30 Mayıs 2017

TÜRKiYE KOMÜNIST PARTISI PROGRAMI - 1920


 (1920 yılında, 10-16 Eylülünde Bakü’de toplanan Türkiye Komünist Örgütleri Birinci Kongresinde kabul edilmiştir)
 
 İLKE VE ESASLAR
 
 
 1- Sınır ve ulus tanımayan fabrika sanayinin yeryüzünde ortaya çıkışı ve hakimiyeti ile küçük ve ulusal sanatlar ortadan kalkmaya başladıktan sonra, sermaye, fabrika sanayine sahip olan burju­vazinin elinde yoğunlaşarak genel/egemen bir hal alıyor. Sanayi üretim, kişisel girişim özelliğini kaybederek, yeni ortaya çıkan ekonomik koşullar, üretimin şahsi mülkiyetten ortak mülkiyete geçme­sini kolaylaştıracak bir durum alıyor. Böylece Avrupa ve Ameri­ka’da üretim, birçok büyük şirketler, tröst ve karteller aracılığıyla “sermayedarlar tekeli” haline gelince, bu ülkelerde ekonomik güç gibi siyasal egemenlik de fabrika sahipleri, bankerler ve büyük mülk ve toprak sahipleri eline geçiyor ve bu sömürücü ve hırs sahibi sınıflar, bütün insanlığın geleceğiyle oynamaya başlıyor. Küçük sanatkarlar, işlerini geliştirmekten, köylüler, topraklarını işletmekten aciz bir halde yaşamın en ağır gereksinimleri altında eziliyorlar ve giderek yoksullaşarak kol kuvvetlerini iş pazarına çıkararak fabrika ve kara toprak gündelikçileri haline geliyorlar. Böylece gündelikçiler (proletarya) sürekli olarak şehir ve köylerde artarak, fabrika sahibi ve gaspçı sermayedarlara karşı düşman bir sınıf haline geliyor ve sınıfsal bir his ve terbiye ile faaliyetlerinde örgütlülüklerini giderek güçlendiriyorlar. Hükümeti elinde tutan zengin sınıf ise, mükemmelleşmekte ve mükemmelleşerek güçlenmekte olan işçi halka karşı baskılarını artırdıkça artırıyor.
 
 2- Avrupa ve Amerika’da ortaya çıkan sermaye tekelinin etrafındaki mali ve itibari işlemlerin hayret verecek tarzda artması, sonuçta sanat, ticaret ve genellikle banka sermayesinin de artarak büyümesi ve metropollerde yoğunlaşması, itibar tahvillerinin toplu miktarda piyasaya sürülmesine neden olarak sermaye uluslararası dolaşıma giriyor.
 
 Sömürgeciliği gündeme getiren sermayenin içinden geçtiğimiz döneminde ise, bütün dünya piyasaları gibi, ülke ve ulusların sermayedar devletler arasında görünüşte değişik nedenlerle paylaşıldığı görülüyor. Gerek başlangıçta ve gerekse doğrudan doğruya savaş aracılığıyla amaca ulaşmak için kara ve deniz savaş kuvvetlerinin büyük miktarda artmasından oluşan militarizmin ortaya çıkardığı harcamalar o derece büyüyor ki, bu yolda daha fazla artışa, halkın daha fazla sabrı kalmadığı gibi, tutulan bu yoldan sermayenin geriye dönmesi de olanaklı değildir.
 
 Karanlık ve açlık içinde yaşayan milyonlarca insanı bu sefaletten kurtaracak ve uygarlığı yeryüzünde yaymaya ve yerleştirmeye hizmet edecek olan milyarlar değerindeki bu teknik ve üretici güçlerin yok edildiği, bir kenara atıldığı bu dönemde, Türkiye ve İran gibi yarı-sömürge ve Hindistan gibi tam sömürge durumunda olan zayıf ve yoksul ülkelerin -emperyalist devlet ve ülkelerin çıkarları­na uygun olarak- ekonomik ve uygarlıkça tahrip edilmesine ve esir alınmasına doğru düzenli bir şekilde ilerleniyor. Bu gibi ülkelerde çıkış noktaları oluşturacak kara ve deniz yollarının ele geçirilmesi etrafında olağanüstü ve dünya çapında savaşlar ve facialar ortaya çıkarılıyor ve böylece, bir veya diğer ulus ve ülkelerde yaşayan milyonlarca işçi ve köylü sefalet içinde yokediliyor. Ki, bütün bu durumlar, sermayenin en son yarım yüzyıldır ortaya çıkardığı yayılmacılık devrinin (emperyalizmin) doğrudan sonuçlarıdır.
 
 3- Sermaye sınıfı, üretimi tekelci hale getirmekle maddi bakım­dan gücünün ve geleceğinin en yüksek sınırına varmış ve fakat aynı zamanda ortaya çıkışında sahip olduğu üretici güçlerdeki geliştirici özelliğini kaybetmiştir. Burjuvazinin ortaya çıkış devrinin başlangıçlarında serbest dolaşım ve rekabet, insanlar arasında girişim ve yardımlaşmaya yardım etmiş, üretim ve nakil araçlarının gelişmesi millet ve ülkeler arasında iletişimin gelişmesine hizmet etmiş ise de, şimdi üretim birimlerinin birleşmeleri ve sermayenin ekonomik alanda mutlak hakimiyetini sağlayacak şekilde ortaya çıkan tekelleşme, tam bir hakimiyete ve zorbalığa neden oluyor. Bu tekellerin eline geçen kara ve deniz yollan ise, ucuza alınan hammaddeleri, kalitesiz ürünler haline getirerek satan büyük soyguncu çetelerinin mallarının taşınmasından başka bir işlev görmüyor.
 
