Header Ads

Header ADS

EKİM DEVRİMİ VE ORTA TABAKA SORUNU

J. V. Stalin

November 7, 1923
Works, Vol. 5, 1921 - 1923

Orta tabakalar sorunu, hiç şüphe bırakmayacak şekilde, işçi devriminin temel sorunlarından birisidir. Orta tabakalar köylülük ve küçük kent emekçi insanlarıdır. Onda dokuzu orta tabakalardan oluşan ezilen ulusları da buna eklemek gerekir. Gördüğünüz gibi bunlar, onları ekonomik yapılarının proletarya ile kapitalist sınıfı arasına yerleştirdiği tabakadır. Bu tabakanın ilgili önemi, iki koşullar tarafından belirlenir: Birincisi, bu tabakalar, var olan devletlerin nüfusunun çoğunluğunu ya da her durumda nüfusun geniş bir azınlığını oluştururlar; İkincisi, bunlar kapitalist sınıfın proletaryaya karşı ordusuna asker sağladığı önemli kaynağı oluştururlar. Proletarya, özellikle bizim Cumhuriyetler Birliğimiz gibi bir ülkede, orta tabakanın ve temel olarak köylülüğün sempati ve desteğini kazanmadan iktidarı elinde tutamaz. Bu tabakalar en azından tarafsızlaştırılamazlarsa, kapitalist sınıftan kopmayı beceremezlerse, ve çoğunluğu hala sermayenin ordusuna hizmet ediyorlarsa, proletarya iktidarı eline geçirmeyi bile ciddi olarak düşünemez. Bu nedenle, orta tabakalar için mücadele, köylülük için mücadele, , hala tamamlanmaktan  uzak olan , ve gelecekte de devam edecek mücadelenin, 1905’ten 1917’ye kadar bütün devrimimizin en bariz karakteri olmuştur. 

Fransa’daki 1848 Devriminin yenilgi nedenlerinden birisi, onun Fransız köylülüğü arasında (devrime) sempatik yanıt uyandırmayı sağlayamamalarıdır. Paris Komününün düşmesinin nedenlerinden birisi, orta tabakanın, özellikle köylülüğün muhalefeti ile karşılaşmasıdır. Aynı şey, 1905 Rus Devrimi için de söylenebilir.

Kendilerini Avrupa devrimlerinin deneyimlerine bağlayarak, Kautsky önderliğinde ki, bazı kaba Marksistler, orta tabaka, özellikle köylülük, işçi devriminin doğuştan düşmanlarıdır, bu nedenle de, sonucunda proletaryanın ulusun çoğunluğunu oluşturacağı ve bu nedenle, işçi devriminin zaferi için uygun şartların yaratılmış olacağı daha uzun süreli bir gelişmeyi hesaba katmanın gerekliliği sonucuna ulaştılar.

Bu sonuç temelinde, bu kaba Marksistler, proletaryayı "erken doğumlu"-zamansız bir devrime karşı uyardılar. Bu sonuç temelinde, "ilkenin motivasyonu" nedeniyle, orta tabakayı tamamen sermayenin kullanımına-emrine terk ettiler. Bu sonuç temelinde, Rusya’da proletaryanın azınlığı oluşturduğu , Rusya’nın bir köylü ülkesi olduğu, ve bu nedenle Rusya'da muzaffer bir işçi devriminin olanaksız olduğu temelinde, Rusya’daki Ekim Devrimi’nin çökeceği kehanetinde bulundular.

İşaret etmeye değer ki, Marx ın kendisi, orta tabakalar ve özellikle köylülüğün tamamıyle başka bir değerlendirmesine sahipti. Vulgar Marksistler köylülüğü ellerinden atıp, "ilkesel tutarlılıkları"yla yüksek sesle böbürlenerek köylülüğü tamamen burjuvazinin siyasi kullanımına bırakırken, bütün Marksistler in ilkelerine en sadık olan Marx, ısrarla komünist partisine köylülüğü gözden kaçırmamayı, onu proletarya saflarına kazanmayı ve gelecekteki proleter devrim de onun desteğinin sağlanmasından emin olmayı öğütlüyordu. 

