23 Şubat 2019

Kruşçev yalanları

PDF Halinde kitap

“XX. Y ü z y i l i n E n E t k î l İ K o n u ş m a s i ” ,

YA DA...

N.S. Hruşçov’un, 25 Şubat 1956 tarihinde toplanan Sovyetler Birliği Komünist Partisi XX. Kongresinde sunduğu “gizli rapor”un 50. yıl dönümü, önceden kolaylıkla tahmin edilebilir yankılara ve yorumlara yol açtı. Londra gazetesi “Telegraph”, raporu “XX. yüz­ yılın en etkili konuşması” olarak tanımlamıştı. Hruşçov biyografisiyle 2004 Pulitzer ödülünü kazanan William Taubntan ise, aynı gün “New York Times” gazetesinde yayınlanan makalesinde bu konuşmanın “ dikkate alınması gereken”, “ önemli bir olay” olarak tarihe geçeceğini yazmıştı.

Geçenlerde, aklıma Hruşçov’un “gizli rapor’ unu -oldukça uzun bir aradan sonra - yeniden okumak geldi. Raporu okurken pek çok gariplik dikkatimi çekti. John Arch Getty de çok önemli eseri “ Kapsamlı Tasfiyelerin Kökenleri’nde benzer bir şeye dikkat çekmişti: Hruşçov ’un ifadelerindeki tu tarsızlıklardan biri de Yejov’un yerine açıkça Beriya’nın hedef tahtasına oturtulması­dır. Raporda Yejov’un ismi nadiren geçerken Beriya’ya karşı çok sayıda cinayet ve baskı gibi suçlamalarda bulunulmuş. Halbuki 1938’e kadar parti bölge sekreterliği görevinde Yejov vardı. Ayrıca 1938 yılında Yejov’un yerine bu göreve Beriya geldikten sonra polis terörünün kesinlikle azaldığına dair raporlar var. Hruşçov ’un kendi raporunda hiç utanmadan Yejov’u Beriya’yla değiştirmesi nasıl mümkün olabilir? Bunu nasıl örtbas edebilir? Hruşçov ile Beriya’n ın idam edildiği dönemin yöneticilerin in yürüttüğü kampanyanın sonucu olarak, Beriya kısa bir süre önce günah keçisi ilan edildi. Ve Beriya’nın ismin in açıkça taktiksel amaç­larla kullanılması Hruşçov’un diğer ifadelerinin doğru luğuna da kesinlikle gölge düşürüyor (bu konuya ayrıntılı olarak değin­dim -G.F.).

Kısacası, bir zamanlar Sovyet arşivlerinde kapalı tutulan ve artık kapıları tarihçiler için hafifçe aralan an belgelere dayanarak Hruşçov’un raporunda sadece Stalin’e yönelik asılsız “suçlamalar”olmad ığını düşünmeye başladım. 

Gerçekten de başka şeyler bulmayı başardım . “Gizli rapor”da dile getirilen ve Stalin ya da Beriya’yı doğrudan “suçlayan” iddia­ların bir teki bile doğru çıkmadı. Daha kesin söylemek gerekirse: D oğrulukları araştırılan tüm iddiaların ortak bir yanlışı ortaya çıktı. Ortaya çıkan sonuçlara göre, H ruşçov’un konuşmasında Stalin ve Beriya hakkında söyledikleri arasında doğru olduğu kanıtlanabilecek hiçbir şey yoktu. “Gizli rapor’un tamamı bu tür tahrifatlarla örülmüştü. Ve bu rapor, Taubman’ın Hruşçov’u öve­rek göklere çıkardığı “kahramanlık ” raporuydu. (Tabii ki Pulitzer ödülü sahibi bu yazar, “New Tork Times” gazetesinde Hruşçov ra­porunun yıl dönümü vesilesiyle kaleme aldığı makalesindeki ken­dine has (az am a öz) uydurma ifadelerden dolayı ayrı bir yeri hak ediyor’).

