30 Ağustos 2018

Dünya Devrimi nin başlangıcı ve ön Koşulu olarak Ekim Devrimi

Stalin
“The October Revolution and the Tactics of the Russian Communists” (1924).
Devrimin belli başlı Avrupa ülkelerinde aynı anda zaferi evrensel teorisini, tek ülkede sosyalizmin zaferinin olanaksızlığı teorisinin yapay, yaşayamaz bir teori olduğunun görüldüğünden kuşku duyulamaz. Rusya'daki proletarya devriminin yedi yıllık tarihi, bu teorinin lehine değil, aleyhine tanıklık etmektedir. Bu teori, yalnızca dünya devriminin gelişme şeması olarak kabul edilemez olmakla kalmamaktadır, çünkü apaçık olgularla çelişme içinde bulunmaktadır.

Bu teori, şiar olarak daha da kabul edilemezdir, çünkü belli tarihsel koşulların sonucu olarak sermayenin cephesini kendi başına yarma olanağını elde eden tek tek ülkelerin inisiyatifini geliştirecek yerde kösteklemektedir; çünkü tek tek ülkelerde sermayeye karşı aktif saldırıyı teşvik edecek yerde, "genel kesin sonuç" anını pasif bir şekilde beklemeye sevketmektedir; çünkü tek tek ülkelerin proleterleri arasında devrimci kararlılık ruhunu değil, Hamlet'vari kuşku ruhunu geliştirmektedir — "ya onlar bizi ortada bırakırsa?" Lenin, proletaryanın tek ülkede zaferinin "tipik durum" olduğunu, "bir dizi ülkede eşzamanlı devrim"in ise ancak "ender bir istisna" olabileceğini söylerken kesinlikle haklıdır. (Bkz. Lenin, Bütün Eserler, C. 23, s. 452.)

Ama bilindiği gibi, Lenin'in devrim teorisi, kendini sorunun yalnızca bu yanıyla sınırlamaz. O aynı zamanda dünya devriminin gelişmesinin de teorisidir.Tek ülkede sosyalizmin zaferi, tek başına alınan bir görev değildir. Muzaffer ülkenin devrimi kendini, kendi kendine yeten bir büyüklük olarak değil, tersine tüm ülkelerde proletaryanın zaferinin hızlandırılması için    dayanak, araç olarak görmelidir. Çünkü tek    ülkede —bu durumda Rusya'da— devrimin zaferi,sadece, emperyalizmin eşitsiz gelişmesinin ve ilerleyen çürümesinin ürünü değildir. O aynı zamanda dünya devriminin başlangıcı ve önkoşuludur.

Kuşkusuz, dünya devriminin gelişme yolları, eskiden, tek ülkede devrimin zaferinden önce, "sosyalist devrimin arifesi" olan gelişmiş emperyalizmin ortaya çıkmasından önce gözükmüş olduğu kadar basit değildir. Çünkü yeni bir faktör —gelişmiş emperyalizm koşulları altında işleyen, kapitalist ülkelerin eşitsiz gelişmesi yasası; askeri çatışmaların kaçınılmazlığına, sermayenin dünya cephesinin genel zayıflamasına ve tek tek ülkelerde sosyalizmin zaferi olanağına tanıklık eden bir yasa— ortaya çıkmıştır. Çünkü yeni bir faktör —Batı ile Doğu arasında, dünyanın mali bakımdan sömürülmesinin merkezi ile sömürgesel baskının arenaları arasında uzanan Sovyet ülkesi; sırf varlığı ile tüm dünyayı devrimcileştiren bir ülke— ortaya çıkmıştır.

Tüm bunlar, dünya devriminin gelişme yolları incelenirken, mut-laka hesaba katılmak zorunda olan faktörlerdir (diğer, daha az önemli olan faktörlerden burada söz etmiyorum).

Eskiden genellikle, devrimin gelişmesinin, ilk başta en gelişmiş, "ileri" ülkelerdeki sosyalizm unsurlarının eşit biçimde "olgunlaşması" şeklinde olacağına inanılırdı. Şimdi bu görüş özsel değişikliklere uğramak zorundadır.

