07 Haziran 2017

İşçileri İnceltilmiş Milliyetçilikle Yozlaştırmak --VI Lenin


İşçi sınıfı hareketi ne kadar güçlü bir şekilde gelişirse, burjuvazi ve feodalistlerin onu baskı altına alma ya da parçalama çabaları o kadar azgınca olur. Her iki yöntem de (güçle bastırma ve burjuvazi etkisiyle parçalanma) dünyanın her yerinde, tüm ülkelerde sürekli olarak kullanılmaktadır ve bu yöntemlerin bir ya da diğer yöntemi, egemen sınıfların farklı partileri tarafından dönüşümlü olarak uygulanmaktadır.

Rusyada, özellikle 1905ten sonra,burjuvazinin daha zeki üyeleri, kaba kuvvetin tek başına etkisiz olduğunu farkedince, “ilerici” burjuva parti ve gruplar, işçi sınıfının mücadelesini zayıflatmak için tasarlanmış, farklı Burjuva düşünceler ve doktrinlerini savunarak , işçileri bölme yöntemine, dahada sıkça, başvurdular

Proletaryanın en makul ve aldatıcı bahanelerle bölünmesini ve parçalanmasını savunan “milli kültür”, “milli özerklik veya bağımsızlık” vb. inin çıkarlarını korumak örneğinde olduğu gibi, İnceltilmiş Milliyetcilik bu fikrin bir örneğidir,

Sınıf bilinçli işçiler, her ikisine de, kaba, şiddetci, kara-yüzler milliyetçiliğine ve ulusların eşitliğini vaaz eden ... işçilerin davasını , işçi örgütleri ve işçi sınıfı hareketini milliyetine göre bölen inceltilmiş milliyetçiliğe, her türlü milliyetciliğe karşı sert mücadele eder. Milliyetçi burjuvazinin her çeşidinden farklı olarak, Marksistlerin yakın tarihli (yaz 1913) konferansının kararlarını yerine getiren sınıf bilinçli işçiler, sadece, tutarlı ve tam olarak uygulanan ulusların ve dillerin en eksiksiz eşitliği için değil, aynı zamanda farklı milletlerden olan işçilerin her çeşit birleşik proleter örgütlerde bir araya getirilmesi için direnirler.

İşte burada , en "ileri" olan herhangi bir burjuvazinin ulusal programı ile Marksizmin ulusal programı arasındaki temel ayrım yatar.

Ulusların ve dillerin eşitliliğinin tanınması Marksistler için önemlidir, çünkü onlar sadece en tutarlı demokratlar olduğundan değil. İşçi sınıfı mücadelesinde proleter dayanışmanın ve yoldaşça birlikteliğin çıkarları, ulusal güvensizliğin, yabancılaşma, şüphe ve düşmanlığın her izini ortadan kaldıran görüşle, ulusların tam eşitliği çağrısında bulunur. Ve tam eşitlik, herhangi bir dilin tüm ayrıcalıklarının reddi ve bütün ulusların kendi kaderini tayin hakkı nın tanınması.

Ancak Burjuvazi için, ulusal eşitlik talebi, genellikle ulusal seçkinlik ve şovenizmi savunan pratiktir; çoğunlukla, onu savunmak,  bölünme ve ulusların yabancılaşmasını savunmayla çiftleşir. Bu, kesinlikle, sadece uluslar arası yakın ilişkileri savunan değil, ama bir devlet içinde, tüm uluslardan işçilerin birleşik proleter örgütlerinde birleşmesini savunan proleter enternasyonalizmle uyumlu değildir. Bu nedenle Marksistler, "kültürel-ulusal özerklik" olarak adlandırılan, - eğitim işlerinin devletin elinden alınıp ilgili millete transfer edilmesi gerektiği fikrini şiddetle kınarlar.

Bu plan, "ulusal kültür" sorununda , eğitim ilişkileri, bir federasyon içinde milletlere göre ulusal kurumlara , her biri kendi ayrı programı-diyeti, eğitim bütçeleri, okul kurulları ve eğitim kurumlarına bölünmesi anlamına geliyor.

Bu , işçi sınıfını yozlaştıran ve bölen inceltilmiş bir milliyetçilik planıdır. Marksistler, bu plana (Bundistler, tasfiyeciler ve Narodniklerin, yani küçük burjuva grupların) milletlerin ve dillerin tam eşitliği ilkesine uyan ve resmi bir dilin gerekliliğini inkâr etme derecesine giden karşı öneri sunarlar; Aynı zamanda, marksistler, uluslar arasında mümkün olan en yakın ilişkileri, bütün uluslar için , tek tip bir eğitim politikası(laik eğitim!), tekdüzeli devlet kurumları, tek tip okul kurulları , ve (bir değil-EA) her ulusal burjuvazinin milliyetçiliğine , avanakları kandırmak amacıyla "ulusal kültür" sloganıyla sunulan bir milliyetçiliğe karşı mücadelede, farklı ulusların işçilerinin birliği savunurlar.

Bırakalım küçük burjuva milliyetçileri-bundçular, tasfiyeciler, narodnikler ve Dzvin için yazarlar - onların inceltilmiş burjuva milliyetçiliğini ilkesini açıkça savunsunlar. Onların hakkıdır. Ama, örneğin, okuyucularına Za Pravdu nun işçileri kandırmaya çalışmayın gerektiğini [1] , okullarda Ana dilde! eğitim verilmesine karşı olduğunu 35 numaralı Severnaya Raboçaya Gazeta da garanti eden madam V. O nun yaptığı gibi işçileri kandırmaya kalkmamalılar.

Bu büyük bir iftira. Pravdist ler sadece bu hakkı tanımakla kalmaz, aynı zamanda onu tanımakta herkesten daha tutarlıdırlar. Hiçbir mecburi resmi dilin gerekli olmadığını ilan eden Marksist konferansıyla kendilerini tanımlayan Pravdistler , Rusya'da anadil kullanma hakkını tamamen tanıyan ilk kişilerdi !

“Devlet elinden eğitim işlerini almak” ile, “ulusal-kültürel özerklik” ile, “milliyete göre tek devlet içinde eğitim işlerini bölünmesi” ile , ana dilinde eğitim karıştırmak dangalak cehalettir.

Dünyanın hiçbir yerinde Marksistler (hatta demokratlar) ana dilde eğitim verilmesine karşı gelmezler. Ve dünyanın hiçbir yerinde Marksistler "kültürel-ulusal özerklik" programını benimsemezler; Önerildiği tek ülke Avusturyadır.

Madam V. 0. tarafından aktarılan Finlandiya örneği, (onun)kendisine karşı bir argümandır, o ülkede ulusların ve dillerin eşitliği (biz çekinmeden ve herkesten daha daha tutarlı bir şekilde tanıdık) tanındı ve uygulandı, ancak orada Eğitimle ilgili işlerin devletin elinden alınması, tüm eğitim konularıyla uğraşacak ayrı ulusal birlikler , bir ülkenin okul sisteminin ulusal engellerle bölünmesi, vb.diye bir sorun yok.

Çeviri 
Erdoğan Ahmet
7 Haziran 2017

[1] V.0. - Severnaya Rabochaya Gazeta , No.35 , 21 Mart 1914'te yayınlanan "Okul Eğitimindeki Bozulma" başlıklı makalenin yazarı .

Put Pravdy No. 82, May 10, 1914
Lenin Collected Works, Progress Publishers, 1972, Moscow, Volume 20, pages 289-291.