Header Ads

Header ADS

SUVOROV'UN "TOPLUMSAL FELSEFENİN TEMELLERİ"

Materyalizm ve Ampiryokritisizm
Lenin


3. SUVOROV'UN "TOPLUMSAL FELSEFENİN TEMELLERİ"

Yoldaş S. Suvorov'un makalesi ile son bulan Marksist Felsefe "Üzerine" Denemeler, doğrudan doğruya yapıtın kolektif niteliğinden dolayı, farklı çiçeklerle bezenmiş bir demettir. Engels'e göre "duyu algılarının dışımızda var olan gerçeklik olduğu"nu söyleyen Bazarov'un, Marks ve Engels'in diyalektiğinin bir mistik olduğunu söyleyen Bermann'ın, dinin derinliklerine dalan Lunaçarski'nin "akla aykırı deneyseli içine Logos"u da katan Yuşkeviç'in, idealizme marksizm felsefesi diyen Bogdanov'un, J. Dietzgen'i materyalizmle suçlayan Hellfond'un, ve son olarak da, "Toplumsal Felsefenin Temelleri" üzerine makalesini sunan S. Suvorov'un sözleri aynı yerde ve yan yana geldiklerinde yeni okulu harekete getiren anlayışı hemen fark edersiniz. Nicelik nitelik haline gelmiştir. Tek tek makale ve kitaplarda şimdiye dek ayrı ayrı arama yapan "arayıcılar" gerçek bir tepeden inme bir kararname ile ortaya çıkmışlardır. Bunların kendi aralarındaki tek tek anlaşmazlıklar, marksizm felsefesine karşı (ondan "yana" olmayan) ortak çıkışları olgusuyla ortadan kalkmakta ve Mach eğiliminin gerici çizgileri gün ışığına çıkmaktadır. 

Suvorov'un makalesi, bu koşullarda, yazarın ne bir ampiryomonist ne de bir ampiryokritikçi olmayıp, yalnızca bir "gerçekçi" olmasından ötürü daha da ilginçtir. Onu kumpanyanın geri kalanlarına yaklaştıran şey, demek ki, felsefede Bazarov'u, Yuşkeviç'i, Bogdanov'u ayırdeden şey değil de, hepsinde ortak olan diyalektik materyalizme karşı olmaktır. Bu "gerçekçi"nin toplumsal düşünceleri ile bir ampiryomonistin düşüncelerini karşılaştırmak, onların ortak eğilimlerini betimlememizi kolaylaştıracaktır.

Suvorov şöyle yazıyor: "Dünya süreçlerini düzenleyen yasaların derecelenmelerinde özel ve karmaşık yasalar, genel ve yalın yasalara indirgenirler, ve bunların tümü gelişmenin evrensel yasasına boyun eğerler – kuvvet tasarrufu yasası. Bunun özü şudur: her kuvvetler sisteminin harcaması ne denli az olursa, bu sistemin koruma ve gelişme yetisi o denli çok, birikimi o denli büyük olur ve harcamalar birikime daha etkin katkılarda bulunur. Nesnel ereklik düşüncesini uzun süre önce doğurmuş olan hareketli denge biçimleri (güneş sistemi, yersel görüngüler çevrimi, yaşam süreci), kendi içlerinde bulunan enerjinin sakınımı ve birikimi sayesinde –yaradılışla var olan tasarruf sayesinde– oluşur ve gelişirler. Kuvvet tasarrufu yasası, inorganik, biyolojik ve bütün toplumsal gelişme ilkelerini birleştirir ve düzenler." (s. 293, italikler yazarındır.) 