"Şimdi öyle bir uluslararası ilişkiler sistemi ortaya çıkmıştır ki", diyor Lenin, "Avrupa'da bir devlet, yani Almanya, galip devletler tarafından boyunduruk altına alınmıştır. Ayrıca bir dizi devlet, üstelik de Batı'daki en eski devletler, zaferlerinin sonucu olarak, kendilerini, bu zaferden kendi ezilen sınıflarına bir dizi önemsiz ödünler; bu ülkelerdeki devrimci hareketi ne de olsa sürüncemede bırakan ve bir tür'sosyal barış' yaratan ödünler vermek için yararlanmak durumunda bulmaktadırlar.

Aynı zamanda, tam bir dizi ülke: Doğu, Hindistan, Çin, vb., tam da son emperyalist savaşın sonucu olarak, kesin olarak eski yoldan çıkarılmışlardır. Onların gelişmesi kesin olarak genel-Avrupai kapita-list doğrultuyu tutmuştur. Bu ülkelerde, tüm Avrupa'da olan aynı mayalanma başlamıştır. fiimdi şunu tüm dünya açıkça görmektedir ki, bu ülkeler, zorunlu olarak tüm dünya kapitalizminin bir bunalımına
götürecek olan bir gelişme sürecine çekilmişlerdir.

Bunun sonucu olarak ve bununla bağlantı içinde, "Batı Avrupa'daki kapitalist ülkeler, sosyalizme gelişmelerini… eskiden beklediğimiz şekilde tamamlamayacaklardır. Onlar bunu, sosyalizmin bu ülkelerde eşit şekilde 'olgunlaşması' yoluyla değil, tersine, bir devletin diğerleri tarafından sömürülmesi yoluyla, emperyalist savaşta yenik düşen ilk devletin sömürülmesi ile birlikte tüm Doğu'nun sömürülmesi yoluyla tamamlamaktadırlar. Öte yandan Doğu, tam da bu ilk emperyalist savaşın sonucu olarak, devrimci hareketin içine kesinlikle girmiş, dünya devrimci hareketinin genel girdabına kesinlikle, çekilmiştir." (Bkz. Lenin, Seçme Eserler, C. 9, s. 432-433

Eğer buna, yalnızca yenik düşen ülkelerin ve sömürgelerin galip ülkeler tarafından sömürüldüğü değil, galip ülkelerin bir kısmının da en güçlü galip ülkelerin, Amerika ve İngiltere'nin, mali sömürü alanı içine girdiği olgusunu; tüm bu ülkeler arasındaki çelişkilerin, dünya emperyalizminin parçalanmasının oldukça önemli bir faktörünü oluşturduğunu; bu çelişkiler dışında, bu ülkelerin her birinde en derin çelişkilerin bulunduğunu ve gelişmekte olduğunu; tüm bu çelişkilerin, bu ülkelerin yanısıra büyük Sovyetler Cumhuriyeti'nin var olması olgusuyla daha da derinleşmekte ve daha da keskinleşmekte olduğu eklendiğinde — tüm bunlar gözönünde bulundurulduğunda, o zaman uluslararası durumun özgün tablosu aşağı yukarı tamamlanacaktır.

Dünya devriminin, bir dizi yeni ülkenin emperyalist devletler sisteminden devrimci ayrılma yoluyla gelişmesi en olasıdır; bu arada bu ülkelerin proleterleri, emperyalist devletlerin proletaryası tarafından desteklenecektir.İlk ayrılan ülkenin, ilk muzaffer ülkenin, daha şimdiden, diğer ülkelerin işçileri ve emekçi kitleleri tarafından desteklendiğini görüyoruz. Bu destek olmadan bu ülke ayakta kalamazdı. Hiç kuşkusuz, bu destek güçlenecek ve artacaktır. Ama hiç kuşku yok ki, ilk muzaffer ülkede sosyalizm ne kadar eksiksiz bir şekilde pekiştirilirse, bu ülke ne kadar hızlı bir şekilde dünya devri-minin daha da geliştirilmesi için bir üs haline, emperyalizmi daha da parçalamanın kaldıracı haline dönüşürse, dünya devriminin gelişmesi, bir dizi ülkenin emperyalizmden ayrılması süreci o kadar hızlı ve tam olacaktır.,

Kendini kurtaran ilk ülkede, sosyalizmin nihai zaferinin, birden fazla ülkenin proleterlerinin ortak çabaları olmaksızın imkansız olduğu önermesi doğru ise, aynı şekilde, ilk sosyalist ülke tarafından tüm diğer ülkelerin işçilerine ve emekçi kitlelerine verilen destek ne kadar etkin ise, dünya devriminin bir o kadar daha hızlı ve tam gelişeceği de doğrudur.

