Header Ads

Header ADS

Demokratik Devrimde Sosyal-Demokrasinin İki Taktiği - "DEVRİMİ İLERLETME" NASIL OLUR?


KARARIN bir sonraki bölümünü aktaralım. 
"Bu koşullar altında sosyal-demokrasi, devrim boyunca, devrimi ilerletme olanaklarını en iyi bir biçimde sağlayabilecek, sosyal-demokrasinin burjuva partilerinin tutarsız ve çıkarcı siyasetlerine karşı savaşımında kollarını bağlamayacak ve devrimi burjuva demokrasisi içersinde erimekten koruyacak bir konumu elde tutmak için çabalamalıdır. 
"Bu yüzden, sosyal-demokrasi, geçici hükümette iktidarı ele geçirme, ya da ona ortak olma amacını gütmemeli, aşırı devrimci muhalefet partisi olarak kalmalıdır." 

Devrimi ilerletme olanağını en iyi sağlayacak bir konumu tutmamız öğüdü gerçekten de bizi çok hoşnut etmektedir. Ancak, isterdik ki, bu güzel öğüde şu sırada, bugünkü siyasal durumda, halkın temsilcilerinin toplanması konusunda söylentilerin dolaştığı, tahminler yapıldığı, görüşmelerin yürütüldüğü ve tasarılar hazırlandığı bir dönemde, sosyal-demokrasinin devrimi daha ileriye nasıl götüreceğinin doğrudan belirtilmesi de eşlik etsin. Osvobojdenye'nin halk ile çar arasında bir "uzlaşma" teorisinin tehlikesini anlayamayan, bir kurucu meclisin toplanma "kararı"nı zafer diye adlandıran, bir geçici devrim hükümetinin gerektiği düşüncesinin etkin bir propaganda ile yürütülmesi görevine girişmeyen, ya da demokratik cumhuriyet sloganını geri planda tutan kimselerle şimdi devrim daha ileriye götürülebilir mi? Bu tür insanlar, gerçekte devrimi geriletmektedirler, çünkü pratik siyaset açısından bunlar, Osvobojdenye'nin düzeyinde çakılıp kalmışlardır.
Devrim döneminde partinin önündeki ivedi görevleri tanımlayan taktikler konusundaki bir kararda, cumhuriyet için savaşım sloganını atladıktan sonra, otokrasinin yerini cumhuriyetin almasını isteyen bir program kabul etmiş olmalarının yararı ne? Kurucu bir halk meclisinin toplanması kararını kesin zafer olarak nitelerken, geçici bir devrim hükümeti ve cumhuriyet konusunu hesaplı bir suskunlukla geçiştirme olgusunun belirlediği tutum, Osvobojdenye'nin tutumudur, anayasacı burjuvazinin tutumudur! Devrimi ilerletmek, onu monarşist burjuvazinin götürdüğü sınırların ötesine vardırmak için, burjuva demokrasisinin "tutarsızlığı"na engel olacak sloganları etkin bir biçimde ortaya atmak, vurgulamak ve öne sürmek zorunludur. Şu anda, bu türden, yalnızca iki slogan vardır: 1° geçici bir devrim hükümeti, ve 2° bir cumhuriyet, çünkü (sayfa 44) bir kurucu halk meclisi sloganı monarşist burjuvazi tarafından benimsenmiştir. (Osvobojdenye Birliği'nin[21] programına bakınız) ve bu, salt devrimi cansızlaştırmak, onun kesin zaferini önlemek ve büyük burjuvazinin çarlıkla bezirgan pazarlığına girmesini sağlamak amacıyla benimsenmiştir. Ve şimdi görüyoruz ki, devrimi ilerletme yeteneğinde olan bu biricik sloganlardan cumhuriyet sloganını konferans tamamen unutmuş ve her ikisini de "devrimin kesin bir zaferi" diye adlandırarak, geçici bir devrim hükümeti sloganını Osvobojdenye'nin kurucu bir halk meclisi sloganıyla açıkça aynı kefeye koymuştur!! 

Gerçekten de inanıyoruz ki, Rus sosyal-demokrasisinin gelecekteki tarihçilerine kilometre taşı görevi görecek olan, işte bu su götürmez olgudur. Mayıs 1905'te toplanan sosyal-demokratların konferansı, demokratik devrimi ilerletmenin gerekliliği konusunda çok güzel sözcükler içeren, ama gerçekte onu gerileten ve monarşist burjuvazinin demokratik sloganlarının ötesine geçemeyen bir karar geçirmiştir.