Bizim "olgucular" ve bizim "gerçekçiler" son derece büyük bir kolaylıkla "evrensel yasalar" uyduruyorlar, ne yazık ki, bu yasalar Eugene Dühring'in aynı kolaylık ve rahatlıkla uydurduklarından daha değerli değildirler. Suvorov'un "evrensel yasası" da Dühring'in evrensel yasaları kadar tumturaklı, onlar kadar boş bir sözdür. Bu yasayı yazarın değindiği üç alandan birincisine, inorganik gelişmeye uygulamaya çalışınız. Göreceksiniz ki, "kuvvet tasarrufu", enerjinin sakınımı ve enerjinin dönüşümü yasası bir yana bırakılırsa, değil "evrensel olarak" uygulamak, hiç bir alana uygulayamazsınız. Oysa yazarın kendisi de daha önce enerjinin sakınımı yasasını bir yana koymuş ve onun ayrı bir yasa olduğunu belirtmişti.6 (s. 292.) Organik gelişme alanında bu  yasadan başka geriye ne kalıyor? Yazarın, enerjinin sakınımı ve başka enerjiye çevrilmesi yasasını "kuvvet tasarrufu" yasasına dönüştürmesine (yani "yetkinleştirmesine") olanak vermiş olan tamamlayıcılar, güçlükler, ya da yeni bulgular, yeni olgular nerede? Bu cinsten ne bir olgu, ne bir bulgu var ortada, ve Suvorov bunlara değinmiyor bile. Suvorov, düpedüz –Turgenyev'in Bazarov'unun[104] dediği gibi, daha çok etkinlik vermek için– şöyle bir kalem darbesiyle, ak kağıt üzerine "gerçekçi-birci felsefenin" "evrensel bir yasasını" karalayıverdi (s. 292). Görün İşte ne adamlarız biz! Dühring'den geri mi kalırız? 

Gelişmenin ikinci alanını, yani biyolojik alanı ele alınız. Organizmaların gelişmelerinin varolma ve ayıklama yolundaki mücadelelerinin yer aldığı bu alanda evrensel olan kuvvet tasarrufu yasası mıdır, yoksa kuvvet israfı "yasası" mıdır? Ne önemi var! "Gerçekçi-birci felsefe" evrensel bir yasanın "anlamını" bir alanda bir türlü, bir başka alanda ise bir başka türlü, örneğin alt düzeydeki organizmaların daha yüksek düzeydeki organizmalara doğru gelişmesi gibi, yorumlayabilir. Evrensel yasanın böylece boş bir söz haline gelmesinin ne önemi var; "bircilik" ilkesi korunmuştur. Üçüncü (toplumsal) alana gelince, bu alanda "evrensel yasa" bir üçüncü tarzda, üretici güçlerin gelişmesine hükmeden bir yasa olarak yorumlanabilir. Bunun evrensel bir "yasa" olmasının nedeni, istenilen her kılığa sokulabilmeğidir. 

"Henüz genç olmasına karşın toplumsal bilim daha  şimdiden sağlam bir temele ve geliştirilmiş, bütünlenmiş genellemelere sahiptir; 19. yüzyılda, teorik bir düzeye yükselmiştir – ve Marks'ın en büyük hüneri de buradadır. Toplumsal bilimi toplumsal bir teori düzeyine çıkartmıştır. ..." Engels, Marks'ın, sosyalizmi bir ütopyadan bir bilim olma durumuna yükselttiğini söylüyordu, ama bu Suvorov'a yetmiyor. Eğer bilimden (ama sosyal bilim Marks'tan önce var mıydı?) teoriyi ayırdedersek, daha etkileyici oluruz. ... Bu ayırdetmenin anlamı mı yokmuş? Ne dert! 

"Toplumsal dinamiğin temel yasasını –ki buna göre üretici güçler tüm ekonomik ve toplumsal gelişmenin belirleyici ilkesidir– saptayarak ... Ama üretici güçlerin gelişimi emeğin veriminin artmasına, harcamaların göreli olarak azaltılmasına ve enerjinin birikiminin artmasına uygun düşer [burada "gerçekçi-birci felsefe"nin ne denli verimli olduğuna bakınız: marksizme yeni bir energetik temel yüklenmektedir!] ... İşte bu bir tasarruf ilkesidir. Marks, toplumsal teorinin tabanına kuvvet tasarrufu ilkesini böylece yerleştirmiştir. ..." 

Burada bu "böylece"ye gerçekten paha biçilemez! Madem ki Marks'ın bir ekonomi politiği var, öyleyse biz de "tasarruf" sözcüğünü çiğneyip duralım ve bu geviş getirmeyi "gerçekçi-birci felsefe" diye adlandıralım! 