 Doğrusu sermayenin son mutlu döneminde Avrupa ve Ameri­ka’da ortaya çıkan ekonomik bunalımların önü alınmayarak üretken işçilerin tekelci hakimiyet altında ezilip azaltılmasına çalışılması; Asya ve Afrika’nın geri kalmış ülkelerinde küçük üretimin imha edilerek, yerine büyük ölçekli üretimin geçirilmemesi ve sanayinin ortaya çıkması ve gelişmesi ile sıkı bir ilişkisi olan tarımın bu yüzden geri kalması; aynı zamanda uyuşturucu, fahişelik ve hurafeliği besleyen her türlü kurumların ortaya çıkması; dolayısıyla halkın ekonomik ve uygarlık bakımından gelenek ve ahlaki olarak aşağılanmasına çaba sarf edilerek, nüfusun kısmen oldukları yerde or­tadan kaldırılmasına, kısmen ise, başka ülkelere göç etmesine neden olunması; sonuç itibarıyla insanlık aleminin büyük bir kısmını temsil eden bu memleket ve ülkelerde sağlıklı yaşam ve uygarlık bakımından gelişme olasılıklarını tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bütün bunlar geçmişte Avrupa ve Amerika’da mevcut uygarlığın doğmasına yol açan kapitalizmin son döneminde, artık kendi yarattığı uygarlık ürünlerin de ortadan kaldırarak tamamen gerici ve yıkıcı bir içeriğe büründüğünü ispat etmektedir. Sermaye ege­menliği koşullarında, tarihin bu cereyanını durdurmak veya geriye çevirmek mümkün değildir.
 
 4- Burjuvazinin üretim araçları nasıl derebeylik dönemindeki tarihi şartlar için ortaya çıkmış, eski yaşayış biçim ve kanunları zulüm ve sefaleti artırmaya neden olduğunda, bu devir nasıl kendiliğinden yıkılıp gitmiş ise, şimdiki burjuva egemenliğini yıkacak neden ve dinamikler fazlasıyla artarak tüm toplumu sarsmış bulunuyor. Aslında yukarıda ortaya konulduğu gibi, tekelciliğin bütün boyutlarıyla ekonomik bir hakimiyeti ve keyfi bir baskının egemenliğini sürdürmesi, bunun sonucunda ortaya çıkan her türlü savaş ve bunalımın sadece mal ve insanları değil, üretimi sürdürecek bütün çözümlerin de bozulup ve ortadan kaldırılması, büyük mülkiyet ve birikim haklarının, bu haklara sahip olmayan insanlık kitlesinin birikmiş değerlerinin korunmasına da engel olunmasını ve bununla beraber, işçi sınıfı bir taraftan açlık ve sefalet içinde yok edilirken, diğer taraftan eski düzeni ayakta tutmak için zorla işletilip silahlandırılması suretiyle, yıkıcı-düşman kuvvetin kendiliğinden yetişip ortaya çıkması, artık sermayenin ve burjuva yönetim biçiminin ve hukukunun toplumun gereksinimlerini tatmin etme güç ve yeteneğine sahip olmadığını göstermektedir.
 
 Yıkılan Rusya imparatorluğu topraklarında kalıcı olarak, Almanya, Avusturya, Macaristan ile Asya’nın bazı ülkelerinde kısmi ve geçici olarak da olsa, işçi ve yoksul köylü halkın hakimiyeti ele alması, İtalya, İngiltere, Fransa ve Amerika proletaryalarının ise, bu harekete yönelişleri, yeryüzünde burjuva egemenliğinden proletarya iktidarına geçiş devrini temsil eden toplumsal devrimin başladığını somut ve açık kanıtlarla ortaya koymaktadır.
 
 5- Sınıf çatışması olarak özetlenebilecek olan işçi ve yoksul köylü devrimci hareketinin asıl özelliği, bu hareketin toplumsal ve enternasyonal karakterde olmasıdır. Dünyanın herhangi bir ülkesinde yaşayan, herhangi bir ulusa mensup işçilerin kapitalistlere aynı biçimde mahkum olmaları ve onlar tarafından ezilmeleri, aralarındaki dini, vatani ayrılığı son planda bırakarak, birleşmiş kararlı ve devrimci -uluslararası- bir ulus doğmasına yolaçıyor.
 
 6- Bugün yeryüzünde ulus ve devlet halinde yaşayan toplumsal oluşumların her birine mensup işçi, yoksul ve köylü kesimlerinin, burjuvazinin saldırganlığını temelinden yıkmak üzere son ve kesin kararlılık ve hazırlıkla sınıf savaşına girişmeleri, enternasyonal bir hareketi doğurmakla birlikte, ulusal çerçevede büyük fedakarlıkları gerektirmektedir; ki bu fedakarlıklar, ilerde üretimin özgür ve ortaklaşa esaslarda kurulmasıyla uygarlık ve refah açısından açıkça telafisi mümkün fedakarlıklardır.
 
 Kendi çerçevesi ve ulusu içinde bu fedakarlığı göze alamayanlar, uluslararası faaliyete girişme yeteneğini kaybederler. Sosyoloji ile devrimci sosyalizmi birbirine karıştırıp barışı ve barış içinde birlikte yaşamayı bir sonuç değil, belki bir araç olarak kullanmak is­teyen hain sosyalistler, son ve kesin kavgaya gevşek bir içerik vermekten ve aynı zamanda devrimi burjuva saltanat ve egemenliğine satmaktan başka bir şeye hizmet etmiş olmazlar.
 
