16 Mart 2019

İLKESEL GÖRÜŞ AYRILIKLARI ÜZERİNE

BİR KEZ'DAHA SENDİKALAR, MEVCUT DURUM, TROÇKİ VE BUHARİN YOLDAŞLARIN HATALARI ÜZERİNE'

Lenin


Ne var ki esaslı ve derin ilkesel görüş aynlıkları varsa,  bize denebilirki , bunlar en sert ve en fraksiyoncu eylemleri dahi haklı çıkarmaz mı? Eğer söylenecek yeni ve henüz kavranmamış bir şey varsa, bu ba­zen bölünmeyi bile haklı çıkarmaz mı? 

Eğer görüş ayrılıklan gerçekten olağanüstü derinse ve Parti'nin ya da işçi sınıfının politikasının yanlış rotasını başka türlü düzeltmek mümkün değilse, elbette haklı çıkarır. 

Fakat işin püf noktası tam da şu ki, bu tür görüş aynlıkları burada yok. Troçki yoldaş bunları göstermeye çalıştı, fakat gösteremedi. Ve broşürünün çıkmasından önce (25 Aralık) koşullu olarak ya da uzlaş­tırıcı biçimde konuşmak mümkün -ve zorunlu- idiyse de ("anlaşıl­mamış yeni görevler olsa bile, görüş aynlıkları olsa bile soruna böyle yaklaşılmamalıdır"), bu broşür çıktıktan sonra şöyle demek zorunluy­du: Yeni olarak sunduğu şeyde Troçki yoldaş özde haksızdır. 

Bu en açık biçimde Troçki yoldaşın tezleri, V. Tüm-Rusya Sendi­kalar Konferansı (2-6 Kasım) tarafından kabul edilen Rudzutak'ın tez­leriyle karşılaştırıldığında görülür. Bunları 30 Aralık'taki konuşmam­da ve 21 Ocak tarihli "Pravda"da* aktardım. Bu tezler Troçki'nin tez­lerinden hem daha doğru, hem de daha tamdır. Troçki'nin tezlerinin Rudzutak'inkilerden ayrıldığı yerler, Troçki 'de yanlıştır. 

Önce, Buharin yoldaşın 7 Aralık tarihli MK kararına sokma ace­lesi gösterdiği ünlü "üretim demokrasisi"ni alalım. Bu beceriksiz ve entelektüelvari yapay ("süslü püslü") ifade bir konuşmada, ya da her­hangi bir makalede kullanılmış olsaydı, bu ifadeye mızmızlanıp dur­mak elbette gülünç olurdu. Fakat Troçki ve Buharin tezlerde kendile­rini tam da "platformlar"ını Rudzutak'ın sendika1arca kabul edilen tezlerinden ayıran bu ifade üzerinde ısrar ederek gülünç duruma düşür· müşlerdir!

* Bkz. elinizdeki cilt, s. 46 ve devamı, ve "Parti Krizi" adlı makale, s. 52 ve devamı

Bu ifade teorik olarak yanlıştır. (Sınıflar tamamen ortadan kaldı­rılmadığı, sınıfsız toplum kurulmadığı sürece kaçınılmaz olan) genel olarak her türlü siyasi üst yapı gibi her türlü demokrasi de son tahlilde üretime hizmet eder ve son tahlilde o toplumun üretim ilişkileri tara­fından belirlenir. O nedenle "üretim demokrasisi"ni tüm diğer demok­rasiden ayırmak hiçbir şey ifade etmez. Bu kafa karışıklığı ve boş laf­tır. Bu birincisi. 

İkincisi. Bu ifadenin Buharin tarafından kaleme alınan 7 Ara­lık 'taki MK Plenum kararında bizzat onun tarafından nasıl açıklandığı­na bakın. "Bu nedenle, diye yazıyor Buharin, işçi demokrasisinin yön­temleri üretim demokrasisinin yöntemleri olmalıdır. Bu demektir ki" - dikkat edin: "Bu demektir ki"! Buharin kitlelere yaptığı çağrıya ayrıca açıklamak gereken karışık bir ifadeyle başlıyor: görüşümce bu, demokrasinin bakış açısından gayri-demokratiktir; kitleler için ayrıca açıklama gerektirmeyen yeni ifadeler olmadan yazmak gerekir; "üre­tim" bakış açısından bu zararlıdır, çünkü gereksiz bir ifadeyi açıkla­mak için boşuna zaman harcamayı gerektirir - "bu demektir ki, bütün seçimler, aday göstermeler, adayların desteklenmesi vs. sadece siyasi kararlılık bakış açısıyla değil, aynı zamanda iktisadi yetenekler, idari erdem, örgütsel nitelikler ve emekçi kitlelerin maddi ve manevi çıkar­ları için pratikle sınanmış özene dayalı bakış açısıyla da yapılacaktır."

