24 Mart 2019

Savaş ve barış üzerine rapor

RKP(B) VII. Parti Kongresi'nde Savaş ve Barış Üzerine Rapor
8 Mart 1918

(..)

Şimdi Buharin, kitleleri demoralize ettiğimiz gerekçesiyle üzeri­mize saldırıyorsa, kesinlikle haklıdır. Ama bununla bizi değil kendisini vuruyor. J\1K'da bu karışıklığı kim yarattı? Siz, Buharin yoldaş! İstedi­ğiniz kadar bağırın, gerçek kendini kabul ettirecektir: biz bizeyiz, ken­di Parti Kongremizdeyiz, burada hiçbir şeyi gizlememize gerek yok, gerçeği söylemek zorundayız. Gerçek ise, Merkez Komitesi'nde üç akımın var olduğudur.

Biz şöyle dedik: "Devrimci bir savaşa hazırlanmak amacıyla, Brest-Litovsk barışını ka­bul edelim - daha iyisini elde edemeyeceğiz." Petrograd'ı tahliye et­mek için beş gün kazandık. Şimdi Krilenko ve Podvoiski'nin imzaladı­ğı çağrı yayınlandı. Onlar solculara dahil değildir. Buharin onları aşa­ğıladı ve Krilenko'yu "öne sürdüğümüz"ü açıkladı. Sanki Krilenko'nun raporunu biz kotarmışız gibi. Onunla tamamen hemfikiriz. Me­sele gerçekten böyledir, askerler benim söylediğimi kanıtladılar, siz ise Almanların saldırmayacaklarını söyleyerek işin içinden çıkıyorsunuz. Bu durum, tekniğin önemli olmadığı Ekim 'le karşılaştırılabilir mi? Hayır, eğer olguları hesaba katmak istiyorsanız, o zaman görüş aynlık­larının, tamamen elverişsiz bir savaşa başlanmaması gerektiği etrafın­da döndüğünü hesaba katın. Buharin yoldaş son sözünde gürleyen se­siyle: ',Yakın gelecekte bir savaş olası mıdır?" sorusunu sorduğunda beni çok şaşırttı. Hiç yalpalamaksızın buna şu yanıu veriyorum: olası­dır, ama şimdi barışı kabul etmek zorundayız. Burada bir çelişki yok­tur.

Bu kısa açıklamalardan sonra şimdi daha önceki konuşmacılara aynnUlı olarak yanıt vermek istiyorum. Radek'le ilgili olarak bir istis­na yapmak zorundayım. Ama biri daha sahneye çıktı: Uritski yoldaş. Bu konuşmada Canossal138l, "ihanet", "ricat", "uyum" dışında ne var­dı? Bu neyin nesidir? Bu eleştiriniz Sol Sosyal-Devrimcilerin gazete­sinden alınma değil mi acaba?

(..)

