Header Ads

Header ADS

ONÜÇÜNÇÜ BÖLÜM - ÜÇ DURUŞMA


ONÜÇÜNÇÜ BÖLÜM
, ÜÇ DURUŞMA 
1. Sanayi Partisi Duruşması
Dünya bunalımından etkilenmeyen tek ülke, 1917'den beri dünya meselelerinden kasten uzak tutulan dünyanın altıda biri, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği idi. 

1 ;İnsanlığın geri kalan kısmı, bunalımın pençesinde kıvranırken, Sovyetler Birliği, bütün tarihin en büyük ekonomik ve sınai büyümesini başlatıyordu. Stalin'in Birinci Beş Yıllık Planı, Eski Rus¬ya'yı, yaratıcı işgücünün eşi benzeri görülmemiş başarılarına götürüyordu. Verimsiz steplerden mükemmel şehirler yaratılıyor; yeni madenler, imalathane ve fabrikalar dikiliyordu. Milyonlarca köylü, bir gecede, eğitilmiş işçilere, mühendislere, bilim adamlarına, doktor, mi¬mar ve öğretmenlere dönüşüyordu. Birkaç yılda, beş yıllık bir ilerleme kaydedildi ve ataları çok eski zamanlardan beri ilkel tırpan, kazma ve tahta sabanla sırtlarını paralamış olan mujikler şimdi verim-lileşürilmiş topraklarının hasadını traktör ve biçerdöğerlerle yapıyor ve ürün zararlılarıyla uçaklardan püskürtülen kimyasal maddelerle savaşıyorlardı. Ve bu dev ulusal ve devrimci çalışmanın ortasından, Çarlık zorbalığının onur kırıcılığını hiç bilmeyen bir Sovyet Kuşağı yetişiyordu...,

Aynı zamanda Sovyet Hükümeti içteki düşmanlarına da ağır dar¬beler indirdi. Ardarda üç duruşma, İngiliz-Fransız emperyalizminin ve Çarcı karşı-devrimin Rusya'daki son önemli girişimini temsil eden Torgprom entrikasını teşhir etti ve ezdi.

28 Ekim 1930'da, Profesör Ramzin, Sanayi Partisi'nin öteki pek çok lider ve üyesiyle birlikte yakalanıp tutuklandı. Sovyetler Bir-liği'nin her yerinde, OGPÜ ajanları tarafından aynı anda baskınlar yapıldı ve Sosyalist Devrimci, Menşevik ve Beyaz Muhafız hareketle¬rinin yanı sıra bazı Polonyalı, Fransız ve Romen gizli servis ajanları tutuklandı.

Sanayi Partisi liderleri duruşması Moskoya'daki Sovyet Yüksek Mahkemesi'nde yapıldı ve 25 Kasım - 7 Aralık 1930 tarihleri arasında devam etti. Aralarında Profesör Ramzin ve Victor Laritçev'in de bulun¬duğu sekiz sanık, Sovyetler Birliği'ne karşı yabancı komploculara yardım etmek; casusluk ve sabotaj faaliyetleri yürütmek ve Sovyet Hükümetini devirme planları yapmakla suçlandılar. Sanıklar, Sovyet İstihbarat ajanlarının haklarında topladıkları delilleri görünce bir bir teslim olup suçlarını itiraf ettiler. İfadelerinde, kendi casusluk-sabotaj faaliyetlerinin yanı sıra Sir Henri Deterding, Albaj Joinville, Leslie Urquhart, Raymond Poincare ve Sanayi Partisi'ni ve Torgprom'u desteklemiş olan öteki Avrupalı asker, devlet adamı ve işadamlarından da
sözettiler. ' >

Aralarında Profesör Ramzin ve Victor Laritçev'in de bulunduğu beş sanık en yüksek cezaya -vatana ihanetten kurşuna dizilmeye-mâhkum edildiler. Öteki üç sanık, emirlere göre hareket eden teknis¬yenler, on yıl hapis cezasına çarptırıldılar.1

