04 Şubat 2018

Tek Ülkede Sosyalizm Üzerine - Stalin

Sovyetlerde Sosyalizmin Nihai Zaferi Üzerine

Manturovsk Reyonu, Kursk Bölgesi , SBLKGB Propagandacısı İvan Filipoviç den, Sosyalizmin Sovyetler birliğinde nihai zaferi konusunda  Stalin yoldaşın fikrini soruyor.

İVANOV dan STALİNe

"Değerli Stalin Yoldaş!

Şu soruya açıklık getirmenizi ivedilikle rica ediyorum: Burada yerel bölgede ve hatta (genç Komunistler Birliği) Komsomol Bölge Komitesi'nde, ülkemizde sosyalizmin nihai zaferi üzerine iki tür anlayış hakim, yani birinci grup çelişkiler ikinci grup çelişkilerle karıştırılmakta.

Sovyetler Birliğinde sosyalizmin kaderi üzerine yazılarınızda, iki grup çelişkiden söz ediyorsunuz - iç çelişkiler ve dış çelişkiler.

Birinci gruptaki çelişkiler söz konusu olduğunda, şüphesiz ki bunları  çözmüş durumdayız, - ülke içinde Sosyalizm zafere ulaşmıştır.

Ben, ikinci grup çelişkiler üzerine, yani sosyalizm ülkesi ile kapitalizm arasındaki çelişkiler üzerine yanıtınızı almak isterim.

Sosyalizmin nihai zaferinin, dış çelişkilerin çözümü, müdahaleye karşı dolayısıyla da kapitalizmin restorasyonuna karşı tam bir garanti  altında olmamız gerektiği anlamına geldiğine işaret ediyorsunuz. Ancak bu çelişkiler grubu bütün ülkelerin işçilerinin çabalarıyla çözümlenebilir.

Ayrıca, Lenin yoldaş bize: " nihai zafere dünya ölçüsünde ancak bütün ülkelerin işçilerinin ortak çabasıyla ulaşılabileceğini öğretti. 

Genç Komunistler Birliği Bölge Komitesi propagandacıları seminerine katıldığımda, sizin yapıtlarınıza dayanarak, sosyalizmin nihai zaferinin ancak dünya ölçüsünde olanaklı olduğunu söyledim. Ancak Bölge Komitesi çalışanları, Uroşenko -Genç Komunistler Birliği Bölge Komitesi birinci sekreteri - ve Kaselkov -propaganda eğitmeni, benim çıkışımı Troçkist bir çıkış olarak nitelendiriyorlar.

Onlara, sizin çalışmalarınızdan bu soruna ilişkin bölümler okumaya başladım, fakat Uroşenko, kitabı kapatmamı önerdi ve  "Stalin yoldaş bunu 1926'da söylemişti, fakat şimdi 1938 yılındayız. O zaman daha nihai zafere ulaşamamıştık, oysa şimdi nihai zafer elde ettik, artık müdahale ve restorasyon hakkında endişe etmeye gerek yok" dedi.

Sonra: "Şimdi sosyalizmin nihai zaferine ve müdahaleye ve kapitalizmin restorasyonuna karşı tam güvenceye ulaşmış bulunuyoruz" diyerek devam etti. Böylece, Troçkizmin yardakçısı olmakla suçlandım ve propaganda çalışmasından çıkarıldım ve Komsomol'da kalmamın uygun olup olmadığı sorunu ortaya sürüldü.

Lütfen, Stalin yoldaş, henüz  Sosyalizmin nihai zaferine ulaşıp ulaşmadığımızı açıklarmısınız. Belki de sorunla ilgili günümüzdeki değişikliklerle bağıntılı güncel materyallerle henüz karşılaşmadım..

Bu arada, Uroşenko'nun Stalin yoldaşın bu sorunla ilgili yazılarının eskidiği yönündeki açıklaması anti-bolşevik bir açıklama olduğunu düşünüyorum.

