13 Nisan 2019

DEVRİMCİ YÜKSELİŞ

RSDİP PRAG ULUSAL KONFERANSI'NIN KARARLARINDAN]

LENİN

Rus proletaryasının şanlı Mayıs grevi ve onunla bağıntılı sokak gösterileri, işçi kalabalıkları önündeki devrimci beyannameler ve devrimci konuşmalar, Rusya’nın devrimci bir yükseliş dönemine girdiğini açıkça gösterdi.

Bu yükseliş asla gökten zembille inmedi. Hayır, Rusya’nın bütün yaşam koşulları tarafından uzun süredir hazırlanıyordu ve Lena’daki kurşuna dizmelerle ve 1 Mayıs’la bağıntılı kitle grevleri bunun başlangıcını sadece kesin olarak belirledi. Karşı-devrimin geçici zaferi, işçilerin kitle mücadelesinin gerilemesiyle kopmaz bir bağ içindeydi. Grevcilerin sayısı, bu mücadelenin yaygınlığı hakkında, sadece yaklaşık olarak da olsa, yine de kesinlikle objektif ve tam bir fikir veriyor.

Devrimden önceki on yılda, 1895–1904 yıllarında, grevcilerin ortalama sayısı (yuvarlak hesap) yılda 43000’di. 1905 yılında bu rakam 23/4 milyon, 1906’da 1 milyon, 1907’de 3/4 milyondu. Devrimin üç yılı, proletaryanın grev mücadelesinin dünyada daha önce hiçbir yerde görülmemiş yükselişiyle karakterizedir. 1906 ve 1907 yıllarında başlayan tavsayışı 1908’de kesin olarak ortaya çıktı: 175.000 grevci. Koyu gerici toprak sahiplerinin ve ticaret ve sanayi kodamanlarının Duması'yla ittifak içinde Çar'ın otokrasisini yeniden kuran 3 Haziran 1907 hükümet darbesi, kitlelerin devrimci enerjisinin tavsamasının kaçınılmaz sonucuydu.

1908–1910 arası üç yıl, en gerici karşı-devrimin dizginsizce tahribat, liberal-burjuva döneklik ve proleter bunalım ve şaşkınlık dönemiydi. Grevcilerin sayısı sürekli geriliyordu, 1909 yılında 60.000’e ve 1910 yılında hatta 50.000’e düştü.

Fakat 1910 sonundan beri hissedilir bir değişim başlıyor. Liberal Muromtsev’in ve Leo Tolstoy’un ölümü nedeniyle yapılan gösteriler ve aynı şekilde öğrenci hareketi,[79] rüzgarın yönünün değiştiğine, demokratik kitlelerin ruh halinde belli bir dönemecin başlamış olduğuna açıkça işaret ediyor. 1911 yılı bize işçi kitlelerinin yavaş yavaş bir saldırıya geçişini gösteriyor: grevcilerin sayısı 10.000’e çıkıyor. Çeşitli yönlerden, karşı-devrimin zaferinin yol açtığı yorgunluğun ve hareketsizliğin geçmekte olduğunu, gelişmenin yeniden devrim yolunu tuttuğunu gösteren işaretler geliyor. RSDİP Ulusal Konferansı Ocak 1912’de durum değerlendirmesinin özetinde şunu saptadı:

“Geniş demokrasi çevrelerinde ve ilk planda proletarya arasında politik bir canlanmanın başlangıcı algılanabiliyor. 1910–1911 yıllarının işçi grevleri, gösterilerin ve proleter mitinglerin başlaması, kentli burjuva demokrasisi içinde başlayan hareket (öğrenci grevleri vs.) — bütün bunlar, kitlelerin 3 Haziran rejimine karşı artan devrimci ruh halinin semptomlarıdır” (bkz. Konferans Üzerine “Rapor”, s. 18).

Bu ruh hali bu yılın ikinci çeyreğinin başında artık o kadar gelişmişti ki, kitlelerin bir eyleminde ifadesini buldu ve bir devrimci yükseliş yarattı. Son bir buçuk yılın olaylarının seyri, bu yükselişte herhangi bir tesadüf olmadığını, başlamasının tamamen yasaya uygun ve Rusya’nın tüm önceki gelişimiyle zorunlu olarak koşullanmış olduğunu tartışmasız biçimde gösteriyor.