Hayır, Marks, hiç bir kuvvet tasarrufu ilkesini teorisinin temeli yapmadı. Bunlar Eugene Dühring'in şöhretine göz diken kimselerin uydurdukları saçmalıklardır. Marks, üretici güçlerin çoğalması, gelişmesi kavramının tamamıyla belirgin, kesin bir tanımını yapmış ve bu büyümenin somut sürecini incelemiştir. Suvorov, Marks tarafından tahlil edilen kavramı belirtmek için, yeni ve üstelik de yerinde olmayan ve karışıklık yaratan bir terim uydurmuştur. Gerçekten de ne demektir "kuvvet tasarrufu"? Nasıl ölçülür? Nasıl uygulanır? Hangi kesin ve belirgin olguları kapsar? Tam bir karmakanşıklığın içinde olduğundan Suvorov bunları bize açıklamıyor, açıklayamaz da. Şunu da dinleyin: 

"... Bu toplumsal tasarruf yasası, yalnız toplumsal bilimin iç birliğinin ilkesi değildir [okurlar, siz bundan bir şey anlıyor musunuz?], bu aynı zamanda toplumsal teoriyi genel varlık teorisine bağlayan halkadır da." (s. 294.) 

Çok iyi. Çok iyi. "Genel varlık teorisi" sayısız felsefi iskolastik temsilcileri tarafından en değişik biçimlerde binbir kez bulunduktan sonra, şimdi de bir kez daha S. Suvorov tarafından keşfediliyor. Bu yeni "genel varlık teorisi"nden ötürü Rus mahçılarını kutlayalım! Ve umalım ki, gelecek kolektif yapıtları tamamıyla bu büyük buluşun doğrulanmasına ve geliştirilmesine ayrılsın! 

Marks'ın teorisinin, bu bizim gerçekçi ya da gerçekçi-birci felsefesinin temsilcilerinin kaleminde nasıl bir kılığa bürün-düğünü yeni bir örnek bize gösterecektir; "İnsanların üretici güçleri, genellikle, genetik bir derecelenme meydana getirir [pöf!], ve onların çalışma enerjisinden, insanların boyun eğdirdiği doğa kuvvetlerinden, işlenerek değişikliğe uğramış doğadan ve üretici tekniği temsil eden iş aletlerinden oluşurlar. ... Bu güçler, iş süreci bakımından salt ekonomik bir işlevi yerine getirirler; emeğin enerjisini tasarruf ederler, ve emek harcamasının verimini yükseltirler." (s. 298.) Üretici güçler, iş süreci bakımından, salt ekonomik bir işlevi yerine getirirler! Bu tıpkı dirimsel güçler, yaşam süreci yönünden, dirimsel bir işlevi yerine getirirler dememize benzer. Bu, Marks'ı açıklamak değildir; bu, marksizmi, inanılmaz bir söz yığını, ile tıka basa doldurmaktır. 

Suvorov'un makalesindeki bütün bu laf kalabalıklarını tek tek saymak olanaksızdır. "Bir sınıfın toplumsallaşması, o sınıfın hem insanlar üzerinde ve hem de onların mallan üzerindeki kolektif gücünün artmasıyla ifade edilir.", (s. 313.) "... Sınıf mücadelesi, toplumsal kuvvetler arasındaki denge biçimlerinin kurulmasını amaçlar." (s. 322.) Toplumsal uyuşmazlıklar, çekişmeler ve mücadeleler, aslında, olumsuz, anti-sosyal görüngülerdir. "Toplumsal ilerleme, özünde, toplumculuğun, insanlar arasındaki toplumsal bağların gelişmesidir." (s. 328.) Bu beylik lafları toparlamak için ciltler doldurulabilirdi –zaten burjuva sosyolojisinin temsilcilerinin de yaptığı budur– ama bunların marksizm felsefesi olduğunu söylemek çok ileri gitmektir! Eğer Suvorov'un makalesi marksizmi halka indirme denemesi olsaydı, bu kadar katı bir biçimde yargılanmayabilirdi. O zaman herkes yazarın çok iyi niyetler taşıdığım ama deneyin çok başarısız olduğunu kabul edecekti. Ve böylece mesele de kapanacaktı. Ama bir grup mahçı, bu şeyleri önümüze sürer ve bunları Toplumsal Felsefenin Temelleri olarak adlandırır ve biz bunların, Bogdanov'un felsefi kitaplarında kullandığı marksizmi "geliştirme" yöntemleri ile aynı şeyler olduklarım görürsek, o zaman, ister istemez, gerici bilgibilim ile sosyolojideki gerici çabalar arasında kopmaz bir bağ olduğu sonucuna varırız. 

4. FELSEFEDE TARAFLAR VE BEYİNSİZ FİLOZOFLAR


Blogger tarafından desteklenmektedir.