Bölge Komitesinin önder işçileri, beni Troçkist olarak görmekte haklılarmı? Bu tanımlama nedeniyle oldukça kırılmış ve hakarete uğramış hissediyorum.

Umarım, Yoldaş Stalin, sizden ricamı kabul edersiniz ve  Manturovsk Reyonu, Kursk Bölgesi, Birinci Sasems Köy Sovyeti, İvanov İvan Filipoviç  cevaplandırırsınız.

İ. İvanov
Ocak 18, 1938

---------------------------------------

İVAN FİLİPOVİÇ YOLDAŞA YANIT 

Stalin;

Elbette sen haklısın, İvanov yoldaş, ideolojik karşıtlarınız, yani Uroşenko ve Kaselkov yoldaşlar yanlışlar. Şu nedenlerden  dolayı:

Şüphesiz ki, bir ülkede sosyalizmin nihai zaferi sorununun, bu durumda bizim ülkemizde,  iki farklı yanı vardır. 

Ülkemizde sosyalizmin nihai zaferi sorununun birinci yanı, ülkemizdeki sınıfların karşılıklı ilişkileri sorununu kapsar. Bu iç ilişkiler alanıyla ilgilidir.

Ülkemizin işçi sınıfı, köylülüğümüz le çelişkilerinin üstesinden gelebilir mi, onunla bir ittifak kurabilir, işbirliği yapabilir mi?

Ülkemizin işçi sınıfı, köylümüzle ittifak halinde ülkemizin burjuvazisini ezip, elinden toprağı, fabrikaları, maden ocaklarını vb. alabilir ve kendi çabasıyla yeni, sınıfsız toplumu, tam sosyalist toplumu kurabilir mi?

Leninizm bu sorulara (evet) olumlu şekilde cevap verir. 

Lenin, "tam sosyalist toplumu kurmak için gerekli her şeye sahip olduğumuz"u öğretiyor.

Bu nedenle, kendi çabamızla burjuvazinin üstesinden gelebiliriz ve gelmeliyiz, ve sosyalist toplumu kurabiliriz ve kurmak zorundayız.

Sonradan faşizmin casus ve ajanları haline gelen Troçki, Zinovyev, Kamenev ve diğer baylar, diğer ülkelerde, kapitalist ülkelerde sosyalist devrimin zaferi olmadan ülkemizde sosyalizmin inşası olanağını reddettiler. Gerçekte, bu baylar, ülkemizi burjuva gelişme yoluna geri döndürmek istediler, hipokrat bir şekilde diğer ülkelerde "devrimin zaferi" nden bahsederek, dönekliklerini gizlediler.

Partimizin bu baylarla çatışmasının nedeni işte tam da buydu. 

Ülkemizin devamındaki gelişme süreci partimizin tamamen haklı olduğunu ve Troçki ve şürekasının haksız olduğunu gösterdi. Çünkü bu dönem sürecinde burjuvazimizi tasfiye ettik, köylülükle kardeşçe işbirliğini sağladık, diğer ülkelerde sosyalist devrimin zaferinin olmaması gerçeğine rağmen,temelde sosyalist toplumu kurduk.

Ülkemizde sosyalizmin zaferine ilişkin sorunun birinci yanıyla ilgili durum budur.

Sanıyorum ki İvanov yoldaş, Uroşenko ve Kaselkov yoldaşlarla tartışmanızda ki nokta sorunun bu yanıyla ilgili değil.

Ülkemizde sosyalizmin zaferi sorununun ikinci yanı, ülkemizle, öteki ülkelerin, kapitalist ülkelerin karşılıklı ilişkileri sorununu oluşturur; ülkemizin işçi sınıfıyla, öteki ülkelerin burjuvazileri arasındaki karşılıklı ilişkiler sorunu. Bu dış, uluslararası ilişkiler alanı ile ilgilidir.