2. Menşevikler Duruşması
Sanayi Partisi'nin çökertilmesinden kısa bir süre sonra Sovyet yetkflileri bir darbe daha indirdiler. 1 Mart 1931'de, eski Menşevik-lerden oluşan uzun bir sabotaj zincirinin liderleri Moskpva'daki Sovyet Yüksek Mahkemesi'ne çıkarıldılar.2

1 Duruşmanın bitiminden iki gün sonra, Profesör Ramzin ve ölüm cezasına çarptırılan öteki dört sanık, cezanın tehiri için Sovyet Yüksek Mahkemesi'ne dilekçeyle başvurdular. Mahkeme dilekçeyi kabul etti Ramzin ve meslek¬taşlarının, Sovyetler Birliği dışındaki gerçek komploculann aleti olduğu ge¬rekçesiyle ölüm cezasını on yıl hapse indirdi. Duruşmadan sonraki yıllarda, Sovyet yetkilileri tarafından yeni bilimsel çalışmaları için her olanak sağlanan Profesör Ramzin, Sovyet yaşam tarzına tamamen kazanıldı ve SSCB'nin sınai programına değerli katkılarda bulunmaya başladı. 7 Temmuz 1943'te, Profesör Ramzin, dünyada en iyi olduğu söylenen, basitleştirilmiş bir turbo-jeneratör icadı için Lenin Nişanı ve 30.000 S'lık Josef Stalin ödülü ile ödüllendirildi. Kremlin'in çıkardığı bir kararname uyarınca turbo-jeneratör, mucidinin ismini taşımaktadır.

2 Menşevikler, ilk Rus Marksist örgütü olan Rus Sosyal Demokrat Partisi içerisinde bir hizipti. Rus Sosyal Demokrat Partisi'nin 1903'de Londra'da yapılan İkinci Kongresi'nde, örgüt iki rakip gruba ayrıldı. Sonradan bu gruplar ayrı partilere dönüştüler. Lenin'in grubunun adı Bolşeviklerdi (çoğunluk an¬lamına gelen bolshinstvo'Aan); Lenin'in hasımları Menşeviklerdi (azınlık an¬lamına gelen menstıinstvo'dan). Bolşevikler sonradan Lenin'in önerisiyle Komünist adını aldılar ve Bolşevik Partisi'nin resmi adı da Rusya Kominist Par¬tisi (Bolşevikler) oldu. Menşevikler Avrupa sosyal demokratları ve sosyalistle¬rine benzeyerek onlarla kişisel ve örgütsel bağlar kurdular.

Menşevikler Duruşması'ndaki sanıklar arasında, yaşamsal öneme sahip Sovyet idari ve teknik kurumlarındaki bazı üst mevki görevlileri de vardı. Sovyet rejiminin ilk günlerinde bu Menşevikler, Bolşeviklere.

olan düşmanlıklarından vazgeçmiş gibi görünmüşlerdi. Sanayi Partisi ve öteki gizli anti-Sovyet unsurlarla işbirliği yaparak, çeşidi dolaplar çevirerek yönetimde kilit mevkilere gelmişlerdi. Menşevik komplocu¬lardan Groman, Sovyet Sanayii Planlama Bürosu'nda (Gosplan) yüksek bir mevki elde etmiş ve can alıcı sanayilerde eksik tahminler yaparak ve üretim hedeflerini düşürerek birinci Beş Yıllık Plan'ın saf¬halarını sabote etmeye çalışmıştı.