Açıkça zorlama ve yanlış bir değerlendirme. Demokrasi sadece "seçimler, aday gösterme ve adayların desteklenmesinden vs." demek değildir. Bu meselenin bir yanıdır. Öte yandan tüm seçimlerin siyasi kararlılık ve iktisadi yetenekler bakış açısıyla yapılması gerekmez. Troçki'nin düşüncesinin tersine milyonlarca üyeye sahip bir örgütte, belli bir oranda vekiller ve bürokratlar da olmak zorundadır (daha yıl­lar yılı iyi bürokratlar olmadan yapamayacağız). Fakat bu nedenle bir "vekiller'' ya da "bürokratlar" demokrasisinden sözetmiyoruz.

Üçüncüsü. Gözümüzü sadece seçilecek olanlara, örgütçülere, ida­recilere vs. dikmek yanlıştır. Ne de olsa bunlar sivrilmiş insanlardan oluşan bir azınlıktır. Gözümüzü sıradan insanlara, kitleye çevirmek zo­rundayız. Bu Rudzutak'ta sadece daha basit, anlaşılır değil, aynı za­manda teorik olarak da daha doğru ifade edilmiştir (Tez 6): 
" ... üretime katılan herkesin, yerine getirdiği üretim görevlerinin zorunluluğu ve yararlılığını kavraması; üretime katılan herkesin sadece yukarıdan verilen görevlerin yerine getirilmesine çalışmakla kalmayıp, aynı zamanda bilinçli bir şekilde üretim alanındaki bütün teknik ve ör­gutsel eksikliklerin giderilmesine katılması zorunludur." 
Dördüncüsü. "Üretim demokrasisi" yanlış yorumlara açık bir ifade­dir. Diktatörlüğün ve bireysel komutanın reddedilmesi anlamında anla­şılabilir. Olağan demokrasinin ertelenmesi ya da ona yan çizilmesi anla­mında yorumlanabilir. Her iki yorum da zararlıdır: bundan kaçınmak için ise ayrıca ve uzun yorumlarda bulunmak kaçınılmazdır. 

Aynı düşünceler Rudzutak'ta daha doğru ve basit bir şekilde anla­tılmıştır ve aynı zamanda tüm bu müşkülattan uzaktır. Ve Troçki 11 Ocak tarihli "Pravda"daki" "Üretim Demokrasisi" adlı makalesinde sadece bu yanlışlıkların ve müşkülatın varlığını inkar etmemekle kalmı­yor (kendi tezlerini Rudzutak'ınkilerle karşılaştırmayarak bu soruna tü­müyle yan çiziyor), bilakis "askeri demokrasi"yle paralellikler çizerek kendi ifadesindeki müşkülatı ve yanlışı dolaylı olarak onaylıyor. Neyse ki biz, anımsayabildiğim kadarıyla böyle bir ifade yüzünden hiçbir za­man fraksiyon çatışmasına başlamadık. 

Troçki 'nin "üretim atmosferi" kavramı daha da talihsiz bir kavram. Zinovyev haklı olarak bu kavramla alay etti. Troçki buna çok kızdı ve şu yanıtı verdi: 
"Bir savaş atmosferi vardı, bir cephe atmosferi vardı ... Şimdi işçi kitlesi içinde, sadece yüzeyde değil onun büyük çoğunluğu içinde bir üretim almosferi oluşmalıdır, yani cephelere karşı olduğu gibi üre­time karşı da aynı heyecan, aynı nesnel ilgi, aynı dikkat oluşmalıdır ... " 
Fakat tam da bunun için "işçi kitlesine, onun büyük çoğunluğu"na Rudzutak'ın tezlerinde yapıldığı gibi konuşmak ve başlarını sallayıp gülümsemelerine yolaçacak "üretim atmosferi" gibi sözcükler kullan­mamak gerekir. Aslında Troçki yoldaş "üretim atmosferi" kavramını kullanırken üretim propagandası kavramının ifade ettiği aynı düşünce­leri dile getiriyor. Fakat tam da işçi kitlesi için, onun büyük çoğunluğu için, üretim propagandasında bu tür kavramlardan kaçınmak gerekir; Bu kavram kitleler arasında üretim propagandasının nasıl yapılmama­sı gerektiğinin dikalasıdır. 

Devam
POLİTİKA VE EKONOMİ. DİYALEKTİK VE EKLEKTİZM