 7- Ezilen işçiler, kapitalistlere karşı sınıf çatışmasına girişince karşılarına bütün dünya burjuvazisinin varlığının dayanak noktası olan “mülkiyet” sorunu çıkıyor. Aslında bir hak değil, bir hurafe olan bu kurumun yıkılması ve toplumsal yapıda varolan üretim araçlarının devlete aktarılmasıyladır ki, kapitalizmden doğan poli­tik ve ekonomik her türlü zulüm ve baskılar ortadan kalkmış ve in­san toplumunda kendi emeğiyle yaşayan her bireyin yaşam hakkı ve yaşama katılımı sağlanmış olacaktır; yani komünizmin kurulması ve sömürücü, gaddar ve yayılmacı şahıs ve devletlerin ortadan kaldırılması gerçekleşmiş ve nihayet bireyler gibi uluslar arasında da tam anlamıyla “insanlararası” ve “uluslararası” kardeşlik, birlik ve adalet şiarları yaşam bulacaktır.
 
 8- Toplumsal devrim gibi devrimin burjuvaziye karşı galip gelmesi ve zafer kazanmasından doğan komünizm uygulaması da dünya çapında bir içerik taşır. Tarih gösteriyor ki, yeryüzünde ya­şayan toplumsal oluşumların bir kısmı derebeylikten burjuvazi dönemine yeni giriyor. Diğer kısmı burjuva devrine girmiş, proletarya hareketinin değişik evrelerini yaşıyor. Üçüncü bir kısmı ise, burjuvazi döneminden, proletaryanın egemenlik dönemine geçmiş bulunuyor. Ulusların içinden geçmekte oldukları ekonomik gelişimin, tarihi ve politik koşulların, toplumsal devrimin bir an evvel başlaması ve yaygınlaşmasında, büyük bir ilişkisi olmakla birlikte, devrim başladıktan sonra, ulus ve ülkeleri birbirinden ayırmak doğru değildir. Bugün proletaryanın egemenlik dönemine ayak basmış Rusya’da komünizm icraat ve uygulamalarının başarısı ekonomik olarak ilerlemiş diğer batı ülkelerindeki toplumsal devrimin ortaya çıkışına bağlı olduğu kadar, bütün batıda yaygınlaşacak komünizm uygulamasının da ekonomik olarak daha farklı evreler gösteren doğudaki devrimci hareketle ilişkisi çok önemli ve yaşamsaldır. Doğu ve batıdaki bu hareketler dünya ekonomisinin özünde burjuva saltanatı ve yayılmacılığın tekelci bir karakter almasından dolayı, birbirlerinden doğar ve birbirlerini tamamlarlar.
 
 9- Genellikle doğu ülkelerine oranla politik ve ekonomik bakımdan oldukça gelişmiş olan Türkiye’de, fabrikacılık tam anlamıyla gelişmemiş ve memleketin değişik yerlerine serpilmiş bazı fabrikalar olmasına rağmen, bu fabrikaların ve şehirlerin etrafında gelişkin ve toparlanmış bir proletarya oluşmamıştır. Türkiye, bugün Avrupa ve Amerika’ya gönderilen ham madde ve madenIeri çıkaracak ve bunları bozulmaktan kurtarıp kolaylıkla taşıyacak sanayi yapısıyla, maden ve ulaşımda çalışan yüz binlerce küçük üretici ve yoksul işçilerin, tarla ve bahçelerde sabahtan akşama kadar alın teri dökerek en zorunlu gereksinimlerini temin etmekten yoksun kalan köylülerin, dünyaya hakim hükümet ve devletlerin yumruğu altında ömürleri tükenen milyonlarca işçi ve köylüden oluşan askerlerin ve en son, şehir ve köylerde her türlü üretim araçlarından yoksun işsiz ve gelecek ümidini kaybetmiş bir yoksul sınıfın yaşadığı bir ülkedir.
 
 
 
 10- Yedi yüz yıllık ekonomik ve politik yaşamında, ocak devrini atlatarak birçok hükümet iyileştirmeleri ve düzenlemeleriyle karşı karşıya gelen ve bugünkü yönetim biçimi ve tarzıyla burjuva demokrasisine ayak basmış olan Türkiye’de sınıf savaşı, ilkel gelişim dönemini yaşamaktadır: Bugün Türkiye’de egemen ve yağmacı Antanta devletlerine karşı devam eden ulusal kurtuluş hareketine yoksul sınıfların katılması, “düşmanın düşmanı” ile, yani yabancı kapitalizmin egemenliğine karşı, kendi içindeki vurguncu ve yağmacı küçük burjuvazi ile birlikte savaşım içeriğine bürünmektedir. Kendi topraklarında yalnız maddi çıkarlara dayanan bir ilişki kuran Avrupa ve Amerikan burjuvazisinin, Türkiye gibi yaşam ve ekonomik olarak zayıf ülkelerin her türlü korunma sınırlarını yıkarak, bu ülkeleri kendilerine gelir getiren birer çiftlik ve buralarda yaşayan insanları yalnız üzerinde oynanmaya mahkum birer hayvan sürüsü haline koymaları, bu ülkelerde genel olarak Avrupa ve Amerika sermayesine karşı büyük bir düşmanlığın doğmasını sağlamıştır.
 