Bir dizi güçlü kapitalist ülkenin kuşatması altında bulunan bir ülkenin muzaffer sosyalizmi, kendisinin, bir askeri işgal tehlikesine karşı ve dolayısıyla  ülkemizde kapitalizmin yeniden kurulması girişimine karşı güvence altında olarak görebilir mi? 

İşçi sınıfımız ve köylülüğümüz,  kendi çabalarıyla, öteki ülkelerin burjuvazilerini, kapitalist ülkelerin işçi sınıflarının ciddi yardımları olmaksızın, kendi burjuvazisini yıktığı gibi yıkabilir mi? 

Diğer bir deyimle: Ülkemizde sosyalizmin zaferini son olarak görebilir miyiz, yani, kapitalist kuşatmanın sürdüğü koşullar altında,  tek ülkede muzaffer olan sosyalizmin askeri saldırı tehlikesinden ve kapitalizmi yeniden kurma çabalarından kurtulmuş olduğunu varsayabilir miyiz ?

Ülkemizde sosyalizmin zaferi sorununun ikinci yanıyla bağıntılı olan sorunlar bunlardır.

Leninizm bu sorulara (hayır)  olumsuz olarak yanıtlamaktadır.

Leninizm, "burjuva ilişkilerin restorasyonuna karşı güvence anlamında sosyalizmin nihai zaferinin, sadece uluslararası ölçekte olanaklı" olduğunu öğretir.  Bu, uluslararası proletaryanın - ciddi yardımı olmadan bir ülkede sosyalizmin  nihai zaferi probleminin çözülemeyeceği - bir güç olduğu anlamına gelir. 

Bu, elbette, elimizi kolumuzu bağlayıp, dışarıdan yardım beklentisiyle, oturmamız gerektiği anlamına gelmez. Tam tersine, uluslararası proletaryanın yardımı, ülkemizin savunma gücünün artırılması çalışmamızla, Kızıl Ordu ve Kızıl Donanma'nın güçlendirilmesi, bütün ülkenin askeri bir saldırı ve burjuva ilişkilerin restorasyonu girişimine karşı mücadele için seferber edilmesi çalışmasıyla birleştirilmelidir.

Lenin konuya ilişkin şöyle diyor:
"Biz sadece bir devlet içinde değil, bir devletler sistemi içinde yaşıyoruz ve Sovyet Cumhuriyetinin emperyalist devletlerle uzun süre yan yana yaşamaya devam edeceği düşünülemez. En sonunda ya biri, ya öteki fethedecektir. Bu ara da, Sovyetler Birliği ile bu burjuva devletler arasında bir dizi korkunç çatışmalar kaçınılmazdır. Bunun anlamı, eğer proletarya, egemen sınıf olarak, egemenliğini sürdürmek istiyor ve,  devam ettirecekse, bunu  aynı zamanda, askeri örgütleriyle kanıtlamak zorundadır."
(Collected Works, Vol. 24. P. 122.)
Ve devamla: 
"Biz, bize karşı kinlerini açıkça ifade eden insanlar, sınıflar, hükumetler tarafından kuşatılmış bulunuyoruz. Şunu unutmamalıyız ki, biz her zaman bir işgalden kıl payı uzaktayız. "(Collected Works, Vol. 27. P. 117.)
Bu, Lenin'in konuşması gibi, süslemeden, keskin ve güçlü, ama dürüst ve gerçekçi bir şekilde söylendi.