Lena’daki kurşuna dizmeler, kitlelerin devrimci ruh halinin kitlelerin devrimci bir yükselişine dönüşmesinin vesilesi oldu. Troçki’nin Viyana “Pravda”sında Tasfiyecilerin ardından tekrarladığı, “koalisyon özgürlüğü [mesleki birlikler halinde birleşme özgürlüğü —ÇN] için mücadelenin gerek Lena’daki trajedinin gerekse de bunun ülkedeki güçlü yankısının temelini oluşturduğu” liberal buluşundan daha yalancı bir şey yoktur. Lena’daki grevde koalisyon özgürlüğü ne özgül ne de ana talep olarak konmadı. Lena’daki kurşuna dizmeler asla koalisyon özgürlüğünün yokluğunu değil, aksine özgürlük yokluğunu açığa çıkardı… provokasyonları, genel haklardan yoksunluğu ve sınırsız keyfiyeti gösterdi.

“Sosyal-Demokrat” No. 26’da saptadığımız gibi, Lena’daki kurşuna dizmeler, tüm 3 Haziran monarşisi rejiminin en tam ifadesi idi. Bu olaylar için karakteristik olan, haklardan biri için, en temel, proletarya açısından en önemli hak için mücadele hiç de değildir. Bunlar için karakteristik olan, her bakımdan en temel yasallığın yokluğudur. Karakteristik olan, provokatörün, ajanın, gizli polisin, Çarlık hafiyesinin herhangi bir politik vesile olmaksızın kitlesel kurşuna dizme yolunu tutmuş olmasından ibarettir. Tam da Rus yaşamındaki bu genel haklardan yoksunluk, tam da tek tek haklar için mücadelenin umutsuzluğu ve olanaksızlığı, tam da Çarlık monarşisinin ve onun tüm rejiminin bu ıslah olmazlığı Lena olaylarında öylesine göze batıcı biçimde ortaya çıktı ki, bu olaylar kitleler içinde devrimci bir ateş yaktı.

Her ne kadar liberaller Lena olaylarına ve Mayıs grevlerine bir sendikal hareket ve bir “haklar” için mücadele karakteri vermeye en büyük gayreti gösterdilerse ve hâlâ da gösteriyorlarsa da, liberal (ve Tasfiyeci) anlaşmazlıklarla gözü kamaşmamış olan herkes için bir başka şey açıktır. Açık olan, 1 Mayıs’tan kısa süre önce çeşitli sosyaldemokrat grupların (ve hatta Sosyal-Devrimci bir işçi grubunun!) Petersburg beyannamesinde özellikle vurgulanan, kitlesel grevin devrimci karakteridir. “Kronik” bölümünde bu beyannamenin tamamını basıyoruz; Ocak 1912 RSDİP Ulusal Konferansı'nın attığı şiarları tekrarlıyor.[80]

Ayrıca, Lena ve Mayıs grevlerinin devrimci karakterinin en önemli onayı şiarlarda yatmaz. Şiarlar olguların ifade ettiklerini formüle etmiştir. Bir bölgeden diğerine sıçrayan kitlesel grev olgusu, bunların muazzam artışı, yayılmalarındaki hız, işçilerin ataklığı, gittikçe sıklaşan mitingler ve devrimci konuşmalar, Mayıs kutlamasına katılım nedeniyle verilen cezaların ortadan kaldırılması talebi, Birinci Rus Devrimi'nden tanıdığımız politik ve ekonomik grevlerin birleştirilmesi — bütün bunlar, kitlelerin devrimci yükselişinden ibaret olan hareketin gerçek karakterine kusursuz bir berraklıkla işaret eder.

1905 yılının deneyimlerini anımsayalım. Olaylar bize, devrimci kitle grevi geleneğinin işçiler arasında canlı olduğunu ve işçilerin bu geleneği derhal kavrayıp canlandırdığını gösteriyor. 1905 yılında grev hareketinin beklenmedik yükselişi, ilk çeyrek yılda 810.000 grevci ve son çeyrekte 1.277.000 grevci ortaya çıkardı, ve ekonomik grev politik grevle birleştirildi. Lena grevleri yaklaşık hesaplara göre 300.000 işçiyi, Mayıs grevleri 400.000’e varan işçiyi kapsadı ve grevler hâlâ büyümeye devam ediyor. Gazetelerin –hatta liberal basınınkilerin bile– her sayısı, grev alevinin çevresine nasıl yayıldığı hakkında haberler veriyor. 1912 yılının ikinci çeyreği henüz tamamen dolmadı, fakat daha şimdiden, 1912 yılının devrimci yükselişinin başlangıcının, grev hareketinin boyutu açısından, 1905 yılı başlangıcından geri kalmadığı, bilakis onu fazlasıyla aştığı gerçeği kesinlikle ortaya çıkıyor!

