalıya aşikar olan düşüncelerden hareket ederek, buna  uygun bir şekilde  “yorumluyorlar”.

Devrimin olup olmayacağı bir tartışma konusu - der sokaktaki adam, ve Troçki bilgiç şekilde tekrarlar bunu“Naşa Zarya”da (No. 5, s. 21). Cumhuriyet “sadece devrimin bir sonucu olarak”, ama “şu anki seçim kampanyasında” “gündemde olan konu” anayasal reformlardır!

Her şey çok düzgün gitti!: cumhuriyet hem kabul edildi hem de uzak geleceğe  itildi. Devrimci laflar konuşuldu,  fakat gerçekte “şu anki seçim kampanyasında” (bütün platform sadece şu anki kampanya için yazıldı!) “gündemde olarak ”öne sürülen talepler reform talepleri  olarak öne sürüldü.

Evet, Tasfiyeci Konferansı'nda bulunanlar  gerçekten “diplomasi sanatı”nın büyük “ustaları” idi. Ama ne kadar acınası ustalar bunlar! Fakat bunlar diplomatcı grupları sevindirselerde, saf  uzlaşmacı ları  yanlışa yönlendirselerde, Marksist onlara başka türden konuşacaktır.

Cahil ve zekasız, devrimin olup olmayacağını önceden söylemenin imkansız olduğu şüphesiz, kutsal ve boş gerçekle  yetinir.  Marksist bununla yetinmez; o propagandamız ve tüm sosyal-demokrat işçilerin propagandası, devrim olup olmayacağını belirleyen faktörlerden biridir, der. Yüzbinlerce siyasi grevci, bir sürü askeri birliklerin ileri unsurları bize, Partimize, ne için mücadele etmeleri , neyim uğruna başkaldırmaları gerektiğini, neyi başarmayı hedeflemeleri gerektiğini, başlayan yükselişin devrime kadar yükseltilmesi mi yoksa reformlar için mücadeleye mi yöneltilmesi gerektiğini soruyorlar.

Devrimci sosyal-demokrasi bu sorulara,"devrimin olup olmayacağını kim söyleyebilir"  darkafalı-Troçkist belirsizlik tutumundan çok daha ilginç ve önemli yanıtlar verdi.

Bizim cevabımız: anayasal reformları yanılsamasının eleştirisi, onlara bağlanan umutların boşluğunun açıklanması, devrimci yükselişin en üst düzeyde tanıtımı, seçim kampanyasının bu amaç uğruna kullanılması. Devrimin olup olmayacağı sadece bize bağlı değildir. Fakat biz çalışmamızı yapacağız ve bu çalışma boşuna olmayacaktır. Bu, kitlelerin derin içine demokrasinin ve proleter bağımsızlığın tohumlarını ekecektir, ve bu tohumlar, mutlaka ya yarın bir demokratik devrim ya da , öbür gün, sosyalist devrim yaratacaktır.

Kitlelere kendi kaba, entellektüel, Bundcu-Troçkist kuşkuculuk vaaz edenler: “devrimin olup olmayacağı bilmiyoruz, ama ‘gündemde’ reformlar var" diyenler - bunlar zaten kitleleri yozlaştırıyor ve kitlelere liberal ütopyalar vaaz ediyorlar.

Seçim kampanyasına yarım milyon işçinin devrimci greve girdiği, ve köylü silahlı kuvvetlerinin ileri unsurlarının soylu subaylarına ateş açtığı yaşanan, “gerçek” politik durumun ruhuyla yayılmak yerine — bunun yerine, kendilerinin Avrupalı-olma “parlamenter” düşüncelerini (bunlar çok “Avrupalı”, acaip Avrupalıdırlar bizim tasfiyecilerimiz!)  bu  ( çok az avrupalı, ama çok fazla “Çinli”, yani demokratik-devrimci olan) durumu bir kenara itiyorlar ,ve bu durumu, hiçbir kararlılık olmayan bazı lafazanlıklarla bir kenara iterek, reformist seçim kampanyasını gerçek şey olarak ilan ediyorlar!

Sosyal-Demokrat Partisinin, Dördüncü Duma seçimi için,  - seçimlerle bağlantılı olarak,seçim olayı   nedeniyle, ve seçimler üzerine tartışmalarda- devrime ihtiyacı, devrimin acilliğini ve kaçınılmazlığını kitlelere bir defa daha açıklayabilmek için  bir  platforma ihtiyacı vardır.

Onların, tasfiyecilerin ise , seçimler “için”bir platforma ihtiyacı var, yani devrim üzerine düşünceleri belirsiz olasılıklar olarak kibarca bir kenara itmek, buna karşılık seçim kampanyasını, bir anayasa reformları listesini “gerçek” olan şey olarak ilan etmek için gerek duyuyorlar.