 Bununla birlikte bir taraftan emperyalistlere karşı yürütülen savaşın devamı, diğer taraftan özellikle toplumsal devrimin Avrupa’da yayılması, sınıf bilincinin olgunlaşması ve gelişmesini önemli biçimde etkileyerek Türkiye’deki hareketlerin toplumsal bir içerik almasına yardım etmekte ve sosyalizmi temel alan işçi ve yoksul köylü şuralar cumhuriyetinin kurulmasına uygun şartları hazırlamaktadır.
 
 11- Türkiye Komünist Partisi, yukarıda ortaya konulan esaslara uygun olarak, son dönemin, insanlık alemine yeni ve bütün anlamıyla özgür yaşam vaadeden toplumsal devrim dönemi olduğuna inanır ve herşeyden önce bir ‘yoksul köylü ve işçi’ partisi, dünyanın diğer komünist partileriyle beraber Üçüncü Enternasyonal’i oluşturarak ve onun uluslararası burjuvazi ile savaşımında aktif bir parçası olarak yer alır. Türkiye Komünist Partisi bütün gücünü işçi halktan almakla beraber, uluslararası kardeşlik ve birlik hareketinin önderi olarak halka zafer ve devrim yollarını gösterir. Yeni biryaşamın oluşturulmasında yol gösterir.
 
 Hükümet Biçimi
 
 1- Mutlaki idarelerde işçi halk, baskıcı hükümdar ve memurların zulmü altında ezildiği gibi, demokratik denilen burjuva demokrasisilerinde de iktidar, parlamentarizm ve halkçılık adı altında ayrıcalıklı tabakalar, yine vali ve hanların temsil ettikleri zenginler elinde tekelci bir yönetim haline geliyor. İşçi ve yoksul köylü sınıflar, ayrıcalıklı sermaye sınıfının çıkarlarına alet oluyorlar.
 
 2- Işçi ve köylü şuraları Cumhuriyeti ise, emek sarfetmeksizin yaşayan asalak sınıflar hariç olmak üzere, halkın çoğunluğunu etrafında toplayarak, işçilerin kapitalistler tarafından soyulmasına son verecek her türlü çareyi sağlar. Şuralar Cumhuriyeti’nin devlet ve Kızıl Ordu örgütleri, kapitalizm ve emperyalizmin proletarya sınıfIarıyla, ezilen ulusları saran esaret zincirlerini kırarak, dışarıda uluslar arasındaki kardeşliği genişletme, içerde ise, bütün varlığıyla yoksul ve işçi halk arasında uygarlık ve yaşam koşulları bakımından yeni bir dönem açma hedeflerine bağlı bir iktidarı ifade eder; (Şuralar Cumhuriyeti) sınıfları ortadan kaldırıp, her türlü savaş ve boğazlaşmayı, özgür, aydın ve mutlu bir geleceğe doğru götürecek olan kapitalizm ve komünizm arasındaki geçiş dönemine ait geçici bir devlet biçimidir.
 
 3- Parti, halkçılığın en yüksek biçimi olan işçi ve yoksul köylü şuralar cumhuriyetinin yaratılması amacına dönük olarak, yorulmaksızın çalışmak ve bunun için her şeyden önce eğitim ve propaganda ile ezilen-sömürülen sınıfların hakimiyetlerini temsil eden bu hükümet biçimini kendilerine sevdirmeyi görev bilir.
 
 
 Ulus ve Din
 
 4- Sadece dini içerikteki terbiye, eğitim ve ibadet işlerini, her ulusun dinsel topluluklarının kendi isteğine bağlı iç işi olarak görür. Böylece, “vicdan hürriyeti” teminat altına alınacağı gibi, insanların inançlarından dolayı kınanmasının da önüne geçilir.
 
 5- TKP, kapitalizmin insanlık alemi üzerindeki zulüm ve ege­menliğini yıkarak, kapitalist ilişkilerden doğan her türlü savaş ve boğazlaşmaya son vermek ve bu suretle insanlık alemini barış ve selamete erdirmek maksadını takip ettiğinden, dinlerin ve milliyetlerin insanlar arasında nefret ve düşmanlık doğuran gerici masallarına karşı savaşmayı görev kabul eder.
 
 6- TKP, kapitalistlere ve bütün egemen sınıflara etki ve güç sağlayan ve çeşitli ulusları temsil etme iddiası taşıyan dinsel kurumların devletten ayrılarak, dinsel topluluklar halinde bırakılmasını savunur.
 
 7- TKP değişik uluslara mensup devrimci işçi ve köylü sınıfları arasındaki eski düşmanlıkları kaldırmak için, aşağıdaki en kesin çözümlere girişir:
 
 a) Dil ve kültür açısından her ulusun tam özgürlüğünü sağlamak ve (eşitsizlikleri telafi etmek üzere) herhangi bir ulusa özgü her türlü ayrıcalığı ortadan kaldırır.
 
 b) TKP devlet örgütlenmesinde farklı uluslara mensup işçi ve köylülerin şuralar cumhuriyetlerinin kurulmasını kabul eder; “özgür ulusların özgürce birliği” esasında olmak üzere federasyon usulünü tercih eder.
 
 c) TKP, işçi ve köylü sınıfları da tamamen ayrı ve bağımsız yaşama isteğini ifade eden akımlara kapılmış olan uluslar arasında, kanlı kavgalar çıkmasına yer vermemek için, bu gibi sorunların “plebisit” usulüyle, genel oya başvurarak çözülmesi yolunda öncülük eder.
 