Yeni-İskra grubu, bizi proletaryanın burjuva demokrasisi içersinde eriyip gideceği tehlikesini görmezlikten gelmekle suçlamayı pek seviyor. Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin Üçüncü Kongresi tarafından kabul edilen kararların metnine dayanarak, bu suçlamayı tanıtlayacak bir kimseyi görmeyi çok isterdim. Karşıtlarımıza yanıtımız şudur: burjuva toplumu içersinde faaliyet gösteren bir sosyal-demokrat parti, bazı durumlarda, burjuva demokrasisi ile yanyana yürümeksizin siyasete katılamaz. Bu açıdan, aramızdaki fark, bizim, onunla kaynaşmaksızın birlikte yürüdüklerimizin devrimci ve cumhuriyetçi burjuvazi olmasına karşın, sizin onunla kaynaşmaksızın birlikte yürüdüklerinizin liberal ve monarşist burjuvazi olmasıdır. İşte  durum budur. 

Konferansınız adına formüle ettiğiniz taktik sloganlar, "anayasacı demokrat" partinin, yani monarşist burjuvazinin partisinin sloganlarıyla çakışmaktadır, ayrıca siz bu çakışmanın farkına bile varmıyorsunuz ya da kavramıyorsunuz, böylece siz gerçekte, Osvobojdlenye fraksiyonunun dümen suyunda gidiyorsunuz.

Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin Üçüncü Kongresi adına formüle ettiğimiz taktik sloganlar, demokratik devrimci ve cumhuriyetçi burjuvazinin sloganlarıyla çakışmaktadır. Rusya'da bu burjuvazi ve küçük-burjuvazi henüz büyük bir halk partisi içersinde toplanmamışlardır.[10*] Ama şu anda Rusya'da olup bitenlerden tamamen habersiz olan bir kimse, böylesine bir partinin unsurlarının varlığından kuşku duyabilir. Biz, (eğer büyük Rus devrimi ilerleme gösteriyorsa) yalnız sosyal-demokrat parti tarafından örgütlenen proletaryaya değil, bizimle yanyana yürüyebilecek olan küçük-burjuvaziye de yol gösterme düşüncesindeyiz. 

Konferans, aldığı kararla, bilinçsiz olarak, liberal ve monarşist burjuvazinin düzeyine inmektedir. Parti kongresi, aldığı kararla, bilinçli olarak, simsarlar gibi hareket etmeyen devrimci demokrasinin savaşım verme yeteneğinde olan unsurlarını kendi düzeyine çıkarmaktadır.

Böyle unsurlar, daha çok köylüler arasında bulunur. Büyük toplumsal grupları siyasal eğilimlerine göre sınıflandırırken, çok büyük bir yanılgıya düşmeksizin, devrimci ve cumhuriyetçi demokrasiyi köylü yığınlarıyla bir tutabiliriz -kuşkusuz, aynı anlamda ve aynı kayıtlarla ve belirtilen koşullarla işçi sınıfını da, (sayfa 46) sosyal-demokrasi ile bir tutabiliriz. Bir başka deyişle, vargılarımızı şu aşağıdaki terimlerle de ifade edebiliriz: devrimci bir dönemde, konferans, ulus-çapında[11*] siyasal sloganlarıyla, bilinçsiz olarak, toprak beyleri[12*] yığını düzeyine inmektedir. Ulus-çapında siyasal sloganlarıyla, parti kongresi, köylü yığınlarını, devrimci bir düzeye yükseltmektedir. Bu vargıdan ötürü bizi paradokslar içine düşmekle suçlayan bir kimseye şöyle meydan okuruz: eğer biz, devrimi başarılı bir sonuca götürecek kadar güçlü değilsek, eğer devrim, Osvobojdenye anlamında bir "kesin zaferle", yani bir kimsenin ancak alay olsun diye kurucu meclis diyebileceği, çar tarafından toplanmış bir temsilciler meclisi biçimiyle son bulursa - o zaman bu, toprak beyi ve büyük burjuva unsurların ağır basacağı bir devrim olacaktır, önermesini sıkıysa çürütsün. Öte yandan eğer biz, gerçekten de büyük bir devrim içinden geçmek zorundaysak, eğer tarih bu kez çocuğun ölü doğmasına izin vermezse, eğer bizim, devrimi başarılı bir sonuca, sözcüğün Osvobojdenye ya da yeni-İskra anlamında olmayan kesin bir zafere götürebilecek gücümüz varsa, o zaman bu devrim köylü ve proleter unsurların ağır basacağı bir devrim olacaktır.

Kimileri de, belki böyle bir ağır basmanın olanaklı olduğunu kabul edişimizi, yaklaşan devrimin burjuva nitelikte olacağı görüşünü reddettiğimiz anlamında yorumlayacaklardır. Bu kavramın İskra'da yanlış bir biçimde kullanılmış olduğunu gözönüne aldığımızda, böyle bir yorumlama olanağı vardır. Bundan ötürü, bu sonun üzerine eğilmek hiç de gereksiz değildir.
Blogger tarafından desteklenmektedir.