Sosyal-Demokrat Parti, seçimleri, kitleleri tekrar devrime gereksinim düşüncesine, ve artık devrimci yükselişin başladığı gerçeğine getirmek için yararlanmak istiyor. Bu nedenle Sosyal-Demokrat Parti, platformunda Dördüncü Duma seçimlerinde oy kullananlara sade ve öz olarak  şunu söylüyor: anayasal reformlar değil, ama cumhuriyet, reformizm değil, ama devrim.

Tasfiyeciler Dördüncü Duma seçimlerini, anayasal reformların vaazini vermek ve devrim düşüncesini zayıflatmak için kullanıyorlar. Bu amaçla ve bu nedenle onlar asker ayaklanmalarını, askerlerin “itildiği” “umutsuz protesto patlamaları” olarak tasvir ediyorlar, ve yükselecek ya da uygun olarak alçalacak olan kitle ayaklanmasının başlangıcı olarak değil, bir sürü şeyin yanında, Rusya’nın tüm sosyal-demokrat işçilerinin onu tüm güçüyle, tüm enerjileriyle, tüm coşkularıyla destekleyip desteklemeyeceğine bağlı olarak.

İşte bu amaçla Mayıs grevleri, devrimci olmaktan reformist olmaya yorumlandı.

İşte bu amaçladırki parti programı (tasfiyeciler tarafından) "yorumlandı", ve (tasfiyeciler) acil görevin özgürlükleri garantiye alacak bir cumhuriyet kurma olduğu yerine, bu “mevcut seçim kampanyası” nda - gülmeyin!, Dördüncü Duma için -  değişik özgürlüklerin talebinin güncel olarak kabul edildiğine karar verildiği şeklinde "yorumlandı".

Rus yaşamında ne kadar çok eski Çin olan var! Bizim Çarlığımızda ne kadar çok eski Çin pratiği var, ve aynı zamanda, , parlamenter mücadele “seremonisi” ne uymak isteyen ve tepede Purişkyeviç ve Treşçenkov’un, tabanda ise kitlelerin devrimci girişimlerinin egemen olduğu reformizm düzenlemesi arzu eden Tasfiyecilerimizde ne kadar çok eski Çin pratiği var! Entelektüellerin, MacDonald ve Jaurès’nin, Bissolati ve Bernstein’ın, Kolb ve Frank’ın tavsiye mektubunu göstererek, kendilerini Kvostov ve Makrov’lara karşı bu boşuna koruma çabalarında ne kadar çok eski Çin var!…

Troçki’nin tasfiyeciler Konferansı'nda sahneye koyduğu, Parti görüşleriyle diplomatik “uzlaşma" tasfiyeci görüşleri, gerçekte hiçbir şeyi “uzlaştırmaz”. O, günümüz Rusya’sının bütün sosyal ve siyasi durumunu belirleyen büyük siyasi gerçeği ortadan kaldırmaz. Reformist ve devrimci sosyal-demokrat platform arasındaki mücadele gerçektir;  liberal parti önderlerinin şahsında temsil edilen burjuvazinin,  Rusya’da yeni bir devrimin gerekliliğine karşı, ve kitleleri özgürlük için gerçek mücadeleye  başlamaya çağıran  yüzbinlerce proletaryanın devrimci grevine karşı, salt anayasal “çalışma” çağrısıdır.

Bir reformistlere (baş eğmek) selam vermek, sonra devrimci sosyal-demokratlara selam vermek bu objektif siyasi gerçeği ortadan kaldırmaz, onun gücünü ve ağırlığını en ufak bir şekilde bile zayıflatmaz. Bu gerçeklerden ortaya çıkan ayrılıkları yumuşatmaya yönelik iyiniyetler – bu niyetlerin gerçekten tamamen “iyi” ve dürüst olduğunu farzetsek bile – bütün karşı-devrimci durumdan ortaya çıkan  uzlaşmaz şekilde  düşman siyasi eğilimleri değiştirmeye gücü yetmeyecektir.

Proletarya, devrimci sosyal-demokrat bayrağı ile yükseldi, ve  dördüncü, Kara Yüz (100) Duma’nın arifesinde, bayrağını liberallerin önünde alçaltmıyacaktır, onu reformistleri memnun etmek için dürmeyecektir, grup diplomasisi nedenlemeleriyle  platformunu körleştirmeye ya da tonunu yumuşatmaya razı olmayacaktır.

Devrimci sosyal-demokrasinin platformu, reformizmin platformuna karşı — Mayıs grevleri bu parola altında yer alaldı. Gene bu parola altında RSDİP, toprak ağalarının ve papazların Duma’sına seçimlere giriyor, ve onun altında Partin Duma’daki ve kitleleri arasında tüm çalışmasını yürütecektir.


Çeviri
Erdoğan A
10 Temmuz, 2019


Kaynak
Lenin Collected Works, Volume 18, pages 378-386.