Header Ads

Header ADS

Kominternde Faşizm Üzerine tartışma - belgeler 5-12-1922

KOMÜNİST ENTERNASYONAL
IV. KONGRE TUTANAĞINDAN
(Petrograd     Moskova, 5.11.-5.12.1922)

1. OTURUM, AÇILIŞ KONUŞMALARI
Konuşmacı: BERON
İtalya’daki durum üzerine konuşmasında Berön, mer­ kezciler sağcılar ile uğraşırken buıjuvazinin zaman kazanıp güçlerini toparladığını ve karşı saldırıya geçtiğini belirtip, şu an faşistlerin durjıma hakim olduklarını söylüyor. Devamla faşistlerin sanıldığı kadar kuvvetli olmadıklarım, faşistlerin özellikle toprak sahiplerinin elinde bir silah olduğunu, büyük sanayi ve ticaret buıjuvazisinin bolşevizm korkusu yüzünden onları takip ettiğini anlatıyor.

"Nihayet faşizmin, bir uluslararası macera siyaseti anla­ mına geldiğini" söyleyip bu hareketin kısa zamanda kendi karşıtına dönüşeceğini, bunu doğru kanallara aktarmak gerektiğini, KP önderliğinde bu protesto hareketini mümkün olduğu kadar gericiliğe karşı ileriye götürmek gerektiğini belirtiyor.

Protokoll des IV. Weltkongresses 
der Kommunistischen Internationale,
Verlag der KI, Hamburg 1923, s. 19.

2. OTURUM, ÇALIŞMA RAPORU
Konuşmacı: ZİNOVYEV

Zinovyev, komisyon çalışmalarına değinirken, faşist dönem altında güçlerin nasıl yeniden 
örgütleneceği sorununa değinip, bu dönemin ne kadar  süreceğinin  bilinmediğini,  ama en kötü 
ihtimale hazırlıklı olunması gerektiğim belirti­ yor.

A.g.e., s. 44.

3. OTURUM, RAPOR KONUŞMASI
Konuşmacı: ZİNOVYEV
Zinovyev, İtalya’da meydana gelen olayları değerlendi­ rirken, İtalya’da olanların yerel bir olay 
olmadığım, zorunlu olarak diğer ülkelerde de değişik biçimlerde aym olayların ortaya çıkacağım 
belirtip, devamla, eğer İtalya’da faşistler zafer kazanırsa  - v e  o bunun yakın gelecekte mümkün 
oldu. ğunu söylüyor- o zaman kesinlikle benzer olayların Alman­ ya’da, belki tüm Orta Avrupa’da 
gerçekleşeceğini söylüyor. Avusturya’da, Çekoslovakya’da, Macaristan’da, Balkan ülke­ lerinde 
benzer olayların şimdiden yaşandığını belirtiyor.
A.g.e., s. 57.

7. OTURUM, RAPOR KAPANIŞ TARTIŞMALARI
Konuşmacı: ZİNOVYEV

Zinovyev, faşistlerin sendikal örgütlenmesine değinip, bunun yeni birşey olduğunu ve onların kitle 
örgütü haline gelmek istediklerini söyleyip, işçilerin ne yaptığım soruyor. Örnek verip işçinin 
tavrım anlatıyor: Bir büyük fabrikada işveren faşist sendikadan üye kartı getirmeyeni işe almıyor, 
işçiler bir an düşünüp faşistlerden kart alıyorlar, ama seçim­ lerde faşistler %1 oy alıyorlar, 
ezici çoğunluk komünistleri seçiyor,  işçiler  durumu çakmışlardır,  biz kartı getiririz, ama komünist olarak kalırız.  Tabii ki biz faşist sendikalara  girme­
li,  onları fethetmeliyiz.
A.g.e.,  s. 205.


10. OTURUM, DÜNYA DEVRÎMÎNİN PERSPEKTİFLERİ
Konuşmacı: TROÇKİ
Troçki, İtalya’da 1920’de devrimin fiyasko ile sonuçlan­ ması ve devrimci bir partinin yokluğu 
yüzünden Mussolini ve faşistlerin iktidarı aldıklarını, Mussolini’nin, devrime karşı tüm güçlerin, 
artı devrime kazanılabilecek bir sürü unsurun birleştirilmesini ve  örgütlenmesini temsil ettiğini  
belirtiyor.
A.g.e., ş.  269.

