07 Mayıs 2017

SOSYALİST ENTERNASYONALDEKİ DURUM

Lenin
Devrimimizde proletaryanın Görevleri nden
Proletarya Partisi Taslak Platformu

Nisan Mayıs (Haziran)  1917 

16- Rusya işçi sınıfının uluslararası sorumlulukları, tamda şimdi, özel bir güç olarak, ön plana çıkmaktadır.

Bu günlerde, tembellerin dışında enternasyonalizme el basmayan (yemin etmeyen) yok. Şövenist savunucular bile, hatta  Plehanov ve Potresov, hatta  Kerenski' bile kendilerini enternasyonalist olarak adlandırıyorlar. Bu nedenle, pratikte enternasyonalizmi, sözde enternasyonalizmin karşısına, açık, tam ve kesin bir şekilde koymak Proletarya partisinin acil görevi oluyor. 

Tüm ülkeler işçilerine sadece çağrılar; enternasyonalizme içi boş bağlılık vaadleri; savaşan çeşitli ülkelerdeki devrimci proletaryanın  doğrudan ya da dolaylı eylem "adımları" saptama girişimleri; devrimci mücadele konusunda savaşan ülkeler sosyalistleri arasında "anlaşmalar" sonuçlandırmak için yoğun çabalar: bir barış kampanyası amacı ile sosyalist kongreler çağırısı üzerine yaygaralar, vb., vb. - bu fikirlerin, girişimlerin,  ve planların yazarları ne denli içten (samimi) olurlarsa olsunlar, bunların objektif önemi açısından,sadece lafazanlık, ve, en iyisinden, sadece yığınların şovenistler tarafından aldatılmasını maskelemeye yarayan saf ve iyi niyetli dilekler olabilir. Parlamenter dalaverelerde son derece usta, son derece tecrübeli Fransız sosyal-şovenleri, bir yandan görülmemiş bir utanmazlıkla sosyalizme ve enternasyonale ihanet ederken, emperyalist savaşı yürüten hükümetlere katılırken, ödenek ya da ödünçlere oy verirken (son zamanlarda Rusya'da Çheydze, Skobelev, Çereteli ve Steklov'un da yaptıkları gibi), kendi ülkelerinde devrimci savaşıma karşı çıkarken, vb., vb. bir yandan da son derece tumturaklı ve cafcaflı barışçıl ve enternasyonalist sözler etme sanatında,çok önceden rekor kırdılar.

İyi (niyetli) insanlar çoğu kez emperyalist dünya savaşının acımasız ve  vahşi sahnesini (özelliğini) unutuyorlar. Bu sahne lafazanlığa müsaade etmez, ve saf ve yavan dileklerle dalga geçer. 

"Sadece bir, ve tek bir tür gerçek enternasyonalizm vardır, ve o insanın kendi ülkesinde devrimci hareketin ve devrimci mücadelenin gelişmesi için özveri ile çalışması, ve istisnasız bütün ülkelerde, bu  mücadeleyi, (propaganda, sempati, ve materyal yardımlarla) bu, sadece bu çizgiyi desteklemesidir.

Bunun dışındaki herşey, aldatmaca ve Manilovizmden (zayıf iradeli hayalci, laf ebeciliğinden. EA)  başka bir şey değildir. ""

Savaşın sürdüğü iki yılı aşkın bir süreden bu yana, uluslararası sosyalist ve işçi hareketi içinde, tüm ülkelerde üç eğilim gelişmiş bulunuyor. Ve gerçeklik alanından uzaklaşan, bu üç eğilimin varlığını görmekten, onları çözümlemekten, ve gerçekten enternasyonalist eğilim için tutarlı bir biçimde savaşmaktan kaçınan herkes, kendi kendini etkisizliğe, güçsüzlüğe ve yanılgıya mahkûm eder.

Bu üç eğilim, şunlardır: 

1. Emperyalist bir savaşta (ve her şeyden önce de güncel emperyalist savaşta) "yurt savunması"nı kabul eden,  sözde sosyalist, gerçekte şoven, sosyal-şovenistler.

Bunlar bizim sınıf düşmanlarımızdır. Bunlar burjuvazi saflarına geçmişlerdir . 

