30 Temmuz 2017

KAPİTALİN ÖZETİ - Metalar


KAPİTALİN ÖZETİ - 
BİRİNCİ BÖLÜM METALAR VE PARA 

METALAR 

Kapitalist üretim tarzının hakim olduğu toplumların zenginliğini metalar oluşturur. Meta, kullanım-değerine sahip olan bir nesnedir. Kullanım-değerine bütün toplum biçimlerinde de rastlamak mümkünse de, kapitalist toplumda bu, aynı zamanda değişim-değerinin de somut taşıyıcısıdır. 

Değişim-değerinin ölçülebilmesi için mukayese vasıtası gerekir ki, bu, değişim-değerlerinin ortak toplumsal maddesi olan emek, daha açıkçası, nesnelerde kristalleşmiş toplumsal gerekli emek miktarı ya da bunun elde edilmesi için harcanması gereken toplumsal bakımdan gerekli çalışma zamanıdır.

Tıpkı metaın, kullanım-değeri ve değişme değeri şeklinde iki yönlü niteliği olan bir şey olması gibi, metaın içerdiği emek de iki yönlü bir niteliğe sahiptir: Bir taraftan, terzilik, dokumacılık vs. şeklinde belirli bir üretken faaliyet olarak «faydalı emek», diğer taraftan, sırf insan işgücü harcanması, yoğunlaşmış soyut (genel) emektir. Bu niteliklerden birincisi kullanım-değerini, ikincisi ise değişim-değerini yaratır ve sadece ikincisi niceliksel olarak karşılaştırılabilir özellikte idi, (Vasıflı ve vasıfsız emek, bileşik ve basit emek arasındaki farklılık bu özelliği kanıtlar).

Buna göre değişim-değerinin özü soyut emektir, ve değişim-değerinin büyuklüğü de, bu değerde maddeleşmiş soyut emek zamanının ölçüsüdür. Değişim-değerinin biçimini ele alacak olursak: 

(1) x kadar a malı = y kadar b malı, veya : x kadar a malı, y kadar b malı eder. Bir metaın değerinin, diğer bir metaın kullanım-değeri ile ifade edilmesi, o metaın nispi değerini meydana getirir. İki metaın eşdeğerli oluşlarının ifadesi nispi değerin basit biçimidir. Yukarıdaki denklemde y kadar b metaı eşdeğer görevini görür. Bu eşdeğer görevini gören metada, x kadar metaı, doğal biçimine tezat teşkil edecek şekilde, değer biçimini kazanır; bu sırada y kadar b metaı ise, doğal biçiminde bile, doğrudan doğruya değiştirilebilirlik özelliğini kazanmış olur. Değişim-değeri, belirli tarihi ilişkiler sonucu kullanım-değerinin zorla yerini alır. Bu bakımdan metaın değişim-değeri, kendi kullanım-değerinde ifadesini bulamaz, ancak bir başka metaın kullanım-değeri ile ifade edilebilir. Ancak iki somut emek ürününün ilişkilerini ifade eden bir denklemde, bu ürünlerin her ikisinin de içerdekileri somut emek özelliği, soyut insan emeği şeklinde ortaya çıkar, yani, bir meta ile kendisinin içerdiği somut emek arasında doğrudan doğruya bir ilişki kurulamaz, bu şekilde bir ilişki ancak söz konusu meta ile başka cinsten olan metaların içerdikleri somut emek arasında kurulabilir.

x kadar a metaı = y kadar b metaı denklemi, zorunlu olarak x kadar a metaının, aynı şekilde, başka metalar cinsinden de ifade edilebileceğini ima eder; şöyle ki:

(2) x kadar a metaı = y kadar b metaı = z kadar c metaı = v kadar d metaı = ü kadar e metaı =vb., vb. Bu, değerin genişletilmiş nispi şeklidir. Burada x kadar a metaı artık tek bir metaın eşdeğeri olarak değil, fakat, içerdikleri emeğin özel biçimleri olan bütün metaların belirli miktarları cinsinden ifade edilmektedir. Fakat bu durum basit bir ters yönde değiştirme işlemi sonunda :
(3) Nispi değerin birincisinin zıttı olan ikinci biçimine yol açar:
y kadar .. b metaı = x kadar a metaı 
v kadar c metaı = x kadar a metaı 
u kadar d metaı = x kadar a metaı 
t kadar e metaı = x kadar a metaı vb., vb. 

Burada metalara değerin genel nispi biçiımi verilmiştir; ki bu durumda bütün metalar kullanım değerlerinden soyutlanmışlar ve soyut emeğin somutlaştırılması şeklinde x kadar a metaına eşit olarak gösterilmişlerdir; burada x kadar a metaı bütün diğer metaların genel biçimi onların evrensel eşdeğeridir; x kadar a metaının içinde maddeleşmiş olan emek, kendi içinde soyut emeğin, ve genel olarak da emeğin gerçekleştirilmesini temsil etmektedir. Gelgelelim, buna göre :

(4) Birbirinin eşdeğeri olan metalardan her biri evrensel eşdeğer olma rolünü yüklenebilir, fakat belirli bir anda, bunlardan sadece biri, bu işi yapabilir, çünkü eğer bütün metalar evrensel eşdeğer olacak olsalar, her biri sıra ile diğerlerini bu rolün dışına itecektir. 3 No.lu biçim, nesnel olarak x kadar a metaı tarafından değil, fakat diğer metalar tarafından elde edilmiştir. Bu bakımdan, belirli bir metaın bu rolü üstlerrmesi gerekmektedir, ve ancak bu şekilde, bir meta tam anlamı ile meta olma niteliğine kavuşabilir. İşte, sahip olduğu doğal biçim ile, diğer bütün metaların genel eşdeğer biçiminin belirlendiği bu özel meta, paradır.