1928-1930 yılları arasında, gizli Menşevik örgütün Merkez Ko¬mitesi olan "Bütün Birlik Bürosu", yabancı kaynaklardan toplam ola¬rak yakLvV 500.000 ruble aldı. En fazla katkıda bulunan Torg-prom'du, fakat öteki anti-Sovyet gruplar da komploculara hatırı sayılır bağışlar yaptılar ve onlarla sıkı temas halinde bulundular. Menşevikler, İkinci Enternasyonal-anti-Sovyet Sosyal Demokratlar ve. Sosyalistlerin hakim olduğu işçi örgütü-tarafından da kuvvede destek¬leniyorlardı.

Sanıklara göre, yabancı anti-Sovyet çevrelerle esas bağlantılarını sağlayan kişi, Devrimden.sonra Almanya'ya kaçmış olan eski Rus Menşevik lideri Rafael Abromoviç'ıi. Komplonun elebaşlarından Vasi¬li Şer, ifadesinde şöyle dedi:--

1928 yılında, Abromoviç yurtdışından geldi. Biz "Bütün Bir¬lik Bürosu" üyeleri daha önce onun yolculuğundan haberdardık...
Abromoviç, çalışmanın ağırlıklı olarak sorumlu Sovyet işçi gruplarında yoğunlaştırılması gereğine işaret etti. Aynı zamanda bu grupların birleştirilmesi ve daha kesin bir örgütsüzleştirme faaliyetinin başlaülması gerektiğini de söyledi.
Bir başka Menşevik komplocu Lazar Salkind, mahkemede şunları söylüyordu:--
3 ikinci Enternasyonal, Menşeviklerin yargılanmasını, Stalin'in "bürokratik dik-tatörlüğü"nün "Siyasi Zulmü" olmakla suçladı. Abromoviç Sovyetler Birliğine

... Abromoviç ise Sovyet ekonomik sisteminin çeşitli dal¬larında aktif sabotaj yöntemleriyle başlamak, işçi sınıfı ve köylü kitlelerinin gözünde Sovyet ekonomik politikasını altüst etmek gerektiği sonucuna vardı. Abromoviç, Sovyet iktidarına karşı mücadelenin ikinci aşamasının askeri müdahale olduğunu söyledi.3
9 Mart 1931.'de Sovyet Yüksek Mahkemesi kararını verdi. Menşevik sanıklar beş ila on yıl arasında hapis cezalarına çarptırıldılar.

3. Vickers Mühendisleri Duruşması
11 Mart 1933 gecesi saat 9.30 sularında, Sovyet Hükümeti, Torgprom komplosu artıklarına son darbesini indirdi. Moskova'daki OGPU ajanları, hepsi de İngiliz elektrik-mühendislik şirketi Metropol¬itan-Vickersin Moskova bürosunda çalışmakta olan altı İngiliz ve on Rus mühendisi tutukladılar. İngiliz vatandaşları ve Rus ortakları, Sov¬yetler Birliği'nde İngiliz İstihbarat Servisi hesabına casusluk ve sabotaj yapmakla suçlandılar.

Moskova'daki en önemli Vickers temsilcisi Yüzbaşı C. S. Rich¬ards diye biriydi. Tutuklamalardan hemen önce apar topar İngiltere'ye gitmişti. Richards, 1917'den beri Rusya'da İngiliz ajanıydı; 1917'de, İstihbarat Servisi müfrezesi yüzbaşısı olarak, Archangel'de Müttefik müdahalesi öncesindeki anti-Sovyet entrikalarda rol oynamıştı. Metro-Vickersin Moskova bürosu, daha sonra Richardsin yönetiminde, Rus-ya'daki İngiliz gizli servis operasyonlarının üssü haline gelmiştir.