11.  OTURUM, SERMAYENİN SALDIRISI
Konuşmacı: RADEK
Radek, uluslararası sermayenin saldırısını ele alırken Mussolini’nin faşizmin zaferinden önceki 
programma deği­ nip Almanya’daki ağır sanayi temsilcileriyle, İtalyan faşistleri­ nin aslında aynı 
gücü temsil ettiklerini vurguluyor. Daha son­ ra "faşizmin zaferi" başlığı altında faşizmi ele   
alıyor.

III- Faşizmin zaferi

İtalya’da faşizmin zaferi, sermayenin Orta Avrupa ve Almanya’da proleter harekete karşı başlattığı 
karşı-devrimci saldırnun bir parçasıdır. "Faşizmin zaferi, sadece mekanik olarak faşist silahların 
zaferi değildir, bilakis sosyalizm ve komünizm, dünya devrimi süreci başlayalı beri en büyük 
yenilgisini almıştır. Bu yenilgi Macar Sovyetlerinin yenilgisin­ den daha büyüktür, çünkü faşizmin 
zaferi, İtalyan sosyalizmi­ nin ve tüm İtalyan işçi hareketinin anhk manevi ve siyasal iflasının  
sonucudur."   Faşizmin  zaferi  nasıl  mümkün   oldu?

İtalya savaştan galip çıktı, fakat siyasal zaferine uygun ekono­ mik çıkarlar elde edemedi, 
savaştan dönen askerlerin, küçük-burjuvalarm, aydınların iktisadi durumu korkunçtu. İşsizlik had 
safhadaydı. Proleter devrim gerçekleşmeyince kitleler faşizme yöneldiler. Faşizm içinde büyük 
çelişkiler barındırmaktadır, bu onun uzun ömürlü olamayacağının gös­ tergesidir.

A.g.e.,  s. 308.

12. OTURUM, FAŞİZM ÜZERİNE  RAPOR
Konuşmacı: BORDİGA

Faşist  hareketin kökleri:
Faşist hareketin kökleri 1914/15’lere dayanır, o zaman­ lar İtalya’mn savaşa girmesini destekleyen çeşitli eğilimde gruplar vardı; büyük sanayicilerin oluşturduğu sağ grup; cum­ huriyetçilerin, İtalyan radikallerinin, sol demokratların oluş­ turduğu sol grup ve üçüncü sırada devrimci sendikacılar ve anarşistler - kişisel bir durum olmasma rağmen burada belirtmekte yarar var, Sosyalist Parti’nin sol kanadının önde­ ri,  "Avanti"nin yöneticisi Mussolini!

İkinci grubun faşistlere katılmadığı, geleneksel burjuva siyasete devam ettiği söylenebilir, faşist harekette aşırı sağcı­ lar ile aşırı solcular  katıldılar.

Bu grup savaş sonrasında tüm etkisini kaybetti. Ama  grup kendini dağıtmadı,  önderleri  sürekli  Mussolini’ydi. 1919 seçimlerinde gazetelerini çıkardıkları Milano’da büyük bir yenilgi aldılar,  ama çalışmayı bırakmadılar.

Ben, Zinovyev’in Sosyalist Parti’yi iktidarı alabilecek güçte görmesine katılmıyorum, ama o en azından işçi yığınla­ rı arasındaki devrimci güçleri sağlam bir. örgüte kavuşturabi- lirdi,  ama bunu da beceremedi.

Sosyalist  hareket,  siyasal  hayatın  her  alanında  üst üste hatalar yapınca faşistler güçlenmeye başladılar.


Sosyalist  Parti’nin  mücadele  morali  bozuldu.   Halbuki 1919 ve 1920’nin ilk yarısında orta sınıflar dahi proleter dev­ rim bekliyorlardı ve ona karşı tarafsız kalmaya hazırdılar. Sosyalist Parti duruma uygun örgütlenmeyi gerçekleştireme- yince orta katmanlarda huzursuzluk arttı ve onlar karşı yöne yöneldiler.

Bu aşamada burjuvazinin saldırısı başladı, faşizm, burju­ vazi açısından sorunun çözümüydü. 

"İtalyan örneği, sermaye­ nin saldırısının klasik bir örneğidir." Faşizmin gelişim süre­ cinde biz,  sermayenin saldırısının tüm biçimlerini yaşadık.