Kapitalist üretim biçiminin diğer bütün kategorilerinde de olduğu gibi, metaın mahiyetinden doğan bir sorun, onun kişiler arasındaki ilişkileri maddi ilişkilere indirgemesidir. Ayrı ayrı üreticilerin emekleri, genel insan emeği olarak birbirleri ile ancak onların ürünlerinin arasında meta ilişkilerinin kurulması sayesinde, ilişkili hale gelebilir. Bu husus, nesnelerin aracılıği olmaksızın sağlanamaz. Böylece, kişiler arasındaki ilişkiler, nesneler arasındaki ilişkiler görünümünü kazanır. 
Meta üretiminin hakim olduğu bir toplum için, Hristiyanlık, özellikle Protestanlık, en uygun düşen dindir. 


METALARIN DEGİŞİM SÜRECi 

Bir metaın meta olduğu, değişim sırasında ortaya çıkar. Farklı iki metaın sahipleri ellerinde bulundurdukları metaları kendi iradeleri ile değiştirmek ve böylece birbirlerini özel mal sahibi olarak tanımak istiyor olmalıdırlar. Bir mukavele şeklini alan bu hukuki ilişki, sadece, kendisinde ekonomik ilişkinin yansıdığı bir irade ilişkisidir. Bu hukuk veya irade ilişkisinin muhtevasını belirleyen, bizzat ekonomik ilişkinin kendisidir. (S. 45 [84.]) 

Meta, sahibinden başka kimseler için kullanım-değerine sahiptir. Kendi sahibi için, doğrudan doğruya bir kullanım-değerine sahip değildir. Aksi takdirde, sahibi metaı pazara çıkarmazdı. Diğer taraftan, her meta sahibi değişim sonunda ihtiyaç duyduğu özel kullanım-değerlerini elde etmek ister. Bu açıdan bakıldığında, değişim onun için sırf bireysel bir süreçtir. Ayrıca, meta sahibi malını, malı bir diğer metaın sahibinin kullanım-değeri taşısın ya da taşımasın, değer olarak, yani kendisinin istediği aynı değerdeki bir diğer meta ya çevirerek, gerçekleştirmek ister. Bu açıdan bakıldığında ise, değişim onun için genel olarak toplumsal bir süreçtir. Fakat, bir ve aynı süreç aynı zamanda bütün meta sahipleri için hem bireysel, hem de genel olarak toplumsal özellikte olamaz. Her meta sahibi, kendi metaını bütün diğer· metaların genel eşdeğeri, ve her yabancı metaı da kendi metaının özel eşdeğeri olarak görür. Bütün meta sahipleri bu şekilde düşündükleri için, hiç bir meta genel eşdeğer değildir ve bunun için de metalar, kendilerini bir diğeriyle değer olarak eşitleyen ve değer büyüklüğü olarak karşılaştıran genel bir nispi değer şekline sahip değildirler. Bundan dolayıdır ki, metalar birbirlerinin karşısına, genellikle meta olarak değil, fakat ancak ürün ya da kullanım değeri olarak çıkmışlardır. (S. 47 [86].) 

Metalar birbirlerinin karşısına ancak değer olarak, ve bu yüzden genel eşdeğer olan bir diğer meta ile karşılaştırma sonunda, meta olarak çıkabilirler. Fakat ancak toplumsal eylem belirli bir metaı genel eşdeğer, yani para haline getirebilir. 

Metaın kendi içinde saklı bulunan ve rnetaın, kullanım-değeri ile değişim-değerinin doğrudan doğruya birliği, faydalı özel emeğin ürünü... ve soyut insan emeğinin doğrudan doğruya toplumsal olarak maddeleşmesi şeklindeki niteliklerinden doğan çelişki metaın meta ve para olarak ikili farklılaşmasına kadar devam eder. _(S. 48 [87].) 
Diğer bütün metalar paranın sadece özel eşdeğerleri oldukları ve para da onların genel eşdeğeri olduğu için, para ile aralarında kurulan ilişkide, bunlar özel metalar, para ise genel meta olarak yer alır. (S. 51 [89].) Değişim sürecinin paraya dönüştürdügü metaya kazandırdığı şey, o metaın değeri değil, fakat spesifik değer şeklidir. Fetişizm (nesnelerde doğaüstü bir güç olduğu şeklindeki inanç) olgusu ortaya çıkar: Bir meta, ancak diğer metalar kendi değerlerini onun ile ifade ettikleri için para haline gelmeyip, tersine, sanki o para olduğu için, metalar değerlerini onunla ifade ediyorlarmış gibi görünür.