29 Nisan 2018

YENİ GÖREVLER VE YENİ GÜÇLER

V. I. LENlN

[...] Halk hareketi daha çok yayıldıkça, çeşitli sınıfların gerçek doğası öylesine daha çok açığa çıkıyor; sınıfa önderlik yapmak, olayların ardından sürüklenme yerine onun örgütçüsü olmak yolunda partinin görevi öylesine ivedilik kazanmaktadır.

Her yerde, her türden devrimci kendinden etkinlik geliştikçe, raboçedelslerin yeni iskracılar tarafından papağan gibi istekle yinelenen sözde kendinden etkinliğe ilişkin sözlerinin kofluğu ve boşluğu daha belirgin hale gelecek, sosyal-demokrat kendinden etkinliğin önemi daha çok ortaya çıkacak, olayların devrimci girişkenliğimize yönelttiği istemler daha çok olacaktır. Toplumsal hareketin sayıca durmadan artan yeni akımları genişledikçe, bu akımlara yeni bir ırmak yatağı yaratmasını bilen güçlü bir sosyal-demokrat örgüt daha önemli olacaktır. Bizden bağımsız olarak işleyen propaganda ve ajitasyon, bize ne kadar çok yararlıysa, işçi sınıfının burjuva demokrasiye karşı bağımsızlığım korumak için sosyal-demokratların yapacağı örgütlü önderlik öylesine daha önemlidir.

Sosyal-demokrasi için devrimci bir çağ, bir ordu için savaş zamanı ne ise odur. Ordumuzun kadrolarının genişletilmesi zorunludur, bu kadrolar barıştaki gücünden savaştaki gücüne dönüştürülmelidir, yedekler toplanmalıdır, izinliler sancak altına geri çağrılmalıdır, yeni yardımcı birlikler, birlik bölükleri ve geri hizmetler kurulmalıdır. Savaşta birliklerin iyi yetişmiş daha çok sayıda askerlerle doldurulmasının, her adımda sıradan askerlerin yerine subayların konmasının, askerlerin subaylığa yükseltilmesine hızla ve basit yoldan girişmenin kaçınılmaz ve zorunlu olduğunu unutmamalıdır.

Benzetmelerde bulunmadan söylersek, halkın devrimci enerjisinin yüz kat güçlenmiş akımına da hiç değilse bir ölçüde ayak uydurabilmek için, tüm parti örgütlerinin ve partiye yakın olan tüm örgütlerin sayısını çok artırmak gereklidir.

Elbette bu, sürekli yetiştirme ve marksizmin bilgilerini sistematik biçimde öğretmenin arka plana itilmesi anlamına gelmez. Kesinlikle gelmez; ama yetişmemiş kişileri tıpkı bizim anladığımız gibi, tamamıyla bizim anlamımızda öğretimden geçiren savaş eylemlerinin yetiştirme ve öğretme bakımından şimdi çok daha önemli olduğunu unutmamalıdır.

Marksizme olan "doktrin" bağlılığımızın, şimdi, devrimci olayların akışının her yerde yığına gözlem yoluyla yapılan dersi vermesi ve bütün bu ders saatlerinin asıl bizim dogmamızı onaylaması yoluyla pekişeceğini unutmamalıdır. Dogmadan vazgeçmeden, bulanık düşünceli aydın takımına ve devrimci boş kafalılara karşı kuşkulu ve şüpheci tutumumuzu gevşetmekten sözetmiyoruz; tam tersine. Dogmayı öğretmeye ilişkin ve bir sosyal-demokratın hiçbir durumda unutmaması gereken yeni yöntemlerden sözediyoruz. Eski "dogmatik" öğretilerimizi artık gruplara değil, yığınlara kazandırmak için büyük devrim olaylarına ilişkin gözleme dayanan öğretilerden örneğin uygulamada terörü yığının ayaklanması ile bağlantılı yapmanın zorunlu olduğu, eğitim görmüş Rus toplumunun liberalizmi ardında bizim burjuvazinin sınıf çıkarlarının bulunduğunu anlamak gerektiği yollu öğretiden yararlanmanın şimdi ne kadar önemli olduğundan sözediyoruz (bkz: Vperyod, n° 3'te bu konu ile ilgili olarak toplumsal-devrimcilerle yapılan polemik*).

Öyleyse, yüksek sosyal-demokrat istemlerimizi hafifletmek, katı barışmazlığımızı gevşetmek burada sözkonusu değildir; sözkonusu olan, birini olduğu gibi ötekini de yeni yollardan ve yeni öğretim yöntemleriyle güçlendirmektir. Savaş zamanlarında acemi askerler doğrudan doğruya savaş eylemlerinde yetiştirilmek zorundadır. Bundan dolayı yeni öğretim yöntemleriyle yiğitliğinizi artırın, yoldaşlar! Durmadan yeni savaş gruplarını daha yüreklice kurun, onları savaşa yollayın, daha çok işçi gencini kendinizden yana kazanın, komitelerden işyeri gruplarına, meslek birliklerinden öğrenci çevrelerine kadar tüm parti örgütlerinin alışılmış çerçevesini genişletin! Bu davada bizim neden olacağımız her gecikmenin sosyal-demokratlann düşmanlarına yarayacağını düşünün; çünkü yeni dereler sabırsızca yeni bir yol arar ve sosyal-demokrat bir dere yatağı bulamayınca sosyal-demokrat olmayan bir yatağa akarlar. Devrimci hareketin her pratik adımının genç acemilere ancak sosyal-demokrat bilimi kaçınılmaz ve silinmez biçimde öğreteceğini unutmayın, çünkü bu bilim çeşitli sınıfların güçlerinin ve eğilimlerinin nesnel ve doğru biçimde tartılmasına dayanır, devrim ise, eski üstyapının yıkılmasından ve kendilerine göre yeni bir üstyapı kurmaya çalışan çeşitli sınıfların bağımsız halde ortaya çıkmasından başka bir şey değildir. Yalnız devrimci bilimimizi salt bir biçimsel dogma durumuna düşürmeyin, süreç olarak taktik ve süreç olarak örgütle ilgili acınacak sözlerle, kopukluğu, kararsızlığı ve girişkenlik eksikliğini haklı gösteren sözlerle onu bayağılaştırmayın. Çok çeşitli gruplara çok çeşitli girişimleri verin, çevrelere daha geniş etkinlik alanı verin ve bunların, bizim öğütlerimizden tamamıyla ayrı ve bunlardan bağımsız olarak, devrimci olayların akışının acımasız istemleri yoluyla doğru yola kesinlikle yöneldiklerinden kuşkunuz olmasın. Politikada çoğu zaman düşmandan öğrenmek gerektiği, eski bir gerçektir. Devrim zamanlarında ise düşman bizi, doğru sonuçlar çıkarmaya her zaman olağanüstü etkin ve hızlı biçimde zorlar. [...]

Vperyod, n° 9.

8 Mart (23 Şubat) 1905