Bunlar bütün ülkelerdeki resmi sosyal-demokrasinin resmi önderleridir- Rusya'da B. Plehanov ve hempaları, Almanya'da Scheidemann'lar; Fransa'da, Renaudel, Guesde, Sembat; İtalya'da Bissolati ve hempaları; İngiltere'de Hyndman, fabyenler ve "emekçiler" ("işçi partisi" önderleri); İsveç’te Branting ve hempaları; Hollanda'da Troelstra ve partisi; Danimarka'da Stauning ve partisi; Birleşik-Devletler'de Victor Berger ve öbür "yurt savunucuları", vb.. 

2. İkinci eğilim, "merkez" denilen, ve sosyal-şovenler ile gerçek enternasyonalistler arasında bocalayan eğilimdir. 

Bütün "Merkez", Marksist, enternasyonalist olduğuna, barıştan yana, hükümetler üzerindeki tüm "baskı"lardan yana, kendi öz hükümetini "halkın barış iradesini gösterme"ye zorlamaya yönelen tüm "istemler"den yana, barıştan yana olanaklı ve düşünülebilir her türlü kampanyadan yana, ilhaksız barıştan yana vb., vb., ve sosyal-şovenler ile barıştan yana olduğuna yemin billah eder. "Merkez", birlikten yanadır,  merkez bölünmenin düşmanıdır. 

"Merkez", küçük-burjuva ballandırılmış söz ebeliğinin, sözde enternasyonalizmin, gerçekte ödlek oportünizme ve sosyal-şovenlere kuyruk sallama demektir.

Sorunun özü şudur ki, "merkez", kendi öz hükümetine karşı bir devrimin zorunluluğuna inanmış değildir, bunu doğru bulmaz, uzlaşmaz bir devrimci savaşım yürütmez, kendini bu savaşımdan kurtarmak için, çok "marksist" de çınlasa, en yavan kaçamakları icat eder.

Sosyal-şovenler bizim sınıf düşmanlarımız, işçi hareketi içindeki burjuvalardırlar. Onlar, bu hareket içinde bir katmanı, burjuvazi tarafından nesnel olarak satın alınmış (en iyi ücretler, saygın görevler, vb.), ve küçük ve güçsüz halkları soymak ve boğmakta, kapitalist ganimetin paylaşımı için savaş yapmakta kendi burjuvazilerine yardım eden işçi gruplarını, işçi çevrelerini temsil ederler.

"Merkez" demek, çürümüş bir yasalcılık tarafından kemirilmiş, parlamentarizm havası vb. tarafından bozulmuş görenekçiler, arpalıklara ve bir "yan gelip yatma" işine alışmış memurlar demektir. Tarihsel ve iktisadi bakımdan konuşmak gerekirse, bunlar ayrı bir toplumsal katmanı temsil etmezler. Yalnızca işçi hareketinin geçmiş bir evresi, özellikle proletarya için zorunlu olan, büyük ve çok büyük bir ölçüde, yavaş, bozulmaz, sistemli örgütlenme sanatında çok şey vermiş bulunan 1871-1914 evresi ile, toplumsal devrim çağını açmış bulunan birinci emperyalist dünya savaşından sonra nesnel olarak zorunlu bir duruma gelen yeni bir evre arasındaki geçişi temsil ederler. 

"Merkez"in başta gelen lider ve temsilcisi, II. Enternasyonal (1889-1914) içinde en yüksek yetke (otorite) olan ve 1914 Ağustosundan sonra, Marksizmin tam bir yadsınması, görülmemiş bir gevşeklik, içler acısı duraksama ve ihanetler örneği veren Karl Kautsky'dir. "Merkez" eğilimi demek, Kautsky, Haase, Ledebour, Reichstag'daki "işçi ya da Emek Birliği"; Fransa'da, Longuet, Pressmane ve genel olarak "azınlıkçılar"; İngiltere’de, Philip Snovden, Ramsay Mac Donald ve "Indepehdent Labour Party"nin birçok başka lideri, ve kısmen de Britanya Sosyalist Partisi;Birleşik-Devletler'de Moris Hillquit ve başka birçokları; İtalya'da Turati, Treves, Modigliani, vb.; İsviçre'de Robert Grimm; Avusturya'da Victor Adler ve hempaları; Rusya'da Örgütlenme Komitesi Partisi, Akselrod, Martov, Çheydze, Çereteli ve hempaları, vb. demektir. 

Bazılarının, bazen, farkında olmaksızın, sosyal-şovenizmden "merkez"e geçtikleri, ve bazan da bunun tersi olduğu kendiliğinden anlaşılır. Bireyler özgürce bir sınıftan öbürüne geçerlerken, sınıfların birbirlerinden ayrı olarak kaldıklarını her Marksist bilir. Bunun gibi, eğilimlerin birleşmesine yol açmak için girişilen girişim ve gösterilen çabalara karşın, bireyler özgürce bir eğilimden bir başkasına geçerlerken, siyasal yaşamda, bu eğilimler kendi aralarında birbirlerinden ayrılırlar. 