 
 Ekonomik Tedbirler
 
 8- TKP, bütün kaynak ve üretim araçlarını, kendi emeğiyle yaşayan üretici sınıfın ortak malı haline getirilerek, başkalarını çalıştırıp emek sarfetmeden yaşayan asalak sınıflara son verilmesini ve bu suretle toplumda her bireyin üretime katılmasıyla refah ve mutluluğun artırılmasını temel amaç kabul eder.
 
 9- Parti bu amaca varmak için her şeyden önce, büyük üretim yöntemiyle idare edilmekte olan kurumların, iktidarı ele alacak iş­çi ve köylü şuraları aracılığıyla çalışan sınıfın ortak malı haline ge­tirilmesine taraftardır.
 
 10- Küçük üretim yöntemiyle idare edilen şehir ve köy sınıflarına gelince, hükümet mali destek, ham madde ve sipariş vererek bunların kalkınması ve aynı zamanda kendi denetimi altında olmak üzere, üretim kooperatifleri etrafında toplanmaları çarelerine girişir. Küçük üretici sınıfların üretim kooperatifleri aracılığıyla bir merkezde toplanarak yardım görmeleri, bunların mal çıkarma güçlerini artıracağı gibi, diğer taraftan küçük girişimlerin büyük fabrika sahibi olmalarına engel olarak, geri kalmış üretim biçimlerinin sosyalizm temelinde daha mükemmel ve makinecilik yöntemine dayanarak büyük üretim haline gelmelerine aracılık eder.
 
 11- Üretim gücünü artırmak ve işi düzenli bir hale getirmek için, memleketin ekonomik faaliyetini genel bir plan içinde birleştirip, çeşitli sanayi dallarını üretimin yoğunlaşacağı yerlerde toplamak suretiyle merkezileştirmek, başka uluslarla ekonomik ve siyasi bağlantıların oluşturulmasına ve kurulmuş şuralar hükümetleriy­le birlikte bir ekonomik plan düzenlenmesine çalışmak gerekir.
 
 
 İşçi Dernek ve Birlikleri
 
 12- Burjuva hükümetleri zamanında, 8 saatlik işgününe, ücrete, kadın ve çocuklara, sakat ve yaşlılara, korumasız kalan işçi ve işçi ailelerine ait sosyal güvence sağlayan ve genellikle sınıfsal eğitim ve grev işlerini takip ve idare eden savunmacı ve devrimci bir kurum olmakla beraber, toplumsal devrimin zaferini takiben de, derhal düzenleyici ve üretici görevini yerine getirmelidir.
 
 İşçi dernek ve birliklerinin, devrimi takiben üzerlerine düşen bu görevin önemini kavrayarak işçi ve emekçi kitlelerin istisnasız kendi içlerine girmelerini sağlamalı ve üretici halk ile devrimci hükü­meti birbirine sıkıca bağlayacak güçlü bir merkez haline gelmeleri gerekmektedir. .
 
 13- Ülke içinde üretim gücünün yükselmesi için istilacılığın özelliklerinden olan sömürge ve kapitülasyon usullerinin kaldırılması ne derece gerekliyse, çeşitli üretim bölgeleri arasında su ve demiryollarına, bilimsel üretim için çeşitli buhar ve elektrik uygula­malarına ayrılmış laboratuvarlara, üretim araç ve aletlerinin üretim ve tamirine ayrılmış atölyelere de ihtiyaç vardır. Ki, Komünist Partisi bunların Avrupa ve Amerika’daki işçi birliklerinin yardımı ve ni­hayet toplumsal devrimin zaferi ile meydana geleceğine inanmaktadır.
 
 14- TKP, çalışabilecek bütün bireylere genel iş yükümlülüğünün uygulanması ve üretim için asgari bir miktar belirlenmesini ve çalışmak istemeyen asalaklar için iş kommuna (ocak)ları açılarak, hükümet tarafından bunların da üretken bir duruma getirilmesini gerekli sayar.
 
 15- Genel iş ocaklarında çalışmayan kadınlar için ekonomik koşulları uygun olan yerlerde ev sanatları açılacaktır.
 
 
 Köy Ekonomisi
 
 16- TKP, toprağı kolunun gücüyle işleyen yoksul köylüler yararına olarak devlet adına tespit eder ve düzenler.
 
 17- TKP çiftçilik işinin komünizm esasına göre ileri götürülmesi ve üretimin ayrılması görüşünden hareketle aşağıdaki çarelere başvurur:
 
 a) TKP esas itibariyle büyük çiftçiliğe taraftardır. Bundan dolayı, herşeyden önce bireylerin elinde olup da modern yöntemlerle yönetilen çiftlikler, büyük üretim temelinde devlet tarafından işletilir.
 
 b) Genellikle ekilmeyen veya sahipleri tarafından işletilmeyen topraklardan belirli miktarını kolektif olarak işleterek bir çiftlik haline getirmek isteyenlere her şekilde yardımla (çiftçi komünleri) oluşturulmasına çalışır.
 
 c) Sahipleri tarafından işlenmeyen toprak veya alelade çiftlikler köylüler arasında ilk önce hiç toprağı olmayan veya mevcut toprağı kendisine yetmeyen köylülere, ikinci derecede şehirden köye taşınıp kollektif çalışma isteyen işçi ve halk örgütlerine ve nihayet yine bu kısım işçi ve halktan örgüt kurmakta başarılı olamayan bireylere dağıtılır.
 
 d) Bir veya diğer suretle talibi ortaya çıkmayan veya talibi ortaya çıksa da hükümet tarafından işletilmesi uygun görülen toprak ve çiftliklerin geçici olarak işletilmesi hükümetçe karar altına alınabilir.
 