Bu destek ifadesini ne de bulmalıdır?

Birinci olarak, muzaffer ülkenin, "devrimin bütün ülkelerde geliştirilmesi, desteklenmesi, körüklenmesi, için tek ülkede yapabilecek şeyin en fazlasını yapmasında" ifadesini bulmalıdır (Bkz. Lenin, Bütün Eserler, C. 23, s. 497. Rusça

İkinci olarak, bir ülkenin "muzaffer proletaryasının", "kapitalistleri mülksüzleştirdikten ve kendi ülkesinde sosyalist üretimi örgütledikten sonra kendini diğer, kapitalist dünyanın karşı koyması ve diğer ülkelerin ezilen sınıflarını kendi yanına çekip, onlarda kapitalistlere karşı ayaklanmayı körüklemesi ve gerektiğinde sömürücü sınıflara ve onların devletine hatta silah zoruyla bile harekete geçmesinde" ifadesini bulmalıdır. (Bkz. Lenin, Seçme Eserler, C. 5, s. 134

Muzaffer ülkenin desteğinin karakteristik özelliği, yalnızca diğer ülkelerde proleterlerin zaferini hızlandırmasında değil, ama aynı zamanda, bu zaferi kolaylaştırması sayesinde, aynı zamanda ilk mu-
zaffer ülkede sosyalizmin nihai zaferini sağlama almasında yatmaktadır.

Dünya devriminin gelişme seyri içinde, tek tek kapitalist ülkeler biçiminde emperyalizmin merkezlerinin ve tüm dünyada bu ülkelerin sisteminin yanısıra, tek tek Sovyet ülkeleri biçiminde sosyalizmin merkezlerinin ve tüm dünyada bu merkezlerin bir sisteminin ortaya çıkması en olasıdır; ve bu iki sistem arasındaki mücadele, dünya devriminin gelişme tarihini dolduracaktır.

Çünkü, diyor Lenin, "sosyalizmde ulusların özgür birleşmesi, sosyalist cumhuriyetlerin geri kalmış devletlere karşı az çok uzun süren ve inatçı bir mücadelesi olmaksızın olanaksızdır." (Aynı yerde, s. 135)

Ekim Devrimi'nin dünya çapındaki tarihsel önemi, onun yalnızca, bir tek ülkenin emperyalizmin sistemini yarma büyük inisiyatifinden çıkmasında ve emperyalist ülkeler okyanusunda sosyalizmin ilk anayurdu olmasında değil, ama aynı zamanda dünya devriminin ilk aşamasını ve dünya devriminin daha da geliştirilmesi için güçlü bir üs oluşturmasında yatmaktadır.

Bu nedenle, Ekim Devrimi'nin uluslararası karakterini unutan ve tek ülkede devrimin zaferini saf ulusal ve salt ulusal bir görüngü olarak gösterenler yanılmıyor yalnızca. Ekim Devrimi'nin uluslararası karakterini akılda tutan, ve fakat bu devrimi pasif birşey olarak, sadece dışardan yardım almak zorunda olan birşey olarak görme eğiliminde olanlar da yanılıyor. Gerçekte, yalnızca Ekim Devrimi diğer ülkelerdeki devrimin desteğine ihtiyaç duymakla kalmamakta, ama aynı zamanda bu ülkelerdeki devrim de, dünya emperyalizmini yıkma davasını hızlandırmak ve ilerletmek için Ekim Devrimi'nin desteğine ihtiyaç duymaktadır.

17 Aralık 1924
Stalin, “The October Revolution and the Tactics of the Russian Communists” (1924).as a Preface to the book On the Road to October;
Problems of Leninism