28 Haziran 2019

Marksizm ve Reformizm

V. İ. Lenin
Pravda Truda No. 2, September 12, 1913
Collected Works, Volume 19, pages 372-375.

Anarşistlerin aksine Marksistler, reformlar için mücadeleyi tanırlar,  yani hakim sınıfın iktidarını yıkmadan, tüm işçi sınıfının (çalışma ve yaşam EA) koşullarını geliştiren önlemler için  mücadeleyi tanırlar. Bununla beraber,  Marksistler, aynı zamanda işçi sınıfının amaçlarını ve faaliyetlerini reformların kazanılmasıyla doğrudan ya da dolaylı olarak kısıtlayan reformistlere karşı en kararlı bir mücadele yürütürler. Reformizm, sermayenin hakimiyeti var olduğu sürece, bireysel gelişmelere rağmen, her zaman  ücretli köle olarak kalacak işçilerin burjuva kandırmasıdır.

Liberal burjuvazi bir eliyle reformlar hibe edip ve diğeriyle her zaman geri alarak, reformları sıfıra indirger, işçileri köleleştirmek için, onları ayrı gruplar halinde bölmek ve ücret-köleliğini sürdürmek için kullanır. Bu nedenle reformizm, oldukça samimi olduğunda bile, pratikte işçileri yozlaştırmak ve zayıflatmak için burjuvazinin elinde bir silah haline gelir. Bütün ülkelerin deneyimleri göstermiştirki güvenlerini reformistlerin eline bırakan işçiler her zaman kandırılmışlardır.

Ve tersinde, yani Marx'ın teorisini kavramış olan işçiler,, yani kapitalist yönetim olduğu sürece ücretli köleliğin kaçınılmaz olduğunun farkında olan işçiler, burjuva reformlarla kandırılmayacaklardır.. Kapitalizm varlığını devam ettirdiği sürece reformların geniş kapsamlı ya da kalıcı olamıyacağının anlayarak, işçiler daha iyi şartlar için mücadele eder ve bunları ücret-köleliğine karşı mücadeleyi hızlandırmak için kullanır. Reformistler küçük tavizlerle onları sınıf mücadelesinden başka yöne çekmek için işçileri bölmeye ve kandırmaya çalışırlar. Ancak işçiler, reformizmin sahteliğini görmüş olarak, reformları sınıf mücadelesini geliştirmek ve genişletmek için kullanır.

Reformist etki işçiler arasında ne kadar güçlü ise, işçiler o kadar zayıftır, burjuvaziye bağımlılıkları o kadar fazladır, ve burjuvazi için reformların değişik bahanelerle iptale dilmesi o kadar kolaydır. İşçi sınıfı hareketi ne kadar bağımsızsa, amaçları daha derin ve daha geniştir, ve reformist dar görüşten ne kadar özgürse, reformları korumak ve kullanmak işçiler için o kadar kolaydır.

Bütün ülkelerde reformistler vardır, çünkü burjuvazi her yerde, şu veya bu şekilde, işçileri yozlaştırmak ve onları kölelikten kurtulma düşüncesinden vazgeçmiş, hayatından memnun kölelere çervirmenin yollarını arar. Rusya’da reformistler, geçmişi reddeden ve yeni, açık, yasal parti hayalleriyle işçileri pasifleştirmeye çalışan tasfiyecilerdir. Son dönemde St. Petersburg’daki tasfiyeciler, Severnaya Pravda eliyle, kendilerini reformizm suçlamasına karşı müdafaa etmeye zorlandılar. Bu kesimin iddiaları, oldukça önemli olan bir konuyu açıklığa kavuşturmak için ,dikkatle analiz edilmelidir.

“Biz reformist değiliz, diye yazıyorlar St. Petersburg’daki söz konusu tasfiyeciler, çünkü biz reformların her şey olduğunu, nihai amacın hiçbir şey olmadığını söylemiyoruz; biz nihai amaca ulaşmayı amaçlayan hareketten söz ediyoruz; biz, reformlar için verilen mücadele aracılığıyla hedeflenen amacın tamamına ulaşmaktan bahsediyoruz.”

Şimdi bu savunmanın  gerçeklerle ne kadar bağdaştığına bakalım.

Birinci gerçek: tasfiyeci Sedov tüm tasfiyecilerin sözlerini özetliyor, ve Marksistlerin elindeki “üç sütun” dan ikisinin artık ajitasyon faaliyetlerimiz için uygun olmadığını yazıyor. Sedov, teorik açıdan bir reform olarak gerçekleştirilebilecek sekiz saatlik iş günü talebini muhafaza ediyor. Reformların ötesine giden her şeyi siliyor ya da arka plana indiriyor. Sonuç olarak Sedov,“nihai amaç hiçbir şeydir” formülünde ifadesini bulan siyaseti takip ederek, tamamıyla oportünizme geri dönüyor. “Nihai amaç” (demokrasiyle ilişkili olsa bile) giderek ajitasyonumuzun büsbütün dışına atılması, bu reformizmdir.