Moskova'daki Sovyet yetkilileri tarafından tutuklanan İngiliz "teknisyenlerden" biri de, Yüzbaşı Richardsin Archangel seferi
sırasındaki işbirlikçilerinden olan ve şimdi de Richardsin sağ kolu olarak hizmet eden Alan Monkhouse idi. '

Suçlamaları reddeden Monkhouse, Richards'la daha önceleri bir¬likte çalıştığını kabul etti. İfadesinde şöyle diyordu: ~

Mr. Richards'la 1917'de Moskova'da, sonra da onun İstih¬barat Servisi'nde yüzbaşı rütbesiyle bulunduğu, Archangel'de görüştüğümü kabul ederim. Mr. Richardsin 1918 Nisan ya da Mayısinda Moskova'da olduğunu biliyorum. Moskova'ya neden geldiğini bilmiyorum, fakat bana anlattıklarından o zaman Fin¬landiya sınırını gizlice geçtiğini biliyorum. 1923'de Metropoli-tan-Vickers Elektrik İhracat Şirketi müdürlüğüne atandı. Aynı yügittiğini ve oradaki gizli toplantılara katıldığını inkar eden bir açıklama yayınladı. Bununla birlikte, "Partisinin orada illegal faaliyet gösteren temsilci¬lerinin ya da tek tek üyelerinin Berlin'deki kendi yurtdışı heyetleri ile mektupla ve örgütsel açıdan iletişim halinde bulunduğunu" kabul etti.

Abromoviç daha sonra Birleşik Devletlere gitti. Amerika'daki faaliyetleri için bakmız: Yirmi üçüncü Bölüm.
donanım sağlama konusunda görüşmelerde bulunmak üzere Mos¬kova'ya gitti.

Monkhouse 1924'te Vickers'ın "Moskova bürosunda Richards'm yönetiminde çalışmak üzere tekrar Rusya'ya gönderilmişti.
Tutuklu Vickers çalışanlarından Leslie Charles Thornhton, zengin bir Çarlık tekstil üreticisinin oğluydu ve aslen Rus vatandaşıydı; Moskova'ya Vickers İnşaat Başmühendisi olarak gönderilmişti. Devrimden sonra İngiliz vatandaşı ve İngiliz İstihbarat Servisi ajanı olmuştu.

Thornton tutuklandıktan iki gün sonra yazıp imzaladığı ifadesinde şöyle diyordu:- • ,
SSCB topraklarındaki bütün casusluk faaliyeüerimiz, Metro¬politan Vickers Elektrik İhracat Ltd. Şti. Müdürü mevkiinde bu¬lunan ajanları C.S. Richards aracılığıyla İngiliz İstihbarat Servisi tarafından yönetilmektedir.

SSCB topraklarındaki casusluk operasyonlarını, yukarıda adı^ geçen İngiliz Firmasının temsilcileri ve resmi anlaşmalara göre, türbin ve elektrik donanımı yapımı ve teknik yardım anlaşmasının sağlanması için Sovyet Hükümeti'yle anlaşma im¬zalayan ben ve Monkhouse yönetmekteyiz. C.S. Richards'ın bu amaçla bana verdiği talimaüar üzerine, İngiliz personel SSCB topraklarına vardıktan sonra yavaş yavaş casusluk, örgüt içine çekilmiş ve istenen bilgilere uygun talimatlar verilmiştir.
Vickers "mühendisi" William Mac Donald da suşlamaları kabul ederek şöyle dedi:- ,

SSCB'de Metropolitan-Vickers paravanası altında saklanan araştırma çalışmamızın lideri, Moskova'da inşaat baş mühendisi olarak çalışan Bay Thornton'dı. Temsilciliğin yöneticisi, Bay Thornton'ın bu illegal çalışmasında da yer alan Bay Monk-house'dı. Bay Thornton'ın sçyahaüerdeki yardımcısı ve casusluk faaliyetindeki ortağı, İngiliz ordusu subayı, Şimdi de Metropoli¬tan-Vickers firmasında mühendis olan Cushny idi. SSCB'de ca¬susluk faaliyeti yürüten araşürma görevlilere ana grubu bunlardan ibarettir. '