Bilindiği gibi, Marx 50’lerde, Şubat Devrimi’nin Fransa ve Almanya’da yenilgisinden sonra, Engels’e ve onun aracılığıyla Almanya komünist partisine yazdığını biliyoruz: 
Almanya’da her şey proleter devriminin "Köylü Savaşı"nın ikinci bir yayınıyla desteklenme "olasılığına bağlı olacaktır."1 
Bu, proletaryanın küçük bir azınlık oluşturduğu, proletaryanın 1917 Rusyasında dan daha az örgütlü olduğu,ve  köylülüğün, durumu nedeniyle, proleter devrimi destekleme konusunda, 1917 Rusyasında olduğundan daha az hazır olduğu 50’lerin Almanya’sı hakkında yazılmıştı.

Şüphesiz ki, Ekim Devrimi, tüm "yüksek ilkeli" gevezeliklere rağmen, Marx’ın yazdığı "köylü savaşı" ve bir "proleter devrim "in mutlu bileşimini temsil etti.

Ekim Devrimi bu bileşimin mümkün olduğunu ve gerçekleştirilebilirliğini kanıtladı. Ekim Devrim i, eğer orta tabakayı özellikle köylülüğü kapitalist sınıftan kendine çekmeyi başarırsa, ve eğer  bu tabakaları sermayenin yedeğinden proletaryanın yedeğine dönüştürmeyi başarabilirse, proletaryanın iktidarı ele geçirebileceğini ve muhafaza edebileceğini kanıtladı.. 

Kısacası: Ekim Devrimi, orta tabaka ve özellikle köylülük sorununu ön plana çıkaran, ve II. Enternasyonal kahramanlarının bütün "teori"lerine ve yakınmalarına rağmen bu sorunu başarıyla çözen tüm dünya devrimlerinin ilkiydi.

Eğer bu bağlamda (meziyet-başarı) erdemden bir söz edilebilirse, bu, Ekim Devrimi’nin ilk (meziyeti) erdemidir. 

Ama başarı orada kalmadı. Ekim Devrimi, ezilen ulusları proletaryanın çevresinde toplamaya çalışarak daha da ileriye gitti. Bu ulusların nüfusunun onda dokuzunun köylülerden ve küçük kent emekçi insanlarından oluştuğunu yukarda söylemiştik. Ancak bu "ezilen ulus" kavramını bitirmez (tamamlamaz). Ezilen uluslar sadece köylülük ve kentin emekçi nüfusu olarak değil, ulus olarak da, yani, belirli bir milliyete mensup, belirli bir dili, kültürü, belirli yaşam tarzı, adetleri ve gelenekleri olan emekçiler olarak da ezilirler. 

Bu ikili baskı, ezilen ulusların emekçi kitlelerin devrimcileştirmesine yardımcı olmaz, onları baskının temel gücüne karşı savaşıma, sermayeye karşı savaşıma çekmeye yardım edemez.(Rusçadan İngilizceye  Çevirisinde, ya da internete uygulanmasında kesinlikle bir yanlışlık olması gerek. Sözler ya "tek başına...bu olgu..yardım edemez"", ya da ""yardım etmekten başka bir etkisi olamaz" anlamında olması gerekir. EA)

Bu durum, "proleter devrimi" sadece "köylü savaşı" ile değil, aynı zamanda "ulusal savaş" ile de birleştirerek proletaryanın başarısının temelini şekillendirdi. Bütün bunlar, proleter devrimin eyleminin etki alanını Rusya sınırlarının çok ötesine yayılması ve sermayenin  derin  kaynaklarını tehlikeye sokmakta başarısız kılamazdı. 

Egemen ulusun orta tabakası için savaşım, sermayenin ilk kaynağı için savaşım ise, ezilen ulusların kurtuluşu için savaşım da, zorunlu olarak, sermayenin bazı kaynaklarını (orta tabakaları) kazanma mücadelesi ne dönüşmeyi engelleyemez, bunların en derini, sömürge ve tüm haklarına sahip olmayan halkların sermayenin boyunduruğundan kurtarma savaşımıdır. Bu sonraki savaşım bitmiş olmaktan çok uzaktır.Hatta henüz ilk belirleyici başarılara bile elde edememiştir.Ama derin cephe gerisindeki kaynaklar için bu savaşım Ekim Devrimi tarafından başlatıldı ve emperyalizmin daha da  gelişmesi, Cumhuriyetler Birliğimizin gücü artması, ve Batı’da proleter devrim gelişmesiyle kuşkusuz adım adım yayılacaktır. 