"Faşistlerin kullandığı yöntemler çok karakteristiktir; faşizm, toplumda savaştan sonra yerini bulamayan tüm  ter­ his edilmiş unsurları topladı ve onların askeri tecrübelerin­ den yararlandı."

Sadece büyük sanayi merkezlerinde değil küçük şehirler­ de de askeri birlikler oluşturdular, devlet organlarından yar­ dım-gördüler, kanun önünde cezasız kaldılar. Faşistler  ilk önce küçük bir birim seçip, buradaki proleter örgütlere sal­ dırdılar, önderlerini öldürdüler veya göçe zorladılar. 

İşçiler böyle bir saldırıya karşı hazırlıksız olduklarından ve karşıla­ rında çevreden toplanmış güçlü bir hareket gördüklerinden geri çekildiler. Faşistler böylelikle İtalya’daki önemli mevki­ leri ele geçirdiler ye  ilerlediler.

Faşistlerin çıkış noktası Bolongna  oldu.

Zincirlerinden boşanmış şekilde faşistler arkalarındaki devlet gücü ile birlikte kundaklamalara, yağmalamalara, pro­ leter örgütlere karşı saldırılara başladılar ve  nihayet  tarihi gün 21 Kasım 1920’de şehir üzerinde hakimiyet kurdular. Buradan iki kol üzerinden Roma’ya doğru  ilerlediler.

Faşizm,- burjuvazinin geri kanadının bir hareketi değil­ di. "Faşizm güneyde değil, bilakis proleter hareketin en fazla geliştiği ve sınıf savaşımının en belirgin ortaya çıktığı yerler­ de ortaya çıktı."

Faşizm, bir tarım hareketi değildir,  burjuvazinin bir  tek kanadının bağımsız hareketi de değildir.

Faşizm,  tüm  sınıfların işbirliğini savunan ve  sınıf müca­delesini reddeden bir sendikal hareket  yarattı.  Sözümona tüm çıkarlar ulusal birlik içinde  kaynaştı.

Faşizmin oluşumu bize göre üç faktöre bağlanabilir; devlete, büyük burjuvaziye, orta  katmanlara.

Birinci faktör devlettir: Devlet, faşizmin oluşumundan beri önemli bir rol oynadı. Savaştan hemen sonra devlet aygı­ tı büyük kriz geçirdi, bu krizin temel sebebi savaşın bitmesin­ deki olumsuz durum ve terhislerdi. Düşman içerde dfeğil, dışardaydı ve sorunlar askeri değil siyasal arenada çözülme­ liydi. Bu aşamada savaş sonrası ilk sol hükümet kuruldu, bu hükümet devlet gücünü tekrar tesis etmek için, askeri karak­ terde bir örgüt olan "kral tugayını" kurdu. Bu örgüt, devlet içinde anayasal temele sahip ikinci orduyu oluşturdu. Devlet aygıtı tamamen faşistlerin hizmetine sunuldu. 

Faşistlerin işçi­ ler tarafından püskürtüldüğü her  yerde,  devlet  müdahale edip faşistlerin kazanmasını sağladı.

"Faşizmin ikinci faktörü, daha önce söylediğim  gibi büyük burjuvazidir. Sanayide, banka sisteminde, ticaretteki büyük burjuvazinin, aynı şekilde büyük toprak sahiplerinin, emekçilere karşı saldırılarında onları destekleyecek bir müca­ dele örgütünün kurulmasında doğal çıkarları  vardır."

Ama üçüncü faktör, faşist gücün oluşmasında çok önem­ li rol oynadı. Bu faktör faşizme kitle tabam sağladı, bunlar savaşm sonuçlarından ve siyasal, iktisadi durumdan memnun olmayan küçük-burjuvalar, tüccarlar, bakkal sahipleri, burju­ va gençliğin aydın unsurları, terhis edilmiş askerler, subaylar vb. idi. Bu unsurlar faşizme önemli sayıda taraftar sağladılar ve onun askeri olarak örgütlenmesini mümkün   kıldılar.

Görüldüğü gibi faşizm, yeni bir siyasal doktrin oluştur­ mamaktadır, ama o, büyük bir siyasal ve 
askeri örgüte,  önemli bir basma sahiptir.

Şimdi de  faşizmin ideolojisine ve programma  geçelim.