Vickers "mühendisleri"nin tutuklanması; İngiltere'de aniden anti-Sovyet protesto fırtınası için uygun bir fırsat oldu. Başbakan Stanley Baldwin, davadaki kanıt ve suçlamaları dahi beklemeksizin, kesin bir 'dille, tutuklanan ingiliz vatandaşlarının masum olduklarını açıkladı. •
Parlamentonun muhafazakar üyeleri bir kez daha Moskova'yla bütün ticariye diplomatik ilişkilerin kesilmesini istediler. Sir Henri Deterd-ing'in dostu, İngiltere'nin Sovyet Rusya Büyükelçisi Sir Esmond Ovey, fırtına gibi Moskova'daki Sovyet Dışişleri Bakanlığı'na daldı ve Maksim Litvinov'a, "ikili ilişkilerde vahim sonuçlar doğmasını" önlemek için tutukluların yargılanmadan derhal serbest bırakılması gerektiğini söyledi. 

Nihayet 12 Nisan'da, Moskova'daki eski Asiller Kulübü'nün Mavi Salonu'nda duruşma başladığında, o günkü Times, "savcılarına kölece itaat eden, tıka basa dolu bir mahkeme" diye yazıyordu. 16 Ni¬san tarihli Observer, yargılamayı, "adalet adına yürütülen ama uy¬garlığın tanıdığı hiçbir yargılama usulüne benzemeyen bir dayanıklılık sınavı" diye tanımlıyordu. 18 Nisan tarihli Daily Express, Sovyet Savcısı Vişinski'yi şöyle betimliyordu: Kızıl saçlı, kırmızı suratlı Rus, hakaretler yağdırdı... masayı yumrukladı." O haftaki Evening Standard da Sovyet Savunma Danışmanı Braude'den, "insanın her akşam Shaftesbury Caddesi'nde karşılaşabileceği türden bir Yahudi," diye bahsediyordu.

İngiliz kamuoyu, sanıkların gerçek anlamda yargılanmadığını ve İngiliz mühendislerin, suçlarını itiraf etmeleri için en korkunç işkencelere maruz bırakıldıklarını düşünecek şekilde oluşturuluyordu. 20 Mart tarihli Daily Express şöyle haykırıyordu: "Vatandaşlarımız bir Rus hapishanesinin dehşetini yaşıyor!" 17 Nisan tarihli Times şunları bildiriyordu: "Oturumlar sırasında cezaevinde bulunan Bay MacDonald'a neler olduğu konusunda büyük endişe duyuluyor. Çeka yöntemlerini uzun süredir bilenler, yaşamının tehlikede olduğu kanısındalar." Birkaç ay sonra.Sir Oswald Mosley'in İngiliz Faşist Par-tisi'nin yarı resmi yayın organı olacak olan, Lord Rothermerein Daily Maü'ı okurlarına, OGPU tarafından "kurbanlarının" ifade gücünü yo-ketmek için kullanılan tuhaf bir "Tibet uyuşturucu ilacından" sözediyordu.

Buna rağmen, daha sonra bütün İngiliz vatandaşları Sovyet ma¬kamlarının kendilerine büyük nezaket ve anlayış gösterdiklerini açıkladılar. İçlerinden hiçbiri, hiçbir zorlama, işkence ya da baskıya maruz kalmamıştı. Aksine ilişkin bir yığın kanıt olmasına rağmen, meslektaşlarının ne yaptığına dair hiçbir şey bilmediğini mülayim bir

tavırla iddia etmeye devam eden Alan Monkhouse, 15 Mart'ta Londra Dispatch'c yaptığı açıklamada OGPU sorgucuları için şunları söyledi:-

Bana karşı olağanüstü kibar ve sorgulamada aşırı derecede makuldüler. Sorguculanm işini bilen birinci sınıf adamlara ben-ziyorlardı. OGPU cezaevi, yeterlilik açısından mükemmel, her ta¬rafı temiz, düzenli ve iyi örgütlenmiş bir yer. Bu ilk tutuk¬lanışım, ama İngiliz cezaevlerini gezmiştim ve OGPU kışlasının çok daha üstün olduğunu söyleyebilirim... OGPU görevlileri... benim rahat etmem için her türlü ilgiyi gösterdiler.