İkinci gerçek: Tasfiyecilerin (geçen yıl) meşhur Ağustos Konferansı da aynı şekilde, reformist olmayan talepleri ajitasyon faaliyetimizin merkezine koyma yerine - sadece özel bir durum gerçekleşene kadar - tamamıyle ajitasyonumuzun dışına bırakmıştı.

Üçüncü gerçek: “eski”yi inkar ederek ve küçük görerek ve kendilerini “eski”den soyutlayarak,  tasfiyeciler kendilerini reformizme hapsettiler. Özgül durumda reformizmle “eski”nin red edilmesi arasındaki bağlantı aşikardır.

Dördüncü gerçek: İşçilerin ekonomik mücadelesi, reformizmin ötesine geçen sloganlar benimsediği anda, (“çatlaklar”dan ve “havayı solumak”tan vs. bahseden) tasfiyecilerin öfkesini ve saldırılarını uyandırmakta.

Sonuç ne? Lafta tasfiyeciler ilkesel olarak reformizmi reddediyorlar, ama pratikte tüm siyasi çizgileri boyunca reformizme bağlı kalıyorlar. Tasfiyeciler bir yandan onlar için  reformların herşey ve tüm sonuç olmadığı üzerine bize güven vermek istiyorlar, fakat diğer yandan da Marksistler reformizmin ötesine her geçişlerinde,tasfiyeciler onlara saldırıyorlar ya da aşağıladıklarını dillendiriyorlar.

Halbuki işçi sınıfı hareketinin her bir sektöründe yaşanan gelişmeler, Marksistlerin geri kalmadan çok uzak, reformların pratik kullanımı ve onlar için verilen mücadelede kesinlikle önde olduğunu gösteriyor. İşçi meclisi seviyesinde ki Duma seçimlerini ele alalım -  Duma içinde ve Duma dışında vekillerimizin konuşmaları, işçi basınının örgütlenmesi, sigorta reformunun kullanılması; en büyük sendikayı ele alalım,  Metal İşçileri Sendikası’ vb. - her yerde Marksist işçiler, direk, acil, “günlük” ajitasyon eylemi, örgütlenme, reformlar için mücadele ve onların kullanılması bakımından tasfiyecilerden öndeler.

Marksistler yorulmadan çalışıyorlar, reformların kazanılması ve reformların kullanılmasının hiç bir  "olasılığını"  kaçırmıyorlar, ve reformları kınamıyorlar, ama , propaganda, ajitasyon, kitlesel ekonomik mücadele ve benzerinde, reformları destekliyor, her adımda, reformizmin ötesine giderek özenle gelişiyorlar. Marksizmi terk etmiş olan tasfiyeciler ise Marksist yapının tamda varoluşuna yönelik saldırıları, Marksist öğretiyi yıkımları, liberal emek siyaseti, reformizmin savunmasıyla sadece işçi sınıfı hareketinin örgütlü yapısını bozuyorlar.

Aynı şekilde, buna ilave olarak,  bugünün Rusya’sın daki temel siyasi durumun, bugünün Avrupa’sındaki  siyasi durumu ile  tanımlanmada, Rusya reformizminin özel bir biçimde ortaya çıktığı gerçeği de gözardı edilmemesi gerekir. Liberallerin bakış açısından, söz konusu tanımlama meşrudur, çünkü liberaller, “Tanrı’ya şükürler olsun ki, bizde anayasa var” görüşüne inanırlar, ve vaazini verirler. 17 Ekim tarihinden sonra demokrasiden yana olup reformizmin ötesindeki her adımın bir delilik, suç, günah vb. olduğunda ısrar ettiklerinde Liberaller, Burjuvazinin çıkarlarını ifade ederler.

Aslında sürekli ve sistematik bir biçimde (kağıt üzerinde)  “açık parti”, “yasal parti için mücadele”vb.ni  Rusya’ya “nakleden” tasfiyecilerimizin pratikte uygulamaya koydukları, işte bu burjuva görüşlerdir. Başka bir deyişle, liberaller gibi, bu tasfiyeciler de,  batı da anayasanın kabullenmesine yol açan , nesiller boyu onların sağlamlaştırılmış olması özgül yol hesaba katılmadan, Avrupa anayasasının Rusya’ya nakledilmesi vaazleri veriyorlar. Tasfiyecilerin ve liberallerin istediği, söylemin belirttiği gibi, ellerindeki kiri (deriyi)  suya sokmadan yıkamak.

Avrupa’da reformizm, gerçekte Marksizmi terk etmek ve onu burjuva “sosyal politika” ile değiştirmek demektir. Rusya’da tasfiyecilerin reformizmi sadece bu değil, Marksist örgütü yok etmek, ve işçi sınıfının demokratik görevlerini terk etmek demektir. Bu Marksist örgüt ve işçi sınıfının demokratik görevleri nin liberal emek siyaseti ile yer-değiştirilmesi demektir..

Lenin

Çeviri
Erdoğan A
28 Haziran 2019