Ajitasyonun, sarsıp uyandırmanın, kitleleri birleştirip mücadele içine çekmenin bu proleter yöntemini ilk kez Rus devrimi geniş boyutlarda geliştirdi. Proletarya şimdi de bu yöntemi tekrar uyguluyor, hem de daha sıkı bir biçimde. Proletaryanın devrimci öncüsünün bu yöntemle gerçekleştirdiğini dünyanın hiçbir gücü gerçekleştiremez. Dev bir alana yayılmış, parçalanmış, ezilmiş, haklardan yoksun, bilisiz olan ve bir resmi makamlar, polis, casus sürüsü tarafından “kötü etkiler”den korunan 150 milyon nüfuslu muazzam bir ülke — tüm bu ülke kaynıyor. İşçilerin ve köylülerin en geri tabakaları grevcilerle dolaylı ya da dolaysız temasa geliyorlar. Yüzbinlerle devrimci ajitatör birden ortaya çıkıyor, bunların etkisi, alt tabakalarla, kitleyle kopmaz biçimde bağlı oluşlarıyla ve onların saflarında kalmalarıyla, her işçi ailesinin en acil gereksinimleri için mücadele etmeleriyle ve bu günlük ekonomik sıkıntılar için dolaysız mücadeleyi politik protesto ve monarşiye karşı mücadeleyle birleştirmeleriyle sonsuz derecede artıyor. Çünkü karşı-devrim milyonların ve on milyonların içine tohumlarını taşıdı ve şimdi başkentlerin ileri işçilerinin mevcut şiarı: Yaşasın Demokratik Cumhuriyet!, aralıksız binlerce kanaldan, her grevin peşi sıra, geri kalmış tabakalara, uzak taşraya, “halk”a, “Rusya’nın derinliklerine” nüfuz ediyor.

“Ruskiye Vyedomosti” tarafından konukseverce kabul edilen ve “Reç” tarafından sempatiyle yeniden basılan liberal Severyanin’in grev üzerine gözlemi olağanüstü karakteristiktir:

“İşçilerin Mayıs grevine ekonomik ya da herhangi başka (!) talepler katmaları için herhangi bir neden var mı?” – diye soruyor Bay Severyanin ve yanıtlıyor: “Olmadığını iddia ediyorum. Her ekonomik greve şansların ciddiyetle düşünülüp taşınılmasından sonra başlanabilir ve başlanmalıdır… Bu yüzden, bu tür grevleri tam da 1 Mayıs anıyla ilişkilendirmek her şeyden önce temelsizdir… Garip de geliyor: uluslararası işçi bayramı kutlanıyor ve bu vesileyle şu ya da bu cins basma için yüzde onluk bir ücret artışı talep ediliyor.”

Bir liberal böyle argüman yürütüyor! Ve bu sınırsız banalite, alçaklık ve adilik, demokrat sayılmak istenen “en iyi” liberal gazeteler tarafından onaylanarak yeniden basılıyor!

Bir burjuvanın en kaba kişisel çıkarı, bir karşı-devrimcinin en adi korkaklığı — liberalin gösterişli gevezelikleri ardında işte bu vardır. O, işverenlerin ceplerini korumak istiyor. “Koalisyon özgürlüğü” için “onurlu” ve “zararsız” bir gösteri istiyor! Proletarya ise bunun yerine, kitleleri, politika ve ekonomiyi ayrılmaz biçimde birleştiren devrimci greve çekiyor, işçi yaşamının derhal düzeltilmesi mücadelesindeki başarı dolayısıyla en geri tabakaları cepheye yaklaştıran ve aynı zamanda halkı Çarlık monarşisine karşı çıkaran greve çekiyor.

Evet, 1905 yılının deneyimi, derin ve büyük bir kitle grevleri geleneği yaratmıştır. Ve Rusya’daki bu grevlerin neye yol açtığı unutulmamalıdır. Israrlı kitle grevleri bizde ayrılmaz biçimde silahlı ayaklanmayla bağlıdır.