"Faşizm,  ideoloji ve burjuva siyasetinin geleneksel  prog­ramı açısından hiçbir yeni şey getirmemiştir.  Onun  üstünlü­ ğü ve özgünlüğü, tamamen örgütünden, 
disiplininden, hiye­ rarşisinden oluşmaktadır." Bu askeri görünüşün yamnda faşistlerin önünde 
aşılmak zorunda olan bir sorunlar dağı vardır. İktisadi kriz, değişik çıkarlara sahip burjuva 
katmanla­ rın çatışmaları, kapitalist sistemin iktisadi anarşisi.
"Faşizm, tüm birleşik burjuva unsurların karşı-devrimci mücadelesini dsimlendirmektedir, bu yüzden 
onun için de­ mokratik kuramların dağıtılması mutlak zorunluluk değil­ dir."

"Faşizmde yeni olan, onun burjuva hükümet partisini, örgütlemesidir." Herkesin, burjuvazinin artık yönetemez duruma geldiğini zannettiği durumda faşistler, burjuvazinin örgütlü gücünü oluşturmuşlardır.

Son olaylar.

Söylediğim gibi faşistler devletten büyük yardım gör­ mektedirler. Hükümet faşist darbe için temeli hazırlamakta­ dır. Fransız hükümeti bile gizli ödenekten Mussolini’ye yar­ dım etmiş ve ona kolaylıklar  sağlamıştır.

Faşistler şu an 300.000 üyeye sahiptir. Onlar "demokra­ si"de  bile  zafere ulaşabileceklerini söylüyorlar.

24 Ekim’de Nepal’de faşistlerin kongresi vardı. Kongre, daha önemli görevler dolayısıyla yarıda dağıldı. 26 Ekim’de faşist bir seferberlik başladı.

Başbakan Facta istifa etmeyeceğim bildirmesine rağ­  men krala istifasını sundu, Salândra, yeni hükümeti kurmak­ la görevlendirildi, fakat gelişmelerden dolayı bunu reddetti. Facta, sıkıyönetim ilan etmek istedi, fakat kral bunu onayla­ madı. Sıkıyönetimin kalkmasından  soma  Mussolini, Roma’ya yürüdü ve danışıklı döğüş Mussolini’nin yeni hükü­ meti kurmakla görevlendirilmesiyle bitti. Mussolini, yeni hükümeti kurdu.

"Bizim görüşümüze göre faşizm, iktidarı korumak için tüm yönetici  sınıfların  hizmetinde  olan  bir  araçtır." İktisadi kriz ortaya çıktığında devlet alışılmış metodlarla iktidarı koruyamamakta, bu yüzden yekpare bir karşı-devrimci örgü­ te ihtiyaç duymaktadır. Bu örgüt faşizmdir.

Komünist Partisi, faşizmin zaferini, devrimci hareketin bir yenilgisi olarak gördü. Fakat o bugün, faşistlere karşı bir saldırı yürütebilecek durumda değildir. Proletarya, sadece Roma’da savaştı. 

Devrimci işçi birlikleri, faşistlerle  savaştı­ lar, bir sürü işçi yaralandı. İkinci gün "kral tugayı” olaya müdahale etti ve işçi mahallelerini işgal etti, işçileri kurşuna dizdi, ayaklanma kanla bastırıldı.

İKP, belki hatalar yaptı, bunun için  eleştirilebilir,  ama şu an devrimci bir partinin oluşturulması çalışması İçindeyiz. İtalyan Komünistleri tanınmayı talep etme hakkına sahiptir­ ler. 
A.ğ.e., s. 330-350.'


13. OTURUM, SERMAYENİN SALDIRISI ÜZERİNE TARTIŞMALAR
Konuşmacı: HÖRNLE         -

Hörnle, birkaç söz de faşizm sorunu ile ilgili diye başla­ yıp, Komintern’in faşizm sorununu çok ciddi ele  alıp,  anali­ ze etmesi gerektiğine değinip, değişik ülkelerdeki faşist görüntülerin sadece birbirlerine paralel değil, aynı zamanda birbirleriyle bağıntılı olduklarına değmiyor.