Bu ana hatlar temelinde Stalin'in "Leninizmin Sorunları" yazısında şunları söyledi:
"Sosyalizmin nihai zaferi, müdahale girişimlerine karşı tam bir güvencedir, ve bu aynı zamanda restorasyona karşı güvence demektir,  çünkü  ciddiye alınacak bir restorasyon girişimi, sadece dış destekle, sadece uluslararası sermayenin desteğiyle gerçekleşebilir.  Bu nedenle, devrimimizin bütün ülkelerin işçileri tarafından desteklenmesi, ve dahası, bu işçilerin, en azından bir kaç ülkede zafere ulaşması, ilk muzaffer ülkenin müdahale ve restorasyon girişimlerine karşı tamamen güvence altında olması için, sosyalizmin nihai zaferi için, zorunlu koşuldur.
(Problems of Leninism, 1937. P. 134.)
Gerçekten de, kapitalist kuşatmaya gözlerini kapatmak ve dış düşmanlarımızın, örneğin faşistlerin, fırsatını bulduklarında SSCB'ye askeri saldırı teşebbüsü yapmayacaklarını düşünmek gülünç ve aptalcadır. Sadece kör palavracılar, ya da halkın uyanıklığını uyuşturma arzusunda olan maskelenmiş düşmanlar böyle düşünebilir. 

Askeri müdahalenin en ufak bir başarısında, müdahalecilerin işgal ettikleri bölgelerde Sovyet sistemini yıkıp yerine yeniden burjuva sistemi kurmayacaklarını düşünmek, daha az gülünç değildir. Denikin ve Kolçak, işgal ettikleri bölgelerde burjuva sistemi yeniden kurmadılar mı? Faşistler, Denikin ve Kolçak'tan daha mı iyiler?

Kapitalist kuşatma var olduğu müddetçe, askeri müdahale ve restorasyon girişimi tehlikesini sadece aptallar ya da palavracılıklarıyla düşmanlıklarını saklamaya çalışan ve halkı demobilize etmeyi amaçlayan maskeli düşmanlar reddedebilir.

Eğer bir ülke kapitalist kuşatma altındaysa, müdahale ve restorasyon tehlikesine karşı tamamen güvence altında değilse, o ülkede sosyalizmin zaferi nihai olarak görülebilir mi? Açıkça görülemez. 

Tek ülkede sosyalizmin zaferi sorununun durumu budur. 

Bu sorunun iki farklı soru içerdiği ortaya çıkıyor:

a) Ülkemizde iç ilişkiler sorunu yani burjuvazimizin yenilmesi ve eksiksiz sosyalizmin  kurulması sorunu 

ve

b) Ülkemizin dış ilişkileri sorunu, yani ülkemizin askeri müdahale ve restorasyon tehlikesine karşı tam güvenliğinin sağlanması sorunu. Birinci sorunu çözmüş bulunuyoruz; burjuvazi ülkemizde tasfiye edilmiş ve sosyalizm esas itibariyle kurulmuştur. Buna bizde, sosyalizmin zaferi, ya da daha doğru söylendiğinde, tek ülkede sosyalist inşanın zaferi deniyor.

Eğer ülkemiz, çevresi bir dizi kapitalist ülkeyle kuşatılmış bir durumda değil de, bir adada bulunsaydı, bu zaferin nihai bir zafer olduğunu söyleyebilirdik. Fakat bir adada değil, önemli bir kısmı sosyalizmin ülkesine karşı düşmanca tavırlar içinde olan, müdahale ve restorasyon tehlikesi yaratan bir "devletler sistemi"nde yaşadığımıza göre, açıkça ve dürüstçe ülkemizde sosyalizmin zaferinin henüz nihai olmadığını söylüyoruz. Ancak, bundan, ikinci sorunun henüz çözümlenmediği, hala çözümlenmek zorunda olduğu sonucu çıkar. Dahası: ikinci sorun, birinci sorunun çözdüğümüz biçimde, yani ülkemizde sadece kendi çabalarımızla çözdüğümüz gibi çözülemez. İkinci sorun, sadece uluslararası proletaryanın ciddi çabaları ile, bütün Sovyet halkının daha ciddi çabalarının birleştirilmesi yoluyla çözülebilir. 

