14 Ocak 2018

BURJUVA DEMOKRASİSİNE KARŞI TAVIR

Dimitrov

Bu korku nereden geliyor yoldaşlar? Bizim burjuva demokrasisine karşı tavrımızın yanlış ve diyalektik olmayan biçimde kavranmasından geliyor. Biz, Komünistler, Sovyet demokrasisinin değişmez savunucularıyız. Sovyetlerin 7. Kongre kararlarıyla kapitalist ülkelerdeki burjuva demokrasisinin son izleri de yok edilerek eşit oy, tek dereceli ve gizli oy hakkı tanındı. Bu Sovyet demokrasisi proletarya devriminin zaferini ön şart olarak ileri sürer ve sosyalizm yolunda halkın ezici çoğunluğu tarafından benimsenerek üretim araçlarının bireysel mülkiyetinden halkın mülkiyetine geçmesini ister. Bu demokrasi nihai bir biçimi temsil etmez; sınıfsız bir toplumun yaratılmasında ve halkın zihnindeki ve ekonomik hayatındaki kapitalizmin tehlikelerini yenmede sosyalizmin inşasının ilerlemesiyle gelişir ve genişler.

Bugün kapitalist düzen içinde yaşayan milyonlarca emekçi çeşitli ülkelerdeki burjuva yönetiminin aldığı biçimlere karşı takınacakları tavır üzerinde karar vermek durumundadırlar. Biz anarşist değiliz. Ama bu ülkelerin politik rejimlerine, örneğin demokratik hakların ve özgürlüklerin büyük ölçüde kısıtlandığı burjuva demokrasisi  ya da kesin faşizm biçimlerindeki burjuva diktatörlüğüne ilgisiz kalamayız. Bizler, işçi sınıfının yıllarca inatla mücadele ederek söke söke aldığı demokratik kazançların en küçük parçasını bile koruyacağız ve bu kazançları yaşatmak için azimle savaşacağız.

İngiliz işçi sınıfı grev ve toplanma hakkını, sendikalarının meşruluğunu, basın özgürlüğünü, diğer hak ve imtiyazlarını sağlayıncaya kadar bir sürü kurban verdi. Ondokuzuncu asırda Fransa'da temel hak-lann elde edilmesi ve sömürücülerle mücadele yolunda örgütlenmenin meşrulaştırılması için verilen savaşta onbinlerce işçi can verdi. Dünya proletaryası burjuva demokrasisi haklarını alabilmek için kan akıtmışlardır. Bu hakları elinde  tutabilmek için de, tabii ki, bütün gücüyle savaşacaktır.

Burjuva demokrasisine karşı tutumumuz şartlara göre değişmelidir. Rus Bolşevikleri Ekim Devrimi sırasında, burjuva demokrasisini korumak sloganı altında proletarya iktidarını önlemeye çalışan bütün partilere karşı bir ölüm kalım kavgasına girişmişlerdi. Komünistler bu partilerle savaştılar, çünkü proletaryanın zaferine karşı harekete geçirilen bütün karşı-devrimci güçler burjuva demokrasisinin bayrağı çevresinde toplanıyorlardı.

Günümüzün kapitalist ülkelerinde ise durum oldukça değişiktir., Faşist karşı-devrimi emekçi kitlelerini ezmek ve sömürmek için en barbar rejimi kurmaya çalışmakta, bunun için de artık burjuva demokrasisine saldırmaktadır.

Kapitalist ülkelerin emekçi kitleleri şimdi çabuk ve kesin bir seçme yapmak zorundadırlar ve bu seçme proletarya iktidarı ile burjuva demokrasisi arasında değil, burjuva demokrasisi ile faşizm arasında olacaktır.

Bunun yanısıra, bugünkü durum kapitalist istikrar devresindekinden çok farklıdır. Faşizm tehlikesi o zamanlar şimdiki kadar belirlenmiş değildi. Devrimci işçilerin karşısında burjuva demokrasisi biçimindeki burjuva diktatörlüğü vardı ve kavgalarını burjuva demokrasisine karşı sürdürüyorlardı. Almanya'da Weimar Cumhuriyetine(75) karşı bir Cumhuriyet olduğu için değil, özellikle 1918-20 arasında ve 1923'te proletaryanın devrimci hareketini yok etmeye çalışan bir burjuva cumhuriyeti olduğu için savaştılar.

Faşist hareket kendini belli etmeye başladığı zaman örneğin, faşistler Almanya'da 1932 yılında yüzbinlerce askeri, emekçi kitlelere karşı örgütlerken ve silahlandırırken, komünistler aynı tutumu Sürdürebilirler miydi?  Sürdüremezlerdi tabii. Komünistler bazı ülkelerde, özellikle Almanya'da, büyük hatalar yaptılar. Meydana gelen değişiklikleri gözönüne almadıkları gibi, birkaç yıl önce, özellikle proletarya iktidarı mücadelesinin başlıca eylem olduğu ve bütün Alman-karşı devriminin 1918-20 arasında Weimar Cumhuriyeti'nin bayrağı altında canlandığı günlerde, doğru olan sloganları tekrarlamaya ve aynıtaktikleri uygulamaya devam ettiler.

Olumlu demokratik sloganların ortaya atılmasından duyulan korkuyu saflarımızda bugün bile görüyoruz. Bu durum, yoldaşlarımızın, taktiklerimizin bu gibi meselelerine yaklaşımda Markisist-Leninist yöntemleri pek kavrayamadıklarını gösteriyor. Bazıları demokratik haklar için yapılan mücadelenin işçileri proletarya iktidarı mücadelesinden saptıracağını söylüyorlar. Lenin'in bu konudaki sözlerini unutmamak zorundayız:

"Demokrasi mücadelesinin proletaryayı sosyalist devrimden saptıracağını, sosyalist devrimi engelleyeceğini, geriye iteceğini düşünmek büyük bir yanlıştır. Aksine, eksiksiz demokrasi gerçekleştirilmeden sosyalizm kurulamaz. Proletarya çok yönlü, tutarlı ve devrimci bir demokrasi mücadelesi vermeden burjuvaziye karşı kazanılacak bir zafere hazır olamaz.(*)(*) V.L Lenin. Bütün Eserleri, C. 22, sf. 133

Bütün yoldaşlarımız bu sözleri kafalarına iyice yerleştirmelidirler. Tarih, işçi sınıfının temel haklarını
savunmak için başlatılan küçük hareketlerden büyük devrimler doğduğunu göstermiştir. Diğer yandan, demokratik haklar mücadelesinin işçi sınıfının sosyalizm mücadelesiyle kaynaştırılabilmesi için önce burjuva demokrasisine karşı alınan tavırlarda bütün kalıplardan sıyrılmak gerekmektedir.