Sakın bu sözler yanlış yorumlanmasın. Bu asla bir ayaklanma çağrısı değildir. Böyle bir çağrı şu anda son derece akılsızca olurdu. Burada söz konusu olan, Rusya’da grev ve ayaklanma arasında bir bağ kurulmasıdır.

1905 ayaklanması nasıl gelişti? İlkin, kitle grevleri, gösteriler ve mitingler yoluyla kalabalıkların polis ve askeriyeyle çatışmaları sıklaştı. İkinci olarak, kitle grevleri köylülüğü bir dizi tekil, dağınık, yarı kendiliğinden ayaklanmalara sevketti. Üçüncü olarak, kitle grevleri çabucak ordu ve donanmaya sıçradı, ekonomik zeminde çatışmalara (“bezelye isyanları” vs.) ve sonra ayaklanmalara yol açtı. Dördüncü olarak, bizzat karşı-devrim, pogromlarla, demokratlara kötü muamelelerle vs. içsavaşı başlattı.

1905 Devrimi asla, liberaller vs. arasındaki döneklerin zannettikleri gibi, “fazla ileriye gittiği” için, Aralık ayaklanması “yapay” olduğu için yenilgiyle sonuçlanmadı. Tersine, yenilginin nedeni, ayaklanmanın yeterince ileriyegitmemiş, zorunluluğunun bilinci yeterince yayılmamış ve devrimci sınıflar tarafından yeterince köklü kavranmamış olması ve ayaklanmanın tek kişiymişçesine, kararlı, örgütlü, eşzamanlı, saldırgan olmamasıydı.

Şimdi, şu anda ayaklanmanın gelişmesi için algılanabilecek işaretlerin olup olmadığına bakalım. Devrimci coşkuya kapılmamak için, tanık olarak Oktobristleri alıyoruz. Petersburg’daki Alman Oktobristler Birliği’nin büyük bölümü, Kadetlerin özel bir teveccüh gösterdiği ve olayları “objektif” olarak gözlemleme konusunda diğer Oktobristlerden ve Kadetlerden daha yetenekli olan, hükümeti bir devrimle korkutma hedefini önüne koymayan sözümona “solcu” ve “anayasal” Oktobristlere dahildir.

Bu Oktobristlerin organı, “St. Petersburg Gazetesi”, 6 [19] Mayıs tarihli haftalık politik aktüalitede şunları yazıyor:

“Mayıs geldi. Mayıs’ın gelişi, havalar bir yana, genellikle saray sakinlerinin pek hoşuna gitmez, çünkü bir proleter ‘bayram’ıyla başlar. Bu yıl, işçiler daha Lena gösterilerinin etkisi altında oldukları için, 1 Mayıs özellikle tehlikeliydi. Çeşitli grev ve gösteri söylentileriyle dolu büyük kent havasında yangın kokusu vardı. Güvenilir polisimiz hissedilir derecede sinirliydi, ev aramaları yaptı, kimi kişileri tutukladı, sokak gösterilerini önlemek için büyük devriye birlikleri örgütledi. Polisin, işçi gazetelerinin redaksiyonlarını aramaktan ve redaktörlerini alıp götürmekten daha akıllıca bir şey düşünememesi, işçilerin kukla alaylarını yönetmekte kullanılan ipler hakkında özellikle derin bir bilgiye sahip olunmadığını kanıtlıyor. Bu ipler mevcuttur. Grevlerin disiplinliliği ve daha birçok husus bunu gösteriyor. Bu Mayıs grevi bu nedenle bu kadar ürkütücüdür, bugüne kadarkilerin en büyüğüydü — büyük ve küçük atölyelerin 100, hatta 150 bin işçisi grev yaptı. Bu barışçıl bir resmigeçitti sadece, fakat bu ordunun birlikberaberliği dikkat çekti. Ve işçilerin yapay heyecanıyla el ele, daha başka huzursuz edici olaylar gündeme geldiği için, bu daha da çok dikkat çekti. Donanmamızın çeşitli gemilerinde, devrimci propaganda nedeniyle bahriyeliler tutuklandı. Basına sızan tüm haberlere bakılırsa, zaten az sayıda olan savaş gemilerimizde durum pek iyi değildir. Demiryolcular da akılları rahatsız ediyor. Gerçi hiçbir yerde grev olmadı, hatta bir grev örgütleme çabası bile olmadı, ama tutuklamalar – özellikle Nikolai Demiryolu İstasyon Şefinin yardımcısı A. A. Uşakov’unki gibi göze batıcı tutuklamalar – burada da belli bir tehlikenin varlığına işaret ediyor.