Devamla Troçki yoldaşın bakış açısına değinmek zorundayım. Onun faaliyetinde iki yanı ayırt etmek gerekir: Brest-Litovsk'ta görüş­ melere başlayıp, bunlardan ajitasyon amacıyla mükemme biçimde yararlandığında, hepimiz Troçki yoldaşla hemfikirdik. Benimle görüşme­sinden bir bölüm aktardı, fakat eklemek zorundayım ki, Almanların ül­timatomuna kadar dayanmayı, sonra kabul etmeyi kararlaştırmıştık. Fakat Almanlar bizi aldattı: yedi günün beşini bizden çaldılar. İşi uzat­maya yönelik olduğu ölçüde Troçki'nin taktiği doğruydu: savaş hali­nin sona erdiği açıklanıp barış imzalanmadığında doğru değildi. En ke­sin biçimde barışı imzalamayı önerdim. Brest-Litovsk barışından daha iyi bir barış elde edemezdik. O zaman bir aylık bir nefes molamız ola­cağı ve oyunu yitirmemiş olacağımız herkes açısından açıktır. Tarih bu olanağı ortadan kaldırdığı için, bunu anımsatmanın yararı yok, ama Buharin'in "Hayat bizim haklı olduğumuzu gösterecektir" demesi gü­lünçtür. Ben haklı çıktım, çünkü daha 1915'te bu konuda şüyle yaz­dım:
"Savaşmaya hazırlanmak gerek, savaş kaçınılmazdır, geliyor, ge­lecek".*
Fakat barışı kabullenmek ve hemen şişinmemek gerekiyordu. Savaş geldiği için barışı daha da çok kabul etmek gerekliydi. Şimdi ise hiç olmazsa Petrograd'ın tahliyesini kolaylaştırıyoruz. Şimdiden ko-laylaştırdık. Bu bir olgudur. Troçki yoldaş ''Vinniçenko ile barış imza­lamayacağınıza söz verin" yeni talebini ileri sürdüğünde, diyorum ki, ben böyle bir yükümlülüğü asla üstlenmem. Kongre bu yükümlülüğü üstlenseydi, ne ben ne de başka bir düşüncedaşım bunun sorumluluğu­nu üstlenmezdik. Bu, açık bir manevra çizgisi izlemek yerine -burada geri çekilinir, mümkün olduğunda, bazen saldırılır-, kendi­ni biçimsel bir kararla tekrar tekrar bağlamak anlamına gelir. Bir sa­vaşta insan kendini asla biçimsel kararlarla bağlamamalıdır. Savaş ta­rihini bilmemek, anlaşmanın bir güç toplama aracı olduğunu bilme­mek gülünçtür. Prusya tarihine atıfta bulunmuştum. Bazıları gerçekten çocuk gibi şuna inanıyor: sözleşmeyi imzaladık, öyleyse kendimizi şeytana sattık, cehenneme düştük. Bu düpedüz gülünçtür, çünkü savaş· tarihi, yenilgiden sonra bir anlaşma imzalamanın bir güç toplama aracı olduğunu çok açık göstetiyor. Tarihte, savaşların birbiri ardına geldiği durumlar olmuştur. Bütün bunları unuttuk. Eski savaşın ... dönüştüğü-nü görüyoruz.* İsterseniz kendinizi biçimsel kararlarla ilelebet bağla­yın ve Sol Sosyal-Devrimcileri sorumlu görevlere getirin. Bunun so­rumluluğunu biz üstlenmeyiz. Burada en ufak bir bölüIJme isteği yok­tur. Yaşamın size ders vereceğinden eminim. 12 Mart'ta -yani birkaç gün içinde- elinize kapsamlı materyal geçecek. 

Troçki yoldaş bunun, sözcüğün tam anlamında ihanet olacağını söylüyor. Ben bunun çok yanlış bir görüş olduğunu iddia ediyorum. Bunu somut olarak göstermek için bir örnek vermek istiyorum. İki kişi yolda yürüyorlar. Üzerlerine on kişi saldırıyor. Biri mücadele ediyor, diğeri kaçıyor. Bu ihanettir. Fakat varsayalım ki her biri yüzer binlik iki ordunun karşısında beş ordu duruyor. Ordunun biri ikiyüzbin kişi tarafından kuşatılmıştır. Diğer ordu onun yardımına koşacak, fakat bi­liyor ki, diğer üçyüzbin kişi tam bir tuzak kuracak şekilde konuşlandı­rılmıştır. Bu durumda yardıma koşulabilir mi? Hayır, koşulamaz. Bu ihanet değildir, korkaklık değildir. Sayının basit çoğalımı tüm kavram­ları değiştirmiştir. Her asker bunu bilir. Burada önemli olan artık kendi şahsı değildir: böyle davranmakla, diğeri tutsak düşse de kendi ordumu koruyorum, onu yenileyeceğim, müttef"ıkleim var, bekleyeceğim,müttefiklerim yardımıma gelecektir. Sorun ancak böyle konabilir. Fa­kat askeri mülahazalar başkalarıyla karıştırılırsa, bundan lafazanlıktan başka bir şey çıkmaz. Politika böyle yapılmaz.

Troçki'nin önerisini neden kesinlikle kabul edemeyeceğimi ortaya koyduktan sonra -politika böyle yapılmaz-, Parti Kongremizde yoldaşların Uritski'nin fiilen sarıldığı lafazanlığa nasıl sırt çevirdiklerinin bir örneğini Radek in verdiğini söylemeliyim.

RKP(B) VII. Parti Kongresi'nde Savaş ve Barış Üzerine Rapor
8 Mart 1918


23Şubat'ta MK Alman Hükümetinin yeni önerilerini görüştü. Önerilerin kabulünü, Lenin, Stalin, Zinovyev, Stasova, Sverdlov, Sokolnikov, Smilga savundular. Bubnov, Uritstki , Buharin  ve Lenov karşı çıktılar. Troçki, Krestinski, Cerjinski ve Yotte çekimser kaldı.

Sol Komünistler gibi, Troçki de proletarya diktatörlüğünü ayakta tutmak için en büyük tavizlerin verilebileceğini reddediyordu.