Buna rağmen, İngiliz Hükümeti, Muhafazakarların baskısıyla Sovyet Rusya'dan yapılan tüm ithalata ambargo koydu. İki ülke arasındaki ticaret kesildi...

15 Nisan'da, Moskova'daki İngiliz temsilcileriyle yaptığı özel bir görüşmeden sonra Leslie Thornton aniden, imzaladığı itirafı geri aldı. Mahkemedeki ifadesinin esas olarak doğru olduğunu söyledi; fakat "ca¬sus" sözcüğünün yanlış olduğunu bildirdi. Thornton, ilk seferinde ne¬den bu kelimeyi kullandığını açıklarken, o sırada "heyecanlanmış" olduğunu söyledi. Sovyet Savcı Vişinski'nin mahkemede yaptığı halka açık sorgulamada, itirafları "kendi serbest iradesiyle", "hiçbir baskı ve zorlama olmaksızın" ve kendi sözcükleriyle yaptığını söyledi:--

VİŞİNSKİ: Herhangi bir şey tahrif edildi mi? THORNTON: Hayır,, siz hiçbir şeyi değiştirmediniz. VİŞİNSKİ: Fakat belki de (savcı yardımcısı) Roginski yapmıştır?

THORNTON: Hayır.
VİŞİNSKİ: Belki de OGPU tahrif etmiştir? THORNTON: Hayır, kendi elimle imzaladım. VİŞİNSKİ: Ya kafanız? yazarken neler düşünüp aklınızdan geçirdiniz?
THORNTON: (Yanıt yok)
VİŞİNSKİ: Peki şimdi kim sizin yerinize düşünüyor? THORNTON: Şu anda kendimi daha değişik hissediyorum.

Moskova'da bulunan İngiliz temsilcilerle yaptığı özel bir görüşmeden sonra William MacDonald dâ aniden başlangıçtaki ifadele¬rini geri aldı. Daha sonra ise, Sovyet makamlarının topladığı delillerle karşı karşıya gelince MacDonald yeniden fikrini değiştirdi ve başlangıçtaki itirafına döndü. Mahkemedeki son sözleri şunlardı: "Suçumu itiraf ettim ve ekleyecek bir şeyim yok."

18 Nisan günü, Sovyet Yüksek Mahkemesi kararını verdi. Rus suç ortakları, bir kişi hariç suçlu bulunmuş ve üç ila on yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmışlardı. İngiliz vatandaşı Albert Gre-gory, delil yetersizliğinden beraat etmişti. Diğer beş İngiliz mühendis suçlu bulunmuşlardı. Monkhouse, Nordwalî ve Cushny'nin, Sovyetler Birliği'nden sınırdışı edilmelerine karar verildi. Leslie Thornton ve William MacDonald sırasıyla iki ve üç yıl hapis cezasına mahkum edildiler.

Cezalar hafifti ve dava da süratle sonuçlandırılmıştı. Sovyet Hükümeti, Torgprom komplosunun kalıntılarım ve Rusya'daki İngiliz İstihbaratı operasyonlarını yoketme hedefini gerçekleştirmişti. Sovyet ve İngiliz Hükümetleri arasında karşılıklı ödünler verildi. Ticaret yeni¬den başladı ve aralarında Thornton ve MacDonaldin da bulunduğu İngiliz sanıklar İngiltere'ye geri gönderildi...
Uluslararası siyasetin ufkunda, Sovyet Rusya'ya karşı İngiliz Muha¬fazakar düşmanlığından çok daha tehlikeli bir olgu belirmekteydi.

Adolf Hitler, Almanya'da iktidarı tamamen ele geçirmişti.
Blogger tarafından desteklenmektedir.