 18- Bağcılık, bahçecilik,dutçuluk, ancılığa ait teknik yöntemle idare edilen büyük girişimler devlet tasarrufuna aktarılıp geçici olarak yönetilebilir.
 
 19- Çiftçilikte kullanılan mal, davar, araç gereç gibi canlı, cansız demirbaş mallar, 17. maddede gösterilen derecelendirme ile köylüler arasında ihtiyaca göre dağıtılır. Bu malların mümkün olduğu kadar kullanıldıkları yerlerden ayrılmamasına ve bu suretle bozulmaktan, kaybolmaktan ve kullanılmaz hale gelmekten korunmalarına çalışılmalıdır.
 
 20- Toprak, toprak sahiplerinin elinden alınarak, kendi emeğiyle yaşayan halka mal edilmekle beraber, tarım yönteminde ilerlemek için her türlü çarelere girişilir. Bu alanda ziraat uzmanlarının seferber edilerek bilimsel-teknik temelde çalışan çiftliklerle süthanelerin ve at, sığır, tavuk çiftliklerinin artırılmasına ve koyunculuğun ilerlemesine, toprağın ve tohumun iyileştirilmesine, tarımsal araç gereç teknolojisinin geniş ölçekte yayılmasına ve bu araç gereçler için tamirhaneler açılmasına ve köylerle şehirler arasında yollar inşa edilmesine ve halk bankası aracılığıyla köylülere, kolektif çiftçi girişimlerine yardım edilmesine çalışılacaktır.
 
 21- TKP köylerde tarım işçisi ve yarıcı gibi büsbütün topraksız veya toprağı olup da işlemek için diğer araçlara sahip olmayan köylülere, yani proletaryaya ve yarı proleter sınıflara dayanır. Bu sınıflar arasında “yoksul köylü birlikleri” oluşturmakla beraber siyasi hücreler de açmak suretiyle sınıfsal ve siyasal eğitimin güçlenmesine çalışmak partinin temel görevlerindendir.
 
 22- TKP köylerde başlayacak mücadelede, gücünü özellikle zorbaların (derebeyleri) gasp ve vurgunlarına son vermek görevine sarf edip, kendi emeğiyle yaşayan orta sınıfları ise zorbalar elinden kurtarmak suretiyle yoksul köylü yanına alınmak üzere gereken çarelere başvurur.
 
 23- Köy ekonomisine ait dağıtım ve düzenleme işleri köy şuraları tarafından yerine getirilir.
 
 
 Dağıtım ve Tüketim
 
 24- TKP ürün ve malların halk arasında paylaşım ve tüketiminde eski ticaret usulüne esas itibariyle karşıdır. Bunun için halk arasında tüketim kooperatiflerinin kurulmasına hizmet eder.
 
 25- Parti en faal üyeleriyle işçi dernek ve birlikleri üyesini bu tüketim kooperatiflerini yönetmeye yönlendirerek, eski kooperatiflerdeki kar ve kazanç fikri yerine, insanın refah ve mutluluğuna hizmet eden insani ve devrimci amaçların oluşturulmasına ve işçi halkı bir ağ halinde kaplayacak olan bu kooperatifler aracılığıyla ülkede komünizm hayatının yeni koşullarını uygulamaya müsait zeminler hazırlar. .
 
 26- Türkiye’de demiryollarıyla diğer ulaşım araçlarının yeterli olmaması, dağıtım ve tüketim kurumlarında radikal ve tedbirsiz hareket ile büyük ekonomik bunalımların ortaya çıkmasına neden olacağını gözönüne alan Parti, ulaşım araçları ve dağıtımının yeterli düzeye gelmesine kadar şehir ve köylerde pazar ve panayırların açılmasını sağlayarak, üreticilerin doğrudan doğruya alışveriş etmelerine uygun şartlar hazırlar ve bu gibi yerlerde değişime, karşılığında kazanç olmadan aracılık edebilecek kooperatifler açar.
 
 
 Bankalar
 
 27 - TKP kapitalist egemenliğin asıl ağırlığını oluşturan tüm bankaları kamulaştırarak, yalnız işçi ve köylü sınıflarının üretim ve değişim işlerine yardım için ve ancak bu şekilde “halk bankası”açılmasını sağlar.
 
 28- Parti üretim ve dağıtım ilişkilerinin komünizmin ilkelerine uygun bir şekilde kurulmadığı bir devirde paranın ortadan kalkmayacağına inanmakla birlikte, zenginlerin yoksul halkı soymaya devam etmelerine engel olacak her yola başvurur. Büyük miktarda paraların bankalarda tutulmasını ve genelde para ticaretini kanun ile yasaklar.
 
 29- Parti çeşitli üretim kurumları arasındaki alışverişin cari hesapları karşılığında ve mal karşılığı çekler aracılığıyla görülmesi işlerini genişleterek, halk bankasının iktisadi dönüşüm için merkezi saymanlık kurumu haline getirilmesini gerekli görür.
 
 
 
 Vergiler
 
 30- TKP esas itibariyle işçi halka bölünüp dağıtılan her türlü verginin kaldırılmasını hedefler. Parti için, devlet bütçesi, yalnız hükümetin değil, belki toplumsal üretici kurumların bütün üretim ve tüketimini dengeleyen bir kanun olmalıdır.
 