3. Üçüncü eğilim, en iyi "Zimmerwald solu'nun temsil ettiği gerçek enternasyonalistler eğilimidir (okurun bu eğiliminin nasıl doğduğunu gerçek bir belge aracıyla öğrenmesi için, ekte onun 1915 eylül bildirgesini veriyoruz). Başlıca ayırt edici nitelik: sosyal-şovenizmden olduğu kadar, "merkez"den de tam bir kopma. Kendi öz emperyalist hükümetine ve kendi öz emperyalist burjuvazisine karşı uzlaşmaz devrimci savaşım. İlke: "Baş düşman bizim kendi ülkemizdedir". Sosyal-pasifistlerin (sosyal-pasifist, sözde bir sosyalist, gerçekte bir burjuva pasifisttir; burjuva pasifistler, sermaye boyunduruğu ve sermaye egemenliğinin alaşağı edilmesi olmaksızın, sonsuz bir barışın kurulması düşünü görürler) tatlı sözlerine ve güncel savaşla bağlı olarak, proletaryanın devrimci bir savaşımının ve proleter devrimin olanak, doğruluk ya da elverişliliğini yadsımaya yönelen her çeşit kaçamak sözlere karşı amansız savaş. 

Bu eğilimin en belirli temsilcileri: Almanya'da Karl Liebknecht'in içinde bulunduğu "Spartaküs grubu" ya da "Enternasyonal grubu"dur. Karl Liebknecht, bu eğilimin, ve gerçek proleter enternasyonal olan yeni enternasyonalin en ünlü temsilcisidir. 

Karl Liebknecht, Almanya işçi ve askerlerini, silahlarını kendi öz hükümetlerine karşı çevirmeye çağırdı. O, bu işi, açıkça, Parlamento (Reichstag) kürsüsünden yaptı. Sonra, gizlice basılmış bildirilerle birlikte, "Kahrolsun hükümet!" sloganını ileri sürerek, Berlin'in en geniş alanlarından biri olan Potsdam alanında düzenlenen bir gösteriye katıldı. Tutuklandıktan sonra, kürek cezasına mahkûm oldu. Şimdi, savaşa karşı savaşım vermiş olmaktan ötürü hapse atılmış bulunan, Almanya'nın, eğer binlerce değilse, yüzlerce gerçek sosyalist gibi, bir zindandadır. 

Karl Liebknecht, konuşmalarında ve mektuplarında, yalnızca ülkesinin Plehanov ye Potresovları (Schidemann'lar, Legien'ler, Davidler ve hempaları) ile değil, ama merkezciler ile de, ülkesinin Çheydze ve Çeretelileri (Kautsky, Haase, Ledebour ve hempaları) ile de amansızca savaştı. 

Karl Liebknecht ve dostu Otto Rükle, yüzon milletvekili içinde yalnız ikisi, disiplini bozdu, "merkez" ve şovenler ile "birlik"i parçaladı; herkese karşı yalnız ikisi kafa tuttu. Sosyalizmi, proletarya davasını, proleter devrimi yalnız Liebknecht temsil ediyor. Alman sosyal-demokrasisinin tüm geri kalanı, (kendisi de "Spartaküs grubu"nun üyesi ve önderlerinden biri olan) Rosa Luxembourg'un çok haklı deyişine göre, kokmuş bir cesetten başka bir şey değildir. 

Almanya'da bir başka gerçek enternasyonalistler grubu da, Bremen'de yayımlanan Arbeiterpolitik gazetesi ekibidir. 