Kısacası: Ekim Devrimi, ezilen ve eşit olmayan ülkelerin halk yığınları biçimindeki sermayenin kaynakları için mücadeleyi başlattı, bu kaynakların kazanılması uğruna savaşım bayrağını ilk o yükseltti . Bu, onun ikinci (meziyeti, erdemi, kazanımı) başarısıdır.

Ülkemizde köylülüğün saflara kazanılması, sosyalizm bayrağı altında gerçekleşti. Köylü toprağı proletaryanın elinde aldı, toprak ağalarını proletaryanın yardımı ile yendi, ve iktidara proletaryanın önderliğinde yükseldi; sonuç olarak kendi kurtuluş sürecinin proletaryanın bayrağı altında, onun kızıl bayrağı altında ilerlediği ve bunun devam edeceğini hissetmek, kavramak zorundaydı. Önceden köylülere umacı olan sosyalizm bayrağı, köylülüğün dikkatini kazanan ve onun ezilmişlikten, yoksulluktan ve baskıdan kurtulmasına yardım eden bir bayrak haline dönüştürmekten başka sonuç getiremezdi . 

Aynı şey, ama daha büyük ölçüde, ezilen uluslar için geçerlidir. Ulusların kurtuluşu için savaş-çağrısı, Finlandiya'nın kurtuluşu, İran ve Çin’den askerlerin geri çekilişi, Cumhuriyetler' Birliği’nin oluşturulmsı, Türkiye, Çin, Hindistan, Mısır halklarına manevi yardımın açıkça yapılması -  bu savaş-çağrısı, ilk kez, Ekim Devriminde muzaffer olan insanlardan tarafından seslendirildi. Önceden, ezilen ulusların gözünde baskının simgesi olan Rusya’nın, şimdi, sosyalist olduktan sonra, kurtuluşun bir simgesine dönüşmüş olması gerçeği, bir tesadüf olarak açıklanamaz.

Aynı şekilde, Ekim Devrimi’nin önderinin adının, Lenin yoldaşın adının, bugün sömürge ve eşit olmayan ülkelerin ayaklar altına alınmış ve ezilmiş köylüleri, ve devrimci aydınları tarafından en sevilen isim olarak  açıklanması da bir tesadüf değildir.

Geçmişte Hıristiyanlık, geniş Roma İmparatorluğu’nun ayaklar altına alınan ve ezilen köleleri tarafından kurtuluşunun bir kayası olarak görülmüştü. Şimdi  sosyalizmin, emperyalizmin geniş sömürge devletlerinin sakinlerini oluşturan milyonlarca insanın kurtuluş bayrağı haline geleceği noktaya ulaşıyoruz  (ve zaten başladı!).

Bu durum un, sosyalizme karşı ön yargılarla savaşımı büyük ölçüde kolaylaştırdığı, ve sosyalist düşüncelerin ezilen ülkelerin en kuytu köşelerine kadar yolu açtığından hiç bir kuşku duyulamaz.

Eskiden, bir sosyalistin, ezilen ya da ezen ülkelerin proleter olmayan, orta tabakaların önüne açıkça  çıkması zordu, ama bugün o, açıkça (bunların karşısına) çıkabilir ve bu tabakalar arasında sosyalizmin düşüncesinin propagandasını yapabilir ve sözlerinin dinleneceğini, ve hatta önemseneceğini bekleyebilir,  çünkü onun Ekim Devrimi gibi böylesine ikna edici  desteği olan bir argümanı var.  Bu da Ekim Devrimi nin bir sonucudur. 

Kısacası: Ekim Devrimi, tüm ulusların ve ırkların orta, proleter olmayan, köylü tabakalarına sosyalist fikirlerin yolunu açtı; o sosyalizm in bayrağını onlar arasında popüler bir bayrak yaptı. 

Ekim Devriminin üçüncü (meziyet-başarı) erdemi budur. 


Pravda, No. 253, November 7, 1923

Not
1 Stalin yukarda Marks ın Nisan 16, 1856 da Engels e mektubundan alıntı yapıyor.
"kaynak " , "yedek güç", orta tabaka grupları anlamında

Çeviri
Erdoğan A
29 Kasim 2018
Kaynak
Blogger tarafından desteklenmektedir.