 31- Devletin harcama ve giderlerinin karşılanması için sınıfsal mücadelenin henüz başladığı devrim döneminde geçici olarak vergi usulüne başvurulacak, ancak dağıtım yönteminde yoksul ve işçi halkın çıkarları gözden uzak tutulmayacaktır. Bu açıdan bütün servet sahiplerine toptan ve yüksek tazminat tayin edilebileceği gibi, ürünün onda bir miktarına göre artacak şekilde, vergiler de yüksek miktarda belirlenecektir;
 
 
 Barınma ve Geçim Sorunu
 
 32- TKP sermaye sahibi vurguncu sınıfların zevk içinde ve rahat yaşam alanları olan büyük bina ve köşkleri, şimdiye kadar karanlık ve rutubetli yerlerde yaşayan yoksul işçi sınıflarına tahsis eder. (Halkın aile kurumuna ait adetleri ve hisleri gözönüne alınarak önlemler alınır.) Bunların hayat şartlarını kolaylaştırmaya, bunlardan uygun olanlarının da halk eğitime ve genel sağlığa ait yerler haline getirilmesine çalışır.
 
 33- Bundan başka şehir ve köylerde evsiz kalan veya evleri çok kötü olan işçi ve köylü ailelerine mahsus olmak üzere yeni binalar inşa etmeye çalışır, işçi sınıfların rahat ve ucuz geçinmelerini sağlayarak genel aşevleri açmak gerektiğine işaret eder.
 
 
 İşçilerle İlgili Güvence
 
 34- TKP çalışma süreleri ve şekillerine ait gelecekteki şartları esas kabul eder:
 
 a) Bütün işçiler için çalışma süresi günde 8 saattir.
 
 b) 18 yaşın altında olanlarla ve yer altında çalışanlar için günde en fazla 6 saattir.
 
 c) 16 yaşın altında olan çocukların çalışmasının yasaklanması
 
 d) 18 yaşın altında olan gençler ve genellikle kadınların gece işlerinde çalışmalarına izin verilmemesi
 
 e) Genellikle kadın işçilerin doğumdan 8 hafta önce ve sonra için ücretleri tamamen verilmek şartıyla işten izinli sayılmaları
 
 f) Emziren kadınlara iş zamanında her üç saatte yarım saat emzirme arası verilir.
 
 g) Genel olarak çalışanlara haftada 42 saatlik sürekli istirahat verileceği gibi, bir senelik çalışma süresi zarfında her çalışana senede iki ay devam etmek ve sürekli olmak üzere izin verilir. Ve bu süre zarfında çalıştığı zamanlar gibi maaş ve geçimi verilir.
 
 h) İşçi ocaklarında sağlık şartlarının denetim altında bulundurulması, hasta olanların ücretsiz tedavi edilmesi.
 
 35- Her ne şekilde olursa olsun çalışma gücünü kaybeden işçi ve köylülerin ve bunlar tarafından geçimi karşılanması zorunlu olan aile bireylerinin ve herhangi bir şekilde ölen işçi ve köylülerin ve aynı şekilde kimsesiz kalan ve yardıma muhtaç olan aile bireylerinin ihtiyaçlarını karşılar.
 
 36- Çalışmanın sağlık koşullarının önemi kadar, işin düzen içe­risinde görülerek üretimin yükselmesi, toplumun refah ve mutluluğu bakımından öncelikli olduğundan, bu fikrin işçi ve köylü birlikleri içinde yayılmasıyla, ev sanatlarını da kapsayacak şekilde bu tarafların kontrol edilmesi için, işçi dernek ve birlikleri içinde denetim kurulları oluşturulur.
 
 
 Genel Sağlık
 
 37– İşçi halkın ırk olarak sefaletine neden olan bulaşıcı ve salgın hastalıklarla mücadeleyi, parti, temel amaçlarından biri sayar ve bunda başarılı olmak için her türlü çareye başvurur. Özel eczanelerin, hastanelerin, sanatoryumların, kaplıcaların kamulaştırılarak halkın yararına sunulması, bulaşıcı hastalıklara özel yeniden ve geniş ölçekte muayene ve tedavi merkezleri açılması bu amaca hizmet edecek araçlardandır.
 
 38- TKP genel ahlak ve sağlığı yok eden alkol, fuhuş, kumar gibi kötülüklere, afyon ve esrar gibi uyuşturucu kullanımına karşı şiddetle mücadele eder. Ve alkol, afyon imal ve satışını kesinlikle yasaklayarak bunların yalnız bilimsel ve kimyasal ihtiyaca yetecek kadar üretimine izin verir ve devlet aracılığıyla gerekli olan kurumlara dağıtılmasını sağlar.
 
 39- Parti, tüm kurumların sağlık koşullarını denetlemek, gözetmek ve halkın sağlığına hizmet etmek üzere gezici doktor, eczacılar ve küçük sağlık memurları tayin ederek ve şehirlerde küçük sağlık memurları yetiştirilmesini sağlayacak okullar açarak, genel sağlığın korunmasına ve yükselmesineçalışacaktır.
 
 
 Ordu ve Güvenlik işleri
 
 40- TKP esasen insanlar arasında savaş ve katliama alet olan ve şimdiye kadar hakim sınıfların iktidarlarının sürmesine hizmet eden orduların varlık ve faaliyetlerine karşı olmakla beraber yeryüzünde zengin ve mülk sahibi sınıflarla, ezilen işçi ve köylü sınıfları ve emperyalist devletlerle sömürge ve yarı sömürge halindeki ezilen milletlerin arasındaki davanın devam ettiği bir sırada, savunma gücü olmak üzere devrimci ruhta, işçi ve köylü sınıflarının savunucusu kızıl orduların kurulmasını destekler.
 