Fransa'da, gerçek enternasyonalistlere en çok yaklaşanlar, Cenevre'de Demain ("Yarın") dergisini yayımlayan Fransız Henri Guilbeaux gibi, Loriot ve dostlarıdırlar (Bourderon ile Merrheim, sosyal-pasifizm içine düştüler). İngiltere'de, The Trade-Unionist gazetesi ile Britanya Sosyalist Partisi ve Independent Labour Party üyelerinin bir bölümü (örneğin, açıkça dönek sosyalizm önderlerinden kopma çağrısında bulunan William Russel), savaşa karşı devrimci savaşımı yüzünden İngiliz burjuva hükümeti tarafından kürek cezasına mahkûm olmuş öğretmen, İskoç sosyalistleri Maclean; bu aynı suçlardan ötürü yüzlerce İngiliz sosyalisti hapiste yatıyor. Onlar ve yalnızca onlar, gerçek enternasyonalistlerdir. Birleşik-Devletler'de, "Sosyalist İşçi Partisi"nin ve oportünist "Sosyalist Parti"nin Ocak 1917'den bu yana  The Internationalist gazetesini yayımlayan öğeleri; Hollanda'da, De Tribüne gazetesini yayımlayan "tribüncüler" partisi (Pannekoek, Herman Gorter, Winjkoop, Zimmerwald'de merkezden olan ve şimdi bize gelmiş bulunan Henriette Ronald-Holst); İsveç'te, Lindhagen, Ture Nerman, Karlsson, Ström ve Zimmerwald'de "Zimmerwald solu"nun kurulmasına kişisel olarak katılmış ve şimdi de savaşa karşı devrimci savaşımı yüzünden hapse mahkûm edilmiş bulunan Z. Höglund gibi liderler ile, gençler ya da sollar partisi; Danimarka'da, başta bakan Stauning, tamamen burjuvalaşan Danimarka "sosyal-demokrat" partisinden ayrılmış bulunan Trier ve dostları; Bulgaristan'da, "Darlar"; İtalya'da, en yakın olanlar parti sekreteri Constantin Lazzari ile, merkez organ Avanti başyazarı Serrati; Polonya'da, Radek, Hanecki ve "Ulusal Büro" çevresinde toplanmış öbür sosyal-demokrat liderler, Rosa Luxembourg, Tyska ve "Genel Büro" çevresinde toplanmış öbür sosyal-demokrat liderler; İsviçre'de, kendi ülkelerinin sosyal-şovenleri ile "merkez"ine karşı savaşım için "referandum" gerekçelerini yazmış (Ocak 1917) ve 11 Şubat I917'de Toess'de toplanan Zürih kantonu sosyalist kongresine devrimci ilkelerden esinlenen ve savaşa karşı yönelen bir karar sunmuş bulunan sollar; Avusturya'da, bir bakana, düşüncesizce de olsa, kahramanca sıktığı kurşundan ötürü Friedrich Adler'i ölüme adayan aşırı-gerici Avusturya hükümeti tarafından bugün kapatılmış bulunan Viyana "Karl Marx" klübünde belli bir ölçüde savaşım vermiş olan Friedrich Adler'in genç sol dostları, vb., vb. 

Sollar arasında var olabilecek ayırtılar (nüanslar) o kadar önemli değil. Asıl önemli olan, genel eğilim. Gerçek şu ki, bu korkunç emperyalist savaş çağında gerçekten enternasyonalist olmak kolay değil. Bu insanların sayısı çok değil, ama sosyalizmin geleceği yalnızca onlar, yığınların bozucuları değil, ama yol göstericileri yalnızca onlardır. 

Sosyal-demokratlar içinde, genel olarak sosyalistler içinde, reformistler ile devrimciler arasındaki ayrım, emperyalist savaş koşulları içinde zorunlu olarak değişecekti. Burjuva hükümetlerden barışı imzalamalarını ya da "halkların barış iradesini göstermeleri"ni vb. "istemek" ile yetinen herkes, gerçekte reformizme doğru kayar. Çünkü, nesnel olarak, savaş sorunu kendini ancak devrimci planda koyar. 

Savaştan çıkmak ve zorla dayatılmamış demokratik bir barış imzalamak için; "savaş sonucu" zenginleşmiş bulunan kapitalist baylara ödenecek, milyarlarla ölçülen kazanç payları köleliğinden halkları kurtarmak için, proleter devrimden başka çıkış yolu yoktur. 

Burjuva hükümetlerden çok çeşitli reformlar istenebilir ve istenmelidir de; ama bir kuruntucu, bir reformist olmadıkça, emperyalist sermayeye binlerce bağla bağlanmış bulunan bu adamlar ve bu sınıflardan, bu bağları koparmaları istenemez. Oysa, bu kopma olmadıkça, savaşa karşı savaş üzerindeki bütün sözler, boş ve aldatıcı sözlerden başka bir şey değildirler. 

"Kautskiciler", "merkez" sözde devrimci, gerçekte reformisttirler; sözde enternasyonalist, gerçekte sosyal-şovenistlerin suç ortaklarıdırlar.

Petersburg, 28 Mayıs 1917. 
V. I. Lenin, Collected Works,
Vol. 24, pp. 74-80