SSCB işçi sınıfının burjuva ülkelerin işçi sınıflarıyla uluslararası proleter ilişkileri arttırılmalı güçlendirilmelidir; ülkemize karşı bir askeri saldırı durumunda, burjuva ülkelerin işçi sınıflarının işçi sınıfımıza yapacağı siyasi yardımlar örgütlenmelidir, ve aynı zamanda, işçi sınıfımızın burjuva ülkelerin işçi sınıfları için  her türlü yardım örgütlenmelidir; her tarafta Kızıl Ordu muz, Kızıl Donanmamız, Kızıl Hava kuvvetlerimiz, kimyasal ve hava Savunma Toplumu en üst derecede arttırılmalı ve  güçlendirilmelidir. Dış düşmanlarımız tarafından yapılacak hiç bir "kaza" ya da "hile"nin bizi gafil avlanmaması için, askeri bir saldırı tehlikesi karşısında, bütün halk seferberlik durumunda tutulmalıdır.

Mektubundan, Uroşenko yoldaşın başka düşüncelere, pek Leninist olmayan düşüncelere eğilimi olduğu aşikar. Görünüşe göre, o "bizim bugün sosyalizmin nihai zaferine sahip olduğumuzu, ve müdahaleye ve kapitalizmin restorasyonuna karşı tamamen güvence altında olduğumuzu" ileri sürüyor. 

Uroşenko yoldaşın temelde yanlış olduğu en küçük bir şüphe  götürmez. Uroşenko yoldaşın ileri sürdüğü sadece, çevremizdeki gerçeği kavrayamaması ve onun Leninizmin en temel ilkelerini gözardı etmesine, ya da kendini beğenmiş - kibirli genç bir bürokratın içi boş böbürlenmesi ile açıklanabilir.

Eğer " bizim müdahaleye ve kapitalist restorasyona karşı tam güvence"ye sahip olduğumuz doğru ise, o zaman güçlü bir Kızıl Ordu'ya, Kızıl Donanma'ya, Kızıl Hava Kuvvetlerine, güçlü bir Kimyasal ve hava Savunması Toplumuna,  uluslararası proletarya ile daha güçlü ilişkilere neden ihtiyacımız var?

Kızıl Ordu'yu güçlendirme amacında harcanan milyarları başka ihtiyaçlar için harcamak ve Kızıl Ordu yu asgari düzeyde tutmak, hatta  tamamıyla dağıtmak daha iyi olmaz mı? 

Uroşenko yoldaş gibi olanlar, subjektif olarak davamıza bağlı olsalar bile, objektif olarak davamız için tehlike oluşturuyorlar, çünkü böbürlülükleriyle - isteyerek ya da istemeyerek (hiç fark etmez) halkımızın uyanıklığını uyuşturuyor, işçi ve köylüleri demobilize ediyor, ve herhangi bir uluslararası karışıklıklar durumunda, bizi gafil avlamaları için, düşmana yardım ediyorlar.

Görünüşe göre, yoldaş İvanov,"propaganda çalışmalarından çıkarılman ve Genç Komunist Lig de kalıp kalmaman için senin uygunlu olup olmadığının sorunu"nda, senin  korkacak hiç bir şeyin yok. Eğer, Genç Komünist Liginin Bölge Komitesi'ndekiler, gerçekten Çehov'un Çavuş Prişhibeyev'ine benzemek istiyorlarsa, bu oyunda kaybedeceklerinden oldukça emin olabilirsin. Prişhibeyev'ler  ülkemizde sevilmezler.

Şimdi, "Leninizmin Sorunları" kitabından tek ülkede sosyalizmin zaferi üzerine olan bölümün tarihinin geçip geçmediğine kendiniz karar verebilirsiniz.

Ben kendim, bunların tarihinin geçmesini (artık geçerli olmamasını) tercih ederdim.

Kapitalist kuşatma, askeri saldırı tehlikesi, kapitalizmin restorasyon tehlikesi vb. gibi cansıkıcı şeylerin geçmişe ait şeyler olmasını isterdim. Maalesef ki, bu can sıkıcı şeyler hala var.

12 Şubat 1938

J. Stalin
Pravda 
14 February 1938


Çeviri
Erdoğan A
Şubat 2018