 41­- a) Genellikle kapitalizme ve emperyalist devletlere yandaş olup, son ve kesin çalışmadan uzaklaşan zengin mülk sahibi sınıf­ların silahları toplanarak yalnız yoksul ve ezilen işçi ve köylü halkı silahlandırır. Burjuvaziye mensup ve yandaş olanlar ordunun yönetim, nakliyat vs. işlerinde kullanılır.
 
 b) İşçi ve köylü sınıflar arasında gündelik işlerine engel olmayacak şekilde askeri eğitimin genelleştirilmesine, aynı zamanda ordu bir okul haline getirilerek siyasal ve ekonomik eğitime dikkat edilir. Askeri bölükler içinde parti hücreleri açılarak sınıfsal mücadelenin kızıl asker ruhunda derinleşmesine çalışılır.
 
 c) Askeri kumandanlar yanında askerin siyasal ve ekonomik eğitimine ve eski dönem subaylarının gericiliğe hizmet etmemelerine bakacak, işçi ve köylü iktidarına taraftar ve parti üyesi müfettişler tayin edilir.
 
 d) Kızıl Ordu içinde işçi ve köylü ruhunun egemen olması ve kapitalizm ve emperyalizme karşı savaşın güç bulması için, öncelikle küçük subaylar kavrayışı gelişkin işçi ve köylülerden tayin edilir. Eğitimli işçi ve köylü subayların sayılarını artırmak için kısa süreli harbiye okulları açılır.
 
 42- Şehirlerde ve köylerde, güvenlik işleri şuraların yanında yer alan işçi ve köylülerden oluşturulacak milis örgütüne verilir.
 
 
 Mahkeme Işleri
 
 43- TKP mahkeme işlerinde de tamamıyla halkçı ve devrimci esasları kabul eder. Türlü biçim ve adlar taşıyan mahkemeler kal­dırılarak bunların yerine üyeleri işçi ve köylüler tarafından seçilecek bir şekilde “halk mahkemesi” usulünü kabul eder.
 
 44- Eski yasalardan işçi ve köylü sınıfları için artık geçerli hük­mü kalmayan, şuralar cumhuriyetinin yüce makamınca belirlenen yasalar kaldırılır ve ezilen halkın ihtiyacına uygun yeni yasalar konulur. Cezası yasalarda yazılı olmayan suç ve olaylarda, mahkeme toplumsal devrim ilkelerine ve halkın vicdanına uygun şekilde özgürce hareket eder.
 
 45- Nüfusu az olan köy ve çiftlikler için şura merkezi tarafından seçilmiş gezici hakimler gönderilir.
 
 46- Ceza işlerinde insanların ahlakını düzeltecek ve temizlemeye hizmet edecek son esaslar kabul edilir.
 
 
 Eğitim ve Kültür İşleri
 
 47- TKP zengin ve mülk sahibi sınıfların tekelinde olan eğitim ve kültürün toplumsallaştırılıp işçi halk içinde yayılmasına hizmet eder.
 
 48- Partiye göre okul, insanlar arasında komünizme dayanan eğitimi verecek ve gelecekte komünizmin fiilen uygulanmasına gücü yeten yeni işçi nesli yetiştirecek bir kurumdur.
 
 49- Bu konuda şuralar iktidarının ilk kurulduğu dönemde uygulanacak yöntemler:
 
 a) Erkek ve kız çocuklarını kapsayacak şekilde 17 yaşına kadar zorunlu ve parasız öğrenim
 
 b) Genel ve bilimsel eğitimi bir şekilde “işçi okullarında” vermek ve bu okullarda okuyanların kolektif yaşama alışmalarını sağlayacak şekilde okulda yatırılıp yedirilme ve giydirilmelerini ve öğrenime ait gerekli eşyaları hükümetin hesabına olarak sağlamak
 
 c) Şehir ve köylerde açılmış iş okulu öğrencilerine okul dışında sanata ve çiftçiliğe ait uygulama dersleri verilerek kendilerinin hayata deneyimle girmelerinin koşullarını hazırlamak
 
 d) Anaları kölelikten kurtarıp genel üretim işlerine sokabilmek üzere, küçük çocuklar için çocuk yuva ve bahçeleri gibi okul öncesi kurumlar açmak
 
 e) Okula giremeyecek derecede yaşlı işçi ve köylülere okuma yazma öğretip politik ve devrimci eğitim verecek gece dersleri, kütüphaneler, halk okulları ve halk üniversiteleri açarak okul dışında eğitim ve öğretim işlerini sağlamak.
 
 f) Halkçı ve devrimci öğretmenler yetiştirecek, bilim ve tekniğin ilerlemesine, güzel sanatlar zevkinin yayılmasına hizmet edecek büyük ölçekte öğretmen okulları, üniversiteler, atelyeler, müzeler, sergiler açmak ve buralara işçi ve köylü çocuklarının girip faydalanmalarına hizmet etmek
 
 g) Ders kürsülerini eski yöntem ve resmi tören gösterişlerinden kurtararak genç ve yetenekli öğretmenlerin halk içinde eğitim ve kültür ruhunu yaymalarına uygun zemin hazırlamak
 
 h) Halk ve gençlerin bedensel eğitiminin sağlanması için, şehir ve köylerde spor ve jimnastik yerleri oluşturmak ve izci örgütü oluşturmak.
 
 
 Bütün dünya işçileri birleşiniz!