Araştırmamın, Hruşçov’un “suçlamalarının ” sadece dörtte bi­rinin ya da dörtte birine yakınının bile doğru olmadığını ortaya koyması, şaşkınlığa ve bu araştırmaya kuşkuyla bakılmasına ne­den olurdu. Ama içimi kemiregelmiş olan ve kafama Hâlâ takılan şey şu:

XX. yüzyılın (belki de tüm zam anların!) “en etkili konuşması” yoksa bir kandırmacanın mı ürünüydü? Bu düşünce tek başına ele alındığında son derece saçma görünebilir. Aslında bu mesele sadece kendi içinde değil, ortaya çıkardığı sonuçları açısından da öyle görünebilir. Benim vardığım sonuçların izini sürerek mazide kalan Sovyetler Birliğini, Komintern’i ve hatta dünya tarihini “sı­fırdan başlayarak” yeniden gözden geçirmek isteyen biri çıkar mı? Hele ki, yazar tarihsel olduğunu iddia ettiği yalanlarla hayatını kazanıyor, gerçekleri gizliyor ve Hruşçov’u hiç hak etm ediği halde suçlu çıkarmak için kendi inisiyatifle tahrifat yapıyor diye sun­mak gibi daha kolay bir yol varken. Böyle bir yaklaşım araştırma­larım ın sonuçlarının hiç dokunulmadan bir kenara bırakılması­na neden olabilir ve sorun böylece kendiliğinden ortadan kalkar.

Ama şöyle bir durum da var ki, bu satırların yazarı, Stalin’in karakterine karşı eleştirel bir tavra sahipken Stalin’in on yıllar­ca liderlik ettiği uluslararası komünist harekete sempati duyuyor. Bir araştırmacı, kendi politik görüşlerine tastamam uygun düşen sonuçlara varırsa yapılabilecek en akılcı şey, bu araştırmacının en azından yeterince nesnel davranmadığından şüphelenmektir. Bu nedenle, H ruşçov’un Stalin ve Beriya hakkındaki “suçlamala­rı” hakkında yaptığım bilimsel çalışmaların sadece yüzde yirmi beşi bile kesin bir şekilde yanlışlanabilse daha huzurlu olurdum . Ama, daha önce de belirttiğim gibi, Hruşçov’un “suçlamaları” fi­ilen gerçekleri yansıtmadığı için bunların yanlışlığını ortaya çı­karmak bir bilim adamı olarak sırtıma sıradan olaylardan daha ağır bir yük bindiriyor. Bu yüzden okuyucunun, konunun biraz alışılmadık bir biçim de ele alınmasına anlayış göstermesini ümit ediyorum .

Kitap iki bağımsız ama bir şekilde kesişen kışıma ayrıldı.

Birinci kısım da (1-9. bölüm ler) H ruşçov’un rapordaki “suç­lamalarının” özü olarak değerlendirilm esi gereken savlar, parça parça veriliyor. Yazarın uzun çabalarla bu savlardan altmış birini seçip ayırdığını belirtelim. Rapordaki “suçlayıcı” ifadelerden her biri, tarihsel kanıtların süzgecinden geçirildikten sonra, “gizli rapor”daıı alıntılanarak sunuldu ve bu ifadelerin büyük bir ço­ğunluğu birincil kaynaktan, ufak bir bölümü ise başka kaynak­lardan alıntılandı. Yazar mevcut kanıtların en sağlamlarını kul­lanıp sunmayı kendine görev bildi; bu kanıtlar, Hruşçov’un XX. Kongrenin “kapalı o turum”u nda yaptığı konuşmanın, yanlış yansıtıldığının kanıtlanması için çoğunlukla Rus arşivlerinden .edinildi.

Kitabın ikinci kışım ı (10 - 12. bölüm ler) metodolojik karakte­re sahip sorulara ve kendi yaptığını çalışmalardan çıkan sonuçla­ra ayrıldı. Hruşçov’a atfedilen sahte raporda kullanılan yöntem in özelliklerine ve isimleri “gizli konuşma”da geçen parti yöneticile­ri hakkındaki iadei itibar belgelerinin incelenmesine özel bir dik­kat gösterildi.

Gösterilen kaynaklar hakkında da birkaç söz söylemek gerek. Yazar, mümkün olan yerlere koyduğu geleneksel dipnotların yanı sıra internette tamamen ya da kısmen bulunabilecek kaynakları da göstermeye çalıştı. Bu kaynakların hepsi, kitabın Rusça versi­yonu üzerindeki çalışmanın bittiği tarihe kadar incelenmeye mü­sait durum daydı.

Son olarak, kitabın basım dan önceki taslaklarını okuyan ve yorumlayan Birleşik Devletler ve Rusya’daki meslektaşlarıma teşekkür etmek istiyorum. Tabii ki, kitapta hâlâ rastlanabilecek eksiklikler konusunda hiçbir sorumlulukları yok. Yazar, bu araş­tırma hakkında düşünceleri ve yorum lan için okuyucularına minnettar kalacaktır.

G ro v e r Furr 
Ekim 2006
e-posta: jurrg_nj@fastmail.frn

Çeviri ; Tansu Akgün