Devamla Hörnle, Almanya’da iki tip faşist hareket oldu­ ğunu belirtiyor. Birincisi Bavyera’daki aşırı monarşist kar- şı-devrimcilerin, geniş orta katmanlarla bağlantılı hareketi. İkincisi KuZe/deki işçi grupları, tarım işçileri arasmda örgüt­ lenen faşist hareket. İki hareketin de deklase olmuş aydınlar tarafmdan yönlendirildiğine  dikkat çekiyor.

Devamla Hörnle, daha şimdiden işçilere karşı silahlı sal­ dırılara başlayan bu örgütlere karşı, proleter savunma örgüt­ leri kurulmasını öneriyor.
A.g.e., s. 385.

30. OTURUM, İTALYAN SORUNU
Konuşmacı: ZİNOVYEV

Zinovyev, konuşmasının sonunda İtalyan komünistleri­ nin görevlerini sayarken; birinci görev olarak, birleşik güçler­ le (Komintern, Sosyalist Parti içindeki, Komintern’in 21 koşulunu kabul eden kesim ile, önceden SP’den ayrılmış komünistlerin birleşmesini karara bağlıyor) reformizmin par­ çalanmasını, ikinci görev olarak siyasal ve iktisadi alanda faşizme karşı birleşik cephesinin yaratılmasını, üçüncü görev olarak mücadele parolası olarak "işçi hükümeti"nin öne çıka­ rılmasını, dördüncü görev olarak faşist  sendikalara  girilip, işçi sınıfının çoğunluğunun komünizme kazanılmasını, beşin­ ci  görev  olarak KP’nin faşizme  karşı  mücadelede  öncü rolü..oynaması gerektiğini, altıncı görev olarak birleşik KP’nin yaratJİmasmı sayıyor.
                                             A.g.e., s. 919.

KONGRE BELGELERİ BEŞİNCİ EK: İTALYAN SORUNUNA İLİŞKİN  KARAR

Kararda savaştan soma İtalya’daki durumun objektif olarak devrimci olduğu belirtilip, devrimci önderliğin eksik olması yüzünden bu durumdan devrimci bir-şekilde yararlanı­ lamadığı, bu durumun
daha sonraki faşistlerin zaferinin hazırlayıcısı olduğu belirtiliyor.

Devamla   1921    Livorno    Kongresi’iıde   merkezcilerin 16.000 reformisti dışlamamak için 58.000 komünistten kop­ tuğu, bu kongreden sonra Komünistlerin ayrı örgütlendikle­  ri, ancak Ekim 1922’deki Roma Kongresi’nde reformistlerin SP’den atıldığı ve SP’nin Komintern’e katılma isteğini belirt­ tiği aktarılıp Komünist Parti ile SP’nin İtalyan Birleşik Komünist Partisi olarak örgütlenmesi karara bağlanıyor.    
 A.g.e., s.  998

KONGRE BELGELERİ, YEDİNCİ EK: KOMİNTERN’İN TAKTİĞİ ÜZERİNE
Madde 5: Uluslararası faşizm

Bu bölümde, sermayenin iktisadi alandaki saldırısıyla çok sıkı bir bağıntı içinde siyasal alanda da işçilere karşı ulus­ lararası faşizm ile saldırdığı belirtiliyor.

"Klasik" faşizm olan İtalyan faşizminin karakteristik özelliğinin sadece saldırgan karşı-devrimci, dişlerine kadar silahlı bir mücadele örgütü olmasıyla kalmadığı, bilakis sos­ yal demagojilerle geniş yığınlar arasmda taban yaratmaya çalıştığı ve kitlelerin huzursuzluğunu böylece kendi yararına kullandığı belirtiliyor. Faşizm tehlikesinin şu an Çekoslovak­ ya, Macaristan, Balkan ülkeleri, Polonya, Almanya, Avustur­ ya, Amerika ve hatta Norveç gibi, ülkelerde bile belirdiği belirtiliyor. Faşist hareketlerin değişik biçimlerde Fransa ve İngiltere’de de mümkün olduğu belirtiliyor.

KP’lerin en önemli görevlerinden birinin uluslararası faşizme karşı mücadeleyi örgütlemek ve bu çalışmada illegal çahşma yöntemlerinin öğrenilmesinin mutlak zorunluluk olduğu vurgulanıyor. Faşist örgütlerin, burjuvazinin elindeki son kart  olduğu vurgulanıyor.
A.g.e., s.  1011.

Blogger tarafından desteklenmektedir.