Olgunlaşmamış işçi kitlelerinin devrimci girişimleri elbette ki Duma seçimlerinin sonucunu ancak olumsuz etkileyebilir. Bu girişimler … Çar’ın Manuhin’i[81] ataması ve Devlet Şurası’nın işçi sigortasını kabul etmesi karşısında daha da anlamsızlaşıyor…!!”

Bir Alman Oktobristi böyle yargıda bulunuyor. Biz ise kendi cephemizden, bahriyeliler hakkında, “Novoye Vremya”nın meseleyi abarttığını ve şişirdiğini kanıtlayan eksiksiz yerel raporlar aldığımızı belirtiyoruz. Ohrana’nın provokatörce “çalıştığı” açıktır. Zamansız ayaklanma girişimleri akılsızlığın daniskası olur. İşçilerin öncü müfrezesi, Rusya’da zamanlı –yani muzaffer– bir silahlı ayaklanmanın temel önkoşullarının, işçi sınıfının demokratik köylülük tarafından desteklenmesi ve ordunun aktif katılımı olduğunu kavramak zorundadır.

Devrimci dönemlerde kitle grevlerinin kendi objektif mantığı vardır. Her yöne doğru yüzbinlerce ve milyonlarca kıvılcım saçarlar

— ve en uç noktaya vardırılmış kin, duyulmadık açlık ıstırabı, sınırsız keyfiyet, “dilenci”nin, “mujik”in, sıradan askerin utanmazca ve sinik aşağılanması kolayca ateş alan bir malzeme olarak çepeçevre yatmaktadır. Darkafalı ve kana susamış Nikola Romanov’un saray çevresi tarafından gizlice beslenen ve yönetilen Kara Yüzler’in dizginsiz anti-Semitik pogrom kışkırtmaları da buna eklenmelidir… “Böyleydi ve böyle kalacaktır”, diyordu Bakan Makarov ve bu kâhince sözler kendi tepesine, sınıfının ve toprak beyi Çar’ın tepesine geri düşüyor!

Kitlelerin devrimci yükselişi, her sosyal-demokrat işçiye, her dürüst demokrata büyük ve sorumlulukla dolu görevler yüklüyor. “Kitlelerin başlayan hareketinin” (şimdi artık şöyle denmek zorunda: kitlelerin başlamış olan devrimci hareketinin) “çok yönlü desteklenmesi ve Parti'nin eksiksiz gerçekleştirilecek şiarlarının bayrağı altında genişletilmesi” — RSDİP Ulusal Konferansı bu görevleri böyle tanımladı. Parti'nin şiarları – demokratik cumhuriyet, sekiz saatlik işgünü, tüm büyük toprak mülkiyetine elkonması –, tüm demokrasinin şiarları, halk devriminin sloganları haline gelmek zorundadır.

Kitlelerin hareketini desteklemek ve genişletmek için, örgüte ve bir kez daha örgüte ihtiyaç vardır. İllegal bir parti olmadan bu çalışma gerçekleştirilemez ve bunun üzerine konuşmanın hiçbir anlamı yoktur. Kitlelerin saldırısını destekleyip genişletmede, 1905 yılının deneyimi dikkatle göz önüne alınmalıdır; ayaklanmanın zorunluluğu ve kaçınılmazlığı açıklanmalı ve bu tür zamansız girişimlere karşı uyarılmalı ve engellenmelidir. Kitle grevlerinin büyümesi, başka sınıfların mücadeleye çekilmesi, örgütlerin durumu, kitlelerin ruh hali — tüm bunlar, kendiliğinden, Çarlık monarşisine karşı devrimin ortak, kararlı, saldırgan, kayıtsız şartsız atak hücumunda tüm güçlerin birleşmesi gerektiği anı işaret edecektir.

Muzaffer devrim olmadan Rusya’da özgürlük olmayacaktır.

Çarlık monarşisi, proleter-köylü ayaklanmasıyla devrilmeden Rusya’da muzaffer devrim olmayacaktır.

Haziran 1912.


YÜKSELİŞ YILLARI 1912–1914

RSDİP PRAG ULUSAL KONFERANSI'NIN KARARLARINDAN

PARTİNİN DURUMU VE GÖREVLERİ ÜZERİNE